Premier Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Premier Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2012 Perşembe

Yok Artık Tim Howard

Dün akşam Everton'ın Bolton'la oynadığı maçta futbol sahalarında ender bir gol oldu.Everton kalecisi Tim Howard kendi ceza sahasından Bolton filelerini havalandırdı ve çok ilginç bir gole imza attı.

Maç 0-0 devam ederken kendisine gelen topu uzaklaştırmak için sert bir vuruş yaptı Howard.Rüzgarı da arkasına alan top giderek hızlandı ve Bolton ceza sahasının önünde sekti.Rüzgarın da etkisiyle çok sert sekip hızlanan top zaten önde olan Bolton kalecisinin tüm çabalarına rağmen onun üzerinden filelerle buluştu ve Everton 1-0 öne geçti.

Çok enteresan bir gol oldu ancak Howard'ın sevinci de o kadar enteresan geldi bana.Sanki her maç gol atıyormuşçasına sakince durdu Howard.Ancak golde rüzgarın etkisi çok büyük.Belki o da bunu anladığından meslektaşının halini çok iyi anlamış olabilir.Çünkü rüzgarla çok sert sekip çok hızlandı top.Ama yine de çok çok ilginç bir gol oldu.

İşte o gol:

24 Ekim 2011 Pazartesi

Önce Evini Sonra Manchester United'ı Yaktı


Yine normal şartlarda dün girmeyi planladığım bir yazı.Ancak Van depremi moralimizi çok bozdu.Ulus olarak felaketler üst üste geldi.Allah yardımcımız olsun diyorum.Çok vahim olaylar yaşıyoruz ne yazık ki.

Yazıma geçecek olursak Mario Balotelli çok yetenekli ancak bir o kadar da sorunlu bir oyuncu.Daha önce birçok kez yaptığı cins cins hareketlerle gündeme gelmişti.Bugün oynanan ve sezonun en kritik maçlarından biri olan Manchester derbisi öncesi yine gündemde Balotelli vardı.

Mario Balotelli evinde banyosunda arkadaşlarıyla birlikte havai fişekle oynarken(!) evini yaktı.Geceyi otelde geçirip ertesi günde maç öncesi yapılan antremana katılmış Balotelli.Ayrıca olay basına yansıyınca da yangıknı çıkartanın kendisi değil arkadaşları olduğunu söylemiş.Her ne olursa olsun evde oynayacak başka bir şey kalmadı mı da havai fişeklere sarmışlar.Hiç olmadı gitsin Fifa12 oynasın kendiyle gol atsın ne biliyim.Küçük çocuk gibi hakikaten Balotelli.Daha önce de antreman yeleğini giyememişti görevli yardımı olmadan.

Ama bu önemli maçta ise kendisinden beklenileni yapan ve sahip olduğu yetenekleri sergileyen bir Balotelli vardı.Maç öncesinden bahsedelim birazcık.2 takım da sezona müthiş girmişti ve ilk 2 sırayı paylaşıyorlardı.Bu maç öncesinde 2puan farkla City liderdi ve bu maç daha şimdiden şampiyonluk yolunda önemli bir maç gibi gözüküyordu.Son zamanlarda toparlanan Chelsea dışında bu 2 Manchester ekibini durdurabilecek bir takım gözükmüyordu.Bu dev derbi maçta alınacak 3 puan her iki takım içinde önemliydi.

Maça Manchester United daha hızlı girdi.İlk 10 dakikada topun hakimiyeti Kırmızı Şeytanlar'daydı.Ancak daha sonra oyunda önce dengeyi kurdu sonra da üstünlüğü ele geçirdi Manchester City.Pozisyonlar da gelmeye başladı.Nitekim 22.dakikada James Milner'ın ortaya çevirdiği topta Balotelli çok klas bir tek vuruşla tam köşeden ağlara yolladı.Balotelli golü attıktan sonra da formasının altındaki "Why Always Me?"(Neden hep ben?) yazan t-shirtünü göstererek belki de başına gelen bu olaylardan kendisinin de bıktığını anlatmaya çalışıyordu.Golden sonra her 2 takım da tehlikeli pozisyonlar yaratmaya yakınlaştı ancak son vuruşlarda istenilen gelmedi ve devre 1-0'lık City üstünlüğüyle bitti.

