Eurobasket 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eurobasket 2011 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2011 Salı

Şampiyon İspanya


Eurobasket'te beklediğim oldu.Turnuva başından beri favori gördüğüm İspanya final maçında da başarılı bir oyun ortaya koydu ve Fransa'yı 98-85 mağlup ederek Avrupa şampiyonu oldu.İspanya giderek artan bir performans sergiledi turnuva boyunca ve önemli oyuncularının hepsinin iyi performansıyla şampiyon oldu.

Maça karşılıklı basketlerle başladı her 2 takımda.Ancak çeyreğin sonuna doğru Navarro ve Marc Gasol'la art arda basketler bulan İspanya savunmada da sertliği sağlayınca Fransa sayı bulmakta zorlandı ve ilk çeyrek 25-20 İspanya üstünlüğüyle geçildi.

2.çeyreğin başlamasıyla birlikte Air Kongo uçuşu da başladı.İspanya'nın Kongo asıllı oyuncusu Ibaka savunmada kontrolü ele aldı ve üst üste harika bloklar yapmaya başladı.Gerçekten uçanı kaçanı bloklamaya başladı Ibaka.Çok yükseklikten atılan şutlara bile sıçrayıp bloğu vurdu Ibaka.Tabi hal böyle olunca dönen toplar Fransa'nın potasında hızlı hücum olarak sayı oldu.Ibaka'nın bu tehtidi sayesinde Fransa hücumları bozulmaya başladı.Farkı iyice açtı İspanya ancak bu sefer de devreye Batum girdi.Fernandez'in Parker'a yaptığı çok sert faulden sonra elektriklenen ortam dönüşü bir üçlük bir de top çalma ve smaç bulan Batum farkı 5'e indirdi.Ancak daha sonra Pau Gasol devreye girdi ve farkı 9'a kadar çıkartıp İspanya'nın ilk yarıyı 50-41 önde kapatmasını sağladı.


2.yarıya Noah ve Gelabale'in sayılarıyla başlayan Fransa farkı indirdi ancak İspanya'nın imdadına bir kez daha Navarro yetişti.Onun önderliğinde Marc Gasol'la birlikte sayılar bulan İspanya farkı iyice arttırıp oyunun kontrolünü eline aldı.Böylece son çeyreğe 75-62'lik İspanya üstünlüğüyle girildi.

Son çeyrekte iyice baskısını arttıran İspanya farkı da arttırınca Fransa'nın direnci düştü ve iyice rahatladı İspanya.Fernandez'in de etkili oyunuyla farkı arttırdı.Karşılıklı basketlerle geçildi son anlar ve İspanya 98-85 kazanarak şampiyonluğu kazandı.

Final maçında İspanya adına Juan Carlos Navarro 27 sayı 5 asist,Pau Gasol 17 sayı 10 ribaunt 4 asist,Jose Calderon da 17 sayıyla oynadı.Fransa adınaysa Tony Parker 26 sayı 5 ribaunt 5 asistle oynadı.


Turnuva sonunda güzel görüntüler vardı.Her 2 takımda örnek davranışlar sergiledi.Önce Fransa'dan başlarsak turnuva öncesi sakatlanan ve kadrodan çıkartılan ancak yine de her maçta kenarda takımını destekleyen Ronny Turiaf'ı unutmadı arkadaşları.Bütün takım madalyasını Turiaf'ın boynuna astı ona olan sevgilerini gösterdiler.İspanya ise turnuvada babasının ölüm haberini alan Felipe Reyes'i unutmadı.Reyes yine de bütün maçlarda elinden geleni yapmıştı.Bu yüzden kupayı Navarro ona teslim etti ve kupayı Felipe Reyes kaldırdı.Gerçekten çok güzel davranışlar 2 takımdanda.

Turnuvanın Mvp'si İspanya'dan Juan Carlos Navarro oldu.Zaten ya o ya da Gasol alıcaktı Navarro aldı.Özellikle son maçlarda inanılmaz oynadı Navarro.Takımını sırtladı,kritik anlarda taşıdı ve liderlik etti.Gasol da istikrarlı olarak iyi oynadı o da takımını sırtladı.

Turnuvanın en iyi beşine ise Makedonya'dan Bo McCalebb,Rusya'dan Andrei Kirilenko,Fransa'dan Tony Parker ve İspanya'dan Gasol'la Navarro seçildi.Benim de ilk beşim böyle oluşuyordu.Hepsi hak ettiler gerçekten.

Evet milli takım için kötü onun dışında güzel bir turnuva geçirdik.Umarız bundan sonraki turnuvalarda daha başarılı oluruz.

18 Eylül 2011 Pazar

Finale Doğru


Eurobasket'te uzun maratonun sonuna gelindi.Saatler sonra oynanacak Fransa-İspanya finaliyle şampiyon belli olacak.Bu önemli maç öncesi ufak bir değerlendirme yazısı yapmazsak olmaz tabiki.

Öncelikle favorim İspanya'dan başlayalım.Turnuva öncesi beklentilerde olduğu gibi İspanya finale çıkmayı başardı.Zaten çok güçlü bir kadroları vardı ve bu kadro görevini yaptı.En önemli artılarına gelirsek İspanya'nın pota altı inanılmaz güçlü.Gasol kardeşler,Ibaka ve Reyes'ten oluşan pota altında her türlü opsiyon var.Gasol kardeşler sahada oldu mu çok uzun kalıyor İspanya.Bu hem savunma da ortayı kapatmak hem ribauntları toplamak hem de sayı bulmak açısından çok önemli bir avantaj.İkisinin de şutu olması ve pas yetenklerinin gelişmiş olması alan savunması deneyen takımların kabusu.Ibaka ve Reyes te oyuna serlik getiren isimler.Özellikle Ibaka'nın takıma katılması çok önemli bir artı oldu İspanya adına.



İspanya'nın bir diğer önemli silahına gelirsek o da tecrübeli oyuncu Navarro.Navarro çok iyi bir turnuva geçiriyor ve takımını sırtlıyor.Hücumda ne zaman tıkansa İspanya bir şekilde sayı buluyor ve takımını rahatlatıyor.Can alıcı üçlüklerini saymıyorum bile.Çok formda Navarro ona mutlaka dikkat etmesi lazım Fransa'nın.Keza Rudy Fernandez de kritik işler yapıyor hem hücumda hem savunmada.Çaldığı toplarla bulduğu kolay sayıların yanına üçlükleri de ekliyor.

