8 Kasım 2010 Pazartesi

Iverson Geldi

Beşiktaş Cola Turka uzun süredir heyecanla beklediği yeni transferi Nba süperyıldızı Allen Iverson'a kavuştu.

Allen Iverson bu sabah itibariyle Türkiye'ye indi.Normalde hafta sonu gelmesi bekleniyordu Iverson'un ancak uçağını kaçırınca gelişi ertelendi.Iverson'a özel bir imza töreni hazırlanıcak.

The Answer lakaplı süper yıldız Iverson bu sezon giyeceği 4 numaralı formasıyla geldi havalimanına ve yoğun ilgiyle karşılandı.Kendisi de çok etkilendi bu atmosferden yaptığı açıklamada söylediği gibi.

Gerçekten hala inanılması güç bir olayı yaşıyoruz.Hoşgeldin Iverson!



2010 F1 Brezilya Grand Prix




Süper başladı durgunlaştı sonlara doğru biraz daha heyecanlaştı.Şampiyonluk düğümü çözümlenmedi ama Alonso avantajını korudu son yarış için.Brezilya yarışı gerçekten çok adranelinli başladı.Hulkenberg beklediğim gibi start'ta pozisyonunu kaybetti.Hemen arkasına Webber'de geçmeyi başardı.Webber geçerken Hulkenberg arabasını dışarıya çok kaçırdı.Çizgi dışına çıkması Webber'in işini çok kolaya indirdi.Alonso'da yarış başladığı anda Hamilton'a öyle bi baskı yaptı ki insanın psikolojisini bozar nitelikteydi.Hamilton'u hataya zorladı ve en sonunda aradığı boşluğu yakaladı kolayca geçmeyi başardı.Fakat bundan sonra Hulkenberg Alonso'ya çok iyi bir savunma yaptı.Uzun bi müddet arkasında tuttu.Virajlarda kapıyı tam zamanında çok iyi bi şekilde kapattı.Alonso her geçen turda Vettel ve Webber ikilisinden yaklaşık 1.6 saniye kaybetti ki bu 7-8 tur devam etti.Bu önünün kapanması Alonso'nun şampiyonluk hesaplamarı için çok önemliydi.Belki hemen kurtulabilse Webber'in önüne geçme fırsatı yakalayacaktı ve puan farkını açabilicekti.Hulkenberg'ten kurtulan Alonso önde ikili ile aynı dereceyi tuttursada yaklaşamayınca yarış biraz Alonso için monotonlaşmaya başladı.Arka sıralarda da pek bi haraket olmayınca yarış iyiden iyiye sıkmaya başlamıştı.Yağmur yağma ihtimali yüksek olan Brezilya pistinde yağmurdanda bi haber gelmiyince biraz kanal karıştırma ihtiyacı hissettim kendimde. Nancy-Monaco maçına biraz göz atma eyleminde bulundum emin olun ki o daha da sıkıcı bi halde geçiyordu.Neyse geri döndüğümde gene monoton giden bi yarış vardı.Ta ki Luizzi kardeşim virajı alamayıp duvara toslayıncaya kadar.Ve yolun hemen dibinde durması nedeniyle güvenlik aracı piste girmek zorunda kaldı.Bunun arkasına pit-stop'a bi yoğunluk sıkışan araçlar ve birbirinden kopan pilotların birbirine yaklaşması yarışının heyecanını biraz yükseltti.Bize birçok geçiş izletmesine sebep oldu.Teşekkürler Luizzi.Fakat Vettel bu sefer hataya yer vermedi.İyi bir pilotaj ile yarışı startta devraldığı liderlik ile bitirdi ve şampiyonlukta şansını son yarışa saklıyabilidi.Alonso Webber'e birazda olsa yaklaşabilmsi biraz heyecan yarattı ama sadece göz temasında bulunabildi.Hava koridoruna giremeyince geçiş şansıda doğmadı.Yarış öncesi kaza tahmininde bulundum ama bu tutmadı.Fakat ben yağmurun geliceğini düşünerek böyle tahmin etmiştim.Yağmur bu sefer geçmiş senelere göre Brezilya'ya uğramadan geçti.Pistleri kuru bıraktı.Son yarış Abu-Dhabi de olucak.Şampiyonluk düğümü çözülecek.Alonso haftayı lider olarak kapattı ve en şanslı bir biçimde son yarışa doğru ilerliyor.Agresif olduğu takdirde şampiyonluğu göğüsleyecektir.Ferrari'ye gelidiği ilk senede şampiyon olması büyük başarı olucaktır.Gönlüm Vettel'den yana.

Yarış sonucunda oluşan sıralama :

1.Sebastian Vettel
2.Mark Webber
3.Fernando Alonso
4.Lewis Hamilton
5.Jeson Button
6.Nico Rosberg
7.Michael Schumacher
8.Nico Hulkenberg
9.Robert Kubica
10.Kamui Kobayashi
11.Jaime Alguersuari
12.Adrian Sutil
13.Sebastien Buemi
14.Rubens Barrichello
15.Felipe Massa
16.Vitaly Petrov
17.Nick Heidfeld
18.Heikki Kovalainen
19.Jarno Trulli
20.Timo Glock
21.Bruno Senna
22.Christian Klien
23.Lucas di Grassi
24.Vitantonio Liuzzi

7 Kasım 2010 Pazar

Kenan Sofuoğlu Moto2'ye Doğru



Türkiye'nin motor sporlarındaki gurur kaynağı Kenan Sofuoğlu.Tüm dünya Kenan'a saygı duyarken bizim Türk insanımız acaba nekadar saygı duyuyordur.Veya asıl sorulması gereken soru nekadarımız Kenan'ı tanıyoruz.
2 kere SuperBike'ta şampiyonluk elde ettikten sonra Moto2 deki kısa süreli macerasını başarı ile bitirmekte.Geçen yarışta liderken motorundan problem yaşamasının ardından yarışı 5. sıradan bitiren Kenan Moto2 takımlarının gözdesi oldu.Gelecek sene Moto2 de yarışması kesin olan Kenan'ın hangi takım ile yarışacağı daha tam netlik kazanmamıştı.Moto2'de başarılı geçen 2 sezondan sonra kendisini MotoGp'de görebiliriz.Kendileri o potansiyele ve yeteneğe sahip.Kenan'ın motor numarasındanda anlaşılacağı gibi Sakarya'lı.Bu Kenan'a karşı bende ekstra bi sevgi aşılamıyor değil.Sakarya sokaklarında kendini kendini Kenan'ın varisi ilan edenlerin sayısı her geçen gün artmıyor değil.ehehe



