18 Ekim 2011 Salı

4.Ligde 60.000 Seyirci

Brezilya Ligi'nde Serie D yani 4.ligde mücadele eden Santa Cruz FC'nin Trece PB'yle karşılaştığı ve 1-1 berabere kalıp tekrar Serie C'ye yükseldiği maçta kırılması imkansıza yakın bir rekor kırıldı.Takımlarını desteklemeye gelen Santa Cruz taraftarları stadı hınca hınç doldururken 60binden fazla kişinin stada geldiği açıklandı.

İnanılmaz bir rakam...Stadın resimlerini filan görüyorum da gerçekten harika.Bizim liglerimizde Süper lig dışında maça giden taraftar sayısını toplasak yine 60.000 ediceğini sanmıyorum.Harika bir atmosfer oluşmuş.Şahsım adına özendiğim bir durum.Malesef Türkiye'de statta maç izleme sayısı alt liglerde çok düşük.Kafaya oynayan veya sabit bir taraftar grubu olan takımlar dışında diğer maçlar boş tribünlere oynanıyor.Tabi ki 60.000 rakamı bir daha nadir olur ama yine de bizim ülkemizde de biletli taraftar sayısı da çok az.Alt liglerdeki takımlar için çoğu iç saha maçı zarar bile oluyor.Bu yüzden mutlaka arttırılacak hamleler yapmaları lazım.

Böyle bir ortamı Kocaelispor'un Altay'ı yenip Süper Lige çıktığı bir maçta İzmir'de görmüştüm.Stadı doldurmuştuk neredeyse Kocaelisporlular olarak.Muhteşem bir atmosfer vardı orada da.Ancak Santa Cruz taraftarlarının yarattığı atmosfer bambaşka.Helal olsun demekten başka bir şey diyemeyiz.

İşte o maçtan görüntüler.



Hakan Arıkan Yine Yaptı

Hakan Arıkan Türkiye'nin en iyi kalecilerinden biri olabilecek fiziğe ve belki de kapasiteye sahip.Ama malesef temel kalecilik bilgilerinden haberi neredeyse hiç yok.Zamanlaması,duracağı yeri bilmemesi ve yan top zaafı gibi ciddi eksiklikleri var.Bu yüzden de bir türlü beklenilen seviyeye gelemedi.Bu sene de Mersin İY'nin başarısı için ter döküyor Hakan.Dün oynanan Fenerbahçe maçında da yine hatalı bir gol yedi.

Öncelikle Özer'in hakkını verelim muhteşem bir gol attı.Müthiş bir vuruşla Hakan'ı avladı.O mesafeden o kadar düzgün bir şut çıkarması gerçekten çok iyi.Ancak asıl konumuza gelirsek Hakan Arıkan golde gereksiz yere çok önde duruyor.Büyük bir hata ve Özer de affetmedi.Bunun gibi bir golü daha önce de yemişti Hakan Jaja'dan.2 golde de çok gereksiz bir şekilde önde duruyor.Üzücü gerçekten dediğim gibi çok iyi bir potansiyel var ama temel bilgilerdeki sorun işte böyle sıkıntılara yol açıyor.

Özer'in attığı müthiş gol:



Bu da Jaja'nın attığı gol:

15 Ekim 2011 Cumartesi

NBA'den Avrupa'ya Damlayanlar



1 Temmuz’da NBA’de resmi olarak ilan edilen lokavt sonrasında, NBA oyuncularının Amerika dışında çeşitli ülkelerde forma giyebilecekleri haberleri çok fazla gündeme gelmiş ve sonrasında bazı oyuncuların değişik ülkelerdeki takımlarla yaptıkları anlaşmalara tanık olmuştuk. Çin Ligi başta olmak üzere, Avrupa dışındaki liglerde oynamak üzere Amerika’dan ayrılan oyuncular olsada bu yazı da Avrupa’ya gelen NBA oyuncularından söz edeceğiz. NBA’de normal sezonun ilk iki haftası iptal edilse bile,lokavtın 1 sezon sürmeyeceği çoğu çevrelerin hem fikir oldukları bir nokta.Bu nedenle, çoğu takım NBA’den Avrupa’ya lokavt döneminde gelen oyunculardan bir iskelet kurmak yerine, kurulan iskelete bu oyuncularla destek vermeyi seçti. Tabii, NBA’den tam anlamıyla kopup Avrupa’ya gelen oyuncular için çok farklı bir durum söz konusu.

(*=Lokavt sonucunda NBA’e geri dönecekler)

İspanya Ligi

1-Rudy Fernandez*-Real Madrid
2-Kevin Seraphin-*Caja Laboral
3-Reggie Williams*-Caja Laboral
4-Kyle Singer*-Lucentum Alicante
5-Joey Dorsey-Caja Laboral
6-Pooh Jeter-Joventut Badalona

Listede en çok dikkat çeken isim şüphesiz liste başı Rudy Fernandez. Futbolda olduğu gibi basketbolda da ezeli rakibi Barcelona’nın gerisinde kalan Real Madrid’in kısa süreli bir çözüm bulduğunu söyleyebiliriz. Prigioni’nin ayrılmasıyla o bölgede kan kaybı yaşayan Madrid’in oynadığı bu kumarın ne denli başarılı olacağını zaman gösterecek.

Caja Laboral’in kadrosuna kattığı Joey Dorsey, Reggie Williams ve Kevin Seraphin’den, Williams ve Seraphin ikilisi tıpki Fernandez gibi lokavt sonuçlanınca NBA’e geri dönecek isimler. Bu üç isimde geçtiğimiz sezon lottery için oynayan takımlarda forma giymişlerdi. Guard rotasyonunda geniş bir kadro bulundurmasına rağmen, uzun rotasyonu çok da geniş olmayan Laboral’in Seraphin’ini ayrıldıktan sonra arayabilir.

Çaylak oyuncu Kyle Singer ise lokavt süresince Lucentum Alicante ile anlaştı. 33.sıradan Pistons tarafından draft edilen genç oyuncu NBA’de oynamadan İspanya Ligi’nin havasını tatmış oldu. Pooh Jeter ise Badalona ile anlaştı. Jeter geçtiğimiz sezonu Sacramento Kings ile geçirmişti.



Türkiye Ligi
1-Deron Williams*-Beşiktaş Milangaz
2-Semih Erden*-Beşiktaş Milangaz
3-Ersan İlyasova*-Efes Pilsen
4-Sasha Vujacic-Efes Pilsen
5-Thabo Sefolosha*-Fenerbahçe Ülker
6-Darius Songalia-Galatasaray
7-Zaza Pachulia*-Galatasaray
8-Mehmet Okur*-Türk Telekom

Ülkemizde NBA lokavtından nasibini almış durumda.Önemli isimler takımlarımızla anlaştı. Ancak en çok göze batan isim şüphesiz Beşiktaş’ın transferi Deron Williams. Dünya basketbolunun sayılı guardları arasında olan Williams, lokavt bitiminde takımı New Jersey Nets’e geri dönecek. Beşiktaş’ın bir diğer transferi Semih Erden’de Williams gibi lokavt sonucunda NBA’in yolun tutacak. Bu noktada büyük bir tartışma konusu olan ve benimde defalarca sorduğum soru “Bu adamlar gidince ne olacak?” sorusunun cevabı Beşiktaş taraftarı için hiç de iyi değil.Takımın en önemli iki oyuncusunun sezon ortasında ayrılma olasılığı kulağa çok kötü geliyor.

Efes Pilsen cephesinde ise Rakocevic’in boşluğu New Jersey Nets guardı Sasha Vujacic’le dolduruldu. Vujacic’in inanılmaz bir şut tehdidi olduğunu da belirtelim. Ancak Vujacic’in daha önce Efes’deki gibi bir role bürünmediğini hatırlatalım. Takım sisteminin baş rolünü oynamakta bir takım sıkıntılar yaşayabilir. Öte yandan, Ersan İlyasova’da lokavt bitince geri dönmek üzere Efes Pilsen’in kadrosuna dahil oldu. Ersan, Efes’in geniş kadrosunun önemli bir parçası olabilir.

Marko Tomas’ın uzun süreli sakatlığı yüzünden 2-3 numara rotasyonunda sıkıntı yaşayan Fenerbahçe Ülker, o bölgeye lokavt süresince ülkemizde bulunacak Thabo Sefolosha’yla doldurdu. Sefolosha’nın NBA’de kalburüstü bir savunmacı olduğunu ancak hücum yönünün o kadar olumlu olmadığını belirtelim.