İspanya'nın opsiyonu çok fazla.Yani kadroları çok geniş bu yüzden rotasyonu rahat yapabiliyorlar.Bu da onların en önemli avantajlarından biri.Ritimlerini buldular mı da herkes her yerden sayı atabiliyor.O yüzden de çok rahat skor üretebiliyorlar.

Negatif yanlarına gelebilirsek savunma da sertliği pek yapamıyorlar bazı oyuncular hariç.Özellikle Calderon ve Rubio hep kaçak güreşiyorlar.Hele ki karşılarında Parker-Batum gibi oyuncular varken mutlaka savunmaya da konsantre olmaları lazım.Ayrıca o dediğim ritim olayını bulamadıklarında da sıkıntı yaşıyorlar ve bazen topu pota altına indirmeyi unutabiliyorlar.Rubio'nun berbat şut atması da hücumda ayrı bir dezavantaj.Sertliğe karşı bazen pasifleştikleri anlarda oluyor İspanya için.



Fransa'ya geçecek olursak tabiki en büyük silahları Tony Parker.Parker liderlik görevini çok iyi yapıyor.Ona içeri girme adımını verdiğiniz an bir şekilde ya sayı buluyor ya da asist yapıyor.Rakipleri faul problemine de çok iyi sokuyor Parker.Hem rakip oyuncuları faul problemine sokuyor hem de serbest atış çizgisinden takımına sayılar kazandırıyor.

Fransa adına görev adamları da verimli bir turnuva geçiriyor özellikle de Batum.Uzun kollarıyla çok iyi pas arası yapıyor ve rakibin pas organizasyonlarını bozuyor.Çok yönlü bir oyun da sergiliyor Batum.Son Rusya maçında iyice yıldızlaştı.Batum ayrıca çok iyi sorumluluk ta alıyor.Parker'a çok yardımcı oluyor.Noah her zaman olduğu gibi bu takımın yüreği.Ateşleyici parçası.Savunmanın temel direği.Gerçekten müthiş mücadele veriyor.Takımın bu maçta yine en önemli oyuncularından biri olacak bu maçta.

Bir diğer artısına geçersek Fransa adına benchten gelen isimler beklenmedik katkı veriyor.Başta Ali Traore olmak üzere De Colo ve son maçta pek kullanılmasa da Seraphin beklenmedik katkılar veriyorlar.Bu maçta da verecekleri katkı çok kritik.

Dezavantajına gelirsek Fransa'nın Diaw çok verimsiz oynuyor bu turnuvada.Onun gibi bir oyuncunun bu maçta da böyle oynaması Fransa için kötü olur.Ayrıca İspanya uzunlarına karşı çok yetersiz kalıcak Diaw.Bu da onlara savunmada sıkıntı çıkartacak.Gelabale'in sakatlığı da bir başka sıkıntı yaratan konu Fransa adına.Pota altında Noah'ın omuzlarına çok yük binecek.Onun da olası faul problemi halinde İspanya çok daha rahatlıyacaktır pota altında.Kısaların mutlaka ribauntlara yardım etmesi lazım.Yoksa ribauntlarda İspanya çok avantajlı.


Maça gelecek olursak favorim İspanya.Pota altında çok ağır basıyorlar.Navarro'nun da etkisiyle maçı alırlar gibi gözüküyor.Ama Fransa da Parker,Batum ve Noah ta bunun olmasına izin vermemek için ellerinden geleni yapacaklardır.Diaw'ın mutlaka bu sefer iyi bir maç çıkarması lazım.İspanya da Parker'ın savunmasında dikkat etmeli.Ama kadro derinliği ve opsiyon çokluğunun verdiği avantajla İspanyollar çok ağır basıyor.İspanya kupayı kaldıracaklardır.

17 Eylül 2011 Cumartesi

Eurobasket 2011'de Sona Doğru

Olimpiyat bileti için tüm takımların en iyi kadrosuyla geldiği turnuvanın son günlerine girdik, turnuvanın kaybedenleri kadar kazananları da oldu. Evet, bizim için pek iyi hatırlanmayacak turnuva ama herkes için böyle değil.

Bizim için aslında pek de kötü başlamadı şampiyona ama rakipler ciddileştikce oyunumuz geriye gitti. Son top oynayamama hastalığı, düşük şut yüzdesi ve oyuncularımızın formsuzluğu birleşince Çeyrek Final'e çıkamamak çok sürpriz değil aslında. Tabi bu saydığım olumsuzluklarda Orhun Ene'nin etkisi az değil.


Bizim gibi Eurobasket 2011'den istediğini bulamayan bir başka takımda Sırbistan. Onlar da turnuvaya ilk 4 maçı kazanarak başladı, sonrasındaki 6 maçta ise sadece 1. Sırbistan'ın geçen senelerdeki takım olmadığı başından beri yazılıyordu zaten, o 4 maçta kuranın bir hediyesi diyebiliriz.

Ivkovic'in Velickovic'i almaması yanlıştı bana kalırsa. Tabi bu tercihin sonucu bu kadar olmaz ama Marjanovic bizim İzzet tercihi gibi aynı, gereksiz. Maçlar oynanırken gelen Rasic ve Tepic'in sakatlığı yükün daha çok Teodosic'e binmesini sağladı. Teodosic düzenden çıkınca da Sırbistan bitti. Özellikle dünkü maçta çok kötü durumdaydılar, ucunda Olimpiyat olan bir maçı bu kadar umursamazca oynamak gerçekten ilginç. Sırbistan'da aynı bizim gibi, ana hedeften uzaklaştıklarında bir altına odaklanamıyorlar. Direk çöküyorlar...

