3 Kasım 2010 Çarşamba

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Miami Heat



Nba'de bu off-season Nba tarihine geçecek kadar büyük bir hareketlilik içerisinde geçti bildiğiniz gibi.Şüphesiz de açık ara kazanan Miami oldu bu off-season dan.2003 yılında lige adım atan altın jenarasyonun en iyi 4 oyuncusundan 3'ü Miami Heat'te bir araya geldi.Önce Dwyane Wade'yle sözleşme yenileyen Heat arkasından Toronto'nun All-Star forveti Chris Bosh'u kadrosuna kattı.Herkes Miami'nin dişli bir takım olduğunu ancak şampiyonluğun bir altındaki takım olduğunu söylerken asıl bombayı patlattılar ve Cleveland Cavaliers'tan Lebron James'i de kadrosuna kattı.Böylece müthiş üçlü kurulmuştu işte.Gerçi Lebron'un kararı canlı yayında vermesi başta Cleveland'lılar olmak üzere herkesn tepkisini çekti Miami'liler hariç.Heat elinde kalan imkanlar doğrultusunda takviyelere devam etti kadrosuna ve başta Mike Miller olmak üzere Eddie House,Juwan Howard,Zydrunas Ilgauskas ve son olarak ta Jerry Stackhouse'u kadrosuna kattı.Ayrıca önemli görev adamı Udonis Haslem'i kadrosunda tuttu.

Bu transferleri detaylı olarak incelemeye başlarsak önce gelen Chris Bosh'la başlayalım.Bosh zaten Toronto'da mutsuz olduğunu dillendirmeye başlamıştı.Başta Knicks olmak üzere birçok takımın onla birlikte Lebron-Wade'ten birini getirerek şampiyonluklar istediğini biliyoruz.Ancak Bosh tercihini Wade'in yanına Miami'ye giderek kullanmasıyla birlikte Wade-Bosh ikilisinin belki doğru hamlelerle ilerleyen yıllarda şampiyonluk getirebileceğini söylemeye başlamıştı.İşin asıl süprizine geçersek Lebron James canlı yayında yeteneklerimi South Beach'e Miami'ye götürüyorum diyerek Miami'yi tercih etti Lebron.Cleveland taraftarları formalarını yaktılar,Knicks'liler ve daha Lebron'u kadrosuna katma hayali olan birçok takım hayal kırıklığına uğradı.Tabiki Miami'liler sokaklara döküldü.Peki bu transferler Miami'ye ne katacak.Öncelikle tabiki birdenbire Miami şampiyonluk adayı haline geldi ve süper 3'lü kurulmuş oldu.Bu 3 oyuncunun da yaşlarının henüz genç olması da bu üçlüyü daha ilginç hale getiriyor.Yani aralarında bir sorun çıkmazsa veya hedeflenen başarılardan çok uzak kalınmazsa uzun süre beraber oynayacaklar.Tabiki inanılması güç bir üçlü gibi duruyor ama bu oyuncuların topu nasıl paylaşacakları büyük merak konusu.Yani Lebron'la Wade aralarında nasıl paylaşıcak veya Chris Bosh'a top inicek mi?Bu soruların cevapları muamma.Fakat yaratıcılık konusunda sınırı olmayan bir takım oluştu bu üçlü yanyana gelince.Yine de tabiki birbirlerine alışmaları lazım bu yüzden pre-season'un ilk maçında Wade'in sakatlığı bu uyum süreci açısından kötü oldu.Takımların bazen ikili sıkıştırma getirmeden tutamadıkları 3 oyuncu yan yana olunca hücumda ister istemez diğer oyunculara biraz(!) rahatlık sağlanıyor.Bu yüzden de Mike Miller transferi çok önemli.Bu oyuncunun ceza şutlarını kesmesi Heat için inanılmaz bir tehdit olucak.Ama onun da sakat olması ve uzun süre oynayamayacak olması bu uyum süreci adına kötü oldu.Yine Lebron'un uzun süreli takım arkadaşı Ilgauskas'ın transferi de çok önemli çünkü o da bir uzuna göre gayet iyi bir orta mesafe şutu var.Ilgauskas bu ligde oyunuyla olduğu kadar karakteriyle de herkesin takdirini kazandı ve bu transfer Heat için bence önemli bir transfer.Tabi yaşı gereği nereye kadar katkı vereceği bilinmez ama Ilgauskas karakteriyle takıma çok şey katıcaktır hiç yoktan.Heat'in başka önemli hamlesiyse Haslem'i takımda tutmak oldu.Gerçi Haslem takımda kalmak uğruna birçok yüksek teklifi geri çevirmeseydi işleri zordu.Ama yine de Haslem'in takımda kalması onlar adına çok olumlu bir hamle oldu.Haslem mücadeleci ruhuyla ve görev adamı tabirine cuk oturan oyunuyla bu tip şampiyonluğa oynayan takımlarda bulunması gereken oyunculardan.Veteran Juwan Howard transferinden alınacak katkı play-off'larda artabilir ama iyice ilerlemiş yaşı onlar adına handikap..


Ancak tüm bu transferlere rağmmen Heat'in pota altında büyük bir eksiklik var diyebiliriz.Takımın ilk beş pivotu Joel Anthony'nin başta Dwight Howard olmak üzere sağlam pivotlarla nasıl başa çıkacağı muamma.Almaktan vazgeçtikleri Erick Dampier gelseydi o zaman çok çok daha sağlam olurdu ama ilginç bir kararla vazgçtiler Dampier'dan.Sağlam fiziğiyle ciddi blok tehtidiyle onlar adına önemli bir hamle olabilirdi Dampier.Yine bir başka soru işareti de oyun kurucu pozisyonunda Heat adına.Chalmers ta Arroyo da bu tip bir takımın guardlığını yapmak için bence çok tecrübesiz ve o özelliklere sahip değil.Gerçi topu getirme görevi büyük ihtimal Wade ve Lebron tarafından yapılacak ama yine de bu takımın düzen içinde kalması ve topu paylaşması açısından oyun kurucu pozisyonuna mutlaka takviye şart.

Sonuç olarak sıradan bir play-off takımıyken hiç kimsenin beklemediği hamlelerle şampiyonluğun ciddi bir adayı haline geldi Heat.Soru işaretleri de var ama bu üçlünün bir araya gelmesi tabiki bu soru işaretlerine en büyük cevap.Bu takımın şampiyonluk için gerekli mental sertliği uygulayıp uygulayamayacağına,topu nasıl paylaşıcağına,liderin kim olacağına ve başarı kazanıp kazanmayacağına beraber tanık olacağız.Ama yine de bu sezonun en merak edilen takımı kesinlikle son yıllarda Florida'nın diğer takımı Orlando Magic'in gölgesinde kalan ama artık şampiyonluk adayı,potansiyeli sınırsız olan Miami Heat.

