15 Aralık 2010 Çarşamba

Vecizeler-3



Magic Johnson'un MJ için yaptığı yorum şahane.

"Bazen Michael Jordan o kadar güzel oynardı ki onu savunmaya calışmak yerine potayı güzel gören bi yerden Jordan'ın yapacağı şeyi izlemeyi seçiyodum, çünkü ertesi gün herkes o hareketten bahsederken tam anlamıyla görememiş olmak beni çıldırtıyordu."

Iverson yoksa Chatman Var-2



Beşiktaş Cola Turka dün akşam Hemofarm Stada deplasmanına çıktı.Sakat süperstarı Allen Iverson'suz çıkılan deplasmanda sahneye birkez daha Kartalın diğer guardı Mire Chatman çıktı.Chatman uzatmaya giden maçta 40 dakika sahada kalan yıldız guard tam 43 sayı attı.Chatman bu süper sayı performansının yanına 7 ribaunt ve 3 asist ekledi ancak ne yazıkki galibiyete yeterli olmadı ve Beşiktaş uzatmaya giden maçta rakibine 101-100 yenildi.

Chatman gerçekten çok yetenekli ve çok yönlü bir oyuncu.Geçtiğimiz senelerde de bu tip etkileyici performansları vardı.Bu maçta da hakikaten süper oynamış.Ancak Beşiktaş Cola Turka'da bence ciddi bir koç eksikliği var.Burak Bıyıktay iyi niyetli ama yeterli olamıyor ve o yüzden bu potansiyelli kadro bu tip beklenmedik mağlubiyetler alabiliyor.Neyse konuyu fazla dağıtmayalım ona da ilerideki bir yazımızda değiniriz.Chatman'ın bu müthiş performansına şapka çıkartmamak elde değil.Euro Challange sayı rekoru da sanırım kırıldı dünkü maçta Chatman tarafından.Tebrikler keşke galibiyete de yeterli olsaydı.

Koş Fatma Koş



Ülkemizde büyük beğeni ile! izlenilen FatmaGülün Suçu ne? dizisine uyarlanmış bir oyun gördüm internette gezinirken.Herkesinde tahmin edebileceği gibi bu oyunda başrol Beren Saat'te.Beren Saat namıdiğer Bihter,bu oyunda bir kaçış içerisinde ve tabiki erkekler tarafından kovalanıyor.Ne yapmak için? önemli bir soru işareti.Neyse yakalanmamak için Bihterciğimiz eski dizi partneri Behlül'ün fotoğraflarını toplamak zorundaymış.Yoksa yakalanıyor oyun sona eriyor...Ey güzel Allah'ım şu güzel Türkiye'de daha ne saçmalıklar göstericeksin bize.Belirtmeden etmiyim oyunun katagorisi aksiyonmuş.Aksiyon oyun severlere tavsiye edilir!

14 Aralık 2010 Salı

Kobe'den Van Gundy'e

Los Angeles Lakers'ın süperstarı Kobe Bryant deplasmanda Chicago Bulls'la oynadıkaları maç öncesi eski koç şimdilerde televizyon yorumcusu Jeff Van Gundy'le şakalaşmış.Buyrun o görüntüler.

Lakers ve Kronikleşmiş Normal Sezon Umursamazlığı..




NBA'de sezon başlayalı 1,5 - 2 Ay oldu. 4'te 1'ini geride bıraktık sezonun. Son 2 yılın Şampiyonu L.A. Lakers'de sezona 8-0 ile mükemmel başlamıştı. Yeni transferler müthiş oynuyor, Gasol MVP seviyesine çıkıyor, Odom en verimli yılını geçiriyor, Kobe idare ediyor ve hatta sakat Bynum'ın adı bile geçmiyordu. Sonrası ise geçen senelerle aynı sahne, 9 Galibiyet - 7 Mağlubiyet..

Geçen senelerde de Lakers'in en büyük sorunuydu bu, kolay maçlarda zorlanması ve umursamazlık. Son 2-3 haftadır yine baş gösterdi bu durum. Özellikle de Gasol - Artest'de.

Bynum olmayınca sezonun devamında da Ratliff sakatlanınca her maç 40 dk. nın üzerinde almaya başladı Gasol, tabiki bunun getirdiği bir yorgunluk vardır ama bu kadar etkilemesi de olanaksız. Maçların daha ilk çeyreğinden anlaşılıyor maça gelmediği.. Artest zaten yorum getirilemeyecek bir tip. Onun yerinde oynayabilecek adam fazlalığı şu an için onu büyük bir sorun haline getirmiyor, playoffta da toparlıyacaktır zaten.


Neyse Bynum'da bu gece dönüyor, çoğu sorunu çözecektir bu önemli ölçüde. Bekleyip, göreceğiz..