Türkiye, Sırbistan hayal kırıklığı yaşayan ülkelerdi. Bir de beklentiyi aşan takımlar var turnuvada. Bo'lu Makedonya'ya zaten girmiyorum. 2011 onların Şampiyonası olarak anılacak. Hep iyi kadroyla gelen ama takım oyununu tam gerçekleştiremediğinden belli bir seviyeyi aşamayan Fransa bu sefer onu da sağlamış. Noah'ın da takıma uyumuyla finale kadar geldiler. Ayrıca büyük adam Blatt'in Rusya'sı da büyük işler yaptı. Yarın kazanırlarsa 1 yenilgiyle 3. bitirecekler, bu kadar sağlam kadroların olduğu yerde çok büyük iş.


Yarın İspanya - Fransa finaliyle kapatıyoruz Şampiyona'yı, güzel bir final olması dileğiyle..

15 Eylül 2011 Perşembe

Heykeli Dikilecek Adam



Makedonya Eurobasket'e katıldığında kimse onları ciddiye almıyordu.Ben de pek şans vermiyordum ileriye gidebileceklerine dair.Ancak benim ve diğer herkesin göz ardı ettiği birşey vardıki o da ülkemizde de forma giymiş olan ABD asıllı oyuncu Bo McCalebb'ti.

Ülkemizde daha önce Mersin de forma giyen 26 yaşındaki oyun kurucu kuşkusuz şu ana kadar Eurobasket'in en iyi oyuncularından birisi.McCalebb bu sezon Siena forması giyecek.Makedonya zayıf bir kadroyla Eurobasket'e geldi.Dediğim gibi pek ilerlemeleri beklenmiyordu.Ancak McCalebb öyle bir yürek koyduki ortaya saygı duymamak elde değil.Makedonya turnuvaya önce Karadağ yenilgisiyle başladı.Ancak daha sonra McCalebb önderliğinde yükselişe başladılar.Hırvatistan gibi önemli bir takımı yendikten sonra kendileri için büyük önem taşıyan Yunanistan maçına çıktılar.Siyasi olarak Makedonya'yı tanımayan Yunanistan'a karşı yine McCalebb önderliğinde çok önemli bir galibiyet alarak ders verdiler.Sonra da Finlandiya ve Bosna Hersek'i yenip şaşırtıcı şekilde 2.tura çıktılar.

Asıl şaşırtıcı olaylar ise bundan sonra yaşanmaya başladı.Makedonya Slovenya ve Gürcistan gibi takımları yenip Rusya ve Yunanistan'la birlikte çeyrek finale yükeldi.Tabiki yine McCalebb takımını sırtlıyordu.Asıl şaşırtıcı olansa dün gerçekleşti.Bu yazıyı yazmayı planlıyordum ama daha erkene almamı sağlayan maç dün akşam oynandı.Makedonya ev sahibi Litvanya'yı müthiş bir maç sonra eleyerek yarı finale yükseldi.


McCalebb'in istatistiklerini vereyim önce.20.9 sayı 3 ribaunt. 3.7 asist 2 top çalma...Gerçekten çok iyi istatistikler.Tabiki onun oyununu istatistiklerle anlatmaya çalışırsak ona haksızlık etmiş oluruz.McCaleb öncelikle çok büyük bir yüreğe sahip.Hem o Makedonya'yı hem de Makedonya onu çok benimsemiş durumda.Herşeyini veriyor oynarken.Zaten iyi bir oyuncuydu ama bu turnuvada bir adım daha yukarıya taşıdı oyununu.Tam bir lider gibi oynuyor.En kritik anlarda üstünde kim olursa olsun sayı buldu bu turnuvada.Potaya gidiyor,şut atıyor olmadı asist yapıyor bir şekilde katkı veriyor.
Fiziksel dezavantajını esnekliğiyle telafi ediyor.Gördüğüm en esnek oyunculardan birisi.Bir anda potaya gidiyor ve uzunların arasından kıvrılıp potaya bırakıyor topu.Yani bazı pozisyonlarda o hale nasıl geldiğini merak ediyorum kendimce.Karşısında kim olursa olsun korkusuzca potaya gidiyor.Parker'la birlikte en delici oyuncu turnuvadaki.Sorumluluk almaktan hiç korkmadı McCalebb.Takımı onun eline baktığı zaman elinden geleni yaptı.Bunda da çok başarılı oldu.Liderliği müthiş yaptı ve takımının başarısındaki en önemli etken.

Dünkü Litvanya maçı dediğim gibi bu yazıyı yazmamda büyük sebep.Trabzon maçına baktığım için maçın son anlarına yetiştim sonra ise tamamını izleme şansım oldu.Maç başından itibaren Litvanya kendisi üzerinde büyük bir baskı kurdu ama o yılmadı.Büyük sorun yaşattı Litvanya savunmasına.Stojanovski'nin 5'te5 üçlük atmasının da önemli sebeplerinden birisi.Üstüne üstlük Litvanya ev sahibi olduğu için müthiş bir taraftar desteğine de sahipti.Ama McCalebb ve arkadaşları yılmadı.Son anlarda McCalebb müthiş turnikeler atıp takımını maçta tuttu.Maçı kazandıran üçlüğünde asistini yaptı.Maçı kazandıktan sonra onun ve Makedonya'lı basketbolcuların Litvanya taraftarının yanında duran az sayıda Makedon taraftarla galibiyeti kutlaması süper görüntülerdi.



McCalebb gerçekten şu anda Makedonya'da halk kahramanı durumda.İyi bir oyuncuydu dediğim gibi ama bu turnuvada üstüne çok koydu.Çok iyi bir oyuncuyla birlikte harika bir lidere dönüştü.Çok takdir edilesi bir performans sergiledi zaten.Dediğim gibi McCalebb'in bir heykeli dikilirse Makedonya'ya hiç te süpriz sayılmaz bizim için.Bundan sonra işleri çok daha zor.Turnuvanın en büyük şampiyonluk adayı İspanya'yla oynayacaklar.Bakalım McCalebb ve arkadaşları bir büyük süprize daha imza atabilecekler mi?

12 Eylül 2011 Pazartesi

The End


Eurobasket'te tamam devam maçına çıktık bugün.Rakibimiz geçen sene tam da bugün yendiğimiz Sırbistan'dı.Galibiyeti alıp Litvanya galibiyetini bekliyecektik.Olmadı ilk yarı kötü 2.yarıysa iyi oynadığımız maçta son topu değerlendiremedik ve 68-67 yenilip eve dönüş biletini almış aldık.