2.yarıyaysa Manchester City çok daha hızlı başladı.Agüero'nun ara pasında bir anda kaleciyle karşı karşıya kalan Balotelli ceza sahasına girmek üzereyken Johnny Evans rakibini arkadan çekerek indirdi.Hakem de tereddütsüz kırmızı kartını gösterdi.Kesinlikle doğru karar.Balotelli kaleciyle karşı karşıyaydı ve Evans ta son adamdı.10 kişi kalınca United ekibi City baskıyı iyice arttırdı.Silva-Milner ikilisinin şık paslaşmaları sonucunda Milner'ın ortaya çevirdiği topta Balotelli'ye adece boş kaleye dokunup farkı 2'ye çıkartmak kalmıştı.


2.golün gelişi rakibin de 10 kişi kalmasıyla City iyice oyuna hükmetmeye başladı.Orta sahayı tamamen ele geçiren City çok şık paslaşmalar sonrasında Richards'ın ortaya çevirip Agüero'nun vurduğu topla farkı 3'e çıkartıp iyice rahatladı.Bu dakikadan sonra Manchester United biraz daha hücum etmeye çalıştı.Rooney'in orta sahaya gelip top almasıyla pozisyon yaratmaya çalıştılar.Fletcher'ın muhteşem plase golüyle de farkı 2'ye indirdiler.Enfes bir goldü.Tek bir plase vuruşla çok uzaktan Joe Hart'ı mağlup etti Fletcher.Gol sevinci ise onun da vuruşuna çok şaşırdığını gösterir cinstendi.

Ancak 80.dakikada gelen bu gol United yerine City'i ateşledi.Oyuna sonradan giren Dzeko önce net bir pozisyonu harcadı sonra da Silva'nın müsait pozisyonda kötü vuruşu geldi.Ancak kornerden gelen topu Lescott Dzeko'nun dizine çarptırdı ve 4.gol geldi ama yine de City'nin hızı kesilmedi.Dzeko'nun şık pasında kaleciyle karşı karşıya kalan günün yıldızlarından David Silva kalecinin bacak arasından 5.golü buldu.Ardı arkası kesilmeyen City ataklarından birinde Silva'nın muhteşem pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Dzeko'nun vuruşunda De Gea'nın müdahelesi yetersiz kaldı ve City 6.golü bularak rakibine tarihinin en ağır yenilgilerinden birini yaşattı.



Maçın yıldızını seçmekte çok zorlanıyorum açıkçası.Tüm City takımı çok iyi oynadı.Ama Milner ve Silva'nın üstün performansını takdir etmeden olmaz.2'si de muhteşem futbol oynadılar.Perişan ettiler Manchester United beklerini.Balotelli de o kadar sorunla çıktığı maçta 2 gol atarak en önemli paylardan birinin sahibi oldu.Micah Richards ta müthiş bir performans sergiledi.Maç boyunca hücuma destek verip sağ kanattan geçit vermedi.Ama yine de Evans'ın kırmızı kartı dengeleri çok değiştirdi ve dizginleri tamamen City'e geçirdi.

Manchester United tarihinin en acı yenilgisinden birini aldı.Üstüne üstlük böylesine önemli bir derbide alınan bu mağlubiyet moralleri bozmuştur mutlaka.Artık United simgesi haline gelen menajer Sir Alex Ferguson'un hayatında aldığı en farklı yenilgi.City cephesinde ise haklı sevinç hakim.Klüp Araplar tarafından satın alındığından beri belki de ilk kez bu kadar kararlı ve iddalı olduklarını gösterdiler.Şu durumda da geniş ve kaliteli kadrolarıyla şampiyon olacaklardır.