2 Kasım 2010 Salı

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Los Angeles Lakers


NBA'de yeni sezona girilirken en büyük favori hep bir önceki senenin şampiyonudur. Çünkü adı üstünde o takım, şampiyon takımdır. Lakers ise son 2 senenin şampiyonu olarak tabiki ligin mutlak favorisi.

Off-season'da FA oyuncuların çokluğu ve Lebron meselesinden ötürü herkes Miami'ye odaklandı ama Lakers'de çok yerinde ve nokta atış hamleler yaptı. Öncelikle takımda en büyük sorun olan pg pozisyonuna Blake gibi aklı başında, şutu olan ve üçgene uyum sağlayabilecek bir oyun kurucu getirip Farmar'ı yolladılar. Daha sonrasında da 2008 Finali'nde en büyük sorun olan sertliği geçen sene Artest ile takviye etmişlerdi. Bu sene de Barnes'i alarak oraya da yerinde bir katkı sağladılar. Uzun rotasyonunda Gasol - Bynum - Odom'un yanındaki 4. isim hep yetersiz kalıyordu. Oraya da Ratliff gibi yaşı geçmiş olsa da sert ve caydırıcı bir uzun aldılar ki Bynum'ın sezon başı yokluğunda rotasyonda önemli bir yerde Ratliff.


Lakers'de en büyük soru işareti Kobe'nin sağlık durumu. Son 2 sezondur sakat sakat oynadığı ve kariyeri boyunca böyle oynamak zorunda olduğu sağ el işaret parmağının yanında bu yaz dizinden geçirdiği ameliyatın performansını ekleyeceği bir gerçek. Fakat bunu ne denli olacağı Lakers'in 3peat'e gidişini belirleyecek belkide. Sezona idare ederek başladı ve şu an için iyi gözüküyor. İnşallah bir daha sakatlanmaz, ne diyelim..

Lakers için her şey yolunda gözüküyor. Sezona da oldukça iyi başladılar zaten. Gasol'ün inanılmaz oyunu ve Kobe'nin varlığı onların üst üste 3. Şampiyonluğa gözünü dikmesini sağlıyor. Phil Jackson'da son senesinde bir yüzük daha isteyecektir. Neden olmasın?

Raikkonen WRC'de Yola Devam Kararı Aldı

Kimi Raikkonen,



Formula 1 izleyicisi olduğum ilk günlerde tanıdığım ve bana çok sempatik gelen pilot olan BuzAdam'dan haberler vericem.Lakabına okadar uyumlu davranışları var ki yüzünde pek gülücük göremezsin gördüğün zaman bi mutlu oluyorsun tabi adam sana sempatik geliyorsa.Tabi ozamanlar her F1 sever olarak Michael Shumacher'i hayranlıkla izliyordum.Fakat Rai'ye karşı içten içe hep bi sempati besledim.2002 de Hakkinen'den boşalan koltuğu dolduran Rai 2003 te Shumacher ile çekişmeye başladı.Dikkatinizi çekerim ortalığı birbirine katan Shumacher ile çekişiyor ilk senelerinde.Erken yol almaya başlayan Rai gri tulumun içinde hızlı bir yükselişe geçti.2007'de Ferrari ile gelen dünya şampiyonluğu ile kariyerinin zirvesine çıktı.Dün gibi hatırladığım 2007 sezonunda son yarışlara puan bakımından geride giren Rai çok sakin bi biçimde çaylak Hamilton'u alt etmeyi başarmıştı.Önemli olan kısıma gelmek gerekirse; F1 kariyerine ara veren Fin pilot bu sezonu WRC de geçirmekte.İnişli çıkışlı bir performans sergileyor alışma döneminde olduğundan dolayı.Hep bi F1'e geri dönme haberlerini okuduk.Çeşitli takımlarla adı anıldı fakat Rai ayrıldığı günden beri tek birşey söyledi ve istedi.Şampiyonluğa ulaşabilicek bi araç olmadığı sürece F1 de yarışmak istemediğini dile getirdi.Orta halli takımlarda yarışmayı kendine uygun görmedi Rai efendi,ehehe.Nekadar böyle açıklamalar yapsada yılan hikayesine dönen geri dönme muhabbetleri bitmek bilmiyor.En son Renault'a geliceği haberleri çıktı ki bende inandım ve buna sevinmedim değil.Özledim sen be IceMan.Yalnız Renault ile çıkan haberlere karşın öyle bi cevap verdiki resmen Renault'a gol attı diyebilirim.Renault'u kendi adı ile reklam yapmaktan kınadığı açıklaması F1 dünyasına bomba gibi düştü.Bundan sonra Rai ve Renault'un aynı haber içerisinde koyan haber muhabirini Renault fedaileri vurur haberiniz olsun..:) Bu arada WRC'ye ısınmaya başlayan Rai burda şampiyonluk isteği varmış.Umarım bu isteğine hemen kavuşur.Gene puan sıramalarının en tepesinde görürürüz.Forza RAİ.

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Boston Celtics



Boston'unun bu sezon ki değerlendirmesine başlamadan önce son 3 sezonlarından bahsetmeden olmaz.Tozlanan raflar resmen temizlendi Boston cephesinde bu 3 sezonda.En son şampiyonluk 1986 yılında,en son konferans şampiyonluğu ise 1987 yılında elde edilmiş.Aradan geçen uzun senelerin ardında 2008'de kurulan Big-3 ve hemen o sezon Lakers'a karşı alınan şampiyonluk Boston'u tekrar alıştığı tepelere geri getirdi.Her ne kadar kariyerlerinin sonlarına gelmiş olsalarda Kevin Garnet,Paul Pierce,Ray Allen ve yanına monte edilen 'takım oyuncuları' Doc Rivers'ın iyi koçluğu ile Boston taraftarlarına mutlu bir 3 sezon yaşattılar.Peki asıl bizi ilgilendiren kısımlara gelmek gerekirse sorulması gereken bazı sorular var.Bundan sonra ne olucak ? Big-3'nin kuruluşunun 4. yılında takım nerelere gelicek ? Doğu konferansında geçen seneki gibi şampiyonluk gelicek mi ? Her geçen gün yaşlanan takım sezonun sonunu nereye kadar getirebilicek ? Yeni gelen oyuncular takıma katkısı ne olucak ?