13 Aralık 2010 Pazartesi

Koca Kafalar-2

Daha önce şu yazımda Nba Tv'nin bu sezonki süper reklamından bahsetmiştim.Bu reklamın Noel versiyonu çıktı ve gerçekten inanılmaz güzel olmuş.Yani sanırım bugüne kadar gördüğüm en güzel reklam desem yanlış olmaz.Bu kadar güzel olabilirdi ancak.Oyuncuların kafası,yerleşimi,hareketleriyle müthiş uymuş.Valla süper olmuş yapanların eline sağlık.Hangi kısmını anlatsam bilemedim.Çok ta güldüm açıkçası süper olmuş dediğim gibi.Hayran kaldım.İşte bu süper reklam...

Kobe Bryant NBA 2K11

Bu reklamdan haberdardım,şimdi tekrar görünce paylaşmak istedim.Kobe Bryant ve 5 Ekim'de piyasaya çıkan 2K11 reklamı..

12 Aralık 2010 Pazar

Rahat Bırakın

                                     

Fernandes yazımda söylediğim gibi bir Beşiktaş değerlendirmesi yazdım.Baştan söylemek gerekirse bu yazıyı fanatik bir Beşiktaş taraftarı olarak yazıyorum.Çünkü artık bazı şeylere katlanamaz oldum.O yüzden tarafsız olmadığını söyleyebilirsiniz ki haklısınız da.

Bu sezon başında transferin en flaş takımı tartışmasız Beşiktaş'tı.Önce teknik direktörlüğü Alman çalıştırıcı Bernd Schuster getirildi sonra Portekiz'li süperstar Ricardo Quaresma ve son olarak ta yıllarca Real Madrid'te top koşturup klübün simge isimlerinden olmuş olan Guti Hernandez getirildi.Tabi bu da doğal olarak Beşiktaş'ı en çok konuşulan takım haline getirdi.Buraya kadar her şey normal ancak bundan sonra öyle eleştiriler,yorumlar yapılmaya başladı ki bir Beşiktaş taraftarı olarak artık canıma tak etti desem yeridir.Nitekim forumlarda okuduğum kadarıyla birçok Beşiktaş taraftarı da benimle aynı fikirde.Bu 3 isme yapılan eleştirileri ayrı ayrı değerlendireceğim sizlere.

Bernd Schuster Getafe'de çok başarılı bir dönem geçirip Real Madrid'i çalıştırmış bir isim.Schuster'in gelmesiyle birlikte kendi sistemini de getirdi ve bunu takıma yerleştirmeye başladı.Modern futbol diye tabir edilen önde basıp pas yapan ve göze hoş gelen ofansif futbolu oturtmaya çalıştı Beşiktaş'a.Bu da sezonun ilk bölümlerinde başarılı oldu ofansif açıdan ama defansif açıdan pek başarılı olmadı.Bunun sebebi de sistemin yanlışlığı değildi bence.Bu tip bir futbol için hızlı defanslar gerekirken çakılı defans oynamaya alışmış ağır Ferrari'nin ve pozisyon hatasına düşen Zapo'nun oynaması yüzünden oldu.Arkaya çok top kaçtı bu yüzden de pozisyon verdi Beşiktaş.Ama hücum anlamında gerçekten süperdi diyebiliriz.Ama medya öyle ağır eleştiriler getirdiki Schuster'e anlamak mümkün değil.Futbolu bilmiyor diyenler bile oldu.Yani nasıl bir mantık futbolu bilmeyen birini dünyanın en büyük klüplerinden birine yani Real Madrid'e teknik direktör yapar anlamak mümkün değil bu eleştiriyi yapanları.Sistemi topa tuttular ve onu sindirmeye çalıştılar.Zaten burada sorunun sistemde değil de defansta oynayan oyuncular da olduğu anlaşıldı.Çünkü İbrahim Toraman-Ersan ikilisi oynamaya başladığından beri Beşiktaş çok az pozisyon veren bir takım haline dönüştü ki bu 2 oyuncu da çok hızlı ve mücadeleci oyuncular.Zaten Schuster sene başında Ferrari ve Zapo'nun gönderilmesini istemişti ancak Sivok'un sakatlığı tüm dengeleri alt üst etti.

Eleştirilerin dozajı artınca Schuster de bir yerde patladı artık haliyle.Bu patlamadan sonra da asık suratlı,çirkef geçimi zor biri damgası yapıştırıldı Schuster'e.Antremanda futbolcularıyla şakalaşıp maçlarda atılan gollere çocuklar gibi sevinip mutlu olan adam başkası heralde.Tabiki kaybedilince üzülmesi somrtması normal zaten içinde kazanma hırsı olan biri de böyle yapar.Bu yazıyı yazmamı sağlayan nedenlerden önemli nedenlerinden birisi de şu haber oldu.Schuster'in yerli oyuncularla konuşmadığı ve bu yüzden de yerli oyuncuların Schuster'i başkana şikayet ettiği..Ne diyim bilmiyorum ama en güncel örnekten başlıyacağım.Geçen haftaki Bursaspor maçında golden sonra Schuster'in sırtına atlayan ve onunla şakalaşıp sevinen Ersan'ı da mı izlemediler ya da genç Necip,Ali Kuçik,Ersan gibi oyuncularla özel olarak ilgilenip onlara önemli maçlarda dahi forma şansı vermesini görmediler.Bu tip oyuncuları geliştirmek için elinden geleni yapması ve herkese hak ettiği süreyi almasını sağladığını da görmediler.

