10 Kasım 2010 Çarşamba

10 Kasım



Ulu önderimiz,devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün aramızdan ayrılışının 72.yıl dönümü bugün.Onu çok özlüyoruz.O'na çok ve her geçen gün dahada artan bir şekilde ihtiyacımız var.O'nun mirasını iyi kullanamıyoruz.O'nun açtığı yoldan sapmalar oluyor.

Atatürk'ümüzü ölümsüz kılacak olanlarda onun fikirlerini düşüncelerini yaşatacak olan bizleriz.O'nun mirasını en iyi şekilde kullanıp,geliştirip,ulusumuzun tam bağımsızlığını ileriki nesillere emanet etmek en önemli görevimiz olmalı.Atatürk bizle gurur duyana kadar çalışmalıyız.Eminimki şu durumu görse büyük bir hayal kırıklığına uğrardı.

Neyse bu konu üstüne çok yazabilirim ama derine inmek istemiyorum.Atatürk'ümüzü çok özlüyoruz.Onun mirasına sahip çıkıp geliştireceğiz.O hiç bir zaman ölmedi hep kalbimizde yaşıyor bize yol gösteriyor.O'nun fikirlerinin yolunda Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

1881-193∞

Mozilla Firefox Reklam Çalışması







Mozilla reklam çalışmalarında erkekleri çekme yoluna düşmüş.Karşınızda seksi Mozilla hatunları.Mozilla'ya devam beyler.Çok tatlısın be sarı.

9 Kasım 2010 Salı

Zengin Atışması



50 Cent'in zenginliğini bilmeyen yoktur heralde.Birazcık sonradan görme olduğu için de parasıyla gösteriş yapmayı sever 50.Ama hakkıdır tabi ona bişey diyemem.Sonuçta en sevdiğim şarkıcı hakkında tabiki olumsuz konuşmak zor.Her neyse konudan fazla dağılmadan toparlıycak olursam 50 zenginliğini hep gösterir evi olsun arabaları olsun açıklamaları olsun(bkz.yanımda sürekli en az 25bin dolar taşıyorum açıklaması)...

50 geçenlerde Twitter sayfasından evindeki yarım milyon dolarla birlikte ilginç pozlar vermiş.Parasının havasını atmış tabiki kendi tarzında ilginç fotoğraflarla.Ardından da yeni oyuncağı olan Lamborghini'sini alırken çekilen fotoğraflarını yayınlamış 50.

Ancak ona ilginç ve beklenmedik bir cevap gelmiş."Austin Powers" oyuncusu Verne"Mini-Me" Troyer kendi Twitter hesabından spor arabasına yığdığı para desteleriyle 50'ye meydan okudu ve "50 beni geçemez" yazdı.

Bu atışma nereye gider bilemez ama 50'nin kişiliğini göz önüne alırsak daha çok paralı,arabalı,evli fotoğraflar görücez gibi duruyor.

Happy Birthday Buğra



Blog'un kurucusu ve baş yazar Buğra Uzar'ın doğum günü bugün.Kutlu olsun kardeşim.

Taraftardan Müthiş Protesto

İsviçre efsanesi olan Roger Federer'in Basel Açık Tenis Turnuvası finalinde Djokovic ile oynadığı final maçı, Luzern-Basel maçının erken saate alınmasına neden olunca taraftarlar sahaya binlerce tenis topu attı.


Futbolda bu zamana kadar birçok protestoya sahne oldu ama böylesini ilk defa duyuyorum görüyorum ben.Çok yaratıcı olmuş valla bravo.Bayada dikkat çekmişler.Sonuçta bir protestonun amacı dikkat çekmek olduğu için çok zekice bir hareket.

Ama tabi kral Federer yüzünden böyle bi tepki gelmese çok daha iyi olurmuş.

Kız Babası

Pascal Nouma'nın tüm Beşiktaş taraftarlarının gönlünde taht kurduğunu en çok sevilen futbolculardan olduğunu söylemeye bilmem gerek varmı.Kendisi şahsen benim en çok sevdiğim futbolcudur.Hırçın mücadeleci kişiliği Beşiktaş ruhunu en iyi yansıtan futbolculardan biridir.Ayrıca eğlenceli ve renkli kişiliği de onu sevmek için başka bir sebep daha.