İlk olarak takıma dahil olanlardan bahsetmek gerekirse bunu öncelikle Shaq ile yapmak gerekir haliyle.Shaq'ı Türkiye'de Sergen Yalçın'a benzetiyorum şahsen.Ligin iyi takımlarında forma giyme fırsatı yakaladı.Lakers'dan sonra pek bi istikrar sahibi olamadı.Miami'ye gidip yüzük aldı fakat ondan sonra devam eden kariyeri pek parlak geçmedi.Lebron'unun yanına uğradıktan sonra son durak Boston Celtics oldu.Her ne kadar yavaşlasada devasa vücudu karşısında durabilecek pek bi pota altı oyuncusu yok bu ligte.2 sezon bitiriceğini iddaa etsede bu sezonun sonunu nasıl getiriceği bilinmezler içersinde.Ama Boston'un yapması gereken bi haraketti.Pota altlarına takviye şarttı.Takviye şarttı ama bu takviyenin diğer ismi Jermaine O’Neal olması pek doğru gelmedi ki full MLE vererek hiç gelmedi.Jermaine O’Neal'ın takıma ekstra bi katkı yapıcağını hiç sanmıyorum.Gelelim bizim uzunumuza Semih Erden.Dünya şampiyonasından sonra dakika alabiliceği ümidi bende daha da arttı.Herhangi bi uzun sakatlanmasında alabileceği süre gene artacaktır.Bu muhtemel bi ihtimal.Shaq'tan birşeyler öğrenmeli Semih pota altı oyuncusu nasıl olur adına.Takıma kısa isim olarak Von Wafer'ın dahil olduğu haberlerini okudum şaşırmadım değil.Geçen sene hiçbir NBA takımında oynamayan Wafer free agent ile takıma dahil oldu.Rondo ve Nate'den sonra rotasyona girme çabası içersinde olucaktır bütün sene.Ayrıca Ray Allen'ı yedeklemek için alınan West'in biraz sorunlu bir insan olduğu tip itibari ile belli oluyor.Takımda huzuru bozduğuna yönelik haberler okudum.Zaten garanti olmayan kontratı iptal edilme noktasında imiş.Vereceği katkı Ray için çok önemliydi.Draftlardan gelen gençlerin (Avery Bradley,Luke Harangody) bu tecrübeli abilerinin yanında ne yapacaklarından çok birşeyler öğrenmeye bakmalılar.Nate ile Pierce ile kontrat yenilenmiş.Yalnız kenardan gelerek büyük katkılar veren ve oyunun havasını değiştiren Tony Allen'ı kaybetmek Boston'unun zaman zaman canını yakıcağını Tony'i bazı maçlarda arayacaklarını tahmin ediyorum.Nate yerine Tony tutulsa takımda Boston adına daha hayırlı olucağını tahmin ediyorum.Boston'un çokta iyi bi takım olması gibi bi isteğim de yok açıkcası.ehehe:)




Takıma gelenleri değerlendirdikten sonra takımın genel yapısından söz etmek istiyorum.Takım her geçen gün biraz daha yaşlanıyor.Son kurşunlarını atmakta olan Boston Celtics'in final ümidi geçen seneye göre düşük.Finale çıkmak için bu sezonda geçen seneki gibi ligte pek kasmadan,yormadan orta viteste ilerleyeceklerdir.İlk 2 sıra yarışı Florida ekiplerinden Orlando-Miami arasında geçiceğini tahmin etmeyen yoktur.Doğu liderliği gibi bi amaçları olmadığı için.Liderlik için Florida ekiplerinin mücadelesi olucağından Boston'a 3. veya 4. sıradan playoff'a girmek yeterli gelicektir.Zira bu yavaşlayan ayaklarla daha yukarısını beklemek yersiz olur.Batıda mücadele etselerdi işleri daha zor olucaktı.Doğuda playoff yapmak batıya nazaran daha kolay.Boston Celtics bu sezonda elinden geleninden daha fazlasını sahaya yansıtması gerekiyor.Sakatlık çıkma olasılığı yüksek bir takım olduklarından en az hasarlı bir biçimde playoff'a girme istekleri doğrultusunda bir sezon geçicektir.Playoff olayı bambaşka bi ortam olduğundan dolayı gene doğu finaline uzanabiliceklerini savunuyorum.Yaşlı kurtlar sezonun başında Miami'yi yenerek gösterdiler istediklerinde yapabiliceklerini.Ertesi gün Cavs'a yenilerekte sezonun aslında nasıl geçiceğini çok güzel bir şekilde gösterdiler bize.Bir final görmek Boston'un bu sezon yapabileceği en iyi başarıdır.Finale çıkarlarsa gene ümitlenmesinler batıdan gelen son şampiyon Lakers'ı geçme ümitleri çok az.Şimdilik bu kadar.Esen kalın efendim.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Nba 2010-11 Şampiyonluk Adaylarına Bakış-Orlando Magic



Nba'de her takım şampiyonluk ister.Ama tabiki bütün takımlar üst sıralara oynayamaz.Biz bu yazılarımızla şampiyonluğa en yakın 4 takımı değerlendireceğiz ve ilk değerlendireceğimiz takım da Doğu Konferansı'nın iddalı takımı Orlando Magic.Orlando 2 sene önce finale çıktıktan sonra geçen sene play-off'lara fırtına gibi başlamış ilk 2 turda rakiplerini süpürmüş ancak konferans finalinde elenmişti.Bu seneye de ufak ayarlamalar hariç kadrolarını koruyarak ve şampiyonluk hedefleyerek başladılar.

Küçük ayarlamalara bakarsak takımdan ayrılan Matt Barnes yerine tecrübeli forvet Quentin Richardson geldi.Ayrıca yedek guard olarak ta yine tecrübeli bir isim olan Chris Duhon'a yöneldiler.Çaylak Daniel Orton da yine Magic'in bir başka eklemesi oldu.Genel bir değerlendirme olarak bakarsak tecrübeli isimlere yöneldiler ve bu isimler play-off'larda katkılarını daha da yükseltecektir.Özellikle Q-Rich Magic'in sistemine çok uygun bir oyuncu diye düşünüyorum.Ceza şutlarını kesebilecek bir oyuncu ve son zamanlarda özellikle Heat'teyken savunmasını da biraz geliştirdi.Chris Duhon da takımı iyi yönlendirebilecek bir oyuncu.O da yine ceza şutlarını arada kesebilir.Nelson'un saçmaladığı dönemde oyuna girip takıma çeki düzen verebilir.