Maçı 2 bölüm halinde değerlendirip geçicem çok konuşulacak şeyler yok.Diğer maçlarımızın aynısı bir maç oldu.Teodosic maça müthiş girdi.Biz de şok olduk savunma direncimiz düştü ribauntları da toplayınca Sırbistan farkı açtı hemen oyunun başında.Bir ara Teodosic'in 5 ribauntu varken bizim takımca 7 ribauntumuz vardı.Teodosic tek başına sürükledi takımı.Biz ise hücumda getirip boş paslar yaptıktan sonra el üstü üçlükler attık.Başarılı olamayınca da tıkandık.Neyseki Enes ve Emir girince açıldık ve farkı kapattık.2.çeyreğe iyi girip ivme yakaladıktan sonra yine el üstü üçlüklere yöneldik ve yine Sırbistan farkı açtı.Son anlarda biraz kıpırdandık ve 8 sayı geride gittik soyunma odasına.


2.yarıya Enes'i 4numaraya monte ederek başladık ve Enes'in de post oyunlarıyla farkı indirmeye başladık.Ancak Savanovic ve Teodosic yine farkı arttırdı bizim savunmamız düşünce.Çeyreğin son anlarına doğru Ömer Onan da devreye girince farkı 3'e kadar indirdik.Son çeyrek savunmamızı yine sertleştirdik ve Sırbistan'a kolay sayı şansı vermedik.Ancak hücumda etkili olamadık yine de farkı erittik ve son bölümlere kafa kafaya girdik.Ender'in basketiyle 1'e indi fark.Teodosic'i durdurduk.Son hücumda önce Ömer blok yedi daha sonra da moladan sonra yine topu oyuna sokmakta zorlandık.Ersan da turnuva performansımızı özetlercesine fade away bir şutla isabet bulamadı ve maçı kaybettik.Böylece herşey bitti ve Dünya 2.si apoletiyle geldiğimiz turnuvadan çeyrek final bile görmeden elendik 2012 Olimpiyatlarının da dışında kaldık..Peki neden?


Aslında o kadar çok neden var ki nereden başlayayım bilemedim.İbrahim Kutluay'ın maç sonu yorumlarından başlayacak olursak İbo takımdaki Nba oyuncularımızı hatta kesin olarak Ersan özellikle de Hido'yu çok ağır eleştirdi.Ben de kesinlikle katılıyorum.İkisi de turnuva boyunca vasatı aşamadı ve asıl önemlisi hep kaçak güreştiler.Hido 24 saniyenin tamamında topun elinde olduğu ve fade away el üstü şutla biten onlarca hücum izlettirdi bize.O fizikli bir oyuncunun neredeyse hiç içeri girmeyip bu kadar fade away şut atması kabul edilemez.Ayrıca hiçbir zaman bizi sürükleyemedi,sorumluluk almadı.Zaten son yıllarda Hido büyük bir düşüşte ama Milli Takım da daha da düşüşte.Tercihleri öylesine yanlıştıki ekran başında eminim benim gibi bir çok kişi sinir olmuştur.

Ersan'a geçecek olursak Dünya Şampiyonası'nın yıldızıydı.Ancak bu turnuvada tanınmayacak haldeydi.Fake atmayı yeni öğrenmiş gibi bomboş kaldığı anlarda bile fake veriyordu.Neredeyse her hareketinden önce bir kere fake verdi.Potaya bakmaya korkar gibiydi.Zaten çok düşük yüzdeyle oynadı.Fake'lerle zora soktuğu şutlar yanı sıra o da Hido gibi fade away sevdasından kurtaramadı kendini.2'sini de taze taze diye bu maçtan birer örnekle geçiyim.Hido topu alıyor arkasında Teodosic var hem de faul problemi girmeye yakın bir Teodosic.Yeterli süre var Hido'nun elinde.Potaya uzak olan Hidayet tüm turnuva da yaptığını yapıyor ve inanılmaz fizik avantajına rağmen potaya gitmek şöyle dursun potadan uzaklaşarak şut atıyor.Tabiki kaçırıyor.Maçın son hücumu.Ersan adamın arkasından el kaldırıyor pas istiyor sözde.Zorla topu alınca da direk geriye çekilerek şut atıyor.Oysaki turnuva boyunca attığı fake'lerden bir tanesini atsa savunmacısı pazara doğru uçucaktı.Olmadı.2 oyuncumuz da çok kötü bir turnuva geçirdiler.Sorumluluk alması gerek en önemli 2 oyuncumuz sorumluluktan hep kaçtılar çok yanlış oynadılar.


Bir diğer konu ise basketbolda takımın en can alıcı noktalarından biri olan guard pozisyonu.Turnuvada üst turlara giden takımların guardlarına bakarsak bile bunu anlayabiliriz.Teodosic,Calderon,Jasikevicius,Parker..Bizde ise Kerem Tunçeri ve Ender Arslan çok kötü turnuva geçirdiler.Son maçlarda biraz Ender toparlandı ama Kerem son maç hariç inanılmaz kötüydü.Ne attığı şutlar girdi ne savunmada ayakta durabildi.Turnuvanın en verimsiz oyuncusuydu.Takımı da yönlendiremedi.Ender Arslan çok istekli ama kendi isteğinin kurbanı olan bir oyuncu.Mesela çok güzel bir şekilde içeri giriyor ama daha sonra bomboş turnikeyi kaçırıyor.Uzun süre iyi savunma yapıp bir anda saçma sapan fauller alabiliyor.Bu turnuva da öyle oldu.Bazen kenardan hareket getirdi bazen de ritmimizi bozdu.Basketbolda bir laf vardır:"Guardın kadar konuş derler."İşte biz bu turnuvada sus pus oturduk bu yüzden.Elenmemizin en büyük sebeplerinden biri buydu.