Nouma futbolu bıraktıktan sonra çok sevdiği Türkiye'den kopamadı ve birçok organizasyonda yer aldı.Eğlenceli kişiliğini ön plana çıkardı ve yarım Türkçe'siyle gönülleri bir kez daha fethetti ancak bugün görüdüğüm bir haber Nouma'nın hiç bilmediğimiz bir yönünü söylüyordu.O aynı zamanda bir kız babası hemde baya sert bir kız babası...

Nouma yaptığı açıklamada "O benim kızım, benim kanım. Benim o. 35 yaşına kadar evinde olacak, o yaştan sonra flört edebilir. 35’inden önce öpüşemez.”demiş.Vay maşallah baya üstüne titriyor kızının demekki.Onu koruyor..Ama bu kadar beklemiyceğini tahmin etmiyorum tabiki kızının.O da biliyordur ama yine de erkeklere bir göz dağı vermiş şimdiden.Helal olsun Nouma'ya kız babası olmak zor iş.Kızı da inşallah üzmez babasını.

"Fransa'da doğdu Beşiktaş'lı oldu helal olsun sana Pascal Nouma!!"

8 Kasım 2010 Pazartesi

Iverson İnönü'de



Söylenecek laf yok,buyrun izleyin.

Iverson Geldi

Beşiktaş Cola Turka uzun süredir heyecanla beklediği yeni transferi Nba süperyıldızı Allen Iverson'a kavuştu.

Allen Iverson bu sabah itibariyle Türkiye'ye indi.Normalde hafta sonu gelmesi bekleniyordu Iverson'un ancak uçağını kaçırınca gelişi ertelendi.Iverson'a özel bir imza töreni hazırlanıcak.

The Answer lakaplı süper yıldız Iverson bu sezon giyeceği 4 numaralı formasıyla geldi havalimanına ve yoğun ilgiyle karşılandı.Kendisi de çok etkilendi bu atmosferden yaptığı açıklamada söylediği gibi.

Gerçekten hala inanılması güç bir olayı yaşıyoruz.Hoşgeldin Iverson!



2010 F1 Brezilya Grand Prix




Süper başladı durgunlaştı sonlara doğru biraz daha heyecanlaştı.Şampiyonluk düğümü çözümlenmedi ama Alonso avantajını korudu son yarış için.Brezilya yarışı gerçekten çok adranelinli başladı.Hulkenberg beklediğim gibi start'ta pozisyonunu kaybetti.Hemen arkasına Webber'de geçmeyi başardı.Webber geçerken Hulkenberg arabasını dışarıya çok kaçırdı.Çizgi dışına çıkması Webber'in işini çok kolaya indirdi.Alonso'da yarış başladığı anda Hamilton'a öyle bi baskı yaptı ki insanın psikolojisini bozar nitelikteydi.Hamilton'u hataya zorladı ve en sonunda aradığı boşluğu yakaladı kolayca geçmeyi başardı.Fakat bundan sonra Hulkenberg Alonso'ya çok iyi bir savunma yaptı.Uzun bi müddet arkasında tuttu.Virajlarda kapıyı tam zamanında çok iyi bi şekilde kapattı.Alonso her geçen turda Vettel ve Webber ikilisinden yaklaşık 1.6 saniye kaybetti ki bu 7-8 tur devam etti.Bu önünün kapanması Alonso'nun şampiyonluk hesaplamarı için çok önemliydi.Belki hemen kurtulabilse Webber'in önüne geçme fırsatı yakalayacaktı ve puan farkını açabilicekti.Hulkenberg'ten kurtulan Alonso önde ikili ile aynı dereceyi tuttursada yaklaşamayınca yarış biraz Alonso için monotonlaşmaya başladı.Arka sıralarda da pek bi haraket olmayınca yarış iyiden iyiye sıkmaya başlamıştı.Yağmur yağma ihtimali yüksek olan Brezilya pistinde yağmurdanda bi haber gelmiyince biraz kanal karıştırma ihtiyacı hissettim kendimde. Nancy-Monaco maçına biraz göz atma eyleminde bulundum emin olun ki o daha da sıkıcı bi halde geçiyordu.Neyse geri döndüğümde gene monoton giden bi yarış vardı.Ta ki Luizzi kardeşim virajı alamayıp duvara toslayıncaya kadar.Ve yolun hemen dibinde durması nedeniyle güvenlik aracı piste girmek zorunda kaldı.Bunun arkasına pit-stop'a bi yoğunluk sıkışan araçlar ve birbirinden kopan pilotların birbirine yaklaşması yarışının heyecanını biraz yükseltti.Bize birçok geçiş izletmesine sebep oldu.Teşekkürler Luizzi.Fakat Vettel bu sefer hataya yer vermedi.İyi bir pilotaj ile yarışı startta devraldığı liderlik ile bitirdi ve şampiyonlukta şansını son yarışa saklıyabilidi.Alonso Webber'e birazda olsa yaklaşabilmsi biraz heyecan yarattı ama sadece göz temasında bulunabildi.Hava koridoruna giremeyince geçiş şansıda doğmadı.Yarış öncesi kaza tahmininde bulundum ama bu tutmadı.Fakat ben yağmurun geliceğini düşünerek böyle tahmin etmiştim.Yağmur bu sefer geçmiş senelere göre Brezilya'ya uğramadan geçti.Pistleri kuru bıraktı.Son yarış Abu-Dhabi de olucak.Şampiyonluk düğümü çözülecek.Alonso haftayı lider olarak kapattı ve en şanslı bir biçimde son yarışa doğru ilerliyor.Agresif olduğu takdirde şampiyonluğu göğüsleyecektir.Ferrari'ye gelidiği ilk senede şampiyon olması büyük başarı olucaktır.Gönlüm Vettel'den yana.