Tabiki bu senede takımın en büyük kozu Dwight Howard olacak.Atletik pivot kendisini en çok yönelen hücum oyunu yok eleştirisini kaldırmak için yaz döneminde efsane pivot Hakeem Olajuwon'la çalıştı.Bu yönünü biraz olsun geliştirdiği söyleniyor.Onun olması tabiki hem hücumda hem de savunmada Orlando için çok önemli.O olunca Orlando o modern basketbol diye tabir ettiğimiz 1 uzun+4atıcı oyununu çok rahat oynayabiliyor.Ayrıca ortayı da Howard olduğu sürece iyi kapatıyorlar.Ancak Howard çok kolay faul problemine girebilen bir oyuncu olduğu için bu sistemde o olmayınca sekteye uğruyor.Bu yüzden Howard'ın kolay faullerden kaçınması çok önemli.Ayrıca Orlando zaman zaman Dwight'ı unutuyor içerde o da oyundan kolay olarak düşebiliyor.Bu yaz mantalitesini de geliştirdiyse Orlando için büyük kazanç olur.Dwight'tan sonra takımın dış atıcıları Vince Carter,Rashard Lewis ve Jameer Nelson da takım başarısı için çok önemli oyuncular.Özellikle Carter'ın kanıtlayacak şeyleri var bu takım için.Nelson ve Lewis te zaten bu sisteme çoktan alışmış durumda.Dış şutlarda ritme girince korkutucu bir takım oluyor Orlando.Ama girmeyince de savunulması çok kolay bir takım oluyorlar.İşte bu anlarda Carter'ın yaratıcılığı çok önemli onlar için.


Bench konusuna gelecek olursak JJ Redick onlar için çok önemli diyebiliriz.Çünkü onun stili de bu sisteme çok uygun.Ceza şutlarını çok kesen bir oyuncu.Zaten onu bu yaz takımda tuttular kontratını karşılayarak.Ayrıca benchten gelen Pietrus ta takıma kenardan savunması ve atletizmiyle enerji getiren bir oyuncu.Keza Gortat ta onun gibi takıma enerji ve savunma getiren bir başka isim.Ryan Anderson'la Brandon Bass'te süre aldıkları dakikalarda tabiri caizse ekmeklerini taştan çıkartan mücadeleci oyuncular.Sonuç olarak Orlando'nun ortalamanın üstünde bir benchi var ama benchten gelecek bir yaratıcı oyuncu eksikliğini yaşıyabilirler.

Orlando iyi bir takım şampiyonluğu hedefliyorlar ancak play-off'ta işler kızıştığında Carter'ın öne çıkıp sorumluluk almaması halinde sorun yaşarlar.Dwight Howard'ın da mental açıdan neler yapacağı çok önemli.Çünkü Dwight'ın dediğim gibi oyundan düşme ve kolay faul alma sorunu var.Şu an için izlemesi zevk veren bir takım görüntüsünde Orlando ama şampiyonluk için daha sert olmaları gerekli.Bakalım bu sertliği sağlayabileceklerler mi göreceğiz.Eğer bunları özellikle play-off'larda sağlayabilirlerse şampiyonlukta daha ciddi bir aday olurlar.Aksi takdirde işleri zor çünkü Lakers ve Boston'a göre daha yumuşak kalıyorlar Howard dışında.Bakalım koç Stan Vun Gundy ve bu keyif veren basketboluyla Magic bu sefer kulüp tarihinin ilk şampiyonluğunu kazanabilecek mi?


Shaq'tan Cadılar Bayramı Özel

Bilindiği gibi şu aralar Cadılar Bayramı coşkusu var Amerika'da.Nba'in de en renkli simalarından Shaquille O'Neal da bunla ilgili birşey yapmasa olmazdı tabi.İşte Shaq'tan müthiş performans."Beatiful Nightmare"' adlı şarkıyı söyleyip kendine "Shaqeeta" adını takarak ve kostümüyle herkesi güldürdü yine.

Yurdum İnsanından Pratik Çözümler-3



Yurdum insanı sivri zekasını kendini eğlendirmek için de kullanıyor.Ne güzel rafting yapıyorlar işte.Bence çok güzel olmuş güzel bir çözüm üretmişler can sıkıntısına.Gayette güzel gidiliyor resimdeki çuvallarla.Denemek lazım.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Phil Jackson Yine Tarihe Geçti



Los Angeles Lakers'ın efsane koçu Phil Jackson yine tarihe geçti.Evet yine..Phil Jackson o kadar çok başarı kazanıp tarihe geçtiki bu diğerlerinin yanında daha sönük kalıyor.Lakers'ın bu sabah Suns'ı yendiği maçla birlikte Jackson kariyerinin 1100. galibiyetini alıp bunu başaran 5.koç oldu.Phil Jackson bunu en hızlı yapan koç olarak ta tarihe geçti.

Kariyeri başarılarla dolu olan Phil "Zen Master" Jackson tam 11 şampiyonlukla Nba'in en çok şampiyon olan koçu unvanını da elinde tutuyor.Nba tarihinin en başarılı koçu dersek hiç te yanılmayız çünkü kazandığı başarıların,kırdığı rekorların haddi hesabı yok.Jackson ve Lakers bu sezon three-peat'i yapıp tekrar şampiyon olucak mı ve Phil Jackson önümüzdeki sezon takımın başında olucak mı bilinmez ama bir Lakers'lı olarak bunların olmasını gönülden istiyorum.

Youtube Yasağı Kalktı



Yaklaşık 2.5 yıl sonra artık hepinizin bildiği sosyal video paylaşım sitesi Youtube'a uygulanan yasak kalktı.Gerçi Dns olsun,tunnel olsun veya bunun gibi birkaç programın da yardımıyla çoğumuz girebiliyorduk Youtube'a ama yine de sorunsuz girilecek olması güzel bişey.

Youtube'un kapanmasına sebep olan videoların siteden kaldırıldığı ve bunun üzerine bu sitenin erişimine izin verildiği söylendi.Bugünden itibaren aşamalı olarak siteye girişler olucakmış yani savcılıktan mahkemeye dilekçe gitmiş yasağın kaldırılması konusunda ve karar da verilmiş.Bu hafta içinde artık tamamen engelsiz olarak Youtube'a girilecekmiş.