Bir de 60'ların futbolu oynanıyor lafına taktılar.Çok mu yanlış sanki bu laf..Büyük takımlara karşı oynayan çoğu takım oyunu geride kabullenip rakibin yıldızlarını sert müdahelelerle durdurmaya çalışıyor.Yanlış anlaşılmasın her takım değil ama bir çok takım öyle.Başta Guti ve Quaresma olmak üzere birçok futbolcuya çok sert müdaheleler yapılıyor.Tabi bu sadece Beşiktaş içinde geçerli değil.Bu yüzden Schuster'e sonuna kadar hak veriyorum bu sözünde Avrupa'da Milli Takımımız ve diğer takımlarımızın durumu ortada bir tek eleştirilen Beşiktaş kaldı ama yine yerden yere vurulmaktan kaçamadı Alman teknik adam..Ben kendisinin yapmaya planladığı işin arkasındayım.Beşiktaş ve Türk futboluna da birçok şey katıcak bir isim olduğunu düşünüyorum kendisinin.

Gelelim bir başka yıldız Guti'ye...Guti Türkiye'ye gelmiş en kariyerli oyunculardan biri.Onun yeteneklerini tartışmak bile yersiz zaten geldiği günden itibaren nasıl büyük bir maestro olduğunu kanıtlarcasına oynadı.Takımın beyni görevini çok iyi üstlendi.Gerektiğinde defansa kadar gelip top aldı,oyunu açtı,pas attı,çalım attı.Daha gelmeden yapılan "Para için geldi" eleştirilerini boşa çıkardı.

Bu sene Beşiktaş'ın bir kaç maçı hariç ligde ve Avrupa'da tüm maçlarını izledim.Ligdeki maçlarda Guti'ye atılan tekmelerin haddi hesabı yok.Gerçekten rakip oyuncular çok acımasızca tekmeyi atıyolar Guti'ye ve sert müdahelelrde bulunmaktan hiç çekinmiyorlar.Ancak bu tekmelere bazen faul bile vermeyen hakemler Guti'nin itirazlarına acımasıca kart gösteriyorlar.İspanyol futbolcuya çok yükleniyorlar daha sonra bu konuda kolay kart görüyor diye.Yani hakemler düzgün olarak kart verseler Guti'de böyle sinirlenmeyecek.Ayrıca bu yazıyı yazmamı sağlayan bir başka olay da şu son Eskişehir maçında oldu.Lig Tv spikeri Melih Gümüşbıçak Guti 2.sarıyı görünce"Bilerek gördü tatile çıkacak" gibi bir yorumda bulundu..Yani bunu neye dayanarak yaptı anlamak mümkün değil.Guti gibi iş ahlakı üst seviyede olan,antremanlarda hep iyi çalışan ayrıca antremanlardan sonra da kendi çalışmasını yapıp ilerleyen yaşına rağmen bu seviyede bir performans verebilen bir oyuncuya işten kaçıyor demek bilerek yapıyor demek çok çok ayıp.Hele ki bunu maç esnasında demesi ayrı bir garip yapıyor olayı.Sözde spikerlerin tarafsız olması gerekiyor.Hiç yakıştıramadım ve çok ta kızdım bu olaya.



Son olarak Quaresma'ya gelirsek o da Beşiktaş'ta yeniden doğdu.Tekrar Milli Takım'a seçildi.Ancak o da Guti gibi tekmelerden çok dertli.Üst üste gelen sakatlıklarda zaten bu tekmelerin sonucu.O kadar sert müdaheleler alıyorki Q7 sakatlanmaması mümkün değil.Aynı yere üst üste gelen darbelerin sonucu oluşuyor zaten.Ama medya yine ona "Antremanlarda çalışmıyor." damgasını yapıştırdı.Adam geçip gol atıyor "bencil,takım oyuncusu değil" diyorlar bunu da anlamak mümkün değil.Sanki hiç pas vermeyen egoist bir oyuncu Quaresma.Birkaç ekstra iş yapmaya çalıştığı durumlar hariç gayet te bir takım oyuncusu Quaresma.Bu dediğim durumlar da fazla değil.

Sonuç olarak dediğim gibi taraftarlığımın ön plana çıktığı bir yazı oldu.Tabiki bu genel yapılan eleştrilerden yola çıkarak yazdığım bir yazı ve gerçekten çok ta bunaldım bu eleştrilerden ve böyle bir yazı yazma ihtiyacı hissettim.Bir taraftar olarak düşüncelerim bunlar ve birçok Beşiktaş taraftarının da görüşlerinin bu yönde olduğunu düşünüyor ve okuyorum dediğim gibi..Yanlışım olduysa affola dediğim gibi tarafsız olamadım pek.