12 Şubat 2011 Cumartesi

Wayne Rooney'den Müthiş Gol!

İngiltere Premier Lig'te bu hafta zirve yarışını yakından ilgilendiren Manchester derbisinde United ve City karşı karşıya geldi.Adına yakışır güzellikte bir maç oldu.

Nani'nin golüyle öne geçti United ama City yeni transferi Dzeko'yla eşitliği sağladı.Ancak son sözü United'ın süper golcüsü Wayne Rooney söyledi ve takımına şampiyonluk yolunda çok önemli bir 3 puan kazandırdı.

Rooney bunu müthiş bir golle yaptı.Sağ kanattan gelen ortaya çok yüksekten 2 kişi arasından harika bir rövaşata vurdu ve topu ters köşeye ağlara yolladı.Söyleyecek pek bir şey yok izleyince siz de hak vereceksiniz.Harika bir goldü.Müthiş bir dengeyle,zor pozisyonda ve çok yüksekten çok güzel vurdu ve kaleciyi çaresiz bıraktı.Golü de koymak isterdim ama yayın hakları nedeniyle yasaklanıyor koysam da siliniyor...Görürseniz mutlaka izleyin.Ayağına sağlık Rooney..

3 Şubat 2011 Perşembe

Gary Neville Futbolu Bıraktı



Manchester United'ın yıllardır değişmez oyuncusu Gary Neville'i bilmeyen yoktur heralde.İstikrarın sembolü haline gelmiş isimlerden biriydi.Manchester'la çokça başarıya imza attı ve Gary Neville seneler süren kariyerini noktalama kararı aldı malesef.

Gary Neville bu kararını ise "Her zaman gerçek bir Manchester United taraftarı olacağım. Bu takımda birçok yıldız futbolcuyla oynadım. Artık yeni tecrübelere bakacağım" şeklinde yorumladı. Neville, Sir Alex Ferguson'a da teşekkürlerini iletti. Ferguson ise Neville'ın vedasını "Gary en iyi İngiliz sağ bekti. Gençlere örnek olacak bir futbolcuydu" diye yorumladı.Ferguson denebilecek şeyleri demiş zaten.

Neville dediğim gibi istikrar abidesi bir oyuncuydu.Yıllarca oynadı Manchester'da ve ben belli bir çizginin altına düştüğünü,adının transfer dedikodularına karıştığını veya Ferguson'un ondan memnun olmadığını hiç hatırlamıyorum.
Van Der Sar'dan sonra 2.darbe oldu United için.Neville'in de o yana yatık saçlarıyla sağ bekte kırmızı formasıyla oynamasını özleyeceğiz valla.

1 Şubat 2011 Salı

Torres İmzaladı



Belirttiğim Torres Chelsea anlaşması resmileşti ve El Nino sözleşme imzaladı Chelsea'yle.5.5 yıllık bir anlaşma olacak bu.Abrahamovic çok mutlu olmuştur.Torres'e kişisel hayranlık beslediği biliniyor.Yukarıda da Torres'in imza töreninden bir fotoğraf Chelsea formasıyla..

31 Ocak 2011 Pazartesi

Torres Chelsea'ye Carroll Liverpool'a


Liverpool'da taşlar yerinden oynamaya başladı.Geçtiğimiz günlerde teknik direktör değişikliğine gitti Liverpool ve Chelsea'nin Torres için yaptığı 30 milyon sterlinlik teklifi reddettiler.Daha sonra Ajax'tan Luis Suarez'i kadrosuna kattı Kırmızılar.Ancak değişim bununla sonlanmadı...

İspanyol golcüsünün gitmek istediğini açıklaması üzerine devreye tekrar Chelsea girdi ve tam 50 milyon sterlinlik bir teklifle Liverpool'un kapısına geldi.Liverpool yönetimi de Torres'in de gitmek istemesi üzerine bu teklifi kabul ettiğini ve Torres'in Chelsea'ye transferi için sağlık kontrolünden geçmesine izin verdi.Yani artık bir nevi bu transfer bitti.Son yıllarda gidicek mi kalıcak mı dedikodusu hep yapıldı Torres için.Sonunda Torres Ada'nın bir başka devi Chelsea'ye gitmeye karar verdi...