Euroleague elemelerini geçerek gruplara kalan Galatasaray’da ise, Litvanyalı Songaila ve Zaza Pachulia kadroya katılan isimler. Kadrosunu çok önceden kuran Galatasaray’a çok sonradan dahil olmuştu Zaza. Uzun rotasyonuna bir derinlik kazandırmak amacıyla yapıldığını düşünüyorum. Songaila ise 1 yıl Galatasaray’la birlikte olacak. Özellikle Euroleague için bu tarz isimli oyuncular çok önemli. Tecrübesi ve oyun bilgisinin takım için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Mehmet Okur’un yaşadığı ciddi sakatlıklardan sonra böyle bir anlaşma yapması beni çok şaşırttı. Eski formunu yakalaması için bundan daha iyi bir olay olamazdı diye düşünürken, Telekom’la anlaştı. Bu anlaşma kendisini hazır hissettiğini gösteriyor. Umarım, o ciddi sakatlıktan sonra eski formuna kavuşur. Okur lokavt bitince Utah Jazz’e geri dönecek ve 11 MD’lik kontratına devam edecek.

İtalya Ligi

1-David Andersen-Montepaschi Siena
2-Chris Douglas Roberts-Virtus Bologna
3-Danilo Gallinari*-Olimpia Milano
4-Dejuan Summers-Montepaschi Siena
5-Jeff Adrien*-Benetton Treviso
6-Keith Benson*-Dinamo Sassari
7-E’twaun Moore*-Benetton Treviso
8-Brian Scalabrine-Benetton Treviso
9-Garrett Temple-Casale
10-Von Wafer-Cremona
11-Mario West-Tezenis Verona

NBA patentli oyuncuların en çok İtalya Ligi’ne doluştuğunu söyleyebiliriz. Bunlar arasında en çok öne çıkan isim şüphesiz David Andersen. Daha önce Siena, Cska ve Barcelona forması giyen Andersen son iki sezonda NBA’de oynadı. Çok da verimli olmayan bir NBA macerasından sonra Avrupa’ya geri dönen Andersen, Siena pota altının en önemli ismi olacak. Siena’nın bir başka transferi Dejuan Summers ise 2009 yılında Pistons tarafından 35.sıradan draft edildi. Pistons’da iki sezonda çok da şans bulduğunu söyleyemeyiz. NBA kariyerinde 9 dakika ortalamayla 3 sayı ortalama tutturdu. Siena’nın iki ismi de bu sezonu takımla beraber geçirecek.

Yaptığı transferlerle Euroleague’de final-four için adı geçen Olimpia Milano, Danilo Gallinari’yle lokavt süresince anlaştı. Gallinari, NBA macerasından önce forma giydiği takım olan Milano’yla 2 sezon Euroleague macerası yaşamıştı.

NBA’deki lokavt sebebiyle 3 isimle anlaşan Benetton’da E’twaun Moore ve Jeff Adrien lokavt sonuçlanınca NBA’e dönecek. Ancak beyaz mamba lakaplı Brian Scalabrine 1 sezon boyunca takımla olacak. Genç guard E’twaun Moore, NCAA’de 4 sene Perdue forması giydikten sonra 2011 draftında Boston Celtics tarafından 55.sıradan seçildi. Hakları GS Warriors’da olan Jeff Adrien ise geçtiğimiz sezonu NBDL’de ve NBA’de geçirdi. Kısa boyuna rağmen çok iyi ribaundcu ve mücadeleci bir oyuncu olduğunu belirtelim. Benetton’ın bir diğer hamlesi Brian Scalabrine’yi ise saha dışındaki davranışlarıyla anlatmak daha uygun olur. 10 sezonluk NBA macerasında 7 kez play-off görmesi, iddaalı takımların onu kadrosunda barındırmasının büyük sebeplerinin başında karakteri geliyor.

Diğer transferlerde ise göze çarpan isimler Chris Douglas-Roberts ve Von Wafer. Geçtiğimiz sezonu Milwakee Bucks’da geçiren Roberts, benchden gelip önemli katkılar yapıyordu. Özellikle oyunun savunma kısmında oldukça etkili bir oyuncu. Roberts, bu sezon Virtus Bologna forması giyecek. Wafer ise geçtiğimiz sezonu Boston Celtics’de geçirmişti. Kariyerinde Olympiakos macerası da bulunan Wafer, bu sezonu Cremona formasıyla geçirecek.




Fransa Ligi

1-Tony Parker*-Asvel
2-Boris Diaw*-Bordeaux
3-Nicolas Batum*-Nancy
4-Hilton Armstrong-Asvel
5-LaVoy Allen*-Strasbourg
6-Justin Harper*-Strasbourg
7-Ian Mahinmi*-Le Havre
8-Chandler Parsons*-Cholet
9-Mustafa Shakur-Pau Orthez
10-Pape Sy*-Gravelines

Mustafa Shakur dışında listede bulunan her oyuncu lokavt bitiminde NBA’e geri dönecek.. Daha önce Prokom ve Caja Laboral’de forma giyen Amerikalı oyun kurucu Shakur, 1 sezon boyunca Pau Orthez forması giyecek.

Şüphesiz listenin en dikkat çeken isimleri ilk 3 isim. Asvel asbaşkanı ve ortağı Tony Parker ise bu üçlünün içinden sıyrılan isim. Lokavt boyunca Asvel forması giyecek Parker’ın, takıma seviye atlatacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Parker’ın kariyerinde 3 NBA şampiyonluğu ve 1 final mvpliğini bulunuyor. Parker’dan sonra Fransız Milli Takımı’nın en önemli iki ismi olan Batum ve Diaw’da lokavtla birlikte ülkelerine döndüler.

2011 Draftı’nda seçilen Chandler Parsons,LaVoy Allen ve Justin Harper’dan Allen-Harper ikilisi lokavt süresince Strasbourg için ter dökecekler. Allen 50.sıradan Philadelphia 76′ers tarafından, Harper ise 32.sıradan Cleveland Cavaliers tarafından seçildi. Erman Kunter’in takımı Cholet’e giden Chandler Parsons ise 38.sıradan Houston Rockets tarafından draft edilmişti.

2011′de Dallas Mavericks’le şampiyonluk yaşayan Ian Mahinmi ise lokavt boyunca Le Havre forması giyecek. Amerika’da bulunduğu 4 yılda NBDL oyuncusu olmanın ötesine geçemeyen Mahinmi, 2003-06 yılları arasında Le Havre forması giymişti.

Adriyatik Ligi

1-Acie Law*-Partizan
2-Nicola Pekovic*-Partizan
3-Jordan Farmar*-Maccabi Electra
4-Adam Morrison-Kızılyıldız
5-Danny Green*-Union Olimpija

Bu sene Adriyatik Ligi’ne katılan ve ligin ağır favorisi görünümündeki Maccabi Electra lokavt dönemi için Jordan Farmar’la anlaştı. Açıkçası Maccabi’nin çok da ihtiyacı olan bir transfer olduğunu düşünmüyorum. Farmar geçtiğimiz sezonu New Jersey Nets’de geçirmişti. Ayrıca, hem Euroleague’de hem de Adriyatik’de çok çok ilerileri görme olasılığı yüksek bir takımın kısa süreli olacak bir transferi pek de önemsememesi gerekir.

Geçtiğimiz sezon çeşitli sıkıntılar yaşayan Partizan, lokavt dönemi için Nicola Pekovic ve Acie Law ile anlaştı. İçinde bulunduğu takaslar sebebiyle son 2 sezonda 5 ayrı forma giyen Acie Law, geçtiğimiz sezon 5 sayı 2 asist ortalamasıyla oynadı. Daha önce Partizan ve Panathinaikos forması giyen Pekovic ise çaylak sezonunda beklenileni veremedi. Tabii bunda istediği şansı bulamamasının etkisi büyük. Pekovic geçtiğimiz sezon ortalama 14 dakika forma giyme şansı buldu, 5.5 sayı 3 ribaund ortalama tutturdu.

Diğer transferlerden Adam Morrison, müthiş bir NCAA kariyerinden sonra 2006 NBA Draftı’nda 3.sıradan seçilmiş, sonrasında hiçbir zaman beklenileni verememişti. Beklenilenlerin onun verebileceklerinin çok üstünde olduğu zaman geçtikçe anlaşıldı. Bobcats’de ilk sezonda bulduğu şansı Kızılyıldız’da bulabilir. Adam Morrison’ın, 2006′nın haziran ayında göreve getirilen Michael Jordan tarafından seçildiğini notunu da düşelim.