Asıl önemli olan konuya gelmek gerekirse Kenan Sofuoğlu 2011 yılı için Technomag ile sözleşme imzaladığı haberleri yayınlandı.Bu kendini daha çok gösterebilmesi adına büyük bir fırsat.Kenan'ın bu fırsatı çok iyi bir şekilde kullanacağından eminim.Daha 26 yaşında ve önünde katılabiliceği çok yarışlar var.Ntv'de olan yayın hakları için umuyoruz ki gelecek sene Kenan Sofuoğlu'nun yarışlarını canlı olarak izleyebilicez.Olmadı internetten bilgiler almaya devam edicez.Forza Kenan

2010 F1 Brezilya Grand Prix-Sıralama Turları



Haftaya çok sıkı bir rekabet ile başlayan pilotlar Brezilya'da pistlere çıkıyorlar.Tam 5 pilotun şampiyonluk yarışında olduğu haftada süprizlerle dolu bir grandprix bizi bekliyor.Brezilya pisti herzaman süprizlere gebe olan bi pist olmuştur.Daha sıralama turlarından bunu gösterdi.Okadar Şampiyonluk yarışı yapan pilotların önünde Hulkenberg pole-position'unu kaptı.Bu şampiyonluk planları yapan pilotlar için çok önemli bi ayrıntı.Start ile Hulkenberg'i geçebilen büyük avantaj sağlıcak.Peki Hulkenberg'in performansı ne olucak.Kimlerin geçmesine izin vericek.Kimler ile sıkı bir mücadeleye giricek.Tur zamanları arttıkça bozulan sinirler hatayı zorlayacaktır.Gene şampiyonluk adaylarından yarış dışında kalan olucaktır.Bu yarışta da motor arızası hariç kaza bekliyorum.Hulkenberg bu sezon ilk defa F1 adına yarışmaya başladı.2005'ten beri Williams'a ilk defa ilk sıradan yarışa başlamayı tattırdı.Bu başarıda lastiklerini iyi ısıtmasına borçlu.Gelecek vaad eden pilotlardan biri olan Hulkenberg'i Williams takımı 5 yıllık kontrat teklif etti geçen hafta.Ellerinden kaçırmak istemiyorlar haliyle.,




Puan sıralamasının en tepesinde bulunan Alonso yarışa 5. sıradan başlıcak.Bu ne kadar dezavantaj olarak görünsede hiç belli olmayacak bi yarış izlicez.Alonso akıllı bi derecede sürüş yaparsa üst sıralara taşıyabilir kendini.Yağmurlu yarışlarda zaten avantajı olduğu bilinen RedBull pilotları 2 ve 3. sırayı paylaşıyolar.Nekadar takım arkadaşıda desek de en sıkı rekabetlere gözü kara giriyolar.Şampiyonluk şansı olan bir diğer pilot Hamilton'da kendine 4.sıradan yer buldu.Kendisine yardım etmesi beklenen Button iyi bir derece yapamadığından Hamilton bu yarışta yalnız kaldı.Yarış bugün(PAZAR) günü saat 18.00 da başlıcak.F1 severlerin kaçırmaması tavsiye edilir.

Yarış Sıralaması :

1.Nico Hulkenberg
2.Sebastian Vettel
3.Mark Webber
4.Lewis Hamilton
5.Fernando Alonso
6.R.Barrichello
7.Robert Kubica
8.M. Schumacher
9.Felipe Massa
10.Vitaly Petrov
11.Jenson Button
12.Kamui Kobayashi
13.Nico Rosberg
14.J. Alguersuari
15.Sebastien
16.Nick Heidfeld
17.V. Liuzzi
18.Adrian Sutil
19.Timo Glock
20.Jarno Trulli
21.H. Kovalainen
22.Lucas di Grassi
23.Christian Klien
24.Bruno Senna

Batiste İnsan Değilsin

Euroleague'teki bu hafta maçında Union Olimpija ve Panathinaikos karşı karşıya geldi.Maç çekişme içinde geçerken son çeyrekte Panathinaikos'un forveti Michael Batiste öyle bir harekete imza attıki gerçekten sporculukla alakası filan yok bunun.

Kendisine yapılan faulden sonra sinirlerine hakim olamayan Batiste kendisine faul yapan yerdeki Sasha Ozbolt'un kafasını resmen bilerek ayağıyla ezdi..Bu nasıl bir zihniyettir,sporculuktur anlam veremedim.Batiste hep sert bir oyuncu olarak bilinirdi ama bu yaptığının basketbolla alakası yok.Yerdeki adamın kafasını ayakla bilerek ezmenin spor ahlakıyla filan alakası yok.Maçtan direk atıldı tabiki ama herkes çok daha büyük bir ceza alması gerektiğini söylüyor tabi bende.Bakalım nasıl bir ceza alıcak ya da ceza alıcak mı?Ama şu yaptığını unutmak mümkün değil...

Zaza Evinde Ağırlıyor


Bu akkşam saat 23'de oynanacak maç için Atlanta'ya gelen Phoenix Suns takımından bir kaç oyuncuyu evinde ağırlayan Zaza bunu twitterında paylaşmış,ee bizde fotoğrafı sizlerle paylaşalım.

Josh Childress-Channing Frye-Hidayet Turkoğlu

6 Kasım 2010 Cumartesi

The Walking Dead


The Walking Dead, AMC'nin yeni dizisi. Konusu adından ve resimden de anlaşıldığı gibi zombiler. Vampir dizilerinin çok tuttuğu bir dönemde iyi bir yapım. Konusu sıradan gelebilir belki ama zombi deyince fazla orjinal bir şey de yapılamaz zaten. Çizgi romandan uyarlanmaymış, aynı öykü işlenir mi bilmem.


Geçen hafta pilot bölümü yayınlandı ve izlenme rekoru kırdı ABD'de. Bir çok ülkede (Türkiye'de dahil) tanıtımı yapılıp, ünlü kişilerin zombileştirilip sokağa çıkmasıyla yankı da uyandırdı. Pilot bölüm durgundu (olması gerektiği gibi) ama sonlara doğru toparladı. Dizinin en dikkat çekici yanı makyajlar ve vahşet. Çok gerçekçi. İlk bölümde bir at sahnesi var ki aman aman..

Neyse, siz de benim gibi zombi manyağıysanız kaçırmayın derim.