Fernandes Geliyor

Transferde sene başında şov yapan Beşiktaş harekata devre arasında da devam ediyor.Beşiktaş Valencia'dan kiraladığı Manuel Fernandes ile yarın sözleşme imzalamak üzere oyuncuyu Türkiye'ye getiriyor.

Bu transferi değerlendirecek olursak bence önemli bir iş yapıyor Beşiktaş ve ben bir taraftar olarak memnunum bu hamleden.Tabata gibi geldiği günden beri vasatı aşamamış bir oyuncu yerine Fernandes gibi bir yıldızı getirmek önemli bir hamle.Keza Fernandes bileklerine çok hakim çok yetenekli bir oyuncu ve ayrıca oyunu iki yönlü olarak oynayan bir isim.Sakatlık geçirmeseydi muhtemelen şu an çok daha farklı yerlerde olabilirdi ancak bu onun yeteneklerini göz ardı etmemiz gerektiği anlamına gelmez ya da Beşiktaş'ın bu hamlesini küçümsemek anlamına..Çünkü Fernandes buraya Schuster'in isteği doğrultusuyla geldi ve onun sistemine uygun bir oyuncu.Bu yüzden de çok önemli çünkü eğer Schuster buraya getirmek istediği sistemi tam olarak oturtursa Beşiktaş çok farklı bir yerde olabilir.Beşiktaş'la ilgili bir değerlendirme yapacağım yakın bir zamanda zaten.

Konuyu dağıtmadan devam etmek gerekirse Fernandes dediğim gibi çok yetenekli bir oyuncu.Zaten 18 milyon euro gibi bir bonservis bedeliyle transfer olması da bunun göstergesi.Beşiktaş'ta eğer bonservisini almak isterse 8 milyon euro karşılığı Fernandes'i kadrosunda tutmaya devam edecek.Fernandes'in gelişiyle Guti,Ernst gibi isimlerin orta sahada yükü daha azalıcaktır ve forvetle defans arasındaki köprü güçlenecekti ayrıca ofansif olarak ta takımdaki zenginlik artıcaktır bence.Bu yüzden Fernandes transferini çok iyi bir hamle olarak görüyorum ve eğer uyum sağlarsa Beşiktaş'a çok şey katacaktır.Ama Schuster istediyse uyum sağlayabileceğini düşünmüş olmalı muhakkak.

Son olarak dediğim gibi ben faydalı bir transfer olarak görüyorum Fernandes'i.Hayırlı olsun Beşiktaş'a.

Büyük Usta

Şener Şen'in oyunculuğunu anlatmaya bilmiyorum gerek var mı?Türkiye'de yetişmiş en iyi oyuncular arasında rahatlıkla gösterebiliriz.Şu son Av Mevsimi filmiyle de ustalığını kanıtladı gerçekten.Harika bir oyunculuk sergiledi yine hayran bıraktı büyük usta.Büyük bir saygı duyuyorum kendisine müthiş bir oyuncu.

Daha önce Beyaz Show'a konuk olduğunda onun için hazırlanmıştı biz de paylaşalım dedik bunu tekrardan.Buyrun efendim saygıyla büyük ustadan seçmelerle hazırlanan bu güzel video..

Süper Gelişim


Derrick Rose..2008 yılında Chicago Bulls tarafından 1.sırada seçildiğinde takımının ondan beklentisi çok çok fazlaydı.Süperstarlık potansiyeli barındırdırdığı ilk günlerden itibaren belliydi.Rose her sene oyununu ve kişiliğini geliştirdi ve bu sezonda gerçekten müthiş bir başlangıç yaptı öyle de devam ediyor.Bugün Nba Tv'de Bulls'un maçını izledim ve Rose'un oyununu ne kadar geliştirdiğine şahit oldum.Bu yazımda da Rose'un bu seneki çıkışına ve gelişimine dikkat çekeceğim.

Rose lige ilk geldiği günlerden itibaren müthiş hızlı ilk adımıyla kendini belli etmişti.Ben de kendisine sempati duyuyorum açıkçası.Oyun stilini,liderliğini filan beğeniyorum ilk yıllardan beri.Rose'a dönecek olursak Rose içeriye etkili drive'ları,çabukluğu,saha görüşü ve atletikliğiyle Bulls'a yeni bir heyecan getirdi.En büyük eksikliği şutu olarak görülüyordu Rose'un.Çaylak yılında 16.8 sayı 6.3 asist ve 3.9 ribaunt ortalamaları tutturarak takımının play-off'lara kalmasında büyük bir rol oynadı ve tabiki bu başarılardan sonra Yılın Çaylağı Ödülü de Derrick Rose'un oldu.Ancak Rose'un asıl sahneye çıktığı zaman play-off'lar oldu.Son şampiyon Boston Celtics'le eşleşen Bulls müthiş bir seri izlememizi sağladı.Rondo'yla Rose'un düellosu ve müthiş çekişmeli maçlarla dolu olan 7 maçlık seri gerçekten harikaydı.Rose da bu seride bir çaylaktan çok daha fazlasını oynadı.Takımını sırtladı.Belki elendiler ama taraflı tarafsız herkes Rose'un performansını takdir etti.Ben de tabiki Rose'u favori oyuncularım arasına eklemiştim çoktan.