Gelelim turnuva boyunca birçok insanı sinir hastası eden olaya.Serbest atışlar.Bu seviyede bu oyuncuların bu kadar kötü faul atması beklenilemez kabul edilemez.İnanılmaz bir olaydı bu.Geçen turnuvada da kaçırıyorduk.Bu turnuvada da bu olay artarak devam etti.Turnuvanın tamamında %64 gibi kötü bir yüzdeyle attık.Yani bu seviyedeki oyuncuların bu kadar üst düzeyde başarılar kazanmış oyuncuların hepsinin kötü faul atması kabul edilebilir değil.Bu konuya hiç mi çalışmıyorlar kaç turnuvadır bu durumdalar.Kader maçlarımızdan birisi olan Almanya maçında rakibimiz 13 serbest atıştan 12 sini çevirirken biz 22 serbest atışın sadece 10 tanesinden isabet bulduk.Maçı 7 sayıyla kaybettik.%45 gibi berbat ve kabul edilemez bir yüzdeyle atmasaydık maçı kazanırdık.Yine kader maçımız olan mutlaka kazanmak zorunda olduğumuz maçta Sırbistan' maçında rakibimiz 16'da 13 atarken biz yine 29'da 16 atıp cömertçe harcadık.Maçı sadece 1 sayı farkla kaybettiğimizi hatırlatmanın bile alemi yok.Bu beni çileden çıkartan bir durum.Serbest atış bu oyunun turnike atmaktan sonraki en kolay işi.Yani bu kadar basit ve basketbolun temel bir olayını bizim oyuncularımızn yapamaması çok üzücü.Malesef bu bizim çok çok çok acı verici oldu.Bu olayı daha nasıl anlatırım bilemiyorum.


Gelelim 3lük yüzdemize...%27.5'lik üçlük yüzdesine sahiptik turnuvada.Çok çok düşük.Bunun en önemli sebebi de çoğu üçlüğümüzün yanlış tercih oluşu.Ya 24 saniyenin tamamında durgun olarak yaptığımız hücumların ardından gelen el üstü üçlükler attık ya da getirip kaldırıp üçlük attık.Tabi doğal olarak bu yüzdeye sahip olduk.Ceza şutör görevini iyi yapan Kerem Tunçeri'nin de bu kadar kötü atması da yüzdemizi etkiledi.Ama yine de biz yanlış üçlükler denedik,girmedikçe inat ettik daha da denedik daha da kaçırdık.Doğru şutu aramadık ya da içeriye girmedik.Üçlüklere takılıp kaldık ve o kadar yanlış tercihler kullandık ki başta Hidayet olmak üzere.Bu yüzdeyi yakalamamız çok doğal.

Koç olayına da ufakça bir değineyim.Orhun Ene iyi bir koç ama bu takım için yeterli olan isim değildi.Ne yazık ki de bunu gördük.Son toplarda bir türlü set çizemedi.Mola dönüşü topu oyuna bile sokamadık en kritik anda.Bu konuda verilebilecek en uç örnek budur.Yanlış tercihlerimize müdahele edemedi.Bu tercihleri yapan oyuncuların kulaklarını bir türlü çekemedi.Enes'i çok verimli olduğu 4 numaradan kritik anlarda pivot pozisyonuna çekti veya kenara aldı.Taze diye Sırbistan'dan gidiyorum Enes'in post uplarından çok ekmek yediğimiz anlarda Ömer'i kenara alıp Enes'i kendinden çok uzun Kristic'in karşısına koydu Enes te hem hücumda hem savunmada geri kaldı.Orhun Ene'ye bir gömlek büyük geldi bu görev ve ben başarılı olduğunu düşünmüyorum.

Kadro seçimleri de çok enteresan oldu gerçekten.İzzet ve Cenk yerine hatta Oğuz yerine takıma katkı verebilecek oyuncular neden seçilmedi çok ilginç.Bu oyunculardan hiç katkı gelmedi özellikle İzzet ve Cenk bench ısıttı.Sinan da sakatlanınca iyice daraldı kadromuz.

Tüm bu kötü olayların yanında tabiki iyi olaylarda vardı.Emir Preldzic,Ömer Aşık ve Enes Kanter'den bahsedicem yazımın sonunda.3'ü de çok iyi performans sergilediler.Gelecek için bize çok olumlu sinyaller verdiler.Emir ve Enes ilk kez oynadıkları Milli takımda hiç te ilkmiş gibi oynamadılar ve genç yaşlarına rağmen korkusuzca sorumluluk alıp takımı sürüklediler.Enes çok iyi bir ribauntçu gerçekten.Çok güçlü sezgileri var ve ribauntlarıda çok güçlü ve kararlı çekiyor.Post oyununu da inanılmaz geliştirmiş.Ona ne zaman top indirsek olumlu işler yaptı.İleride çok önemli bir oyuncu olacak Enes inşallah sakatlık yaşamazsa.Emir'e gelirsek o da çok olumlu ve olgun oynadı.Potaya hücum eden neredeyse tek oyuncumuzdu kısalardan.Takımı yönlendirdi,sıkıştığımızda kritik sayılar attı.O da uyum sürecini tamamen atlatınca çok daha iyi olacak.Çok umut verici oynadı.Ömer'e gelirsek son olarak o da çok gayretli çok iyi oynadı.Hücum ribauntlarıyla takımımızı ayakta tuttu,savunmada ortayı çok iyi kapattı,çok önemli oyunculara karşı çok iyi oynadı.Ama mutlaka post oyununu geliştirmesi lazım Ömer'in.Bu üçlü üzerine kurulacak takım ileride çok çok önemli başarılar elde edicektir bu görüntüyü verdiler bize.Turnuva adına tek olumlu olay bizim adımıza bu üçlünün performansıydı.

Hedeflerimzden çok uzak kaldığımız kötü bir turnuvayı geride bıraktık.Çok hatalar yaptık ve çok formsuzduk.Belki de bu bazı oyuncularımızın Milli takımla oynadıkları son turnuvaydı.Evimizde olmayan turnuvalarda kayda değer bir başarımız olmaması büyük handikapımız.Ne diyelim bu sefer bizi üzdü 12 Dev Adam.

11 Eylül 2011 Pazar

Neden Olmasın?

Bundan tam bir yıl önce yine bugün yine çok çok önemli bir maçta yine Sırbistan'la karşılaşmıştık.Yarı Final mücadelesinde müthiş heyecanlı bir maç olmuştu.Son anlarda Kerem Tunçeri'nin o unutulmaz basketi Murat Murathanoğlu'nun "Kerem Tunçeri!" diye haykırışları,İhsan Bayülgen'in "Kazandık!" diye bağırması harikaydı unutulmazdı gerçekten.