Allen İverson'un Gelişi Ertelendi



Başlıktanda anlaşılacağı gibi büyük heyecanla beklenen o gün ertelendi.İverson uçağını kaçırması sebebiyle Türkiye'ye gelemedi.Pasaportunu annesinin evinde unutmuş İvy.Benim anlamadığım Guti ve Quaresma'yı kendi uçağı ile getiren Yıldırım Demirören neden İverson'a da böle bi jest yapmadı.ABD işler farklımı yürüyor bilemicem.Bu uçağı kaçırma olayının altında bi art niyet aramak istemesemde sorumsuzluğa ilk dakikadan başlama be kardeşim demek istiyorum.Bilet alanları çok profosyonel bi yaklaşım ile Kasımpaşa maçı biletlerini almaya iten yönetimide tebrik ederim.

Inception (2010) » Başlangıç


Leonardo Di Caprio,

Gerçekten adamın oyunculuğuna herzaman hayran olmuşumdur.Titanic ile tanımıştım kendilerini.Kız olsam veririm.Espirilerinden uzak kalmaya çalışsamda gerçekten hayran olmuşumdur.Ve hayranlıkla izlediğim filmleri olmuştur.Çok yakışıklıdır kendileri ayrıca.Bi kere adam Lakers'lı arkadaş her filmini izleme sebebim olur bu.ehehe.

2010 yapımı olan İnception filmi gerçekten harikulade.Biraz bilim kurgu seviyorsanız kaçırmamanızı tavsiye ederim.Ben pek bilim kurgu izlemeyen bi insan olarak her anında heyecanlanarak izledim.Konusundan azıcık bahsetmek isterim bilgi vermek babında.Leonardo Di Caprio(Cobb) bi fikir hırsızı.İnsanların rüyalarına girerek onların düşüncelerini, fikirlerini, bilinmesi gereken gizli bilgileri çalmak ve değiştirmek ile meşgul.Fakat işi yüzünden ailesini kaybetmiştir.Çünkü yaptığı iş normal olarak yasal değildir.Yasal tekliflerde alamamaktadır.Son ve zorlu bi teklif alan Cobb bu işi yaptığı takdirde ailesine kavuşma fırsatı vardır.Klasik senorya işleyişi olsada senaryo ve filmin işleyişi bambaşka hava veriyor.Rüyalar içerisinde geçen gerilimli aksiyonlu sahneler gerçekten filmin izlenebilirliğini artırmıştır.Daha fazla bilgi vermeye gerek yok.İzleyin tanıdıklarınıza izletin sevaba girersiniz...

5 Kasım 2010 Cuma

Kobe Call Of Duty Reklamında



Ayrıca Amerikalı talk show ustası Jimmy Kimmel'da yer almakta.Oyunda 9 Kasım'da..

Not:Kobe'nin silahının üstündeki yazıya dikkat edin.

Kevin Garnett ve Çirkin Kanser Benzetmesi


Kevin Garnett'in bir çok kere basketbol sahalarında sık sık yaşanan trash-talking olayını abarttığına şahit olmuştuk.Ancak bu sefer ki cidden çok çirkindi.Evet bu tarz konuşmalar,olaylar rekabete,oyuna değişik bir hava katmıyor değil,bunda şüphe yok.Fakat yaşanan olayların sınırı bilinmediği zaman çok iğrençleşebiliyor bu durum.

Başlıktan anlaşılacağı üzere olayın başrolünde Kevin Garnett var.Olay şu,Boston-Detroit maçında,Garnett Charlie Villanueva'ya "Takım için kanser gibisin, lig için kanser gibisin" sözlerini söylemiş.Charlie V'nin daha önce hastalıklardan çektiği biliniyor,Garnett'in böyle bir adama bu tarz sözleri söylemesi gerçekten çok iğrenç.

Tabi bu Garnett'in ilk vukuatı değil bundan önce de birçok kez bu tip spor ahlakına aykırı durumlarla anıldı Garnett.Mesela şu aşağıdaki yaptığı hareket..Fazla söze gerek yok..Kazanmak için her şeyi yapabilen gerektiğinde de sporcu ahlakını hiç düşünmeden çiğneyen bir oyuncu Garnett.

Kavga,Kafa ve Barış



Bir futbol efsanesi olan Zinedine Zidane'nın kariyerinin son maçında olanları çoğumuz biliyoruz.2006 Dünya Kupası'nda Fransa-İtalya maçında Zidane İtalyan defans Materazzi'ye kafa atan kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı ve başarılarla dolu futbol kariyerini bu olayla tamamladı.Bu olay çok konuşuldu çok tartışıldı ama futbolseverler her ne kadar Zidane'ın haklı olduklarını söylese de ben içten içe böyle bir oyuncunun bu şekilde kariyerini bitirmesine üzüldüm nitekim bir çok kişi de benle aynı görüştedir.

Barışma olayına gelirsek Real Madrid'in Milan maçı için konakladığı Milano'daki otelde Materazzi eski hocası Mourinho'yu ziyarete gelmiş ve Mourinho'nun danışmanı olan Zidane'a da selam vermiş.Zidane da bu barış adına olan işareti geri çevirmemiş ve ikili barışmış.Marca gazetesi de, "Ortamda bir barış havası hakimdi, Zidane ve Materazzi birbirlerine sarıldılar ve geçmişte yaşananlar unutuldu" diye yazmış haberi.

İyi de olmuş sonuç olarak küslük her zaman kötü bir şeydir ama ben Zidane'ın kafa atan adam olarak hatırlanmasına çok üzülüyordum açıkçası yaptığı onca şeylerden sonra.Başarıları yabana atılıyor gibi oluyor en azından ben öyle düşünüyorum ve bu olaydan sonra da bu konunun artık tamamen kapanacağını düşünüyorum.Materazzi zaten çirkef bir oyuncu olduğu için bu onun imajına pek etki etmedi de dediğim gibi Zidane'ın kariyerini bu şekilde bitirmesine üzülmüştüm.Hazır yeri gelmişken Zidane'ın futbol oynayışını çalımlarını paslarını da çok özledik hakkaten.

Spartacus Blood and Sand




Spartacus'ün ilk bölümüne denk gelmiştim izlemiştim.İlgimi çekti ama takip ediceğim pek aklıma gelmemişti.Sonra yine ara ara bölümlere denk geldim Cnbc-e'de ama internetten hiç aramadım nedir ne değildir kaç bölümü var diye.Böyle böyle birkaç bölüme daha denk geldim izledim yavaş yavaş sarmaya başladı.Daha sonra da Çağlar Yıldız'ın blogunda şu yazıyı gördükten sonra internetten sezon finaline kadar indirip izledim ve iyiki de izlemişim diyorum.