Ben zaten yasağa karşıydım.Yani yasaklama nedeni tamam çok güzel bir neden yani o videoların kaldırılmak istenmesi Türkiye tarafından ama yasak koyulduktan sonra tam bir yasak koyulmalı.Yani ben mesela başından beri Dns'le girebiliyordum.Yasak koyulcaksa bunların da engellenmesi lazımdı.Neyse sonuç olarak söz konusu rezil videolar kaldırıldı ve yasak ta açıldı.Youtube'a sorunsuz girmek isteyenlere müjde olsun.

Yok Böyle Bir Dans


Acun Ilıcalı yine bir yarışmayla karşımızda."Dancing with the stars"'ın yerli versiyonu Yok Böyle Dans bu akşam başlayacak.Çok merak ediyorum bu yarışmayı çünkü bugüne kadar Acun'un yaptığı her yarışma başarılı oldu ve önemli reytingler aldı.Ayrıca yarışması kadrosu da çok ilginç gerçekten bunu da birazdan değerlendiricem ama başlamadan önce bu yarışmayla ilgili koymak için resim ararken sürekli Burcu Esmersoy'un resimleri çıktı şaşırdım yani.En çok Burcu Esmersoy merak ediliyor demekki.

Yarışmaya geçecek olursak dediğim gibi Dancing with the stars'ın Türkiye versiyonu.Bu yarışmayı bilmeyenler için ufak bir bilgi vermek gerekirse ünlülerin dans eğitmenleriyle yaptıkları danslar diyebilirz.Yarışmacı kadrosu gerçekten çok güzel olmuş.Yukarıda dediğim gibi en çok Burcu Esmersoy merak ediliyor heralde ben de onla başlıyayım.Bucu Esmersoy yarışmanın favorilerinden benim açından.Romantik Komedi filminde de güzel dans sahnesi vardı.Hem fiziği de uygun o yüzden favorilerimden biri o.Kendisi de zaten baya iddalı.Ancak en büyük favorim tabiki Pascal Nouma.Duygusal bakıyorum tabiki bir Beşiktaşlı olarak Pascal Nouma'dan başkasını desteklemem olanaksız.Nouma sempatik ve renkli kişiliğiyle yarışmaya çok şey katıcak.Ayrıca o da fiziğiyle ve hırsıyla başarılı olmasını beklediğim bir yarışmacı.Onun sırası geldiğinde çok eğleniceğimizi düşünüyorum.Ayrıca Azra Akın ve Burcu Güneş'in de fiziklerinin avantajıyla yine başarılı olmasını bekliyorum.Yine Bedük,Ragga Oktay ve Defne Joy Foster gibi hafif çılgın isimlerin olması da eğlence katıcaktır mutlaka.Hareketli müziklerde dans edicektir bu isimler sanırsam.Moda ikoncanı Eda Taşpınar'ın performansını da çok merak ediyorum bana hiç öyle dansa yeteneği varmış gibi gelmemişti bugüne kadar.Zaten kendisi de bu yönde konuşmuş yarışmanın fragmanında.En çok merak ettiğimse Güneri Civaoğlu'nun performansı.Yani ne tür dans edicek neler yapıcak hiç bilmiyorum çok ta merak ediyorum.Yani pek düşünemedim Güneri Civaoğlu'nu dans ederken.Çok ta merak ediyorum nasıl bir performans göstericek.Büyük ihtimal yavaş müziklerle dans edicek.Keza Nilgün Belgün'ün de performansını merak ediyorum.O biraz daha hareketli müziklerde dans edicektir.Yarışmada olan diğer isimlerse Metin Arolat,Derya Büyükuncu,Sibel Arna ve Bora Kozanoğlu...

Sonuç olarak yine renkli bir yarışma bizi bekliyor Acun tarafından getirilen.Acun gtirdiyse mutlaka başarılı olur zaten.Bugüne kadar hep öyle oluştu.Beyse bu akşam izleyip görücez.Bu da yarışmanın fragmanı.


29 Ekim 2010 Cuma

Iverson İmzaladı

Beşiktaş'ın süper yıldız Allen Iverson transferiyle zaten çok şey yazdık.O yüzden bu seferlik sadece Iverson'un Amerika'da olan imza töreninden birkaç resim koyup asıl törenin Iverson'un İstanbul'a geldikten sonra hava şartlarına göre İnönü Stadı ya da Akatlar'da olduğunu söyleyerek geçicem.

Fifa 2011 vs Pes 2011

Basketbol dünyasının önde gelen 2 oyununu karşılaştırdıktan sonra gecikmeli olsa da futbol dünyasının 2 oyununu incelemeden geçmek olmaz.Fifa 2011 ve Pes 2011'den bahsediyorum tabiki.Bu 2 oyunu değerlendirmeden önce 11 rakamı futbol için çok değerli olduğu için her 2 şirketin de bu oyun için çok uğraştıklarını biliyorum.Özellikle Konami Pes 11 için 1.5 sene uğraşmış diye birçok yazı okudum.

Bu 2 oyunu değerlendirmeden önce rekabetin geçmişine bir göz atıcak olursak Fifa ilk ve tek oyundu zamanında ve herkes onu oynuyordu.Ancak 2004'le birlikte Fifa hakkında çok şikayet gelmeye başladı.Bunlardan başlıcası da oyunun kendini tekrar etmeye başladığı ve kolay çözüldüğüydü.Konami Pes serisiyle birlikte bilgisayara giriş yapınca ibre bu yöne kaydı ve Fifa'nın pabucu dama atıldı tabiri caizse.Oyunseverler tarafından daha gerçekçi ve daha eğlenceli olan Pes tercih edildi.Ancak geçtiğimiz yıl Fifa Ps3 formatında büyük bir atılım yaparak açıkçası bu rekabeti dengeledi ve birçok kişi Fifa'yı tercih etti açıkçası.Bu son yıllarda da Pes biraz biraz kendini tekrar etmeye başladı pc ortamında ancak yine de Fifa'dan daha iyi durumdaydı.Şu 11 olayını herkes bekliyordu ve her 2 oyunda piyasaya çıktı her 2sini de oynadım ve değerlendirmeyi yapıyım dedim.