Derrick Rose 2.sezonuna sakatlıklardan dolayı biraz tutuk başlasa da tam olarak iyileştikten sonra giderek artan performansıyla Doğu All-Starları arasına seçildi.Rose yine can alıcı drive'larıyla ön plandaydı takımı adına.İçeriye girdi mi müthiş bir kararlılıkla bitiriyordu pozisyonları ve çok zor pozisyonlarda dahi sayı bulmayı başarıyordu.Ancak yine en büyük sorunu şutlardı.Kendisini uzaktan alan savunmalara karşı sıkıntı yaşıyordu Rose.Bulls üst üste 2.sezon play-off'lara kalırken 20.8 sayı 6 asist ve 3.8 ribauntla Rose yine ön plandaydı.Play-off'larda bu sefer rakip bir başka dişli takım Lebron'lu Cleveland'tı.Bulls 5 maçta teslim olurken Derrick Rose takımı adına ayakta kalan tek isimdi diyebiliriz.Seri boyunca Cavs onu durduramadı ve o da 26.8 sayı ve 7.2 asistle müthiş bir seri geçirdi.

Rose ve Chicago bu yazı boş geçirmedi.Bulls müthiş Fa piyasasında ilk hedefleri olan Wade veya Lebron'dan birini kadrosuna katamasada All-Star forvet Carlos Boozer kadroya dahil edildi.Böylece Bulls'tan beklentiler iyice arttı dolayısıyla Rose'dan da.Rose'sa bu yazı Amerika Milli Takımı'yla Türkiye'de Dünya Basketbol Şampiyonası'nda geçirdi.Yoğun guard rotasyonu arasında savunmasıyla ve topa yaptığı baskıyla ön plana çıktı Rose.Amerika'nın Dünya şampiyonu olmasında Durant'ten sonra en çok katkısı olan isimlerden biriydi.Ayrıca bu yazla birlikte şut çalışmalarını arttıran Rose oyununun en önemli eksikliğini giderme yolunda çok büyük bir adım attı.

                                             

Kadroya yeni katılan Boozer'ın elini kırması ve sakatlığı nedeniyle oynayamayacak olmasıyla Rose'un üstündeki sorumluluk arttı.Ancak o bunun altından kalkmayı bildi.Rose şutunu ne kadar geliştirdiğini oyunuyla herkese göstermeye başladı.Artık onu geriden alan rakiplere karşı tereddüt etmeden kaldırıp şutuyla cezayı kesiyor Rose.Daha komple bir oyuncu olarak bu sezon karşımızda.Drive'ları aynı etkinliğini korurken orta mesafe şutlarını ve üçlüklerini inanılmaz geliştirdi Rose.Bu sezon daha önce de belirttiğim gibi son saniye üçlüğünü bile tereddüt etmeden kaldırıp attı ve isabeti de buldu ve artık son anları da çok çok daha olgun oynuyor ki zaten ilk yılından itibaren bu anlarda sinmeyen tam tersine öne çıkmayı seven Rose için bunu daha da geliştirmesi inanılmaz bir artı puan.Keza yine bu seneki Lakers maçı gibi bir çok maçta son anlarda sahneye çıktı ve takımına galibiyetleri kazandırdı.Şimdiden ilk 2 sezonda attığı üçlük sayısını geçmiş durumda Rose.Takımına müthiş bir liderlik ediyor şut tercihleri filan çok çok doğru.Bulls bu sezon 14-8'lik bir derece de ve Boozer'ın da dönüşüyle son 5 maçını kazanmış durumda.Tabiki burda en çok takdir edilmesi gereken oyuncu şüphesiz Derrick Rose.25.1 sayı 8.1 asist ve 4.30 ribaunt ortalamalarıyla süper bir sezon geçiren Rose için asıl dikkat çekici olanlardan biri de %46'lık saha içi ve %41'lik üçlük isabeti yüzdesi.

Dediğim gibi şutunu da geliştirince çok daha komple bir oyuncu oldu.Şutunun getirdiği rahatlık sayesinde hücum yönü inanılmaz gelişti.Yani neredeyse hiç şutu olmayan bir oyuncunun böyle gelişimine saygı yıllardır eleştirilen şutunu neredeyse hiç geliştiremezken Bulls'un genç yıldızı kendini çok çok geliştirdi.Nash ve Kidd'in artık kariyerinin son dönemlerini yaşamaya başladığı şu yıllarda Rose belki de ileride Nba'in en iyi oyun kurucusu olacak.Belki bu sene değil ama ilerleyen senelerde de şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olacak olan Bulls komutayı çok doğru bir adama teslim etti.Bizde bu heyecan verici genç oyun kurucuyu izleme zevkine sahibiz.