Konusuyla,hikayesiyle,senaryosuyla,her bölümde değişebilen dengeleriyle ve beklenmedik süprizleriyle fena halde fanatiği oldum diyebilirim dizinin.Bölümler 50'şer dakika civarı olmasına rağmen su gibi geçiyor gerçekten zaman izlerken.+18 işaretinin de hakkını veren bir dizi yanlız.Sağolsun indirdiğim altyazı da da küfürler eksiksiz olarak çevrilmişti yani bu konuda izleyecek olanlara şimdiden bir uyarı yapalım.Ama dediğim gibi hikayesi filan acaip sarıyor dizinin.Olaylar çok akıcı ve birkaç sahneyi kaçırdın mı bir anda kopabiliyorsun.Yayınlanan bölümlerin hepsi çok güzel ama sezon finali gerçekten bambaşka bir bölüm olmuş.Mutlaka tavsiye ediyorum yani izlemenizi özellikle de şu sezon finalini.

Dizi şu ana kadar 13 sezon yayınlandı ve şu an tatilde.Lenf kanseri olan Andy Whitfield(Spartacus)'ın durumundan dolayı Ocak'ta filan başlanacağı söyleniyor dizinin.Gerçekten bir an önce başlamasını istiyorum dizinin merakla bekliyorum herkese de tavsiye ediyorum ama dediğim gibi +18'in hakkını veren bir dizi.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Limewire Artık Yok



İnternetten müzik indirme programı denince akla ilk gelen programdır Limewire.Ama telif hakları konusunda açılan yüzlerce davadan birini kaybetmişler ve mahkeme kararıyla kapatılmış.

Duyunca üzüldüm.Sonuçta internetten şarkı indirebileceğimiz en önemli programdı diyebiliriz.Tabiki telif hakkı konusunda sanatçılara sağlam darbeler vuruyordu ve elbet böyle bir davayı kaybedeceği gün gelecekti.Ancak yine de kapanınca insan bir şok oluyor.Şarkı indirmek için alternatif yerlere yöneleceğiz artık.

İşin bir başka boyutuna bakacak olursak bu davadan sonra torrent sitelerinin de kapanma ihtimali doğmuş telif hakkı yüzünden.Sonuçta onlarda başta filmler olmak üzere büyük darbeler vuruyor telif hakkı konusunda.İnternetten dizi,film,oyun şarkı vs. indirilmeye karşı ciddi önlemler alınmaya başlayabilir bundan sonra.Tabi bu da ciddi sorunlar doğruabilir internet downloader cılara.Bakalım şu an için torrent duruyor en azından.Ama şarkı indirmek için mutlaka ek bir program bulmak gerekli oldu bu kapatılma olayından sonra.

Regal Barcelona-Fenerbahçe Ülker


Geçen senenin Eurolig şampiyonu Regal Barcelona,geçen sene olduğu gibi bu senede Fenerbahçe Ülker'in grubundaki rakiplerinden birisi.Geçen sezon İspanya'da oynanan maçta gördüğümüz Fenerbahçe Ülker'den çok daha farklısını beklediğimiz açık.Geçen sezonki maçta,oyuncuların farka razı bir görüntü vermesi şahsen benim sinirlerimi feci şekilde bozmuştu.34 sayı fark yemesine yemişlerdi,ancak oynanan oyun farkın çok daha aşağısındaydı.

Bu sezona gelirsek,iki takımda kayıpsız geldi bu maça.Tabii Fenerbahçe Ülker'in durumu Barcelona kadar iyi görünmüyor olabilir.Özellikle Zagreb'deki maçın son bölümü gerçekten korkutucuydu.Sonuçta kayıpsız ayrıldı Fenerbahçe,önemli kısım da burasıydı.Rytas maçı,yani Eurolig sezonunun ilk maçı, keza daha kolay geçmişti.

Barcelona cephesinde ise,zaman zaman rakiplerinden direnç görseler dahi maçları -beklendiği gibi- kolay geçtikleri söylenebilir.İlk maçta Zagreb'i daha sonra ise Erman Kunter'in Cholet'ini geçmeyi başardılar.

Barcelona takımı gerçekten komple bir takım."Kadro derinliği" tamlamasının kralının bulunduğu bir takım Regal Barcelona.Tabii her iyi takım gibi,bu takımında en iyisi daha doğru bir söyleyişle en güvenilir oyuncusu şüphesiz Juan Carlos Navarro.Yaşı ilerledikçe oyunun her alanında kurtlaşmaya başladı Navarro,iyice yıllanmış şarap tadına büründü İspanyol.Tabii bu açıdan düşünülünce,savunma kısmında Bornova maçının yıldızı Ömer Onan'a büyük yük düşüyor.2010 Fiba Dünya Şampiyonasında ne düzeyde bir savunmacı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı Ömer Onan.

Üstlerde de bahsettiğimiz gibi komple bir takıma sahipler.2009 Avrupa Şampiyonasında canımıza okuyan Sloven Laka Lakovic benchden geliyor.Önünde İspanyol Ricky Rubio var.Ben hala şutunun çok iyi olmamasından ötürü kendisine biraz soğuk kalsamda,oyunu yönetme anlamında çok değerli bir oyuncu olduğu inkar edilemez.Pota altında da Fran Vazquez,Erazem Lorbek,Boniface Ndong gibi isimlere sahipler.İki Amerikalı forveti Pete Mickael ve Morris Terence'da gününde olduklarında can sıkıcı hal alabiliyorlar.

Yani isim isim düşünülünce işimizin gerçekten zor olduğu düşünebilir ancak karakterli ve doğru bir basketbolla birlikte neden olmasın diyoruz..

Efes Pilsen-A.J Milano


Geçtiğimiz hafta Power Electronics Valencia'yı mağlup edip gruptaki ilk galibiyetine ulaşan Efes Pilsen'in bu haftaki rakibi Armani Jeans Milano.İtalyan ekibi,ilk maçında Cska Moskova'ya konuk olmuş,maçı da oldukça rahat götürüp dikkatleri üzerine çekmişti.Cska'nın bu sürpriz mağlubiyetten sonra fikstür şanssızlığı nedeniyle bir de Panathinaikos'a yenilmesi,gruptaki tüm dengeleri alt üst etti.

Bu maçın sonucu grubun gidişini oldukça etkileyecek düzeyde.Sebebi ise Cska'nın bir an önce toparlanmasını beklememiz.Mantıken de Cska'nın önündeki maçlara çok konsantre çıkacağını düşününce,son ikiye kalacak takımı grubun orta düzeyli takımları arasında oynanacak maçlar belirleyecek.Bu yüzden ilk iki maçında bir galibiyete ulaşan iki takımın mücadelesi,gruptaki yerleri için oldukça önemli.