Öncelikle Pes 2011'den başlayacak olursak Konami bu oyunla birlikte müthiş bir gerçeklik sağlamış diyebiliriz.Ayrıca taktik bölümüde çok geliştirilmiş.Oynayanların taktik bölümünde daha çok zaman geçirmesi daha çok uğraşıp daha çok şey yapma esnekliği verilmiş.Ayrıca Pes'in son zamanlardaki en büyük sorunlarından Messi,Ronaldo vb oyuncuların durdurulamama sorunu da yeni oyunla aşılmış ve daha gerçekçi bir hale gelmiş.Oyuncular gerçeğe daha yakın olmuş özellikle deparlar,çalımlar,paslar olsun.Paslar demişken paslara da yeni özellik kazandırılmış özellikle ara paslara.Pasın şiddetini ayarlama imkanı sunulmuş.Ayrıca yönü de otomatikti eskiden şimdiyse oynayanlar yönü kendileri veriyorlar.Bu da alışma evresinde biraz sorunlar yaratmıyor değil ama alışıldıktan sonra gerçekten çok güzel oluyor ve oynayanlara daha yaratıcı bir özellik sağlanmış.Ancak bunun yanında atılan her ara pas neredeyse isabetli oluyor.Bu da ufak bir sorun olarak göze çarpıyor diyebiliriz.Son vuruşlarda daha gerçekçi olmuş.Ortalar ise geçtiğimiz oyunlara göre daha isabetsiz olmuş diyebiliriz.Çünkü genelde isabetsiz ortalar açılıyor oyuncular tarafından.Ayrıca stat yapma gibi oynayanların yaratıcılığını arttıran eklemeler de var Pes'te.Libertadores Kupası; eklenmesi de hoş bir süpriz olmuş.Pes'in en büyük sorunu ise lisans sorunu elbette.Premier Lig'in lisansı yine alınamamış.Ayrıca İspanya'da da eksikler var.Transferlere bakıcak olursak çok çok düşük puan alıyor burda Pes çünkü bir çok transfer yok ve kadrolar neredeyse temmuz başındaki kadrolar.Bu yüzden de tabiki oyunun zevki de kaçmıyor değil.Ayrıca bir başka soruna değinecek olursak oyunculardan bazıları özellikle çok oynanan kulüpler dışındaki takımların oyuncuları gerçekle çok alakasız.Mesela Beşiktaş'ın orta saha oyuncusu Ernst'in ısrarla saçı olduğunu idda ediyor Pes.Bunun gibi birçok hata bulmak mümkün.Burdan da notunu kırıyoruz Pes'in.Şu an için en büyük sorunları bunlar olan Pes 2011 genel resime bakarak konuşacak olursak gayet güzel ve gerçekçi bir oyuna benziyor.Meydana çıkan en iyi Pes olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi Fifa'yı değerlendirecek olursak Fifa'nın reklamları da çok iddalıydı.Oyun son dönemde dediğim gibi ps3 alanında müthiş bir gelişim kaydetti ve birçok kişiye göre Pes'i geride bıraktı.Bu oyunla da biz sadece 11'iz sloganıyla iddalı hazırlandı diyebilirz.Fifa'nın piyasaya çıkmasını da merakla bekledim açıkçası çünkü son oyunda bende Pes'i geçtiğini düşündüm.Oyunun bilgisayar versiyonu için söyleyebileceğim şey diğer Fifa'lardan öyle çok büyük bir farkı yok.Yine hiç çalım atılamayan pasa dayalı ve belli tarzlar dışında gol atılamayan bir oyun olmuş.Playstation versiyonunu henüz oynayamadım o yüzden o konuda detaylı bir yorum yapamayacağım ama dediğim gibi bilgisayar versiyonu beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirm.Buna rağmen Fifa'nın en büyük kozu olan lisanslar burda da çok büyük avantaj Pes'e göre.Bazı liglerin 2.liglerine kadar tüm lisanslar alınmış.Ayrıca Türkiye Ligi'nin de olması çok güzel olmuş bizler için.Oyuncu yüzleri de Pes'e göre daha çok benzemiş yine kadrolar da Pes'ten çok daha güncel.Oyunun dediğim gibi pasa dayalı olması da benim gibi çalımı sevenler için kötü bir eksiklik olmuş.Bu yüzden oyun bir süre sonra sıktı beni.Gol atmak ta belli durumlar hariç çok zor.Yani belli tip goller atılabiliyor.Oyunun taktik bölümü de Pes'e göre daha yetersiz.Ayrıca daha önce belirttiğim gibi bu tarz hatalar da malesef bulunuyor Fifa'da.


Sonuç olarak 2 oyun arasında bir tercih yapılcak olsa lisans sorununa rağmen Pes'i tercih ederdim ben.Hem oynanış olarak hem de gerçekçilik açısından Fifa'dan daha güzel olmuş.Bu yüzden kazanan Pes2011 benim açımdan.Özellikle bilgisayar versiyonunda.

Ronaldo'nun Yeni Kramponu




Real Madrid'in süper yıldızı dünyanın en pahalı futbolcusu Cristiano Ronaldo 7 Kasım'daki Atletico Madrid maçından itibaren yıkarıda resmi olan Nike'ın kendisi için özel üretilen kramponu giyicekmiş.

Biraz ilginç bir krampon olmuş.Safari'ymiş zaten adı ve adına uygun renkleri var açıkçası.Değişik olmuş ama benim hoşuma gitti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!!




Bugün cumhuriyetimizin kuruluşunun 87.yıl dönümü.Başta Atatürk olmak üzere bu vatanın kazanılmasında,bu cumhuriyetin kurulmasında binlerce insan canını ortaya koydu.Bu cumhuriyet kolay kazanılmadı.Bu yüzden Atatürk'ün bizlere emanet ettiği bu cumhuriyeti,bu vatanı sonsuza dek yaşatmak bizlerin en önemli görevlerindendir.Cumhuriyetimize içte ve dışta tehditlere karşı birlik olarak karşı koyup daima Ata'mızın izinde olmalıyız.Atatürk'ümüzün kurduğu cumhuriyetimizin 87.yıl dönümü kutlu olsun.

Ayrıca şu aşağıda koyduğum şarkıda beni çok etkiledi ondan sizlerle de paylaşmak istedim.

28 Ekim 2010 Perşembe

"İyiki Öldün Paul"

Geçen yazdığım yazıda kahin ahtapot Paul'un öldüğünü söylemiştim.Ben kendi adıma üzülmüştüm biraz da olsa ama Arjantin Milli Takımı'nnın eski teknik direktörü efsane futbolcu Diego Armando Maradona bu işe çok sevinmiş.Maradona tweeter'da yazdığı yazıda Almanya'ya elenmelerinin de Paul'un suçu olduğunu söylemiş.