Yaratıcı BozBaykuşlar



Bir incisözlük oluşumu olan Bozbaykuşlar,İBB takımının taraftar grubunu oluşturmaktalar.Taraftar grubu derken büyük bir şey hayal etmeyin,ancak değişik pankart ve yazılarla değişik bir grup olduklarını gösteriyorlar.Bugunkü İBB-Trabzonspor maçında da güzel bi pankart açmışlar gördüğünüz üzere.

Semih Erden'in Gecesi



Bu sabaha karşı oynanan maçta Boston Celtics Charlotte Bobcats'i 93-62'lik skorla geçmeyi başardı.Tabii bu normal bir durum.Bizi ilgilendiren kısmı ise Semih Erden'in 41 daika süre alması.Oldukça anormal bir durum gibi geliyor dimi?

Shaquille O'neal,K.Perkins,Jermaine O'neal'ın yokluğunda meydan Semih'e kaldı.-ki ben JO'dan daha fazla hak ettiğini düşünüyorum,rotasyondaki yerini.-Semih böylelikle 2 maç üst üste ilk beş çıkmış oldu Celtics formasıyla.Geçen maç ilk beş çıkıp 18 dakika süre almasına rağmen,bu kez maçın gidişatıyla da dolaylı olarak tam tamına 41 dakika süre aldı.Maç boyunca çeşitli hatalar yapsada-özellikle yardım savunmasını yaparken,kendi adamını kaçırma gibi hatalar yaptı.Avrupa basketbolundaki yardım savunmasını NBA'de yapmaya çalıştığınız zaman,diğer oyuncular size yardıma gelmediğinde siz adamınızı kaçırmış gibi oluyorsunuz.Semih'te 2-3 kez bu durumla karşılaştı.-Öte yandan genel anlamda savunmaya sertlik getirdiğini söylebiliriz.Ancak rakip Charlotte Bobcats olduğundan söyleyeceğimiz tüm güzel şeyler hafiften havada kalır nitelikte.Yaptığı 5 blok savunmadaki gayretinin bir göstergesi.

Öte yandan en önemli konu şu ki,hiç sırıtmıyor Semih Erden.Rondo-Allen-Pierce-Garnett-Erden,nasıl sırıtmaz diyenleriniz vardır.Ondan söz etmiyorum,genel anlamda işine konsantre,ne yapacağını bilen bir oyuncu izliyorsunuz Semih'i izlerken.Hücumda Vafer'ın son dakikaki asistleriyle çift haneye ulaşmayı başarıp,kariyer sayı rekorunu da bi güzel kırdı.Shaq'ın ne zaman döneceğini bilmiyorum ama bu maçlarla Doc Rivers'ın gözüne girmeyi başardığını düşünüyorum.Bir de şuna değinelim,Semih'in serbest atış yüzdesi de onun için büyük avantaj,dün 4-4'le attı çizgiden.



Olayın asıl beni ilgilendiren kısmına geçersem,Jordan'a üzülüyorum abiler.Herif acı çekiyor kenarda.Bobcats'in bu sene son dakikada kaybettiği maç sayısı az buz bişi değil.Bir de böyle mağlubiyetler...Kısaca Jordan'ın kanser olmasından korkuyorum.

Kobe Bryant THY'de



Evet evet yanlış okumadınız.Türk Hava Yolları sponsorluk işini iyice abarttı ve dünyanın en iyi basketbolcusu olarak gösterilen Kobe Bryant'la tanıtım elçiliği yapması konusunda anlaşmaya vardı.Böylece Los Angeles hattını açmaya hazırlanan THY büyük bir reklam yapma şansı yakaladı.

Daha önce Barcelona ve Manchester United gibi dev klüplerle sponsorluk anlaşması imzalamıştı THY.Bu da dev bir adım oldu tanıtım konusunda.Kobe de bu anlaşmadan baya heyecanlanmış gibi."Türk Hava Yolları'nın küresel marka tanıtım elçisi olarak seçildiğim için gururluyum. Türk Hava Yolları 77 yıldır yolcularına mükemmel bir hizmet sunuyor ve artık Los Angeles'lıların da bu hizmeti ilk elden deneyimleyeceği için de mutluyum. Türkiye doğal güzellikler ve binlerce yıllık tarihi açısından zengin bir ülke ve ben bu ihtişamın dünyadaki diğer insanlara ulaştırılmasında Türk Hava Yolları ile işbirliği yapacağım için mutluyum. En kısa sürede Türk Hava Yolları ile uçmak ve mükemmel servisi ve üst seviyede övgü alan yemekleri kendim denemek için sabırsızlanıyorum" açıklamasını yapmış.Kobe gibi birinin sadece para için bunu yaptığını düşünmek zaten hayalcilik olur.Bu yüzden onun da demek ki ilgisini çekmiş bu anlaşma.