Efes Pilsen'in ilk maçında uzatmalar sonunda Union Olimpija'ya yenilmesi gerçekten üzücüydü.Gerçek anlamda kazanacağı bir maçı kaybetmek-özellikle bu tarz üst düzey maçlarda-moral bozucu.Kesinlikle kazanılması gereken maç Valencia maçıydı ve kazanıldı.

Armani Jeans Milano'da guard rotasyonundan öte uzun rotasyonunda çeşitli sıkıntılar var.Cska Moskova maçını takımına kazandıran adam olan Oleksey Pecherov,sakatlığı yüzünden Olimpija maçında oynayamamıştı.Bir başka uzunu Marius Petravicius'un da durumu net değil.Guard rotasyonunda iki Amerikalı'sı Jaaber ve Finley'den çekinmekle beraber bu maç için en kritik oyuncuları Litvanyalı Maciulis gibi gözükmekte.Açıkcası Bootsy Thornton'la eşlemesi de biraz daha rahat olmak için iyi bir sebep.Öte yandan Milano'nun tecrübeli İtalyan'ı Mason Rocca'nın neler yapabileceği de merak konusu.Genelde bu tarz maçlarda pota altında üstünlük kuran takımların kaybetme olasılığı çok az olur-inanılmaz ekstra durumlar dışında-.Üstteki bahsettiğimiz uzunlar oynamaz veyahut oyunlarını ortaya koyamazlarsa,Vujcic'le birlikte daha toparlanmış gözüken Efes Pilsen maçı bu bölgedeki üstünlüğüyle kazanabilir.

Efes Pilsen tarafında merakla beklenen isim kuşkusuz Rakocevic.Geldiği günden itibaren tartışılan Rako'nun geçen haftaki 23 sayılık performansından sonra,bu haftada aynı seviyede bir oyunla oynaması Efes Pilsen'in galibiyeti adına çok önemli.Diğer yandan haftanın Mvp'si Bootsy Thornton yine en güvebilir eller olacak.Kadro bakımından Efes Pilsen'i daha iyi durumda görsem de Cska Moskova maçında inanılmaz yüzdeli oynayan rakip Milano'dan da çekinmiyor değilim.

Ancak Efes Pilsen'in Olimpija maçındaki hataları yapmadığı ve kendi basketbolunu oynayabildiği sürece Milano'nun İstanbul'dan galibiyet çıkarmasını zor olarak görüyorum..

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Miami Heat



Nba'de bu off-season Nba tarihine geçecek kadar büyük bir hareketlilik içerisinde geçti bildiğiniz gibi.Şüphesiz de açık ara kazanan Miami oldu bu off-season dan.2003 yılında lige adım atan altın jenarasyonun en iyi 4 oyuncusundan 3'ü Miami Heat'te bir araya geldi.Önce Dwyane Wade'yle sözleşme yenileyen Heat arkasından Toronto'nun All-Star forveti Chris Bosh'u kadrosuna kattı.Herkes Miami'nin dişli bir takım olduğunu ancak şampiyonluğun bir altındaki takım olduğunu söylerken asıl bombayı patlattılar ve Cleveland Cavaliers'tan Lebron James'i de kadrosuna kattı.Böylece müthiş üçlü kurulmuştu işte.Gerçi Lebron'un kararı canlı yayında vermesi başta Cleveland'lılar olmak üzere herkesn tepkisini çekti Miami'liler hariç.Heat elinde kalan imkanlar doğrultusunda takviyelere devam etti kadrosuna ve başta Mike Miller olmak üzere Eddie House,Juwan Howard,Zydrunas Ilgauskas ve son olarak ta Jerry Stackhouse'u kadrosuna kattı.Ayrıca önemli görev adamı Udonis Haslem'i kadrosunda tuttu.

Bu transferleri detaylı olarak incelemeye başlarsak önce gelen Chris Bosh'la başlayalım.Bosh zaten Toronto'da mutsuz olduğunu dillendirmeye başlamıştı.Başta Knicks olmak üzere birçok takımın onla birlikte Lebron-Wade'ten birini getirerek şampiyonluklar istediğini biliyoruz.Ancak Bosh tercihini Wade'in yanına Miami'ye giderek kullanmasıyla birlikte Wade-Bosh ikilisinin belki doğru hamlelerle ilerleyen yıllarda şampiyonluk getirebileceğini söylemeye başlamıştı.İşin asıl süprizine geçersek Lebron James canlı yayında yeteneklerimi South Beach'e Miami'ye götürüyorum diyerek Miami'yi tercih etti Lebron.Cleveland taraftarları formalarını yaktılar,Knicks'liler ve daha Lebron'u kadrosuna katma hayali olan birçok takım hayal kırıklığına uğradı.Tabiki Miami'liler sokaklara döküldü.Peki bu transferler Miami'ye ne katacak.Öncelikle tabiki birdenbire Miami şampiyonluk adayı haline geldi ve süper 3'lü kurulmuş oldu.Bu 3 oyuncunun da yaşlarının henüz genç olması da bu üçlüyü daha ilginç hale getiriyor.Yani aralarında bir sorun çıkmazsa veya hedeflenen başarılardan çok uzak kalınmazsa uzun süre beraber oynayacaklar.Tabiki inanılması güç bir üçlü gibi duruyor ama bu oyuncuların topu nasıl paylaşacakları büyük merak konusu.Yani Lebron'la Wade aralarında nasıl paylaşıcak veya Chris Bosh'a top inicek mi?Bu soruların cevapları muamma.Fakat yaratıcılık konusunda sınırı olmayan bir takım oluştu bu üçlü yanyana gelince.Yine de tabiki birbirlerine alışmaları lazım bu yüzden pre-season'un ilk maçında Wade'in sakatlığı bu uyum süreci açısından kötü oldu.Takımların bazen ikili sıkıştırma getirmeden tutamadıkları 3 oyuncu yan yana olunca hücumda ister istemez diğer oyunculara biraz(!) rahatlık sağlanıyor.Bu yüzden de Mike Miller transferi çok önemli.Bu oyuncunun ceza şutlarını kesmesi Heat için inanılmaz bir tehdit olucak.Ama onun da sakat olması ve uzun süre oynayamayacak olması bu uyum süreci adına kötü oldu.Yine Lebron'un uzun süreli takım arkadaşı Ilgauskas'ın transferi de çok önemli çünkü o da bir uzuna göre gayet iyi bir orta mesafe şutu var.Ilgauskas bu ligde oyunuyla olduğu kadar karakteriyle de herkesin takdirini kazandı ve bu transfer Heat için bence önemli bir transfer.Tabi yaşı gereği nereye kadar katkı vereceği bilinmez ama Ilgauskas karakteriyle takıma çok şey katıcaktır hiç yoktan.Heat'in başka önemli hamlesiyse Haslem'i takımda tutmak oldu.Gerçi Haslem takımda kalmak uğruna birçok yüksek teklifi geri çevirmeseydi işleri zordu.Ama yine de Haslem'in takımda kalması onlar adına çok olumlu bir hamle oldu.Haslem mücadeleci ruhuyla ve görev adamı tabirine cuk oturan oyunuyla bu tip şampiyonluğa oynayan takımlarda bulunması gereken oyunculardan.Veteran Juwan Howard transferinden alınacak katkı play-off'larda artabilir ama iyice ilerlemiş yaşı onlar adına handikap..