Yarış sonucunda oluşan sıralama :

1.Sebastian Vettel
2.Mark Webber
3.Fernando Alonso
4.Lewis Hamilton
5.Jeson Button
6.Nico Rosberg
7.Michael Schumacher
8.Nico Hulkenberg
9.Robert Kubica
10.Kamui Kobayashi
11.Jaime Alguersuari
12.Adrian Sutil
13.Sebastien Buemi
14.Rubens Barrichello
15.Felipe Massa
16.Vitaly Petrov
17.Nick Heidfeld
18.Heikki Kovalainen
19.Jarno Trulli
20.Timo Glock
21.Bruno Senna
22.Christian Klien
23.Lucas di Grassi
24.Vitantonio Liuzzi

7 Kasım 2010 Pazar

Kenan Sofuoğlu Moto2'ye Doğru



Türkiye'nin motor sporlarındaki gurur kaynağı Kenan Sofuoğlu.Tüm dünya Kenan'a saygı duyarken bizim Türk insanımız acaba nekadar saygı duyuyordur.Veya asıl sorulması gereken soru nekadarımız Kenan'ı tanıyoruz.
2 kere SuperBike'ta şampiyonluk elde ettikten sonra Moto2 deki kısa süreli macerasını başarı ile bitirmekte.Geçen yarışta liderken motorundan problem yaşamasının ardından yarışı 5. sıradan bitiren Kenan Moto2 takımlarının gözdesi oldu.Gelecek sene Moto2 de yarışması kesin olan Kenan'ın hangi takım ile yarışacağı daha tam netlik kazanmamıştı.Moto2'de başarılı geçen 2 sezondan sonra kendisini MotoGp'de görebiliriz.Kendileri o potansiyele ve yeteneğe sahip.Kenan'ın motor numarasındanda anlaşılacağı gibi Sakarya'lı.Bu Kenan'a karşı bende ekstra bi sevgi aşılamıyor değil.Sakarya sokaklarında kendini kendini Kenan'ın varisi ilan edenlerin sayısı her geçen gün artmıyor değil.ehehe



Asıl önemli olan konuya gelmek gerekirse Kenan Sofuoğlu 2011 yılı için Technomag ile sözleşme imzaladığı haberleri yayınlandı.Bu kendini daha çok gösterebilmesi adına büyük bir fırsat.Kenan'ın bu fırsatı çok iyi bir şekilde kullanacağından eminim.Daha 26 yaşında ve önünde katılabiliceği çok yarışlar var.Ntv'de olan yayın hakları için umuyoruz ki gelecek sene Kenan Sofuoğlu'nun yarışlarını canlı olarak izleyebilicez.Olmadı internetten bilgiler almaya devam edicez.Forza Kenan