Rusya Ligi

1-Andrei Kirilenko-Cska Moskova
2-Nenad Krstic-Cska Moskova
3-Austin Daye*-Khimki
4-Chris Quinn-Khimki

Geçen sezon Euroleague’de gruplardan çıkamayan Cska, bu sene kadrosuna kattığı isimlerle birlikte Euroleague’in en güçlü adayları arasında yer alıyor. NBA’de çok dağınık bir performans gösterse dahi ne zaman Rusya için oynasa kendine çeki düzen veren Kirilenko’nun eski takımında ne gibi bir performans göstereceği onlar için çok önemli. Kirilenko’nun yanı sıra, Sırp uzun Nenad Krstic’in takıma katılması da pota altında Cska’nın elini çok güçlendiriyor.Bu oyuncuların NBA’e geri dönmeyeceklerini de belirtelim.

Euroleague elemelerinde elenen Khimki ise Detroit Pistons’dan Austin Daye ile lokavt süresince, San Antonio Spurs’den oyun kurucu Chris Quinn’le bir sezonluğuna anlaştı. Austin Daye geçtiğimiz sezon 7.5 sayı 4 ribaund ortalamalarıyla oynarken, Chris Quinn 7 dakika ortalamayla 2 sayı 1 asist istatistikleri tutturdu.

Litvanya Ligi

Ty Lawson*-Zalgiris Kaunas
Sonny Weems-Zalgiris Kaunas

Rytas’ın Euroleague elemelerini geçememesi sebebiyle, Litvanya’nın Euroleague’deki tek takımı olan Zalgiris Kaunas kısa rotasyonunu Lawson ve Weems’le güçlendirdi. Ty Lawson’ın lokavt bitiminde döneceğini, Sonny Weems’in ise bir sezon Litvanya’da kalacağını ekleyelim. Geniş guard rotasyonuna rağmen iki oyuncununda takımda oldukça önemli roller alabileceğini düşünüyorum. Weems geçtiğimiz sezonu Toronto Raptors’la birlikte geçirmiş, 9 sayı 3 ribaund ortalamalarıyla oynamıştı. Denver Nuggets oyuncusu Ty Lawson ise, 12 sayı 4 asist ortalamaları yakalamıştı.


Bu resmin ana fikri ise şöyle, iddaalı ve büyük kulupler mantıklı olarak lokavt sonucu gidecek oyuncularla bir takım kurma yolunu seçmediler. Ayrıeten, lokavtın uzaması kesinleştikçe atılan imzalara şahit olabiliriz. Her ne olursa olsun, umuyoruz en kısa zamanda gecenin köründe uykulu bir vaziyette maç izleme keyfine yeniden erişiriz.

Mert Aydın

Stern Resti Erken Çekti


NBA'de lokavt görüşmeleri saatler sürse de bir adım atılabilmiş değil.Bu yüzden sezonun ilk 2 haftasının iptal edildiğini daha önceki yazımda söylemiştim.Gelecek hafta tarafların federal arabulucular eşliğinde bir kez daha bir araya gelmesi planlandı.Bunun lokavt konusunda yapılacak en önemli görüşmelerden biri olacağını bekliyorum.

Bu konuda hiç beklenmedik bir açıklama Nba başkanı David Stern'den geldi.Stern oyunculara gözdağı vererek bence en önemli kozlarından birini çok erken kullandı.Stern eğer gelecek hafta yapılacak olan toplantıda bir anlaşma sağlanamazsa Aralık ayının sonuna kadar tüm maçların iptal edileceği uyarısında bulundu.Çok ciddi bir açıklama gerçekten.Bir sonraki toplantıyı daha da gergin bir duruma soktu Stern.

Restini erken kullandı bence de yanlış yaptı Stern.Son zamanlarda biraz daha oyuncuları suçluyordum ben ama şu açıklamadan sonra tekrar hedef tahtasına Stern geçti.Aradaki uçurum çok büyük,anlaşma henüz zor gibi açıklamalar gelirken bir sonraki toplantıda anlaşmayı beklemek biraz hayalcilik olur.Bakalım neler olacak?

12 Ekim 2011 Çarşamba

Ayağına Sağlık Mesut

Dün akşam daha önce bahsettiğim gibi Euro 2012'ye katılma yolunda çok kritik bir virajdaydık.Ama ipler bizden çok Almanya'nın elindeydi.Play-off'lara kalmamız için Almanya'nın Belçika'dan puan alması lazımdı.Nitekim 3-1 kazandılar.Başrolde ise çok kızılan hatta vatan haini ilan edilen Mesut Özil vardı.

Mesut harika top oynadı.1 gol 2 asist yaptı.Muhteşem oynadı Mesut ve Almanya'yı galibiyete dolayısıyla bizi de play-off'lara taşıdı.Özellikle attığı gol harikaydı.Topun gelişine muhteşem vurdu sol ayağıyla ve 90'a yolladı topu.Kalecinin uzanması imkansız olan noktaya yolladı topu.2 de asist yaptı çok güzel.İlk asistindeki pası şahaneydi.Daha ne olsun?Önceden Mesut'a verip veriştiren gazetelerin manşetlerinde bugün yine Mesut var.Bu sefer teşekkürler ediliyor övgüler yağdırılıyor.Ne diyelim ki?

Bu da Mesut'un başrolde olduğu Almanya-Belçika maçının özeti:

Euro 2012 Elemelerinde Müthiş Goller

Dün gece Euro  2012 elemelerinde son maçlar oynandı.Tabi ki bu elemelerde çok güzel goller atıldı.Özellikle benim dikkatimi 3 gol çekti.Bunlardan 2 tanesini yazacağım bu yazımda.Diğer gol Mesut'un attığı gol ki onu başka yazımda anlatacağım.

Gollere geçersek İsveç'in Hollanda karşısında 1-0 öne geçip 2-1 geriye düşüp 2 dakikada 2 golle 3-2 öne geçerek en iyi 2.olduğu maçta İsveç adına perdeyi bir dönem Galatasaray'ın da gündemine gelen Kim Kallström açtı.Frikikten topa muhteşem bir falso vererek kalecinin uzanamayacağı yere yolladı.Enfes bir gol gerçekten.Süper vurdu topa ve topun dönüşü harika.

Diğer golse Portekizli süper yıldız Cristiano Ronaldo'dan geldi.Portekiz'in Danimarka'ya 2-1 yenilip 2.olarak play-off'lara kaldığı maçta Portekiz'in tek sayısı Ronaldo'dan geldi.Maçta uzatma anları oynanırken Portekiz çok uzaktan frikik kazandı.Topun başına Ronaldo geçti ve o kendine has vuruşuyla topu ters taraftan Danimarka ağlarına gönderdi.Yani topun gidişi filan harika.Kalecinin yapabileceği hiçbir şey yok.Dönerek gidiyor ve 90'dan giriyor.Ronaldo zaten bunları kovalıyordu hep.Sonunda amacına ulaşmış.


İşte Kallström'ün golü:



Bu da Ronaldo'nun golü:

Sefolosha Fenerbahçe Ülker'de



Nba'de lokavt konusunda ciddi anlaşmazlık sürerken oyuncuların Avrupa'ya hatta ligimize geçişleri devam ediyor.Son olarak son şampiyon Fenerbahçe Ülker Oklohoma City Thunder'dan İsviçreli guard Thabo Sefolosha'yı lokavt süresince kadrosuna kattı.

Sefolosha'nın menajeri anlaşmayı doğrularken bugün kesin olarak açıklanacağını söyledi.Önemli bir transfer.Kinsey'in gidişi ve Tomas'ın da sakatlığıyla Fenerbahçe'nin dış oyuncu savunması ciddi bir darbe yemişti.Sefolosha bu konuda Nba'de iyi kabul edilebilen bir üne sahip.Belirli seviyede dış şutu da var.Özellikle diplerden çok rahat şut atıyor.Bir nevi Bruce Bowen tarzı bir oyun stili var.Çok atletik te bir oyuncu.Fenerbahçe'ye çok önemli katkı yapacaktır bence.Lokavt sonrasında oyuncu aramalarına da gerek yok çünkü zaten Tomas dönecek.Güzel bir hamle diyebiliriz.Dış savunma konusunda yapılabilecek en güzel hamlelerden biriydi.