 Kobe'nin rol alacağı reklam filmleri,bilboard'lar vs 2011 yılından itibaren yayınlanıcakmış.Böyle büyük bir iş yaptığı için THY'yi kutlayıp her 2 tarafa da hayırlı olsun diyelim bizde.Umarız Kobe de Türkiye'ye ziyarete gelir bu anlaşma sayesinde biz de onu görme şansı yakalarız.

T-Mac'in Dönüşü

Tracy Mcgrady şüphesiz ligin sakatlıklardan en çok çeken oyuncusu.Çok uzun ve çok ağır sakatlıklardan belini doğrultamadı hatta bir ara emekli olma aşamasına kadar geldi.Ligin en iyi skorerlerinden birinin bu hallere gelmesi üzücü.Bu yaz da veteran minimum kontratıyla Detroit Pistons'a katıldı ve benchten gelerek bence iyi bir katkı veriyor.Bazen de eski günlerinden ufak bölümler sunuyor bize.Ama hala saktlıklarının etkisi var.

Dün geceki Detroit-Toronto maçında müthiş bir aley-oop yaptı T-Mac.Ben Nba Tv'de özetleri izlerken gördüğümde bir an Austin Daye sandım.Yani ondan hiç beklemiyordum.Ama gerçekten çok güzel bir aley-oop olmuş.Will Bynum'un pasını havada yakalayıp müthiş tamamlamış T-Mac.Bu da onun hayranları adına güzel bir işaret.Sakatlıklarının etkilerini silmeye başladığının bir göstergesi.Tabi bir daha tekrar eskisi gibi olması çok çok çok zor ve düşük bir ihtimal ama yine de dediğim gibi hayranları adına çok güzel bir hareket olmuş bu.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Bu Nedir Ya?


Bu görüntü Dha'ya bomba gibi düştü açıkçası.Bende görünce çok şaşırdım.Abd'de bir geyik avcısı ormanda avdayken bir anda önüne fırlayan bu yaratığın fotoğrafını çekmiş.Makinesi kaçarken kırılsa da hafıza kartı zarar görmediği için fotoğrafları yayınlamış.Gerçek olduğunu herhangi bir oynama yapmadığını yada fotoğraf hilesi kullanmadığını söylemiş.

Herhangi bir açıklama da gelmedi bu konuda yani hile var filan diye.Nasıl bir yaratık bu anlamadım gerçekten.Yani insan olmadığı kesin.Gözleri hadi flaştan parlamış olsada suratı çok garip.Burnu ağzı falan insanca değil.Vücudu biraz zayıf bir insanı andırıyor gibi.Ya gerçek mi bilmiyorum tabiki böyle şeyler daha önce de çok söylendi yazıldı resimler kullanıldı çekildi.Ama bu son olay bomba gibi düştü dediğim gibi.Bir de malum NASA son dönemde çok soru alıyor bu konuda.Bir de bu çıkınca insan işin Gora'daki gibi feyk(!) olduğu ihtimalini arttırır gibi.Ama yine de şaşırdım görünce ondan sizlerle paylaşmak istedim.

10 Aralık 2010 Cuma

Vecizeler-2



Sunucu:Sergen Türkiye'de 18 yaş altındakiler de İddaa oynuyorlar onlara söylemek istediğin bir şey var mı?

Sergen:Valla bu aralar Almanya Ligi'nden uzak dursunlar çok süpriz oluyor.."

9 Aralık 2010 Perşembe

Hoşgeldin Walker



D-League'de basketbola geri dönen Antoine Walker,güzel bi geri dönüş yapmış,buyrun videoya..

İtalyan İşi



Toronto Raptors bu yaz Chris Bosh'u kaybettiğinde takımı kimin üzerine kuracakları için pek düşünmediler.Çünkü İtalyan forvet Andrea Bargnani hala kadrolarındaydı ve onlar zaten onu 1.sıradan seçerek ondan beklentilerinin büyük olduklarını belirtmişlerdi.Tabiki Bosh gittikten sonra takımın 1 numaralı oyuncusu da Bargnani'den başkası olamazdı.

Bargnani sezona biraz tutuk başladı ama sezon ilerledikçe açıldı İtalyan oyuncu ve bu sabah New York Knicks karşısında da müthiş bir oyun sergileyerek günün etkileyici performanslarını belirttiğimiz bu köşemizde yer almaya hak kazandı.Kullandığı 24 şutta 16 isabet bularak inanılmaz bir yüzde yakalayan ve bu etkileyici performansın yanına 7 ribaunt 6 asist ve de 2 top çalma ekleyen Bargnani buna rağmen takımının son dönemin çok formda takımı Knicks'i geçmesini başaramadı ve Knicks maçı kazandı.Ama İtalyan oyuncu bu saygı duyulası performansıyla Raptors için doğru adam olduğunun sinyallerini vermeye devam etti.