Bugün yine Sırbistan'la kader maçlarımızdan birine çıkacağız yaklaşık yarım saat sonra.Haydi 12 Dev Adam kazanalım ve gerisine bakalım.Kalplerimiz  dualarımız sizinle.Bugün yine tarihi tekrar ettirelim.

İşte o unutulmaz anlar.

10 Eylül 2011 Cumartesi

İsteksiz 12 Dev Adam ve Almanya Mağlubiyeti


Milli takımımız Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda 2.turda 2.maçında Almanya'yla karşılaştı.Maça iyi başlayan Milli takım daha sonra etkisizleşti ve maçı da 73-67 kaybederek gruptan çıkma umudunu yine başka takımlara bıraktı.

Maça 2 Ömer'le iyi başladık ve öne geçtik.Savunmamızı da sert bir şekilde yapınca Almanya sayı bulmakta çok zorlandı.Biz de belirli bölümlerde düzgün hücum edemedik bu yüzden farkı açamadık çok ama yine de ilk çeyrekte sadece 6 sayı yedik ve 13-6 önde geçtik.

2.çeyrekte ise Enes Kanter post oyununu ne kadar geliştirdiğini gösterdi bizlere.Özellikle Nowitzki'ye karşı üstünlük sağladı.Savunmamızın sertliğini geçemeyen Almanlar sayı bulmakta zorlanmaya devam edince farkı 12 sayıya kadar çıkardık.Tam bu anda Dirk Nowitzki art arda 2 tane çok zor şut soktu ancak hemen ardından da 3.faulünü alıp kenara geldi.İşler tam istediğimiz kıvama gelmişti.Burada darbeyi vurabilirdik Almanya'ya olmadı.Kaman'ı durduramayınca ve hücumda da sayı bulamayınca Almanya farkı kapattı.Son anlarda da karşılıklı basketler olunca ilk yarı 26-23 üstünlüğümüzle kapandı.



3.çeyreğe 2 NBA yıldızı Kaman ve Nowitzki'yle iyi giren Almanya 7-0lık bir seriyle öne geçti ancak daha sonra çok kötü bir turnuva geçiren Kerem Tunçeri'nn üçlüğü nefes aldırdı bize.Heiko Schaffartzik te kritik anlarda bomboş kaldığı üçlüklerde cezayı kesti.Kaman'ı da pota altında durduramayınca Almanya öne geçti ancak Nowitzki'nin 4.faulünü almasıyla düzenleri bozuldu.Karşılıklı basketlerle geçti çeyreğin geri kalanı ve kötü savunma yaptığımız bu çeyreği 48-46 geride kapattık.

Son çeyreğe Nowitzki ve Schwethelm'in sayılarıyla başlayan Almanya farkı açtı.Ersan ve Ender'in üçlükleriyle oyunda kalmaya çalıştık.Kaman da pota altında destek olunca fark 9'a çıktı.Ancak bu andan itibaren Ömer Aşık müthiş bir performans sergiledi.Pota altında top gelince bitirdi top gelmeyince hücum ribauntlarını toplayıp bitirdi ve farkı 1 dakika kala 1'e kadar indirdik.Schwethelm yine bomboş kalıp üçlüğü soktu.Yine de Ender ve Emir'le farkı indirdik ama Almanya faullerde hata yapmazken biz sürekli çizgiden hata yaptık ve Almanya maçı 73-67 kazandı.


Milli takımımızda Ömer Aşık 19 sayı 11 ribauntla çok güzel bir performans sergilerken Almanya'da Kaman 20 sayı 7 ribaunt,Nowitzki 19 sayı 7 ribaunt,Schwethelm de çok kritik 14 sayıyla katkı verdi.

Maçın özellikle 2.yarısında çok kötü bir Milli takım izledik.Ömer Aşık dışında kafası maçta olan bir oyuncumuz yoktu biraz da Enes belki.4.çeyrekte 4 faullü Nowitzki'nin üstüne gidip faul aldıramadık.Ya da Schwethelm'in bu kadar etkili olduğu bir günde şutlarına el bile gösteremedik.Faul atışlarına ise girmek bile istemiyorum.Bu seviyede bir takımın %45 le faul atması kabul edilemez bir olay.Şimdi yine başkalarına bıraktık gruptan çıkma şansımızı.Sırbistan'ı yenmemiz Litvanya'nın da Almanya'yı yenmesi lazım.Kendimizi mutlaka toplamamız lazım.Hadi hayırlısı.

8 Eylül 2011 Perşembe

Dirk Nowitzki Tarihe Geçti



Almanya'nın süperyıldız Dirk Nowitzki Nba'de rüya gibi bir sezon geçirdi.Dallas Mavericks'le müthiş bir sezon geçirip üstüne daha da müthiş bir play-off dönemi yaşayıp ilk şampiyonluğunu kazandı.Nowitzki Avrupa'da da milli formayla başarılara imza atıyor.

Nowitzki Almanya'nın 2.tura geçmesinde en büyük pay sahibi olan süperyıldız dün oynanan İspanya maçında önemli bir başarıya daha imza attı.Nowitzki dün attığı 19 sayıyla Avrupa Basketbol Şampiyonası' nın en skorer oyuncusu oldu.Nowitzki'nin 1.sıraya yerleşip efsane Yunan basketbolcu Gallis'i geçmesi için 56 sayıya ihtiyacı var.Bir sakatlık yaşanmazsa da Nowitzki büyük ihtimal bu turda ilk sıraya yerleşir.

Nowitzki'nin çok iyi bir oyuncu olduğunu biliyorduk ancak bu sene özellikle iyive geliştirdi kendini.Yıllardır zaten Almanya'yı sırtında taşıyan bir oyuncu.Müthiş bir yıldan sonra Milli Takımda da çok iyi bir yıl geçiriyor.Büyük ihtimal 2 veya 3. maçında geçecektir ve bu alanda da rekoru kıracaktır.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Kaçan Fırsatlar ve Fransa Mağlubiyeti




Eurobasket'te 2.turun ilk gününde turnuvada yenilgisi bulunmayan Fransa'yla karşılaştık.Dün akşam futboldaki kötü oyundan sonra basketbol maçını daha da bir hevesle bekler oldum kendi adıma.2.tura çıkmayı garantiledikten sonra güzel oyunla gelen İspanya galibiyeti beklentileri yükseltmişti.Ne yazık ki öyle olmadı.Maçı kazanmak için birçok fırsatı cömertçe harcadık ve 68-64 mağlup olduk Fransa'ya.