Tabiki bana kalırsa Türk statüsünde oynama opsiyonu bulunan Tarance Kinsey'in gönderilmesi büyük bir hata.Şimdi onun sonuçlarını yaşıyor Fenerbahçe.

11 Ekim 2011 Salı

Kocaelispor Gerçekleri

Haftalardır Kocaelispor yazılıp çiziliyor.Son tarihi yenilgiyle de Kocaelispor adı sıkça geçiyor yazılarda.Ama işin aslını astarını bilen kişi sayısı çok az.Bir Kocaelili ve Kocaelispor'lu olarak ben de birşeyler karalamaya karar verdim.

Öncelikle geçmişten başlamak istiyorum.Kocaelispor çok yanlış yöneticilerin eline düştü malesef.Bank Asya 1.lig'inde gelen şampiyonluk sonrası kent halkı iyice bütünleşmişti.Şampiyonluk kutlamalarını hatırlıyorum da bütün bir şehir yeşil-siyaha boyanmıştı.Ne kadar insan varsa atkısını bayrağını almış sokağa çıkmıştı.Hele ki gittiğim şampiyonluk maçını unutamıyorum.Sanki İzmir bir günlüğüne Kocaeli olmuştu.Her neyse bu şampiyonluktan sonra kupayı kaldıranlar daha sonra ne yazık ki kulübe en çok zarar veren insanlar oldu.Başkan Serhan Gürkan yanlış yatırımlar yapıp çok falza transfer yaptı.Üstüne bu oyunculara da çok yüksek ücretler verdi.Yarım devre bile oynamayan 3 Sırp oyuncuya olan milyonlarca euro'luk borç bir türlü kapanmıyor ve bugün Kocaelispor'un transfer yasağının olmasının başlıca nedeni bu.Bunun üstüne kulüp adına da hiçbir yatırım yapılmadı gelir kaynağı yaratılmadı.Kurulan kadro her ne kadar tecrübeli ve ismi olan oyunculardan kurulu olsa da hem yaş ortalaması çok yüksekti hem bu oyuncuların çoğu ağır sakatlıklar yaşamıştı hem de uyum sağlayamayacağı aşikardı.Nitekim öyle oldu.İlk devre ligin dibine demir attı Kocaelispor.2.yarı kulüp şampiyon kadroya doğru takviyeler yapıp fazlalıklarla yolları ayırınca takım yeniden doğdu.Kimsenin unutmadığı o maçta deplasmanda Galatasaray'a 5 attı Kocaelispor ama tabiki iş işten geçmişti ve aradaki puan farkı çoktu.Küme düştü Kocaelispor ve işte çöküntü o zaman başladı.

                            

Kadro dağıldı.Çok az isim kaldı ama o gidenlerin bıraktığı maddi yük Kocaelispor'un belini öyle bir büktü ki bir daha doğrulamadık.O gün kupayı kaldıranlar da Kocaelispor yokmuş gibi davranmayı seçtiler.Yönetimi bıraktılar daha sonra da sahip çıkan olmadı.Maddi yük taşınmaz hale gelmişti.Kurulan kadro tutunabilecek güçte değildi ve Bank Asya'dan da düştü Kocaelispor.Geçtiğimiz sene eldeki imkanlar dahilinde iyi bir kadro kuruldu.Kadro arasında iyi bir uyum ve arkadaşlık vardı.Genel olarak altyapıda yetişen oyuncular vardı kadroda.Genç bir kadroydu.Ancak mali sıkıntılar yüzünden ceza aldı Kocaelispor ve lige Sırp futbolcuların ödemesini yapmadığı için -6 puanla başladı.Yine de takım iyi bir performans sergiledi üst üste uzun süre maç kaybetmedi hatta bir ara play-off potasına bile girdi.Ancak sahipsizdi takım.Türlü oyunlar dönüyordu ve koskoca Kocaelispor dolandırılmaya çalışıldı.İş adamı süsüyle kulübe ortak olmaya gelen kişi az kalsın getirdiği sahte paralarla Kocaelispor'u satın alıyordu.Daha sonra başkan ve adamları tarafından dövülerek tesislerden atıldı.Yetmedi başkan Muammer Çelik zimmete para geçirmekten tutuklandı.Yetmedi ezeli rakip Sakarya deplasmanında skor 4-1'ken taraftarın dalga geçmesine kızan Gökhan Bozkaya şaşkın bakışlar arasında topu kendi ağlarına yolladı bilerek.Tabi bütün ülke yine bizi konuştu.Bu arada 2 senedir her türlü çağrıya kupa törenlerinde kutlama otobüsünde en önde kupayı kaldıran belediye başkanı İbrahim Karaosmanoğlu kulak bile asmıyordu.Sonuç olarak ligi play-off potasının altında bitirdik.


Yaz dönemi ise bir hayli hareketli geçti.Kulübe kimse sahip çıkmadı.Taraftarlar başkanlığı devraldı.Daha sonra da belediyenin istediği proje devreye sokuldu.Chp'li efsane başkan Sefa Sirmen'in izlerini kentten tamamen silmek isteyen Akp'li İbrahim Karaosmanoğlu Kocaelispor'u da silmeye kararlıydı.Mali yükün altından kalkaması imkansıza yakındı Kocaelispor'un destek olmadan.Nitekim en sonunda Kocaelispor'u kentin diğer takımı Körfez Bld'yle birleştirip komple kapatmaya karar verdiler.Lige katılma başvurusu yapmadılar,tüm futbolcular hatta altyapı bile Körfez'e geçti,gelirler de Sefa Sirmen Tesisleri de Körfez'e yani yeni adıyla Kocaelispor FK'ya geçti.Tabi son olarak Kocaelispor'a gelen paralar da Körfez'in kasasına girdi.Artık bir devir resmen sona ermişti.Benim gibi birçok Kocaelisporlunun içine sinmemişti bu iş.Bir çıkar yolu aranıyor ama bulunamıyor gibiydi.Ancak eski futbolculardan oluşan yönetim eski yöneticilerden oluşan kentin sevilen iş adamlarının da desteğiyle Kocaelispor'a sahip çıktı.Türkiye'yi sarsan şike skandalı ve liglerin ertelenmesiyle lige katılım yapabildi Kocaelispor.Ancak elde hiçbir futbolcu yoktu.Altyapıdaki futbolcular bile A2 takım kurulucak bahanesiyle Körfez'e geçmişti.Eee ne de olsa kentin "büyükleri" o tarafı destekliyordu.

                           

Apar topar en büyüğü 18 yaşında olan futbolcular profesyonel yapıldı.Ancak ne tesislerini geri alabildi Kocaelispor ne de parasını.Yıllarca herkesin desteğini aldığı kentte silinmek isteniyordu Kocaelispor.Yılmadılar çalıştılar.16-17 yaşındaki gençlerden kurulu kadrosuyla lige girecekti Kocaelispor.Ancak bu anda bir umut ışığı doğdu.Körfez Fk'da şans bulamayacağını düşünen ve istemeye istemeye oraya giden birçok oyuncu Kocaelispor kapanmayınca geri dönmek istiyordu.Ancak Körfez Fk'dan izin çıkmadı onlara.A2 takımında oynatılcaklardı.Zar zor 7 futbolcu için izin alındı.Bu da çok önemliydi.Belki de ligde kalıcaktı Kocaelispor.Olmadı..Geç kalınmıştı ve federasyon lisans başvurusunu reddetti.Böylece dünya tarihinin en genç kadrosuyla lige girdi belki de Kocaelispor.

Ancak yine de öz taraftarlar bu işten memnundu.Kocaelispor'un kapanmamasına sevinmişlerdi.Zaten küme düşmesi kesin olan bir 2.lig takımının 700den fazla kombine satması başka türlü açıklanamazdı.Ancak bu sırada hep Kocaelispor'un arkasında olduğunu iddia eden "Hodri Meydan" grubu devreye girdi.Çorum'a kadar gidip futbolculara teknik heyete yönetime küfürler yağdırdılar.Yetmedi antrenmanı basıp tehditlere devam ettiler.İç sahada şampiyonluk adaylarından İskenderun'a karşı aslanlar gibi mücadele verdi gençler.Ama yine devreye Hodri Meydan girdi.Protestolardan genç futbolcularımız çok etkilendi ve İskenderun maçı kazandı.Daha sonra yine şampiyonluk adaylarından Altay'a konuk olduk.25 dakikada 5 gol yedik.Altay taraftarı devreye girdi takımlarını durdurdu bizim futbolcularımıza destek verdi.Daha sonra sadece 1 gol yedik.İç sahada rakip Yeni Malatyaspor'du.Ben de stattaki yerimi aldım bu maçta babamla.Maraton tribününde 50kişi vardı yoktu.Kale arkasında ise hatırı sayılır bir yoğunluk vardı.Sahaya çıkan gençlere baktım da bir tanesi bile hazır değildi fiziksel olarak.Çok inceydiler.Taraftar olarak onları tribünlere çağırdık alkışladık.Ancak tabi ki maç başlayınca fark belli oldu.Malatyasporlu futbolcular her pozisyonda fiziksel olarak avantajlıydı.Bizim gençler ise yerleşim hataları yaptılar heyecanlı davrandılar Malatya da golleri attı.2.yarıya da hızlı girip 5 gol daha attılar 20 dakikada.