2010 F1 Brezilya Grand Prix-Sıralama Turları



Haftaya çok sıkı bir rekabet ile başlayan pilotlar Brezilya'da pistlere çıkıyorlar.Tam 5 pilotun şampiyonluk yarışında olduğu haftada süprizlerle dolu bir grandprix bizi bekliyor.Brezilya pisti herzaman süprizlere gebe olan bi pist olmuştur.Daha sıralama turlarından bunu gösterdi.Okadar Şampiyonluk yarışı yapan pilotların önünde Hulkenberg pole-position'unu kaptı.Bu şampiyonluk planları yapan pilotlar için çok önemli bi ayrıntı.Start ile Hulkenberg'i geçebilen büyük avantaj sağlıcak.Peki Hulkenberg'in performansı ne olucak.Kimlerin geçmesine izin vericek.Kimler ile sıkı bir mücadeleye giricek.Tur zamanları arttıkça bozulan sinirler hatayı zorlayacaktır.Gene şampiyonluk adaylarından yarış dışında kalan olucaktır.Bu yarışta da motor arızası hariç kaza bekliyorum.Hulkenberg bu sezon ilk defa F1 adına yarışmaya başladı.2005'ten beri Williams'a ilk defa ilk sıradan yarışa başlamayı tattırdı.Bu başarıda lastiklerini iyi ısıtmasına borçlu.Gelecek vaad eden pilotlardan biri olan Hulkenberg'i Williams takımı 5 yıllık kontrat teklif etti geçen hafta.Ellerinden kaçırmak istemiyorlar haliyle.,




Puan sıralamasının en tepesinde bulunan Alonso yarışa 5. sıradan başlıcak.Bu ne kadar dezavantaj olarak görünsede hiç belli olmayacak bi yarış izlicez.Alonso akıllı bi derecede sürüş yaparsa üst sıralara taşıyabilir kendini.Yağmurlu yarışlarda zaten avantajı olduğu bilinen RedBull pilotları 2 ve 3. sırayı paylaşıyolar.Nekadar takım arkadaşıda desek de en sıkı rekabetlere gözü kara giriyolar.Şampiyonluk şansı olan bir diğer pilot Hamilton'da kendine 4.sıradan yer buldu.Kendisine yardım etmesi beklenen Button iyi bir derece yapamadığından Hamilton bu yarışta yalnız kaldı.Yarış bugün(PAZAR) günü saat 18.00 da başlıcak.F1 severlerin kaçırmaması tavsiye edilir.

Yarış Sıralaması :

1.Nico Hulkenberg
2.Sebastian Vettel
3.Mark Webber
4.Lewis Hamilton
5.Fernando Alonso
6.R.Barrichello
7.Robert Kubica
8.M. Schumacher
9.Felipe Massa
10.Vitaly Petrov
11.Jenson Button
12.Kamui Kobayashi
13.Nico Rosberg
14.J. Alguersuari
15.Sebastien
16.Nick Heidfeld
17.V. Liuzzi
18.Adrian Sutil
19.Timo Glock
20.Jarno Trulli
21.H. Kovalainen
22.Lucas di Grassi
23.Christian Klien
24.Bruno Senna

Batiste İnsan Değilsin

Euroleague'teki bu hafta maçında Union Olimpija ve Panathinaikos karşı karşıya geldi.Maç çekişme içinde geçerken son çeyrekte Panathinaikos'un forveti Michael Batiste öyle bir harekete imza attıki gerçekten sporculukla alakası filan yok bunun.

Kendisine yapılan faulden sonra sinirlerine hakim olamayan Batiste kendisine faul yapan yerdeki Sasha Ozbolt'un kafasını resmen bilerek ayağıyla ezdi..Bu nasıl bir zihniyettir,sporculuktur anlam veremedim.Batiste hep sert bir oyuncu olarak bilinirdi ama bu yaptığının basketbolla alakası yok.Yerdeki adamın kafasını ayakla bilerek ezmenin spor ahlakıyla filan alakası yok.Maçtan direk atıldı tabiki ama herkes çok daha büyük bir ceza alması gerektiğini söylüyor tabi bende.Bakalım nasıl bir ceza alıcak ya da ceza alıcak mı?Ama şu yaptığını unutmak mümkün değil...

Zaza Evinde Ağırlıyor


Bu akkşam saat 23'de oynanacak maç için Atlanta'ya gelen Phoenix Suns takımından bir kaç oyuncuyu evinde ağırlayan Zaza bunu twitterında paylaşmış,ee bizde fotoğrafı sizlerle paylaşalım.

