17 Eylül 2011 Cumartesi
Seyircisiz Yerine Kadınlar ve Çocuklar
Evet TFF ilginç kararlara imza atmaya devam ediyor.Bu sefer de seyircisiz maçları kadın ve çocuklara ücretsiz yaptılar.İlginç bir karar.
Öncelikle şunu belirteyimki bana göre seyircisiz oynama cezası zaten çok saçmalık.Kişilerin yaptıklarını binlerce insana ve kulübe kesmek nasıl mantıktır anlamamıştım.Seyirci futbolun tadıdır tuzudur.Seyircisiz maçlar ne kadar güzel futbol olursa olsun sıkıcı maçlardır bana göre.Madem bu konuda bir değişikliğe gidilcekti bu cezayı komple kaldırsalardı daha güzel olurdu.Yapmadılar belki de akıllarına bile gelmedi.
Kadın ve çocukların girmesine ise anlam veremiyorum.Buradaki cinsiyet ayrımını anlamıyorum.Seyircisizse maç seyircisizdir.Bunun "Aaa sen gel yok siz gelmeyin o gelsin şunlar gelmesin" mantığı yoktur.Dediğim gibi sporda şiddet yasası çıkartıldı,statlarda kameralar var.Tespit edesin o kişiyi.Neyse cezası verirsin.Gidip te onca insanı cezalandırmanın alemi yok.Hele bu tip bir ayrımcılıkla yapmanın gereği hiç yok.Bayanların da sabıkaları var yani.Tabi erkekler kadar değil ama onlar da sütten çıkmış ak kaşık değil.Alınan kararı saçma ve yanlış buluyorum.Dediğim gibi bu ceza komple kalkmalı bence.
TFF'nin şu şike olaylarıydı,play-off kararıydı derken gözümdeki kredisi 0'dan da az.Çok kötü bir yönetim gösteriyorlar ve bence çoktan istifa etmeleri gerekirdi.İyice karıştırıyorlar ortalığı.Ayıptır.Oyuncak ettiğiniz şey Türk futbolu.
Beşiktaş Tel-Aviv'i Beşledi
Trabzon maçını geç girdiğim için Beşiktaş maçını da geç girmek zorunda kaldım.Bu konuda da özür diliyorum.Maça geçecek olursak siyasi konulardan dolayı gergin bir hava vardı.Geniş güvenlik önlemleri alınmıştı.Korkulan olmadı.Sahada ise süper bir Beşiktaş vardı ve Tel-Aviv'i evine 5 golle yolladı.

2.golden sonra iyice rahatladı Beşiktaş.Oyunu kontrollü bir şekilde elinde tutup kontralarla gol aradı.Maccabi de ayak uydurdu buna ve pek te zorlamadılar Beşiktaş'ı.
2.yarıya ise Maccabi hızlı başladı.Kornerden gelen topta Aurelio zamanlama hatası yapıp Rüştü de üstüne gelen topu çıkartamayınca Kehat'ın golüyle Maccabi farka 1'e indirdi.Rahat gözüken oyun bir anda stresli bir hale geldi Beşiktaş için ama hemen ardından Fernandes'in ortasına çok iyi yükselen Aurelio hem takımını rahatlattı hem de kendini affettirdi.Daha sonra Quaresma'nın sağdan şık bir çalımla getirip güzel ortaladığı topta Egemen'in tekmeye kafa uzatıp topu 90'a çakmasıyla iyice rahatladı Beşiktaş.Sakatlanan Almeida'nın yerine giren Edu'nun şutunda kaleci başarılıydı.Oyunu iyice yavaşlatan Beşiktaş son dakikalarda Edu'nun golüyle maçın skorunu belirleyip Avrupa Ligi'ne çok iyi başladı.Belirtmeden geçmek istemiyorum Fernandes'in 4 Maccabi'li yi geçtiği pozisyonu mutlaka izleyin.Çok şık çalımlarla dengesinin bozulmasına rağmen 4'ünü de geçti.

Maçın değerlendirmesine geçecek olursak Beşiktaş Eskişehir maçından çok farklıydı.Bunun en önemli sebeplerinden biri orta alanda Veli yerine Aurelio'nun olmasıydı.Aurelio defansla orta saha arasındaki bağlantıyı kurup tecrübesiyle çok büyük katkı yaptı.Aurelio'nun olması Fernandes ve Necip'e de güven kazandırdı ve onların ileriye çıkmasını sağladı.Ayrıca Aurelio defans önünde süpürücü görevini de iyi yaptı.Bir diğer sebebe geçecek olursak kaptanlık pazubandını takan Quaresma'nın süper oyunuydu.Kaptan takımını sırtlamaya ve galibiyeti almaya kararlıydı öyle de yaptı.2asisti de çok güzeldi ama 2.goldeki o pası gerçekten muazzam.Egemen-Sivok ikilisi daha uyumluydu.Özellikle Egemen müthiş mücadeleci ve cesur oynadı.Zaten onu öyle biliyorduk.İsmail daha derli topluydu geçen maça göre.Simao biraz tutuktu ama onu bu maçlık çok aramadı Beşiktaş.
Büyük Cesaret
Beşiktaş Maccabi Tel-Aviv'e 5 tane attı Avrupa Ligi'nde.Kuşkusuz herkes çok sevindi galibiyete.Malum siyasi gerginlik filan herkes İsrail'e dolu içten içe.Fotogol de onun patlamasını yaşamış heralde.Çok büyük cesaret valla şu yukarıdaki manşeti atmak.
Not:Maç yazsını da gün içerisinde gireceğim.
Eurobasket 2011'de Sona Doğru
Olimpiyat bileti için tüm takımların en iyi kadrosuyla geldiği turnuvanın son günlerine girdik, turnuvanın kaybedenleri kadar kazananları da oldu. Evet, bizim için pek iyi hatırlanmayacak turnuva ama herkes için böyle değil.