Peki Torres Chelsea'de ne yapar?Bir kere Chelsea müthiş bir hücum hattına sahip oldu.Anelka-Drogba ve Torres..Kim oynarsa oynasın süper bir forvet hattı.Kaldıki arkalarında oynayan oyuncular da çok sağlam.Torres Drogba ve Anelka'ya göre daha süratli bir forvet oyuncusu.Yani araya atılacak toplarda çok etkili olur kesinlikle.Sakat olan Lampard olsa bir de tadından yenmezdi.Her neyse Torres'in gelişiyle çok zenginleşti dediğim gibi Chelsea hücumu.Torres Chelsea'nin düzenine ayak uydurabilirse büyük fayda sağlar.Ama yok uyamazsa da sıkıntı büyük olur Sergen Yalçın deyimiyle.Ayrıca bu sene istediği konumda değil Chelsea.Toparlanmak için de Torres'in getireceği rüzgar büyük katkı yapabilir.Drogba ve Anelka'da kendilerine bir çeki düzen verir tabiki.Sonuçta forma savaşı verecekleri isimler birbirlerinden kaliteli dünya yıldızları.Şu dönemde biraz rahatlamış gibi oynuyorlardı.Yani ne olursa olsun nasıl olsa oynarız gibisinden umursamazlık sezmiştim.Ama Torres'in gelişi bunu kökten kaldırır.Torres dikiş tutturursa çok büyük güç katar Chelsea'ye.


Liverpool'daki değişim bununla da sonlanmadı.Torres'in gidişi üzerine forvet arayışlarına giren Liverpool Newcastle United'ın genç forveti Andy Carroll'u listeye aldı.Carroll için 30 milyon sterlin önerdi Liverpool önce ancak ret cevabı aldılar.Ama vazgeçmediler ve 35 milyon sterlinlik teklifle bir kez daha kapısını çaldılar Newcastle'ın ve bu sefer olumlu cevap aldılar.

Carroll çok iyi bir oyuncu çok ta iyi bir golcü.Birçok kulübün de listesindeydi Carroll.Totenham da çok istiyordu genç golcüyü ama Liverpool onların teklifinin çok daha üzerinde bir teklif yaptı.Yaşı da çok genç Carroll'un sadece 22 yaşında.Fiziği de çok uygun ve çok yetenekli bir oyuncu.Uyum sağladıkça daha da verimli olacaktır.Suarez'le birlikte çok önemli bir forvet hattı oluşturmuş olabilir Liverpool ve bu 2 forvetin de hem yetenekleri çok fazla hem de yaşları çok genç.Yani uyum sağlarlarsa uzun bir süre forvet sıkıntısı çekmez Liverpool.Ama 35 milyon sterlinlik bonservis bedeli konuşuluyor Ada'da.Çok diyenler çoğunlukta ben de bu gruba dahilim.Carroll kendini geliştirmeye devam ederse de değerini katlar.

Hava toplarında da çok etkili Carroll 1.91'lik boyuyla.Daha şimdiden İngiltere Milli Takımı'nın formasını giydi bile.Ayrıca ayaklarına da hakim.İbrahimovic'i andırıyor bazı hareketleri bana.Abartıyor olabilirim kişisel görüşüm bu.Beğendiğim tarzda bir oyuncu Carroll.Liverpool'un bu sezon çoktan havlu attığını düşünürsek uyum sağlamak için çok rahat bir ortam.Yani uyum sürecinde üstüne gelinmeyecek bu da onun güvenini sarsmaz.Bence güzel bir hamle geldi Liverpool'dan Torres yerine.Carroll geleceğe de bir yatırım olarak gözüküyor.Madem Sergen'i andık Ömer Üründül'ü de anarak bitireyim yazımı."Carroll faydalı olur Liverpool'a futbolu biliyor.."