Josh Childress-Channing Frye-Hidayet Turkoğlu

6 Kasım 2010 Cumartesi

The Walking Dead


The Walking Dead, AMC'nin yeni dizisi. Konusu adından ve resimden de anlaşıldığı gibi zombiler. Vampir dizilerinin çok tuttuğu bir dönemde iyi bir yapım. Konusu sıradan gelebilir belki ama zombi deyince fazla orjinal bir şey de yapılamaz zaten. Çizgi romandan uyarlanmaymış, aynı öykü işlenir mi bilmem.


Geçen hafta pilot bölümü yayınlandı ve izlenme rekoru kırdı ABD'de. Bir çok ülkede (Türkiye'de dahil) tanıtımı yapılıp, ünlü kişilerin zombileştirilip sokağa çıkmasıyla yankı da uyandırdı. Pilot bölüm durgundu (olması gerektiği gibi) ama sonlara doğru toparladı. Dizinin en dikkat çekici yanı makyajlar ve vahşet. Çok gerçekçi. İlk bölümde bir at sahnesi var ki aman aman..

Neyse, siz de benim gibi zombi manyağıysanız kaçırmayın derim.

Allen İverson'un Gelişi Ertelendi



Başlıktanda anlaşılacağı gibi büyük heyecanla beklenen o gün ertelendi.İverson uçağını kaçırması sebebiyle Türkiye'ye gelemedi.Pasaportunu annesinin evinde unutmuş İvy.Benim anlamadığım Guti ve Quaresma'yı kendi uçağı ile getiren Yıldırım Demirören neden İverson'a da böle bi jest yapmadı.ABD işler farklımı yürüyor bilemicem.Bu uçağı kaçırma olayının altında bi art niyet aramak istemesemde sorumsuzluğa ilk dakikadan başlama be kardeşim demek istiyorum.Bilet alanları çok profosyonel bi yaklaşım ile Kasımpaşa maçı biletlerini almaya iten yönetimide tebrik ederim.

Inception (2010) » Başlangıç


Leonardo Di Caprio,

Gerçekten adamın oyunculuğuna herzaman hayran olmuşumdur.Titanic ile tanımıştım kendilerini.Kız olsam veririm.Espirilerinden uzak kalmaya çalışsamda gerçekten hayran olmuşumdur.Ve hayranlıkla izlediğim filmleri olmuştur.Çok yakışıklıdır kendileri ayrıca.Bi kere adam Lakers'lı arkadaş her filmini izleme sebebim olur bu.ehehe.

2010 yapımı olan İnception filmi gerçekten harikulade.Biraz bilim kurgu seviyorsanız kaçırmamanızı tavsiye ederim.Ben pek bilim kurgu izlemeyen bi insan olarak her anında heyecanlanarak izledim.Konusundan azıcık bahsetmek isterim bilgi vermek babında.Leonardo Di Caprio(Cobb) bi fikir hırsızı.İnsanların rüyalarına girerek onların düşüncelerini, fikirlerini, bilinmesi gereken gizli bilgileri çalmak ve değiştirmek ile meşgul.Fakat işi yüzünden ailesini kaybetmiştir.Çünkü yaptığı iş normal olarak yasal değildir.Yasal tekliflerde alamamaktadır.Son ve zorlu bi teklif alan Cobb bu işi yaptığı takdirde ailesine kavuşma fırsatı vardır.Klasik senorya işleyişi olsada senaryo ve filmin işleyişi bambaşka hava veriyor.Rüyalar içerisinde geçen gerilimli aksiyonlu sahneler gerçekten filmin izlenebilirliğini artırmıştır.Daha fazla bilgi vermeye gerek yok.İzleyin tanıdıklarınıza izletin sevaba girersiniz...

5 Kasım 2010 Cuma

Kobe Call Of Duty Reklamında



Ayrıca Amerikalı talk show ustası Jimmy Kimmel'da yer almakta.Oyunda 9 Kasım'da..

Not:Kobe'nin silahının üstündeki yazıya dikkat edin.