Maça Ömer Onan ve Hidayet Türkoğlu'nun basketleriyle girdik ve bir anda farkı arttırdık ancak daha sonra Fransa'nın süperyıldızı Tony Parker devreye girdi.Parker hem asist hemde sayılarıyla Fransa'yı geri getirdi.Biz hücum ribauntlarında çok etkili olsak ta atletik Fransa karşısında uzun yan paslar yapınca onlar da top çalmalarıyla ribauntlardaki üstünlüğümüzü nötrledi.İlk çeyrek tam 7 top kaybı yaptı milli takımımız buna karşın ribauntlarda da 14-5  öndeydik.Çeyreği 14-12 önde geçtik.

2.çeyreğe iyi girdik ancak daha sonra Fransa'nın bir başka Nba oyuncusu Nicolas Batum devreye girdi.Savunmada top çalmalarıyla hızlı hücumlar yaratıp kolay sayılar buldu Batum ve Fransa kontrolü ele aldı.Ömer Aşık'ın kenara gelmesiyle ribauntlardaki üstünlüğümüzü de kaybedince skor bulmakta zorlandık.Böylece üstünlüğü ele alan Fransa Parker önderliğinde ilk yarıyı 31-27 önde geçti.



2.yarıya pota altından Noah'la sayılar bularak başlayan Fransa'ya Noah'ın Chicago'dan yedeği Ömer Aşık'la cevap verdik.Ersan da Ömer'e yardımcı olunca farkı 2'ye kadar indirdik.Ancak daha sonra savunmada gardımız düştü.Bunu da çok iyi değerlendiren Tony Parker önce sayılarıyla sonra da asistleriyle farkı açmasını sağladı Fransa'nın.Kahudi ve Gelabale'nin art arda üçlükleriyle fark çift hanelere çıktı ve son çeyreğe 57-44 Fransa üstünlüğüyle girildi.

Son çeyreğe de Fransa iyi başladı ancak ondan sonra nihayet hücumda top kaybı yapmayı bırakınca etkili olmaya başladık.Savunmada da alan savunmasına dönüp Fransa'yı şaşırtınca farkı azaltmaya başladık.Ancak bir türlü o kıvılcımı ateş haline dönüştüremedik.Çokça fırsat geldi halbuki elimize.Mesela savunmada top çalıp eksik yakaladığımız bir pozisyonun dönüşünde bomboş üçlükleri değerlendiremedik birçok kez veya Tony Parker'ın göz yaşı damlası denemesine müthiş bir blok koyan Ömer Aşık'tan gelen topta hızlı hücumda topu kaybettik.Buna rağmen Fransa öyle şaşırmıştı ki bir türlü o şoktan çıkamadılar.Tam bu anda da Ersan İlyasova devreye girdi.Önce müthiş bir blok yaptı Ersan daha sonra da basket faul yaptı.Üstüne bir muhteşem blok daha yaptı.Daha sonra Fransa topu oyuna sokarken hata yapınca 35 saniye kala 2 sayı gerideyken top bize geçti.Ancak ne yazık ki Orhun Ene bence çok hatalı bir şekilde o topu köşede Kerem Tunçeri'yle buluşturacak set çizdi.Kerem tüm turnuva boyunca şutlarda çok büyük sıkıntı çekti keza bu maçta da çok kötü oynuyordu.O köşede Kerem Tunçeri yerine mutlaka başka biri olmalıydı.Kerem de son topta köşeden bomboş üçlüğü kaçırınca umutlarımız tükendi.Bu maçta kaçırdığımız benim saydığım 6.bomboş üçlüktü.Parker'ın 2 de 2 attığı serbest atışlardan sonra Ender'le bomboş turnikeyi kaçırdık ancak hücum ribauntunu alan Emir çok zor pozisyonda üçlüğü yolladı ve farkı 7saniye kala 1'e indirdi.Parker bir kez daha 2'de 2 attı.Ancak biz mola dönüşü topu kenardan 5 saniyede sokamayınca maçı 68-64 kaybettik.



Çok üzücü bir mağlubiyet oldu.Maçı o kadar çok kazanma fırsatı elimize geçti ki bunları nasıl değerlendirmedik çok şaşırıyorum.Koçsal hatalar da oldu.Özellikle o topu Kerem'le buluşturmak ya da çok sıcakken o son topta topu Emir'e çıkartmak gibi ya da Ömer kenardayken Enes Kanter'in oyuna girmemesi gibi.Tabi mola dönüşü 5 saniyede topu oyuna sokamamak felaket.Ancak yine de hiç inanamadığım şaka gibi bir mağlubiyet oldu bu.Umarım bu mağlubiyetin altından çabuk kalkarız.

6 Eylül 2011 Salı

Toparlanan 12 Dev Adam ve İspanya Galibiyeti



Dünkü Polonya mağlubiyetinden sonra herkesin boynu düşmüştü.Umutlar tükenmek üzereydi.Belki de bavulları topluyordu oyuncularımız.İpler elimizde değildi ve gruptan çıkışımız zora düşmüştü.İspanya'da bizim gibi düşünmüş olacak ki Pau Gasol ve Fernandez'i dinlendirip bu formalite maçına dönüşen maçı kazasız belasız atlatmanın derdindeydi.

Ancak Britanya'nın gelen galibiyetiyle bir anda tüm planlar değişti.Formalite maçı olan bu maç bir anda 2.turun ilk maçına dönüştü 2 takım adınada.Ancak Pau Gasol'un oynamayacağı açıklandı.Yanlız tek sorun bu değildi.Ayrıca İspanya bir anda hiç konsantre olamadığı bir maç beklerken karşısında çok iyi konsantre olmak zorunda olduğu bir maç buldu.Biz ise beklenmedik bir rahatlama sonucu ekstra bir moralle bu maça çıktık.