Ancak bu dakikadan sonra taraftar devreye girdi.Gençleri yine alkışladılar."Her zaman her yerde en büyük Kocaeli" sesleriyle inlettik stadı.Malatya da bu destek karşısında şaşırdı.Pas yapmaya başladı.Gençler presin dozunu arttırdı,kaybedecek birşey yoktu sonuçta kimse onlardan galibiyet beklemiyordu.Taraftar da desteğini arttırdı.Pozisyonlara girdik ama atamadık.Çıkan her oyuncuyu ayakta alkışladı taraftar.Pres yapanlara müthiş alkış geldi.Tezahuratlar yapıldı.Maç bittiğnde gençleri tribünlere çağırdı herkes.Alkışladık ayakta.Yine "Her zaman her yerde en büyük Kocaeli" dedik.Ama belki de en anlamlısı Kocaeli'yi satanlara müthiş bir tepki vardı.Tribüne gelen herkes her şeyin farkındaydı.Kocaelispor siyasi oyunların,beceriksiz yöneticilerin kurbanı oluyordu ve buna izin vermek istemiyordu kimse.Gerekirse 0'dan başlanırdı bu gençlerle.Çünkü gerçekten çok yetenekliler.Fiziksel açıdan geliştikleri anda müthiş bir kadroya sahip olur Kocaelispor.Kendi özüne dönmeden dibe vurmadan çıkamayız bu bataktan.Nitekim öyle de oldu.Ama yine iş başında herkes.Çoğu kişi rezil oluyoruz diyor kapatılsın diyor.Borçlardan,sahipsizlikten,dolandırıcılık kurbanı olmaktan ve kendi kalemize bilerek gol atmaktan zaten rezil olduk.Bu zor günlerin ardında aydınlığı görebiliyorum gerçekten.

                            

Çok büyük bir mali yükün altında Kocaelispor.Şu an için geliri yok.Faturalar ödenmiyor yöneticiler kendi cebinden veriyorlar.Yanlız gelirlerin haczi konusunda ciddi bir karşı davaya hazırlanıyor Kocaelispor ve birçok avukattan da onay almış durumdalar.Tıpkı lisans konusunda açılmaya hazırlanan karşı dava gibi.Ancak asıl mali yük Sırplara olan o bitmek bilmeyen borçlarda.Gerçekten o paralar nasıl verildi vaat edildi anlamak mümkün değil.Transfer yasağının kalkması için mutlaka onların ödenmesi lazım.Ama asıl olarak kulübe gelir kaynağı yaratılması lazım.Şu mali yükler varken hala belediye başkanından yardım gelmiyor.Vali de iç karışıklıktan çok rahatsız.Geçen sene kaptan Serdar'ın ve birkaç tecrübeli oyuncunun genç ve yetenekli oyuncuları başka takımlara gitmeleri için ikna ettiği bilgisini almış ve soğumuş.Ancak yine de valimizin yardım edeceğini düşünüyorum.Eski yöneticilerin de desteği var ciddi olarak.Şu an için gideri yok denecek kadar az sonuçta Kocaelisporu'un.Ama dediğim gibi mutlaka gelir kaynağı yaratması lazım.

Kent halkı da bölünmüş durumda.Kocaelispor'a küskün olan çok sayıda kişi var.Ancak şunu kesin olarak söyleyebilirimki Körfez Fk benimsenmedi.Zaten maçlarını 500-1000 kişiye oynamasının başka bir açıklaması olamaz şampiyonluk hedefleyen bir takımın.Ayrıca çoğu kişi de Kocaelispor'un "Ah" ını aldığı için başarılı olmasını istemiyor.Ne yalan söyleyeyim ben de hiç benimsemedim Körfez Fk'yı.Şu olaylar olmadan önce başarılı olmasını istiyordum ama bu yapılanlar iyice soğuttu.Özellikle A2 takımı kurucaz diyerek oyuncuların geri yollanmasını geciktirip birçoğuna izin bile vermemesi benim için bardağı taşıran son damla oldu.A2 Ligi'ne de giremediler ve onca futbolcu ortada kaldı.

Sonuç olarak Türkiye'ye bakan sanayinin başkenti olan yüzlerce büyük fabrikanın bulunduğu Kocaeli kendi takımına bakamadı.Hem de 2 kupa kaldırmış büyüklere kök söktürmüş Arsenal'e en iyi zamanında 4 atmış takımına.Ama bu zor günlerden Kocaelispor temizlenmiş ve borçlarından arınmış bir şekilde tekrar çıkacağına inanıyorum dediğim gibi.Yeter ki öz taraftarları desteğini kesmesin ve yönetim dirençli olsun.Çünkü bu takım gol yemeye devam edecektir ama oynadıkça gelişecek dövüldükçe dövmeyi öğrenecektir.Son olarak şu yönetimin ve gencecik futbolcularımızın başı dik olsun.Bu takımı bu hale düşürenler utansın.

İlk 2 hafta İptal



Dün gece lokavt adına bir önemli toplantı daha yapıldı.Oyuncular birliğiyle Nba yetkilileri arasındaki 7 saatlik toplantıdan hiç olumlu bir gelişme yaşanmadı ve NBA'de sezonun ilk 2 haftası resmen iptal edildi.

2 tarafta toplantıdan sonra benzer açıklamalar yaptı.David Stern "Aradaki fark o kadar büyük ki geçici olarak bir köprü kurmamız bile imkansız.Böyle olsun istemedik hazırlık maçlarını bile kurtarmak istedik olmadı."dedi.Oyuncular birliği başkanı Fisher'da "Oyuncular olarak bu duruma gelmeyi istemezdik ama ne yazık ki 2 tarafında istekleri arasında uçurum var.Şu an için bir çözüm üretilebilecek noktada değiliz." dedi.

Ortada büyük bir anlaşmazlık var.Çok ciddi bir gelir kaybı bekliyor Nba'i.Ayrıca geçen sezon en yüksek reytinglere ulaşmıştı ve bu yüzden oyuncular birliği avukatı Billy Hunter'ın dediği gibi aylık yaklaşık 350 milyon dolar gibi bir kayıp bekleniyor.Her 2 taraf için de çok zor bir durum.Ancak yine de uzlaşamıyorlar saatlerce süren toplantılara rağmen bir adım bile atılamadı.İnsan o kadar saat o toplantılarda ne yapıyorlar diye merak ediyor.

2 tarafta prestij kaybına uğradı.İlk başta herkes David Stern'e cephe almaya başlarken başarılı bir manevrayla oyunculara çevirdi tepkinin yönünü.Bugüne kadar hep oyuncular oynamak istiyormuş ta Stern izin vermiyormuş gibiydi.Ancak son olarak oyuncuların %50-50 teklifi reddetmesiyle ibre oyunculara kaydı.

Sonuç olarak 2 hafta iptal edildi bile Nba'de ve olan biz basketbolseverlere oluyor.Bu keyiften mahrum kalıyoruz.Bir an önce anlaşmaları lazım çünkü gelir kaybı 2 taraf için de çok ağır olur.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Asvel'li Parker

Tony Parker'ın Fransız takımı Asvel'le anlaştığını söylemiştik.Parker Asvel'le bugün resmi sözleşme imzaladı.Parker ayda sadece 2.000 dolar alacak Asvel'den.Ayrıca 3 aylık sigorta ücreti olan 250.000 dolar da Tony Parker tarafından karşılanacak.Parker imza töreninin ardından yapılan basın toplantısıyla medyaya ve taraftara tanıtıldı.