E pes valla.Yani senin takımın oynamasın sonra bütün suçu o hayvancağıza at.Ah be Maradona be yapma be bunu.Mağlubiyet baya koymuş heralde.Aslında mağlubiyetten çok mağlubiyetin onu suçu olduğunun söylenmesi koymuş heralde Maradona'ya.

Nba Stüdyo da Başlıyor

Yılların klasiği haline gelmiş Türkiye'de detaylı olarak Nba'in konuşulduğu tek program olan Nba Stüdyo da Nba'in başlamasıyla birlikte start alıyor.Murat Kosova'nın ufak Digitürk macerası sırasında artık olmayacak diye üzülmüştüm ama Kosova'nın geri dönüşüyle Kaan Kural'la birlikte Cuma gecesi 00:30'da başlıycakmış program.Ancak geçen seneden bir fark var o da yılların tecrübeli ismi Murat Murathanoğlu da Nba Stüdyo'da yer alıcak.Artık bol bol Illinouis günlerini anlatır Murathanoğlu.Şaka bir yana o da renk katıcaktır programa.

Anketlere göre bakıldığında uzun uzun Türk oyuncular ve onların performansı konuşulucak.Ayrıca Ai transferi ve konferansları kimler 1. bitirir sorusu tartışılcak.Anketlere bakarak programın büyük bir kısmını Türk oyuncuların alıcağını söylemek hiç te yanlış olmaz.

Yazıyı bitirmeden önce asıl dikkat çekmek istediğim şey ülkemizde Nba ve basketbolla ilgili çok az program yapılıyor ve dergi,gazete vb tarzı şeyler çıkıyor.O yüzden var olanlara sahip çıkalım.Dergi olarak ta sadece Nba Türkiye var.Onu da kaybetmiyelim.Bugüne bugün 5 tane oyuncumuz var Nba'de.Ama dergi ve program sayımız daha az.

Formalar Hazır

Beşiktaş Allen Iverson'la kesin olarak anlaşmaya vardıktan sonra 3 numaralı Allen Iverson formaları da hazırlanmaya başladı.Ancak tek bir sorun var kurallar gereği Türkiye'de 3numara giyilemiyor.Ama yine de şu formaları görmek bile inanılmaz.Sonuçta bahsedilen isim Iverson...Yanlız kurallar değişçek mi ve Iverson 3numara giycek mi ya da giymiycekse kaç numara giyicek o da bir merak konusu...

"Adamlar Kendini Aşmış Usta"

Arka Sokaklar'da Mesut(Şevket Çoruh) ve Hüsnü(Özgür Ozan) arasındaki diyaloglar çok eğlenceli geçiyor.İkilinin alaycı tavrı,böyle tabiri caizse bıyık altından gülerek dalga geçmeleri filan gerçekten çok eğlenceli.Bu sefer Murat(Uğur Pektaş) ta katılmış onlara ve şu son yaptıkları çok harika olmuş.Kıvanç Tatlıtuğ'un reklamıyla dalga geçmişler ve çok ta güzel geçmişler dalgalarını açıkçası ben çok güldüm izlerken.


26 Ekim 2010 Salı

Ahtapot Paul Öldü

2010 Dünya Kupası'na futbol hariç vuvuzelayla birlikte damga vuran ve yaptığı doğru tahminlerle bahisseverlerin yüzünü güldüren Kahin Ahtapot dün gece ölmüş.

Oberhausen Deniz Yaşamı Merkezi'nden gelen açıklamayla Paul doğal bir şekilde ölmüş.Zaten ömürleri bu civar bişeydi ahtapotların ama yine de üzüldüm yani duyunca.Dünya Kupası'ndan sonra zaten ölebilceğine dair haberler çıkmıştı ama bu kadar erken olmasını beklemiyordum.Paul bildiğimiz gibi Dünya Kupası'nda tahmin ettiği maçı doğru bilmişti.Almanlar Paul'un dediğinin aksine bir üst tura çıksaydı kalamar yapıcaklarını idda ettiler onun yanında gayet huzurlu bir şekilde ölmüş kahin ahtapot.Neyse sporseverlerin ve bahisçilerin başı saolsun.

Basketbol İddaa

Boston Celtic - Miami Heat (IY hnd: 0,5 MS hnd: 1,5)

Sezonun en çok merakla beklenen maçlarda birtanesi.Lebron yeni takımıyla sahaya çıkıyor.Geçen sene playoff ta ezildiği Boston ile karşılaşıcak.İntikam almak isteyebilir.Tercihim 2/2

Portland Blazers-Phoenix Suns(IY hnd: 3,5 MS hnd: 7,5)

Geçen sene iyi bi istikrar yakalayan Phoenix,sakatlıklarla boğuşan Portland ile karşılaşıyor.Tercihim 2/2

Los Angeles Lakers-Houston Rokets(IY hnd: 4,5 MS hnd: 8,5)

Son şampiyon sahaya iniyor.Blake transferi takıma guard pozisyonunda güç katacaktır.Kobe'nin diz ameliyatınında iyi geçmesi avantajlardan birtanesi.Yeniceğinden şüphem yok ama handikap konusunda emin değilim.Tercihim 1/1

Not:İş dolayısıyla yazın takım durumlarından pek haberdar olamadım.

Allen Iverson'da İşlem Tamam





İverson Beşiktaş Cola Turka'da.Yazarken bile insan heyecanlanıyor.Gelicek mi gelmicek mi söylentileri sonunda netlik kazandı ve İverson'unu menejeri teklifi kabul ettiklerini açıkladı.İverson hakkında kısaca bilgi vermek isterim.Zaten bütün basket severlerin yakından tanıdığı isimi fazla anlatmaya gerek yok.7 Haziran 1975 yılında gözlerini dünyaya açmıştır.Lise yıllarında hem Amerikan futbolu hemde basketbolu bi arada götüren Allen İverson her iki dalda da eyalet şampiyonluğuna ulaştı.Liseden sonra Georgetown Üniversitesi'inde basketboluna devam eden Allen İverson 1996 yılında NBA'ye adım atmıştır.İlk seneden gösterdiği performansla yılın çaylağı ödülünü kapan Allen kariyerini hızlı basamaklarla ilerletmeye devam etti.2001'de aldığı MVP ödülü kariyerinin zirve noktası olmuştur.Ayrıca geçirdiği sezonlar boyunca NBA'de 4 kez sayı krallığına ulaşma başarısında bulunmuştur.2000 yılından 2010 yılına kadar aralıksız 11 kez All-Star olma başarısını gösteren yetenekli basketbolcu 2009-2010 yılında eski takımı Sixers'da boy gösterdikten sonra NBA kariyerine nokta koymuştur.Bundan sonra Beşiktaş'ı ilgilendiren kısma geçiyoruz.2010-2011 yılında TBL liginde boy göstericek olan Allen İverson neler yapıcağı merak konusu.