Ancak tüm bu transferlere rağmmen Heat'in pota altında büyük bir eksiklik var diyebiliriz.Takımın ilk beş pivotu Joel Anthony'nin başta Dwight Howard olmak üzere sağlam pivotlarla nasıl başa çıkacağı muamma.Almaktan vazgeçtikleri Erick Dampier gelseydi o zaman çok çok daha sağlam olurdu ama ilginç bir kararla vazgçtiler Dampier'dan.Sağlam fiziğiyle ciddi blok tehtidiyle onlar adına önemli bir hamle olabilirdi Dampier.Yine bir başka soru işareti de oyun kurucu pozisyonunda Heat adına.Chalmers ta Arroyo da bu tip bir takımın guardlığını yapmak için bence çok tecrübesiz ve o özelliklere sahip değil.Gerçi topu getirme görevi büyük ihtimal Wade ve Lebron tarafından yapılacak ama yine de bu takımın düzen içinde kalması ve topu paylaşması açısından oyun kurucu pozisyonuna mutlaka takviye şart.

Sonuç olarak sıradan bir play-off takımıyken hiç kimsenin beklemediği hamlelerle şampiyonluğun ciddi bir adayı haline geldi Heat.Soru işaretleri de var ama bu üçlünün bir araya gelmesi tabiki bu soru işaretlerine en büyük cevap.Bu takımın şampiyonluk için gerekli mental sertliği uygulayıp uygulayamayacağına,topu nasıl paylaşıcağına,liderin kim olacağına ve başarı kazanıp kazanmayacağına beraber tanık olacağız.Ama yine de bu sezonun en merak edilen takımı kesinlikle son yıllarda Florida'nın diğer takımı Orlando Magic'in gölgesinde kalan ama artık şampiyonluk adayı,potansiyeli sınırsız olan Miami Heat.

2 Kasım 2010 Salı

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Los Angeles Lakers


NBA'de yeni sezona girilirken en büyük favori hep bir önceki senenin şampiyonudur. Çünkü adı üstünde o takım, şampiyon takımdır. Lakers ise son 2 senenin şampiyonu olarak tabiki ligin mutlak favorisi.

Off-season'da FA oyuncuların çokluğu ve Lebron meselesinden ötürü herkes Miami'ye odaklandı ama Lakers'de çok yerinde ve nokta atış hamleler yaptı. Öncelikle takımda en büyük sorun olan pg pozisyonuna Blake gibi aklı başında, şutu olan ve üçgene uyum sağlayabilecek bir oyun kurucu getirip Farmar'ı yolladılar. Daha sonrasında da 2008 Finali'nde en büyük sorun olan sertliği geçen sene Artest ile takviye etmişlerdi. Bu sene de Barnes'i alarak oraya da yerinde bir katkı sağladılar. Uzun rotasyonunda Gasol - Bynum - Odom'un yanındaki 4. isim hep yetersiz kalıyordu. Oraya da Ratliff gibi yaşı geçmiş olsa da sert ve caydırıcı bir uzun aldılar ki Bynum'ın sezon başı yokluğunda rotasyonda önemli bir yerde Ratliff.


Lakers'de en büyük soru işareti Kobe'nin sağlık durumu. Son 2 sezondur sakat sakat oynadığı ve kariyeri boyunca böyle oynamak zorunda olduğu sağ el işaret parmağının yanında bu yaz dizinden geçirdiği ameliyatın performansını ekleyeceği bir gerçek. Fakat bunu ne denli olacağı Lakers'in 3peat'e gidişini belirleyecek belkide. Sezona idare ederek başladı ve şu an için iyi gözüküyor. İnşallah bir daha sakatlanmaz, ne diyelim..

Lakers için her şey yolunda gözüküyor. Sezona da oldukça iyi başladılar zaten. Gasol'ün inanılmaz oyunu ve Kobe'nin varlığı onların üst üste 3. Şampiyonluğa gözünü dikmesini sağlıyor. Phil Jackson'da son senesinde bir yüzük daha isteyecektir. Neden olmasın?

Raikkonen WRC'de Yola Devam Kararı Aldı

Kimi Raikkonen,



Formula 1 izleyicisi olduğum ilk günlerde tanıdığım ve bana çok sempatik gelen pilot olan BuzAdam'dan haberler vericem.Lakabına okadar uyumlu davranışları var ki yüzünde pek gülücük göremezsin gördüğün zaman bi mutlu oluyorsun tabi adam sana sempatik geliyorsa.Tabi ozamanlar her F1 sever olarak Michael Shumacher'i hayranlıkla izliyordum.Fakat Rai'ye karşı içten içe hep bi sempati besledim.2002 de Hakkinen'den boşalan koltuğu dolduran Rai 2003 te Shumacher ile çekişmeye başladı.Dikkatinizi çekerim ortalığı birbirine katan Shumacher ile çekişiyor ilk senelerinde.Erken yol almaya başlayan Rai gri tulumun içinde hızlı bir yükselişe geçti.2007'de Ferrari ile gelen dünya şampiyonluğu ile kariyerinin zirvesine çıktı.Dün gibi hatırladığım 2007 sezonunda son yarışlara puan bakımından geride giren Rai çok sakin bi biçimde çaylak Hamilton'u alt etmeyi başarmıştı.Önemli olan kısıma gelmek gerekirse; F1 kariyerine ara veren Fin pilot bu sezonu WRC de geçirmekte.İnişli çıkışlı bir performans sergileyor alışma döneminde olduğundan dolayı.Hep bi F1'e geri dönme haberlerini okuduk.Çeşitli takımlarla adı anıldı fakat Rai ayrıldığı günden beri tek birşey söyledi ve istedi.Şampiyonluğa ulaşabilicek bi araç olmadığı sürece F1 de yarışmak istemediğini dile getirdi.Orta halli takımlarda yarışmayı kendine uygun görmedi Rai efendi,ehehe.Nekadar böyle açıklamalar yapsada yılan hikayesine dönen geri dönme muhabbetleri bitmek bilmiyor.En son Renault'a geliceği haberleri çıktı ki bende inandım ve buna sevinmedim değil.Özledim sen be IceMan.Yalnız Renault ile çıkan haberlere karşın öyle bi cevap verdiki resmen Renault'a gol attı diyebilirim.Renault'u kendi adı ile reklam yapmaktan kınadığı açıklaması F1 dünyasına bomba gibi düştü.Bundan sonra Rai ve Renault'un aynı haber içerisinde koyan haber muhabirini Renault fedaileri vurur haberiniz olsun..:) Bu arada WRC'ye ısınmaya başlayan Rai burda şampiyonluk isteği varmış.Umarım bu isteğine hemen kavuşur.Gene puan sıramalarının en tepesinde görürürüz.Forza RAİ.