İşte Asvel formalı Tony Parker


Yine Başkalarına Kaldık. 1-3

Milli takımımız kader maçlarının yaşanacağı viraja girdi.Grubu 2.bitirmek için evimizde oynayacağımız 2 maçta 4 puan almamız gerekiyordu.İlk maçımız da grup lideri Almanya'ya karşıydı.Malesef olmadı ve Almanya baştan sona üstün oynadığı maçı 3-1 kazanarak bizi ateşe attı.

Açıkçası önce maç öncesinden bahsetmek istiyorum.Mesut Özil konusu tabiki.Mesut'a karşı tepki hazırlığı olduğuna dair çok dedikodu çıktı.Nedenini anlayamıyorum.Adam Almanya'yı seçene kadar neredeyse bu eleştirileri yapan çoğu kişi adını bile bilmiyordu.Tabi bizim federasyonumuz da hiç ilgilenmemişti.Buna rağmen önce davransak belki de bizi seçerdi Mesut.Bizden bir hamle gelmeyince Almanya'yı seçti.Elimizden kaçınca da kıymete bindi vatan haini seçildi.Real Madrid'e transfer olmasına başarılı olmasına üzülenler bile vardı.Ayıptır.Mesut her fırsatta Türk kimliğini belirtiyor zaten.Milli takımı seçmemesi de bence çok doğru.Kıymete binince fark edersek iş işten geçer.Mesut'u da sonuna kadar destekliyorum umarım başarıları artarak devam eder.

Maça gelecek olursak mutlaka puan çıkarmamız gereken bir maçtı.İplerin bizim elimizde olması gerekliydi.Almanya belki de şu anda dünyanın en iyi 2 takımından biri milli takım düzeyinde.İşimiz zordu ama en azından mücadele vermeyi bekliyorduk.Olmadı ve kendi sahamızda mahkum bir futbol oynayarak maçı kaybettik.Maçın kısa bir değerlendirmesini yapacak olursak maça Almanya çok yüksek pas yüzdesiyle başlayıp oyunu bizim yarı alanımıza yıktı.Ancak yine de ilk ciddi pozisyonu biz bulduk.Selçuk'un süper pasında Hamit kaleciyle karşı karşıya kaldı.Vuruşunda Neuer muhteşem bir refleksle topu çıkarttı.Bu pozisyondan sonra da Almanya topun hakimiyetini sürdürdü ancak yine pozisyonu biz bulduk.Arda'nın pasında Selçuk'un vuruşunda top üstten auta gitti.

Daha sonra Hamit'in şutunda Neuer rahat kontrol etti.Hemen oyunu kurdu eliyle.Muller de tek pasla Gomez'i buluşturdu o da Servet'ten çok kolay sıyrılıp çok klas bir vuruşla golü buldu.İnanılmaz organize bir gol yedik.Özellikle Neuer'in oyunu başlatışı derslikti.Servet'in de yediği çalım çok üzücü.Milli takım stoperimizin bu kadar kolay bir hareketle pazara gitmesi şahsen beni üzdü.İlk yarının kalan dakikalarında ise top yine Almanya'nın ayağındaydı ve ilk yarı 1-0 bitti.


2.yarıya Selçuk-Gökhan Töre değişikliğiyle başladık.Gökhan Töre oyuna hareket getirdi tamam ama yani orada Sabri dururken Selçuk'u çıkartmak hiç doğru bir hamle değildi bence.2.yarıda da Almanya oynuyordu oyunu.Gomez'in 2 şutu belki de gelen golün sinyaliydi.Daha sonra hücumda yakalandığımız bir anda Neuer'in ayağının dışıyla kendi ceza sahasından bizim ceza sahamıza kadar Götze'ye attığı muhteşem pasla başlayan atakta Götze'nin pasında Müller çok düzgün vurdu ve topu köşeye bıraktı ceza sahası dışından.Yine 2 pasta çok organize bir gol yedik.Tabi 2 golde de atakları başlatan Almanya kalecisi Neuer'i tebrik etmek lazım.İlk golde topu oyuna çok hızlı ve çok doğru sokarken bu golde de müthiş bir pas attı.

2.golden sonra bizim de direncimiz düştü.Ancak Gökhan Gönül'ün güzel ortasında Hakan Balta'nın golü bir anda yine maça heyecan getirdi.Hakan çok güzel bir vuruş yaptı ve bize tekrar umut getirdi.Ancak ne yazıkki anlık bir umuttan başka bir şey değildi bu çünkü sahada futbol oynayan sadece Alman Milli takımı vardı.Nitekim 86.dakikada Gökhan Gönül'ün yaptırdığı penaltıyla Schweinsteiger durumu 3-1'e getirdi.Maçın son anlarında Almanya çok rahat geldi ceza sahamıza hatta bir ara orda pas bile yaptılar.Ama biraz gevşek davranınca bu noktada başka gol olmadı ve 3-1 kaybettik maçı dolayısıyla avantajımızı.


Maçla ilgili söylenecek çok şey var.Öncelikle bizim için çok üzücü bir maç oldu.Son birkaç yıldır Milli takımımızın olumlu bir futbol oynayarak kazandığı maç sayısı çok çok az.Olumlu bir futbol oynamıyoruz.Bunu ben çok zamandır söylüyorum.Bugün bir kez daha gördük.Tabiki rakibimiz de çok iyi bir takım hakkını verelim ama bu kadar teslim olmuş gözükmek heleki bu kadar önemli bir maçta çok kötü sinyal.

Hiddink ve de özellikle Oğuz Çetin'in bu takıma herhangi bir şey kattığını düşünmüyorum.Kadro seçimleri,değişiklikler,ilk 11'ler hatalarla dolu.Yani bunlar çok bariz olaylar.Sabri'nin kanatta veya orta sahada hatta milli takımda oynayamayacağını düşünüyorum.Selçuk gibi bir oyuncuyu çıkartmakta yukarıda dediğim gibi yanlış bir karar.Bir başka konu da Hamit ve Gökhan Gönül gibi sakatlıktan yeni çıkmış oyuncuların neden ilk 11 olduğunu da anlamadım.İkisi de hazır olmadıklarını gösterdiler zaten maçta.Hamit orta sahada çok aksadı.Gökhan Gönül de Schürrle'den fotokopi gibi çalım yedi,kademe hatasında bulundu en son da penaltıyı yaptırdı.Tabiki bu 2 oyuncu da çok önemli ve ikisi de sağlıklı oldukları zaman banko oynamalı ama şu kondisyonla kadroda olmaları en azından şu maça başlamaları bence hata.Arda'nın da çıkarken Hiddink'e tepki göstermesi belki de kopma noktasına getirdi olayları.Hiddink'in bu takıma çok daha fazla şey katmasını beklerdim.

Yazımı bitirmeden günün tek iyi olayı bence 2.yarıda giren genç oyuncu Gökhan Töre'nin umut verici performansıydı.Çok iyi oynadı Gökhan.Topla buluştuğu her an etkili olmaya çalıştı.Destek gelmediği için çok etkili olmadı ama çok umut verici oynadı.Umarım kariyerinin şu dönemlerinde Türkiye'ye gelmez de gelişimini sürdürür.Çünkü çok yetenekli bir oyuncu.

Çok mahkum oynadık iyi bir oyun çıkarmadık.Sıkıntı büyük Milli Takımda.Yine klasik olarak işleri başkasına bıraktık.Azerbaycan'ı yenmek yetmeyecek artık.Almanya'nın da Belçika'yı yenmesi lazım.Ama bir şekilde çıksak bile buradan artık ben iyi oynayan ve adaletli kadro seçimlerinin olduğu bir Milli takım görmek istiyorum.Umarım olur çünkü bu potansiyele sahibiz kadromuz da var.

7 Ekim 2011 Cuma

Asi Morrison

Adam Morrison Nba'e geldikten sonra beklentilerin çok çok altında kaldı.İlginç saç stili ve bıyığıyla daha çok dikkat çekmişti.Morrison son olarak Lakers kadrosunda yer alarak 2 yüzük kazandı.Genelde benchte takım elbisesiyle takım arkadaşlarını desteklemişti ama olsun.

Morrison son olarak Kızılyıldız kadrosuna dahil oldu.Takımına iyi uyum sağladı Morrison.Sezon açılışı maçında karşılaştıkları Bayern Münih maçında ise sinirler gerildi.Hücuma çıkarken Radosavljevic ile takışan Morrison dirsek yiyince iyice sinirlendi ve 2 oyuncu birbirine girdi.İtiş kakıştan sonra hemen hakemler ve oyuncular araya girip kavgayı büyümeden önledi.