Kevin Garnett ve Çirkin Kanser Benzetmesi


Kevin Garnett'in bir çok kere basketbol sahalarında sık sık yaşanan trash-talking olayını abarttığına şahit olmuştuk.Ancak bu sefer ki cidden çok çirkindi.Evet bu tarz konuşmalar,olaylar rekabete,oyuna değişik bir hava katmıyor değil,bunda şüphe yok.Fakat yaşanan olayların sınırı bilinmediği zaman çok iğrençleşebiliyor bu durum.

Başlıktan anlaşılacağı üzere olayın başrolünde Kevin Garnett var.Olay şu,Boston-Detroit maçında,Garnett Charlie Villanueva'ya "Takım için kanser gibisin, lig için kanser gibisin" sözlerini söylemiş.Charlie V'nin daha önce hastalıklardan çektiği biliniyor,Garnett'in böyle bir adama bu tarz sözleri söylemesi gerçekten çok iğrenç.

Tabi bu Garnett'in ilk vukuatı değil bundan önce de birçok kez bu tip spor ahlakına aykırı durumlarla anıldı Garnett.Mesela şu aşağıdaki yaptığı hareket..Fazla söze gerek yok..Kazanmak için her şeyi yapabilen gerektiğinde de sporcu ahlakını hiç düşünmeden çiğneyen bir oyuncu Garnett.

Kavga,Kafa ve Barış



Bir futbol efsanesi olan Zinedine Zidane'nın kariyerinin son maçında olanları çoğumuz biliyoruz.2006 Dünya Kupası'nda Fransa-İtalya maçında Zidane İtalyan defans Materazzi'ye kafa atan kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı ve başarılarla dolu futbol kariyerini bu olayla tamamladı.Bu olay çok konuşuldu çok tartışıldı ama futbolseverler her ne kadar Zidane'ın haklı olduklarını söylese de ben içten içe böyle bir oyuncunun bu şekilde kariyerini bitirmesine üzüldüm nitekim bir çok kişi de benle aynı görüştedir.

Barışma olayına gelirsek Real Madrid'in Milan maçı için konakladığı Milano'daki otelde Materazzi eski hocası Mourinho'yu ziyarete gelmiş ve Mourinho'nun danışmanı olan Zidane'a da selam vermiş.Zidane da bu barış adına olan işareti geri çevirmemiş ve ikili barışmış.Marca gazetesi de, "Ortamda bir barış havası hakimdi, Zidane ve Materazzi birbirlerine sarıldılar ve geçmişte yaşananlar unutuldu" diye yazmış haberi.

İyi de olmuş sonuç olarak küslük her zaman kötü bir şeydir ama ben Zidane'ın kafa atan adam olarak hatırlanmasına çok üzülüyordum açıkçası yaptığı onca şeylerden sonra.Başarıları yabana atılıyor gibi oluyor en azından ben öyle düşünüyorum ve bu olaydan sonra da bu konunun artık tamamen kapanacağını düşünüyorum.Materazzi zaten çirkef bir oyuncu olduğu için bu onun imajına pek etki etmedi de dediğim gibi Zidane'ın kariyerini bu şekilde bitirmesine üzülmüştüm.Hazır yeri gelmişken Zidane'ın futbol oynayışını çalımlarını paslarını da çok özledik hakkaten.

Spartacus Blood and Sand




Spartacus'ün ilk bölümüne denk gelmiştim izlemiştim.İlgimi çekti ama takip ediceğim pek aklıma gelmemişti.Sonra yine ara ara bölümlere denk geldim Cnbc-e'de ama internetten hiç aramadım nedir ne değildir kaç bölümü var diye.Böyle böyle birkaç bölüme daha denk geldim izledim yavaş yavaş sarmaya başladı.Daha sonra da Çağlar Yıldız'ın blogunda şu yazıyı gördükten sonra internetten sezon finaline kadar indirip izledim ve iyiki de izlemişim diyorum.

Konusuyla,hikayesiyle,senaryosuyla,her bölümde değişebilen dengeleriyle ve beklenmedik süprizleriyle fena halde fanatiği oldum diyebilirim dizinin.Bölümler 50'şer dakika civarı olmasına rağmen su gibi geçiyor gerçekten zaman izlerken.+18 işaretinin de hakkını veren bir dizi yanlız.Sağolsun indirdiğim altyazı da da küfürler eksiksiz olarak çevrilmişti yani bu konuda izleyecek olanlara şimdiden bir uyarı yapalım.Ama dediğim gibi hikayesi filan acaip sarıyor dizinin.Olaylar çok akıcı ve birkaç sahneyi kaçırdın mı bir anda kopabiliyorsun.Yayınlanan bölümlerin hepsi çok güzel ama sezon finali gerçekten bambaşka bir bölüm olmuş.Mutlaka tavsiye ediyorum yani izlemenizi özellikle de şu sezon finalini.