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Boston Celtics



Boston'unun bu sezon ki değerlendirmesine başlamadan önce son 3 sezonlarından bahsetmeden olmaz.Tozlanan raflar resmen temizlendi Boston cephesinde bu 3 sezonda.En son şampiyonluk 1986 yılında,en son konferans şampiyonluğu ise 1987 yılında elde edilmiş.Aradan geçen uzun senelerin ardında 2008'de kurulan Big-3 ve hemen o sezon Lakers'a karşı alınan şampiyonluk Boston'u tekrar alıştığı tepelere geri getirdi.Her ne kadar kariyerlerinin sonlarına gelmiş olsalarda Kevin Garnet,Paul Pierce,Ray Allen ve yanına monte edilen 'takım oyuncuları' Doc Rivers'ın iyi koçluğu ile Boston taraftarlarına mutlu bir 3 sezon yaşattılar.Peki asıl bizi ilgilendiren kısımlara gelmek gerekirse sorulması gereken bazı sorular var.Bundan sonra ne olucak ? Big-3'nin kuruluşunun 4. yılında takım nerelere gelicek ? Doğu konferansında geçen seneki gibi şampiyonluk gelicek mi ? Her geçen gün yaşlanan takım sezonun sonunu nereye kadar getirebilicek ? Yeni gelen oyuncular takıma katkısı ne olucak ?


İlk olarak takıma dahil olanlardan bahsetmek gerekirse bunu öncelikle Shaq ile yapmak gerekir haliyle.Shaq'ı Türkiye'de Sergen Yalçın'a benzetiyorum şahsen.Ligin iyi takımlarında forma giyme fırsatı yakaladı.Lakers'dan sonra pek bi istikrar sahibi olamadı.Miami'ye gidip yüzük aldı fakat ondan sonra devam eden kariyeri pek parlak geçmedi.Lebron'unun yanına uğradıktan sonra son durak Boston Celtics oldu.Her ne kadar yavaşlasada devasa vücudu karşısında durabilecek pek bi pota altı oyuncusu yok bu ligte.2 sezon bitiriceğini iddaa etsede bu sezonun sonunu nasıl getiriceği bilinmezler içersinde.Ama Boston'un yapması gereken bi haraketti.Pota altlarına takviye şarttı.Takviye şarttı ama bu takviyenin diğer ismi Jermaine O’Neal olması pek doğru gelmedi ki full MLE vererek hiç gelmedi.Jermaine O’Neal'ın takıma ekstra bi katkı yapıcağını hiç sanmıyorum.Gelelim bizim uzunumuza Semih Erden.Dünya şampiyonasından sonra dakika alabiliceği ümidi bende daha da arttı.Herhangi bi uzun sakatlanmasında alabileceği süre gene artacaktır.Bu muhtemel bi ihtimal.Shaq'tan birşeyler öğrenmeli Semih pota altı oyuncusu nasıl olur adına.Takıma kısa isim olarak Von Wafer'ın dahil olduğu haberlerini okudum şaşırmadım değil.Geçen sene hiçbir NBA takımında oynamayan Wafer free agent ile takıma dahil oldu.Rondo ve Nate'den sonra rotasyona girme çabası içersinde olucaktır bütün sene.Ayrıca Ray Allen'ı yedeklemek için alınan West'in biraz sorunlu bir insan olduğu tip itibari ile belli oluyor.Takımda huzuru bozduğuna yönelik haberler okudum.Zaten garanti olmayan kontratı iptal edilme noktasında imiş.Vereceği katkı Ray için çok önemliydi.Draftlardan gelen gençlerin (Avery Bradley,Luke Harangody) bu tecrübeli abilerinin yanında ne yapacaklarından çok birşeyler öğrenmeye bakmalılar.Nate ile Pierce ile kontrat yenilenmiş.Yalnız kenardan gelerek büyük katkılar veren ve oyunun havasını değiştiren Tony Allen'ı kaybetmek Boston'unun zaman zaman canını yakıcağını Tony'i bazı maçlarda arayacaklarını tahmin ediyorum.Nate yerine Tony tutulsa takımda Boston adına daha hayırlı olucağını tahmin ediyorum.Boston'un çokta iyi bi takım olması gibi bi isteğim de yok açıkcası.ehehe:)




Takıma gelenleri değerlendirdikten sonra takımın genel yapısından söz etmek istiyorum.Takım her geçen gün biraz daha yaşlanıyor.Son kurşunlarını atmakta olan Boston Celtics'in final ümidi geçen seneye göre düşük.Finale çıkmak için bu sezonda geçen seneki gibi ligte pek kasmadan,yormadan orta viteste ilerleyeceklerdir.İlk 2 sıra yarışı Florida ekiplerinden Orlando-Miami arasında geçiceğini tahmin etmeyen yoktur.Doğu liderliği gibi bi amaçları olmadığı için.Liderlik için Florida ekiplerinin mücadelesi olucağından Boston'a 3. veya 4. sıradan playoff'a girmek yeterli gelicektir.Zira bu yavaşlayan ayaklarla daha yukarısını beklemek yersiz olur.Batıda mücadele etselerdi işleri daha zor olucaktı.Doğuda playoff yapmak batıya nazaran daha kolay.Boston Celtics bu sezonda elinden geleninden daha fazlasını sahaya yansıtması gerekiyor.Sakatlık çıkma olasılığı yüksek bir takım olduklarından en az hasarlı bir biçimde playoff'a girme istekleri doğrultusunda bir sezon geçicektir.Playoff olayı bambaşka bi ortam olduğundan dolayı gene doğu finaline uzanabiliceklerini savunuyorum.Yaşlı kurtlar sezonun başında Miami'yi yenerek gösterdiler istediklerinde yapabiliceklerini.Ertesi gün Cavs'a yenilerekte sezonun aslında nasıl geçiceğini çok güzel bir şekilde gösterdiler bize.Bir final görmek Boston'un bu sezon yapabileceği en iyi başarıdır.Finale çıkarlarsa gene ümitlenmesinler batıdan gelen son şampiyon Lakers'ı geçme ümitleri çok az.Şimdilik bu kadar.Esen kalın efendim.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Orlando Magic