Maça hücumda çok tutuk başladık.İspanya ise Marc Gasol önderliğinde sayılar buldu.Daha sonra forvet pozisyonundaki Ersan ve Hido'yla basketler bulduk ve tekrar dengeye geldi maç ama daha sonra Fernandez ve Calderon da Gasol'a yardımcı olunca İspanya farkı açtı.Hücumda da bocaladık bu dönemde ve ilk çeyrek 19-10 İspanya üstünlüğüyle bitti.

2.çeyrekte ise çok iyi bir turnuva geçiren Emir Preldzic devreye girdi ve art arda basketlerle farkı kapatmamızı sağladı.Karşılıklı basketlerle geçti maçın bu bölümü.Hido'nun basketiyle farkı erittik ancak son anlarda Calderon'un üçlüğüne engel olamadık ve devreye 38.35 İspanya üstünlüğüyle girildi.



2.yarıya Fernandez'in de devreye girmesiyle etkili başlayan taraf İspanya oldu.Farkı açtı İspanyollar ancak Preldzic bir kez daha devreye girdi ve farkı kapatmamızı sağladı.Ancak son dönemde devreye giren Felipe Reyes art arda sayılarla tekrar farkı açtı.Bu bölümde hücumda tıkanınca son çeyreğe 7 sayı geride girdik.

Son periyoda Felipe Reyes'in sayısıyla başladı İspanya.Ancak bu dakikadan sonra Ömer Aşık hem savunmada hem hücumda devreye girdi ve takımı ayağa kaldırdı.Ender Arslan da çok iyi yönetti takımı.Savunmada İspanya'yı durdurduk hücumda da Ömer ve Hido sayılar buldu.Ömer Onan'ın üçlüğüyle öne geçtik.Daha sonra yine süper savunmayla İspanya'yı durdurup ribauntları Ersan'la topladık.Son dakika içerisinde Hido'nun üçlüğü bu müthiş galibiyeti getirdi bize.

Gerçekten muhteşem bir son çeyrek oynadık.Polonya maçının psikolojik yıkıntısını kaldırıp diğer tura da 1 galibiyet taşıdık.Özellikle son çeyrek harika savunma yapıp İspanya gibi dünyanın en güçlü 2 takımından birisini sadece 2 sayıda tuttuk.Süper gerçekten.Bu maçta kritik anlarda takımı sırtlayan Preldzic ve Hido,son çeyrekte takımı sürükleyen Ömer ve Ender ayrıca ribauntlara müthiş konsantre bir Ersan süperdi.Turnuva şimdi bizim için başlıyor.Moral motivasyonumuzu tekrar kazandık.Bu savvunmamızı mutlaka devam ettirmemiz lazım.Haydi 12 Dev Adam kalplerimiz dualarımız sizinle.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Büyüksün Britanya


Eurobasket 11'de gerçekten çok heyecanlı ve bizim için hayati önem taşıyan maçları geride bıraktık.Günü olabilecek en iyi şekilde kapattık gerçekten.

Öncelikle düne dönecek olursak belki de son yılların en kötü basketbollarından birini oynadık.Kafamız hiç Polonya'da değildi ve bu yüzdende sıkıntı yaşadık.Ancak tam farkı biraz olsun açarken hayatımda gördüğüm en garip kararlarla tüm ritmimiz bozuldu.Daha sonra yine de maçı kazanma şansımız oldu ancak felaket bir son hücum oynayarak maçı kaybettik ve uçurumun eşiğine geldik.Öyle ki Polonya Britanya'yı yendiği an daha ilk turdan turnuvaya havluyu atacaktık.
Bu yüzden bir anda gözler Büyük Britanya-Polonya maçına çevrildi.Bir anda Britanya'ya destek çoğaldı Türkiye'den.Gerek Twitter'dan gerekse Facebook'tan desteğini gösterdi herkes.Luol Deng'in twitter hesabına mesajlar yağdı.Hatta maç zamanında #saldirbuyukbritanya hashtag'i trending topic'e girdi.Britanya'lı oyuncularda kazanmak istediklerini belirttiler röportajlarında.

Maça da Britanya hızlı girdi ve farkı arttırdı ancak daha sonra Polonya'nın benchi devreye girdi ve farkı kapattılar.Karşılıklı basketlerle geçen 2.periyodun sonuna doğru dış atışlarda da sayı bulmaya başlayan Britanya farkı 8 sayıya kadar çıkarttı.Deng önderliğinde fizik avantajlarını iyi kullandılar.Polonya'yı da faul problemine soktular.

2.yarı farkı çift hanelere çıkaran Britanya karşısında Polonya Szewczyk'in basketleriyle farkı kapattı.Ancak pota altında Freeland'i çok iyi kullanan Britanya tekrar farkı arttırdı ancak periyodun bitimine doğru Polonya gizli silahını devreye soktu.Hakemler art arda çaldıkları garip düdüklerle yine Polonya'nın maçta kalmasını sağladılar ve öne geçti Polonya.Ancak son çeyreğe Deng ve Freeland'in basketleriyle giren Britanya tekrar kontrolü aldı.Farkı da arttırdı ancak Berisha'nın basketleriyle farkı kapattı Polonya.Ancak müthiş maç geçiren Freeland ve ardından da takımın lideri Deng devreye girdi ve müthiş bir heyecan sonrası Britanya 88-81 galip geldi.

Britanya adına Luol Deng 28 sayı 14 ribaunt 6 asist gibi süper bir performans ortaya koyarken saha içinden şut kaçırmayan Freeland ta 27 sayı 11 ribauntla Deng'e yardımcı olup Türk basketbolseverlerin gönlünde taht kurdu.Polonya'da ise Berisha'nın 19 sayı, 5 asist, 4 ribaundu ile Hrycaniuk ve Koszarek'in 15'er sayısı galibiyet için yeterli olmadı.

Bu sonuçla da Milli Takımımız 2.turu garantiledi.Maçtan sonra Luol Deng te Hido ve Ömer Aşık'tan Türk yemekleri istediğini söyledi.Bu süper maçtan sonra helal olsun aslana demekten başka birşey söylemek ayıp olur.Büyüksün Britanya sağ olasın.Artık bir reklam da lazım Britanya'ya."It's a team game ııııhhh aaaahh"