Morrison çok hırslıydı durdurmak zaman aldı.Atıldıktan sonra sahadan çıkarken de zaten coşkulu olan Kızılyıldız taraftarının da desteğiyle daha da gaza gelip taraftarları da coşturdu.Bakalım yeni bir başlangıç yapabilicek mi kariyerine.Ne olursa olsun hırslı olması güzel.

İşte o görüntüler.

Zaza Galatasaray'da

Euroleague'e kalarak çok önemli ve güzel bir iş başaran Galatasaray'da kadroyu güçlendirme çalışmalarına da başlandı.Bu kapsamda çok önemli bir transfer olarak Zaza Pachulia'nın lokavt bitene kadar Galatasaray forması giyeceği açıklandı.

Çok önemli bir transfer Zaza.Eleme maçlarında Galatasaray'ın en zayıf karnı olarak pota altındaki sertliği görmüştüm.Nitekim yorumlarda bu yöndeydi.Andric-Furkan ikilisi yetenekli ama yeterince sert  değillerdi.Savunmada ortayı kapatacak bir oyuncu eksikliğini zaman zaman yaşadı Galatasaray.Bu açıdan buraya Zaza takviyesi olabilecek en iyi takviyelerden biriydi.

Zaza çok sert bir oyuncu gerçekten.Nba'de de bunu kanıtladı ve ligin en sert oyuncularından biri haline geldi.Çok iyi bir savunmacı hücumda da tabiri caizse ekmeğini taştan çıkartan yani çok iyi hücum ribauntu kovalayan bir oyuncu.Ortayı kapatma konusunda Galatasaray'ın bütün istediğini fazlasıyla verecektir Zaza.Üstüne üstlük Zaza'nın Türk pasaportu olması da işin cabası.
Çok önemli bir transfer yaptı Galatasaray.Son zamanlarda basketbol şubesi olarak ta çok doğru işler yapıyorlar.Hayırlı olsun bu transferde.

6 Ekim 2011 Perşembe

Naptın Blake?

Nba'in yeni uçan adamı Blake Griffin bu sezon hepimizi şaşırtan smaçlar yapmıştı.Ancak bu sefer daha ilginç bir işe imza attı ve Espn'in "Body" dergisi için soyundu.Baya soyundu hemde.İşte Blake'in o pozu.Fotoğraf için tek söyleyeceğim şey ise:"Yapma Blake yapma bunu bize." :(

Inigo'dan Harika Gol

Bu aralar yoğunluktan dolayı pek yazamıyorum.Şu golü de bir türlü giremedim.Fırsat bugüneymiş.

Hafta sonu Real Sociedad kendi evinde Athletic Bilbao'yu ağırladı.Bilbao 1-0 öndeyken Sociedad'lı Inigo futbol sahalarında ender görülen harika bir gole imza attı.

Maçın 60.dakikasında kendi yarı sahasının gerisinden kalecinin önde olduğunu gördü ve muhteşem bir vuruşla kaleciyi avladı.Harika bir vuruş gerçekten.Kaleci hatası da var tabiki de.Yani o anda durması gereken yer orası değil ama Inigo topun yönünü ve hızını süper ayarlıyor ve kaleciyi avlıyor.

İşte buyrun o gol.

5 Ekim 2011 Çarşamba

Tony Parker Asvel'de



Nba'de lokavt görüşmeleri süredursun Avrupalı yıldızlar da birer birer ülkelerine dönmeye başladı.Son olarak San Antonio Spurs'ün yıldız guardı Tony Parker ülkesinin Asvel takımıyla sözleşme imzaladı.

Dünkü kritik lokavt görüşmesinden de bir sonuç çıkmadı.Bununla ilgili zaten akşamüstü bir yazı yazacağım.Konumuza dönersek dün Kirilenko Cska'ya gitmişti bugün de Tony Parker'ın ülkesine döndüğü ve Asvel'le anlaştığı haberini aldık.Lokavt süresince Asvel formasıyla mücadele verecek Parker.Aldığı ücret konusunda henüz net bir açıklama yok.Parker ise ülkesine döndüğü için mutlu olduğunu söylüyor.Başka teklifler aldığını ama bunları reddettiğini söylüyor.

Sigorta sorunu yüzünden anlaşma gecikmişti ancak bunu çözdüler ve Parker Asvel'e geldi.Tabiki Parker gibi bir oyuncuyu kadrosuna katmak Asvel'e sınıf atlatacaktır.Sonuçta Parker'ın da Avrupa basketboluna uyum süreci yaşamadan direk liderlik edip takımına katkı verecektir. 

4 Ekim 2011 Salı

La Liga Oscarları Belli Oldu



La Liga'da Marca gazetesi tarafından düzenlenen geleneksel sezon ödülleri sahiplerini buldu.Barcelona'nın şampiyonluğu ve Ronaldo'nun rekor kırarak gol kralı olduğu sezonun Marca gazetesine göre belirlenen ödüller dün dağıtıldı.

Sezonun en iyi oyuncusuna verilen Alfredo Di Stefano ödülünü 3.kez üst üste Barcelona'nın süperyıldızı Lionel Messi kazandı.Tabiki bu konuda kimsenin şüphesi yoktu.Messi yine süper bir sezonu geride bıraktı.Bunu da şampiyonlukla taçlandırınca ödülü aldı.Gol kralına verilen Pichichi Ödülü ise Real Madrid'li Cristiano Ronaldo'nun oldu.Ronaldo geçen sezon 41 gol atarak La Liga rekorunu kırdı ve gol kralı oldu.Törende Ronaldo rekorunu daha da geliştireceğini söyledi.

En golcü İspanyol futbolcu ödülü olan Zarra ödülünüyse Sevilla'dan geçen sezon 20 gol atan Alvaro Negredo kazandı.Merakla beklenen en iyi teknik direktör ödülünü ise Real Madrid'in teknik direktörü Jose Mourinho kazandı.Son 2 sene de Pep Guardiola'nın kazandığı ödülü La Liga'daki ilk sezonunda Mourinho kazandı.Bence de Mourinho daha çok hak ediyordu.Sonuçta Barcelona'da kurulmuş bir düzen var.Mourinho önemli isimlerinden hiç faydalanamamsına rağmen Real'e etkisini hemen hissettirdi.Son olarak en az gol yiyen kaleci ödülünü de Barcelona'lı Victor Valdes'in oldu.Valdes'in bu ödül için savunmasına kocaman bir teşekkür etmesi gerek.

Kirilenko Cska'da



Nba'de lokavt süresi belirsizliğini korurken birçok oyuncu Avrupa'ya gitmeye devam ediyor.Son olarak bu sabah Rus forvet Andrei Kirilenko 3yıllığına eski takımı Cska Moskova'yla anlaştı.

Son dönemde sakatlık sorunları yaşasa da çok önemli bir oyuncu Kirilenko.All-Star seçilmiş ligin en elit savunmacılarından birisi.Kirilenko yetiştiği klüp olan Cska'yla 3 yıllık anlaşma sağladı.Artık Nba'e dönmesini de beklemiyorum onun.Bu belirsizlik oyuncuları özellikle de Avrupalıları çok huzursuz etmiş sanırım.Geri dönüşler iyice arttı.Kirilenko gibi önemli bir oyuncu da şu ana kadar Nba'den gidip en uzun sözleşmeyi imzalayan oyuncu oldu bu yıl.Kirilenko'nun Avrupa basketboluna alışması gibi bir sorun da yok.Zaten Rus Milli Takımı'nda performansı daha da yükseliyordu.

Cska da muhteşem bir kadro kurdu.Teodosic-Shved-Khryapha-Kirilenko-Kristic-Siskauskas gibi çok önemli oyunculara sahipler.Euroleague için en iddalı takımlardan biri haline geldiler Kirilenko da gelince.Heyecan verici bir takım gerçekten.

2 Ekim 2011 Pazar

Bravo Filenin Sultanları!


Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası'nda son gün milli takımımız İtalya'yı çekişmeli bir maç sonrasında 3-2 mağlup ederek büyük bir başarıya imza attı ve bronz madalyayla turnuvayı bitirdi.Hepsinin yüreğine sağlık.Çok önemli bir başarı bu.Maça biraz değinip bu başarıyı anlatıcağım.