Dizi şu ana kadar 13 sezon yayınlandı ve şu an tatilde.Lenf kanseri olan Andy Whitfield(Spartacus)'ın durumundan dolayı Ocak'ta filan başlanacağı söyleniyor dizinin.Gerçekten bir an önce başlamasını istiyorum dizinin merakla bekliyorum herkese de tavsiye ediyorum ama dediğim gibi +18'in hakkını veren bir dizi.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Limewire Artık Yok



İnternetten müzik indirme programı denince akla ilk gelen programdır Limewire.Ama telif hakları konusunda açılan yüzlerce davadan birini kaybetmişler ve mahkeme kararıyla kapatılmış.

Duyunca üzüldüm.Sonuçta internetten şarkı indirebileceğimiz en önemli programdı diyebiliriz.Tabiki telif hakkı konusunda sanatçılara sağlam darbeler vuruyordu ve elbet böyle bir davayı kaybedeceği gün gelecekti.Ancak yine de kapanınca insan bir şok oluyor.Şarkı indirmek için alternatif yerlere yöneleceğiz artık.

İşin bir başka boyutuna bakacak olursak bu davadan sonra torrent sitelerinin de kapanma ihtimali doğmuş telif hakkı yüzünden.Sonuçta onlarda başta filmler olmak üzere büyük darbeler vuruyor telif hakkı konusunda.İnternetten dizi,film,oyun şarkı vs. indirilmeye karşı ciddi önlemler alınmaya başlayabilir bundan sonra.Tabi bu da ciddi sorunlar doğruabilir internet downloader cılara.Bakalım şu an için torrent duruyor en azından.Ama şarkı indirmek için mutlaka ek bir program bulmak gerekli oldu bu kapatılma olayından sonra.

Regal Barcelona-Fenerbahçe Ülker


Geçen senenin Eurolig şampiyonu Regal Barcelona,geçen sene olduğu gibi bu senede Fenerbahçe Ülker'in grubundaki rakiplerinden birisi.Geçen sezon İspanya'da oynanan maçta gördüğümüz Fenerbahçe Ülker'den çok daha farklısını beklediğimiz açık.Geçen sezonki maçta,oyuncuların farka razı bir görüntü vermesi şahsen benim sinirlerimi feci şekilde bozmuştu.34 sayı fark yemesine yemişlerdi,ancak oynanan oyun farkın çok daha aşağısındaydı.

Bu sezona gelirsek,iki takımda kayıpsız geldi bu maça.Tabii Fenerbahçe Ülker'in durumu Barcelona kadar iyi görünmüyor olabilir.Özellikle Zagreb'deki maçın son bölümü gerçekten korkutucuydu.Sonuçta kayıpsız ayrıldı Fenerbahçe,önemli kısım da burasıydı.Rytas maçı,yani Eurolig sezonunun ilk maçı, keza daha kolay geçmişti.

Barcelona cephesinde ise,zaman zaman rakiplerinden direnç görseler dahi maçları -beklendiği gibi- kolay geçtikleri söylenebilir.İlk maçta Zagreb'i daha sonra ise Erman Kunter'in Cholet'ini geçmeyi başardılar.

Barcelona takımı gerçekten komple bir takım."Kadro derinliği" tamlamasının kralının bulunduğu bir takım Regal Barcelona.Tabii her iyi takım gibi,bu takımında en iyisi daha doğru bir söyleyişle en güvenilir oyuncusu şüphesiz Juan Carlos Navarro.Yaşı ilerledikçe oyunun her alanında kurtlaşmaya başladı Navarro,iyice yıllanmış şarap tadına büründü İspanyol.Tabii bu açıdan düşünülünce,savunma kısmında Bornova maçının yıldızı Ömer Onan'a büyük yük düşüyor.2010 Fiba Dünya Şampiyonasında ne düzeyde bir savunmacı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı Ömer Onan.