Nba'de her takım şampiyonluk ister.Ama tabiki bütün takımlar üst sıralara oynayamaz.Biz bu yazılarımızla şampiyonluğa en yakın 4 takımı değerlendireceğiz ve ilk değerlendireceğimiz takım da Doğu Konferansı'nın iddalı takımı Orlando Magic.Orlando 2 sene önce finale çıktıktan sonra geçen sene play-off'lara fırtına gibi başlamış ilk 2 turda rakiplerini süpürmüş ancak konferans finalinde elenmişti.Bu seneye de ufak ayarlamalar hariç kadrolarını koruyarak ve şampiyonluk hedefleyerek başladılar.

Küçük ayarlamalara bakarsak takımdan ayrılan Matt Barnes yerine tecrübeli forvet Quentin Richardson geldi.Ayrıca yedek guard olarak ta yine tecrübeli bir isim olan Chris Duhon'a yöneldiler.Çaylak Daniel Orton da yine Magic'in bir başka eklemesi oldu.Genel bir değerlendirme olarak bakarsak tecrübeli isimlere yöneldiler ve bu isimler play-off'larda katkılarını daha da yükseltecektir.Özellikle Q-Rich Magic'in sistemine çok uygun bir oyuncu diye düşünüyorum.Ceza şutlarını kesebilecek bir oyuncu ve son zamanlarda özellikle Heat'teyken savunmasını da biraz geliştirdi.Chris Duhon da takımı iyi yönlendirebilecek bir oyuncu.O da yine ceza şutlarını arada kesebilir.Nelson'un saçmaladığı dönemde oyuna girip takıma çeki düzen verebilir.

Tabiki bu senede takımın en büyük kozu Dwight Howard olacak.Atletik pivot kendisini en çok yönelen hücum oyunu yok eleştirisini kaldırmak için yaz döneminde efsane pivot Hakeem Olajuwon'la çalıştı.Bu yönünü biraz olsun geliştirdiği söyleniyor.Onun olması tabiki hem hücumda hem de savunmada Orlando için çok önemli.O olunca Orlando o modern basketbol diye tabir ettiğimiz 1 uzun+4atıcı oyununu çok rahat oynayabiliyor.Ayrıca ortayı da Howard olduğu sürece iyi kapatıyorlar.Ancak Howard çok kolay faul problemine girebilen bir oyuncu olduğu için bu sistemde o olmayınca sekteye uğruyor.Bu yüzden Howard'ın kolay faullerden kaçınması çok önemli.Ayrıca Orlando zaman zaman Dwight'ı unutuyor içerde o da oyundan kolay olarak düşebiliyor.Bu yaz mantalitesini de geliştirdiyse Orlando için büyük kazanç olur.Dwight'tan sonra takımın dış atıcıları Vince Carter,Rashard Lewis ve Jameer Nelson da takım başarısı için çok önemli oyuncular.Özellikle Carter'ın kanıtlayacak şeyleri var bu takım için.Nelson ve Lewis te zaten bu sisteme çoktan alışmış durumda.Dış şutlarda ritme girince korkutucu bir takım oluyor Orlando.Ama girmeyince de savunulması çok kolay bir takım oluyorlar.İşte bu anlarda Carter'ın yaratıcılığı çok önemli onlar için.


Bench konusuna gelecek olursak JJ Redick onlar için çok önemli diyebiliriz.Çünkü onun stili de bu sisteme çok uygun.Ceza şutlarını çok kesen bir oyuncu.Zaten onu bu yaz takımda tuttular kontratını karşılayarak.Ayrıca benchten gelen Pietrus ta takıma kenardan savunması ve atletizmiyle enerji getiren bir oyuncu.Keza Gortat ta onun gibi takıma enerji ve savunma getiren bir başka isim.Ryan Anderson'la Brandon Bass'te süre aldıkları dakikalarda tabiri caizse ekmeklerini taştan çıkartan mücadeleci oyuncular.Sonuç olarak Orlando'nun ortalamanın üstünde bir benchi var ama benchten gelecek bir yaratıcı oyuncu eksikliğini yaşıyabilirler.

Orlando iyi bir takım şampiyonluğu hedefliyorlar ancak play-off'ta işler kızıştığında Carter'ın öne çıkıp sorumluluk almaması halinde sorun yaşarlar.Dwight Howard'ın da mental açıdan neler yapacağı çok önemli.Çünkü Dwight'ın dediğim gibi oyundan düşme ve kolay faul alma sorunu var.Şu an için izlemesi zevk veren bir takım görüntüsünde Orlando ama şampiyonluk için daha sert olmaları gerekli.Bakalım bu sertliği sağlayabileceklerler mi göreceğiz.Eğer bunları özellikle play-off'larda sağlayabilirlerse şampiyonlukta daha ciddi bir aday olurlar.Aksi takdirde işleri zor çünkü Lakers ve Boston'a göre daha yumuşak kalıyorlar Howard dışında.Bakalım koç Stan Vun Gundy ve bu keyif veren basketboluyla Magic bu sefer kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu kazanabilecek mi?


Shaq'tan Cadılar Bayramı Özel

Bilindiği gibi şu aralar Cadılar Bayramı coşkusu var Amerika'da.Nba'in de en renkli simalarından Shaquille O'Neal da bunla ilgili birşey yapmasa olmazdı tabi.İşte Shaq'tan müthiş performans."Beatiful Nightmare"' adlı şarkıyı söyleyip kendine "Shaqeeta" adını takarak ve kostümüyle herkesi güldürdü yine.

Yurdum İnsanından Pratik Çözümler-3



Yurdum insanı sivri zekasını kendini eğlendirmek için de kullanıyor.Ne güzel rafting yapıyorlar işte.Bence çok güzel olmuş güzel bir çözüm üretmişler can sıkıntısına.Gayette güzel gidiliyor resimdeki çuvallarla.Denemek lazım.