İlk sete iyi başladık ama servislerimizde sıkıntı yaşayınca oyunumuzun karşılığı olan farkı yakalayamadık.Yine de teknik molaları önde geçtik.Setin sonuna doğruda yıldızımız Neslihan'la başarılı olduk ve seti de 25-21 kazandık.2. sette ise İtalya çok net hücumlar etti.Biz de üstüne savunmada hatalar yapınca erken koparttılar seti.Fark açıldıkça biz de seti bıraktık ve 25-15'le durum 1-1 e geldi.

3.sette ise çok çekişmeli bir oyun vardı.Eda ve Neriman'ın smaçlarıyla çok etkili olduk.20-16 öne de geçtik ama ne yazıkki yine basit hatalar yapmaya başladık.Bunu da iyi değerlendirdi İtalya ve seti 27-25 kazanıp 2-1 öne geçti.4.sete ise biz daha iyi başladık.Sultanlar teknik moladan sonra savunma direncini de iyice arttırdı ve bu sayede farkı arttırdık.Setin sonunu da iyi getirince 25-19 kazandık ve durumu 2-2'ye getirdik.

Son sete de çok iyi girip oyunumuzu kabullendirdik İtalya'ya.Üstüne Neslihan da hücumda devreye girince tie break setini 15-10 kazanarak bronz madalyayı kazandık.


Önemli bir başarıydı.Çünkü futbol dışında hiçbir sporu bir türlü gereken önemi veremeyen bir milletiz.Kızlarımız da çok inandılar çok istediler.Malesef altın olmadı ama bronz madalyayı kazandılar sonuna kadar hak ederek.Gönüllerin şampiyonuydular tabiki.Dediğim gibi diğer sporları anca kazanınca hatırlıyoruz.En basitinden kazandıkça sosyal ağlarda "Filenin Sultanları" yazıyordu herkes ama yenilince bugünkü maça bakmamışlardır bile.Sonuçta sadece futbol yok.Basketbolda başarılar kazandık şimdi de voleybolda çok önemli bir başarı kazandık.Son yıllara baktığımızda futbol başarımız yok neredeyse.

Tabiki herkes istediği sporu izler izlemez orası kişiye kalmış.Ama yine de sadece kaybedince ortaya çıkmaları hoş değil.Filenin sultanlarının bu başarısı kesinlikle çok önemli bir başarıdır.Şampiyonluğu da hak etmişlerdi olsun canları sağ olsun hepsine helal olsun.

Ilgauskas Nokyayı Koydu


Nba'in emektar oyuncularından Litvanyalı dev Zydrunas Ilgauskas basketbol kariyerine nokta koyduğunu açıkladı.

2 kez All-Star seçilmiş olan Ilgauskas ligin en uzun ve zor isimlerinden birine sahip gerçekten.Big Z 2.21'lik boyuna rağmen çok yumuşak ellere ve keskin bir orta mesafe şutuna sahipti.Klasik bir Avrupalı uzundu yani.Tüm kariyeri draft edildiği Cleveland'ta geçti son sene hariç.36 yaşındaki basketbolcu çok iyi niyetliydi gerçekten ve 13 yıllık Nba kariyeri boyunca 13 sayı 7.3 ribaunt 1.6 blokla oynadı.1'i Miami'de 1'i  Cleveland'ta olmak üzere 2 kez final oynadı ancak şampiyonluk yüzüğü kazanamadı.98 yılında da en iyi çaylak takımına seçilen Z o maçta Mvp ödülünü de kazanmıştı.İlk All-Star deneyimi ise oldukça tartışma yarattı.Z'nin oraya hak ederek geldiğini düşünyordu herkes sadece Doğu koçu Isiah Thomas hariç.Ilgauskas'a sadece 2 dakika süre vermesi oldukça eleştirilmişti.

Ilgauskas iyi bir kariyer geride bıraktı.Sportmen bir basketbolcuydu ve elinden geleni yapardı hep sahada.Shaq'tan sonra bir emektar pivot daha basketbolu bıraktı.Güle güle Z.

Eren Bey Ne Yapıyorsunuz?

Bayer Leverkusen'in evinde Wolfsburg'u konuk ettiği maçta Türk asıllı İsviçreli futbolcu Eren Derdiyok muhteşem bir gole imza attı.Sağ kanattan gelen topu 2 savunma oyuncusu arasında dokunup kaldıran Eren göğsüyle kontrol ettikten sonra ceza sahası köşesinden önündeki 2 kişiye rağmen müthiş bir rövaşatayla kalecinin uzanamayacağı noktadan ağlarla buluşturup takımını 2-1 öne geçirdi.Şahane ve nadir görülen güzellikte bir gol gerçekten.Çok zor pozisyonda çok klas bir gole imza atmış Eren helal olsun.


1 Ekim 2011 Cumartesi

Lokavt Görüşmelerinde İpler Gerildi



Nba'de lokavtı kaldırmak için oyuncularla takım sahipleri arasındaki görüşmeler son hızıyla devam ediyor.Ancak görüşmelerde anlaşmazlıklar çözülemeyince ipler de iyice gerilmeye başladı.Son olarak dünkü toplantıda Nba başkanı David Stern ve süperyıldız Dwyane Wade ciddi bir tartışma içinde bulundu.

Dünkü görüşme öncesinde Nba yetkilileriyle olan toplantıya Wade,Lebron,Carmelo gibi çok önemli oyuncular da katıldı.Ancak toplantıda sinirler gerildi.Özellikle Wade'in ısrarla serbest piyasadan bahsetmesi ve serbest piyasa olması halinde yılda 50 milyon dolar kazanacağını söylemesi üzerine Stern sinirlendi ve parmağıyla Wade'i göstererek durumu anlatmış ancak Wade sinirlerine hakim olamamış ve bir ağız dalaşına girip toplantıyı diğer oyuncularla terk etmiş.Neyse ki oyuncular sendikası avukatı Billy Hunter araya girip cumartesi için tarafları bir araya gelmeye ikna etmiş.

Üzücü gerçekten sezonun başlangıcı her geçen gün daha da uzaklaşıyor.Şu olayda bence Wade çok suçlu.Zaten yeterince kazanan bir oyuncu olarak daha neyin peşinde anlamıyorum.Üstüne üstlük ekonomik krizde Dünya çapında git gide yayılıyor.Takım sahiplerinin bu paraları vermesi demek kendinden düşük ücretli oyunculara sunulacak kontratların daha da azalması demek.Ayrıca zengin takımların istediği her oyuncuyu alabilmesini sağlayacak ki bu da rekabeti hatırı sayılır ölçüde azaltacak.Stern'in de bunca sıkıntı arasında kontrolünü kaybetmesi normal ama yine de pek birşey yapmamış gibi.Wade'in başının altından çıkmış açıkçası.

Toplantılarda ilerleme kaydedilemedikçe sinirler de gerilmeye başladı.Her 2 tarafın da mutlaka anlayışlı olması şart.Sezonun iptal olma olasılığı git gide artıyor olması üzücü.

Kobe Bologna'da Gibi


Kobe Bryant ve Bologna arasındaki görüşmeleri daha önce belirtmiştik.Bu görüşmeler son günlerde iyice ciddi bir hale geldi ve bazı kaynaklarda Kobe'nin İtalya ekibiyle anlaşma yaptığı haberleri çıkmaya başladı.Nitekim Bologna başkanı da anlaşmaya yakın olduklarını söyledi.

Kobe Bryant'a yaklaşık 40 gün için 3 milyon dolarlık bir para alıcak.Avrupa için çok yüksek bir rakam gerçekten.Kobe olumlu bakıyordu zaten Avrupa'da oynamaya.Üstüne üstlük çocukluğunun geçtiği İtalya olunca duygusal olarak ta çok iyiydi onun için.Ücret konusunda anlaşma sağlanmış gelen açıklamalara göre.Bu sabah olan görüşmenin de çok olumlu geçtiğini ve %95 bu işin bittiğini söylüyor Bologna başkanı.Lokavt görüşmelerinin kötü geçmesi de bu olasılığı iyice arttırıyor.

Kobe gibi bir oyuncunun Avrupa'ya gelmesi de lokavt açısından sıkıntının sürdüğünü gösteriyor.Keşke Türkiye'ye gelseydi biz de izleseydik onu canlı canlı.Bologna bu sene ciddi yatırımlar yaptı.Euroleague'te başarı gelebilir onlar için.Kobe Bryant'ı getirmelerinin ise reklam açısından önemini sanırım anlatmaya gerek yok.