Üstlerde de bahsettiğimiz gibi komple bir takıma sahipler.2009 Avrupa Şampiyonasında canımıza okuyan Sloven Laka Lakovic benchden geliyor.Önünde İspanyol Ricky Rubio var.Ben hala şutunun çok iyi olmamasından ötürü kendisine biraz soğuk kalsamda,oyunu yönetme anlamında çok değerli bir oyuncu olduğu inkar edilemez.Pota altında da Fran Vazquez,Erazem Lorbek,Boniface Ndong gibi isimlere sahipler.İki Amerikalı forveti Pete Mickael ve Morris Terence'da gününde olduklarında can sıkıcı hal alabiliyorlar.

Yani isim isim düşünülünce işimizin gerçekten zor olduğu düşünebilir ancak karakterli ve doğru bir basketbolla birlikte neden olmasın diyoruz..

Efes Pilsen-A.J Milano


Geçtiğimiz hafta Power Electronics Valencia'yı mağlup edip gruptaki ilk galibiyetine ulaşan Efes Pilsen'in bu haftaki rakibi Armani Jeans Milano.İtalyan ekibi,ilk maçında Cska Moskova'ya konuk olmuş,maçı da oldukça rahat götürüp dikkatleri üzerine çekmişti.Cska'nın bu sürpriz mağlubiyetten sonra fikstür şanssızlığı nedeniyle bir de Panathinaikos'a yenilmesi,gruptaki tüm dengeleri alt üst etti.

Bu maçın sonucu grubun gidişini oldukça etkileyecek düzeyde.Sebebi ise Cska'nın bir an önce toparlanmasını beklememiz.Mantıken de Cska'nın önündeki maçlara çok konsantre çıkacağını düşününce,son ikiye kalacak takımı grubun orta düzeyli takımları arasında oynanacak maçlar belirleyecek.Bu yüzden ilk iki maçında bir galibiyete ulaşan iki takımın mücadelesi,gruptaki yerleri için oldukça önemli.

Efes Pilsen'in ilk maçında uzatmalar sonunda Union Olimpija'ya yenilmesi gerçekten üzücüydü.Gerçek anlamda kazanacağı bir maçı kaybetmek-özellikle bu tarz üst düzey maçlarda-moral bozucu.Kesinlikle kazanılması gereken maç Valencia maçıydı ve kazanıldı.

Armani Jeans Milano'da guard rotasyonundan öte uzun rotasyonunda çeşitli sıkıntılar var.Cska Moskova maçını takımına kazandıran adam olan Oleksey Pecherov,sakatlığı yüzünden Olimpija maçında oynayamamıştı.Bir başka uzunu Marius Petravicius'un da durumu net değil.Guard rotasyonunda iki Amerikalı'sı Jaaber ve Finley'den çekinmekle beraber bu maç için en kritik oyuncuları Litvanyalı Maciulis gibi gözükmekte.Açıkcası Bootsy Thornton'la eşlemesi de biraz daha rahat olmak için iyi bir sebep.Öte yandan Milano'nun tecrübeli İtalyan'ı Mason Rocca'nın neler yapabileceği de merak konusu.Genelde bu tarz maçlarda pota altında üstünlük kuran takımların kaybetme olasılığı çok az olur-inanılmaz ekstra durumlar dışında-.Üstteki bahsettiğimiz uzunlar oynamaz veyahut oyunlarını ortaya koyamazlarsa,Vujcic'le birlikte daha toparlanmış gözüken Efes Pilsen maçı bu bölgedeki üstünlüğüyle kazanabilir.

Efes Pilsen tarafında merakla beklenen isim kuşkusuz Rakocevic.Geldiği günden itibaren tartışılan Rako'nun geçen haftaki 23 sayılık performansından sonra,bu haftada aynı seviyede bir oyunla oynaması Efes Pilsen'in galibiyeti adına çok önemli.Diğer yandan haftanın Mvp'si Bootsy Thornton yine en güvebilir eller olacak.Kadro bakımından Efes Pilsen'i daha iyi durumda görsem de Cska Moskova maçında inanılmaz yüzdeli oynayan rakip Milano'dan da çekinmiyor değilim.

Ancak Efes Pilsen'in Olimpija maçındaki hataları yapmadığı ve kendi basketbolunu oynayabildiği sürece Milano'nun İstanbul'dan galibiyet çıkarmasını zor olarak görüyorum..