Beşiktaş'a gelmesine inanılmaz derecede sevinmemin yanında şaşkınlığımı gizleyemiyorum.Her ne kadar yaşlandı bitti denilsede sonuçta adamın gitmeyen bi adı var.'Allen İverson' Afedersiniz boru değil yani.İvy'yi bi Türk takımının forması ile görmek için sabırsızlanan ''basketbol izleyicisi'' yoktur heralde.Para için gelmediği aşikar.Banka hesabındaki paranın kaç sıfırlı olduğundan veya gayrimenkullerinin kaç milyon ettiklerinden haberim yok ama verilen para Çin'den alabileceği paranın yarısı karşılığında olduğundan haberim var.Para gibi bi derdi olsa gelmezdi ki Beşiktaş Basket Takımı maaş ödeme konusunda yaptığı sıkıntılarla biliniyor ABD basınında.Hafızamı zorlayarak Yahoo'da bi makalede bundan bahsettiklerini hatırladım.Üst düzey bi Avrupa takımı da değil.Beşiktaş'ın isminide bundan önce pek duyduğunu sanmıyorum.İstanbul'a mı hayranda geldi bu adam bilemiyorum.Yoksa cidden fiziki ve basket açısından çok kötü durumda mı? Bu bilinmezlikler içersinide 1 hafta içinde İstanbul'a ayak basıcağı haberlerini aldıktan sonra,geri saymaya başladım (bir Beşiktaş taraftarı olarak).Hava alanında nasıl bi karşılama olur bilemiyorum ama bence Q7 ve Guti ye yapılan karşılama yapılmalı.Adam NBA'dan kopmuş farklı bir tat bulmak istemeliki Türkiye'de.Forması muhakkak alınması gerekiyor.Al formayı çeyizine koy.Kızının hastalığı durumunu tam bilemicem umarım bu oyunu için sorun olmaz.NBA MVP'si TBL'de boy göstericek.Bu Türkiye açısından önemli bi reklam anlaşmasına benziyor.Dünya Şampiyonası'ndan sonra dünya tekrar Türkiye'nin adını 'basketbol'da duydu.

Peki bundan sonra ne olucak.Karşı takım taraftarlarıda Akatlar'a gelmek istediklerini yazdılar.Peki bu sorun çıkarıcak mı? Beşiktaş taraftarlarından yer kalıcak mı?Bilet fiyatları 2 ye katlıcak mı?(Böyle zammın olması muhtemel ihtimal).Takıma hava katıcağı muhtemel fakat oyun olarak ne kadar yukarı çıkarıcak İvy.Fiziki olarak ne durumda.Penetre değilde şuta dayalı mı olucak?Amaaan şimdi bunları düşünmek yerine çıkıcak formanını güzelliğini düşünüyorum.Q7 den sonra Aİ3 fırtınası başlıyor...Welcome to the show.

Şov Başlıyor



Uykusuz geceler başlıyor.Evet bu gece aylardır beklediğimiz NBA sezonu başlıyor.Boston-Miami,Phoenix-Portland ve Lakers-Houston maçları var bu gece.Tv olarak Phoenix-Portland maçını vericek.Uluslararası yayın haklarından dolayı bu maçı vericek Tv.Birçok kişi bu duruma isyan ediyor onun da nedenini belirtiyim dedim bu yazımda.

Lakers-Rockets maçından önce Lakers'ın yüzük seramonisi olucak.Maça kalkıcam inşallah verirler bu törenide.Ayrıca gecenin daha erken başlıyacak olan maçında da Doğu Konferansı'nın en iddalı 2 takımı Boston ve Miami karşı karşıya gelicek.Bizim açımızdan bakacak olursak Boston'da Semih Erden omuzundaki sakatlık nedeniyle bu maçta oynamayabilirmiş.Ama sakat olmasa da bu maçta pek süre alabileceğini beklemiyorum.Phoenix maçında ise Hidayet'in yeni takımındaki ilk resmi performansını merak ediyor olacağız tabiki.Ayrıca Portland'ın kronik sakatı Greg Oden da bembeyaz bir sayfa açmaya çalışacaktır.

Sonuç olarak uykusuz gecelerle dolu upuzun bir maraton başlıyor.Bu sene bir çok maça kalkıcam.Heycanla dolu bir sezon bizleri bekliyor.İnşallah kazanan Lakers olur diyip taraftar ruhu doruklara ulaşmış bir şekilde yazımı bitiriyorum.


25 Ekim 2010 Pazartesi

Şarkı Bulmak

Geçen gün yemek yerken bir şarkı duydum çok ta hoşuma gitti indirip dinlemek istedim ama bir sorun vardıki o da ne adını ne de söyleyeni biliyordum.Ama şarkı çok hoşuma gitmişti ve fena halde dilime dolandı.

Yalan yanlış dinlediğim kadarına uydurarak söylüyordum şarkıyı.Sözlerin duyduğum kısmını uydurarak değişik bir stilde söyledim birkaç gün.Sonra çevremdekilere danıştım.Söyledim şarkıyı ama bilen çıkmadı.Daha doğrusu bilen varsa da benim söyleyişimden çıkartması imkansız olmuştur orası ayrı.Her neyse yine böyle devam etti.

İzmit'e gittiğimde kardeşime söyledim o da tamam biliyorum diyince bi sevindim mutlu oldum.Rahatladım ne yalan söyliyim ama sonra kardeşim bambaşka bir şarkı dinletti bana ve bir kez daha hayal kırıklığına uğradım.Derken şarkıyı söyleyeni buldum ordan da şarkının adını buldum bir çok şarkısını dinleyerek.Aradığım şarkı Gogol Bordello'nun "Still Wearing Purple" şarkısıymış.

Bu daha önce bir çok kez başıma geldi.Böyle bir kısmını dinlediğim şarkı hoşuma gidiyor ama adını bilmeyince çok sorun oluyor.Keşke böyle bir program olsa da rahatça bulsak yalan yanlış söylemesek şarkıları...

He bu da günlerdir aradığım şarkı.