3,2,1 Fisher!!

Los Angeles Lakers'ın tecrübeli guardı Derek Fisher yıllanmış şarap gibi.En kritik yerde en kritik şutları hiç eli titremeden atabilir.Mr. 0.4 bu tip şutların üstadıdır bildiğiniz gibi.Normal sezon veya play-off farketmeden bu tip şutları atıyor.

Bu sabahki maçta da Fisher takımına maçı kazandıran sayıyı attı.Ancak bu sefer bir şutla değil bir turnikeyle kazandırdı maçı.Fisher için son yıllarda söylenen şey şutlarının turnikelerinden daha yüksek olduğuydu.Ancak Fish soğukkanlılıkla zor pozisyonda DeAndre Jordan'ın üstünden sol eliyle turnikeyi yüksekten bıraktı ve Lakers'ın zorlandığı Los Angeles derbisinde Clippers'ı geçmesini sağladı.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Bir Çakın Artık

Minnesota Timberwolves'un genç oyuncuları Kevin Love ve Wes Johnson son maçta bir faulden sonra birbirlerini tebrik etmek istediler.Ama bu baya zor oldu onlar için.Bir türlü çakamadılar sonra Love yanına gidip istediği beşliği aldı Wes Johsnon'dan.İşte o sahne.

Maldonado Williams'ta



Williams'ta bilinmezlik içinde olan boş koltuğa kimin oturacağı bu hafta belli oldu.Hulkenberg gibi yetenekli bir pilot ile kontrat yenilemeyen Williams takımının neden böyle bi karar aldığını anlamamıştım doğrusu.Yetenekli ve gelecek bir pilot diye tanıyorum Hulkenberg'i.Neyse olan oldu Hulkenberg boşa çıktı.Peki onun yerini kim alıcaktı.Bizi şimdi ilgilendiren konu bu.2011 sezonunu Barichello'nun yanında kim olucak sorularına yanıt geldi Williams takımından.Bu pilot GP2 şampiyonu Pastor Maldonado.Gerekli olan test sürüşlerinden sonra anlaşmaya varışmış genç pilotla.Barichello'dan alacağı fayda ile önemli bir kariyer yapabilir bu genç ve yetenekli pilot.GP2'da şampiyon olmak o kadar basit bi olayda değil.İlginç olan bi iki nokta daha var bu antlaşma içerisinde.Birincisi 30 yıl aradan sonra ilk defa bi Venezuella'lı bir pilot Formula1 de yarışacakmış.Asıl ilginç olan kısımda Petrov gibi Maldonado'nunda takımına sponsor desteği sağlayabilirmiş.Ülkesi tarafından.Bu da işin mali kısmı.Ama Williams takımı sadece mali açıdan karlı çıkmayacaktır.Formula1'e hemen ayak uydurursa puan bakımından katkı sağlayacaktır.Neyse 2011'de bir yeni yüz izleyeceğiz.GP2 geleneği ve kendini gösterme isteği olarak bol geçiş yapma gayreti içinde olacaktır.Sezona renk katması dileğiyle...

Şimdi de Shaq Mı Geliyor ?




Hemen bu sabah düşen bi haberden bahsetmek istiyorum.Allen İverson'u getiren yönetim bu temaslar sırasında Shaq ile de temas içerisine geçilmiş.Fakat Shaq'ın dediğine göre Boston'da bir sezon kalıp şampiyonluk yaşamak istiyormuş.Ama önümüzdeki sezon için söz alınmış kendisinden! Buraya dikkat söz vermiş Shaq.Nekadar doğru bilinmez diye içimden geçirirken İverson'un manajeri Shaq ile görüştüm İverson ile beraber oynamaya hazır açıklamasında bulunmuş..Ee bu adam gelirse seneye gelicek peki o zaman İverson kalıcak mı kesin Beşiktaş'ta.İverson'un niyeti NBA'de bir sezon daha oynamak.Ayrıca arka arkaya 2 sezon ve daha fazlasını oynayan bi Cehver var heralde bu takımda.İverson gittiği halde Shaq gelir mi? Shaq'ında İverson gibi paraya ihtiyacı olmadığı aşikar.Takımdan aldığı maaş haricinde gelirleri yüksek bi adam Shaq.Şimdilik arap saçı olan bu transfer haberi daha netlik kazanmış değil.Bi sürede dedikodudan öteye gidilmez.Yeni bir haber çıkmadığı sürece beklemede olucaz.Ama ismi Beşiktaş ile anılması hoş.Şimdi anca 37 yaşında gelir muhabbetleri dönmez umarım.Böyle bi adam 25 yaşında gelicek değil ya.Neyse efendim esen kalın..