Bizim gibi Eurobasket 2011'den istediğini bulamayan bir başka takımda Sırbistan. Onlar da turnuvaya ilk 4 maçı kazanarak başladı, sonrasındaki 6 maçta ise sadece 1. Sırbistan'ın geçen senelerdeki takım olmadığı başından beri yazılıyordu zaten, o 4 maçta kuranın bir hediyesi diyebiliriz.
Ivkovic'in Velickovic'i almaması yanlıştı bana kalırsa. Tabi bu tercihin sonucu bu kadar olmaz ama Marjanovic bizim İzzet tercihi gibi aynı, gereksiz. Maçlar oynanırken gelen Rasic ve Tepic'in sakatlığı yükün daha çok Teodosic'e binmesini sağladı. Teodosic düzenden çıkınca da Sırbistan bitti. Özellikle dünkü maçta çok kötü durumdaydılar, ucunda Olimpiyat olan bir maçı bu kadar umursamazca oynamak gerçekten ilginç. Sırbistan'da aynı bizim gibi, ana hedeften uzaklaştıklarında bir altına odaklanamıyorlar. Direk çöküyorlar...

Türkiye, Sırbistan hayal kırıklığı yaşayan ülkelerdi. Bir de beklentiyi aşan takımlar var turnuvada. Bo'lu Makedonya'ya zaten girmiyorum. 2011 onların Şampiyonası olarak anılacak. Hep iyi kadroyla gelen ama takım oyununu tam gerçekleştiremediğinden belli bir seviyeyi aşamayan Fransa bu sefer onu da sağlamış. Noah'ın da takıma uyumuyla finale kadar geldiler. Ayrıca büyük adam Blatt'in Rusya'sı da büyük işler yaptı. Yarın kazanırlarsa 1 yenilgiyle 3. bitirecekler, bu kadar sağlam kadroların olduğu yerde çok büyük iş.
Trabzon 28 Yıl Sonra Yeniden

Öncelikle yazıyı geç girdiğim için özür diliyorum.Sonra ise çok önemli bir zafere imza atan Trabzonspor'u gönülden kutluyorum.Çok önemli bir başarıydı bu.İlk kez sahne aldıkları Şampiyonlar Ligi'ne süper bir başlangıç yaptılar.
Maça gelecek olursak Trabzonspor'da önemli eksikler vardı.Teknik direktör Şenol Güneş ve formda golcü Burak Yılmaz ve yeni transferlerden Adrian cezalıydı,Volkan Şen de Bursaspor'da Avrupa Kupası'nda oynadığı için bu maçta yoktu.Trabzonspor maça heyecanlı başladı.Art arda basit hatalar geldi,pas yüzdesi çok düşüktü.Ancak yine de karşılarındaki Inter son yıllarda gördüğümüz Inter'den çok uzaktı.Onlar da bu gelen ikramları Trabzonspor defansına ve kalecisine geri yolladılar.Orta alanda Zokora ve Colman orayı çok iyi kontrol ettiler.Savunmada ise Glowacki sağlam bir duruş sergiledi ancak Giray fazlasıyla basit hata yaptı.Yine de kademelerde çok iyiydi.Kaleci Tolga'da çok doğru hamlelerle Inter'in ciddi bir pozisyona girmesini engelledi.Kaleyi bulan şutlarda ise yine Tolga çok başarılıydı.Inter'in o ana kadarki en önemli pozisyonu kornerden gelen topa Giray'ın ters bir kafa vuruşuyla oldu.Penaltı noktasında Pazzini'de kalan topa etkili bir vuruş yapamadı Allah'tan Pazzini ve top Tolga'da kaldı.Zarate'nin vuruşunda da Tolga başarılıydı.

2.yarıda ise daha güvenli Trabzonspor vardı.Ancak hücum bölgesinde gerekli çoğunluğu bir türlü sağlayamadılar.Hücum hattında Alanzinho ve Henrique'nin pasif görüntüsü Halil'in çabalarını yetersiz bıraktı.Inter'in maçtaki en net pozisyonu ise Glowacki'nin kafasında Cambiasso'nun önüne düşen topta oldu.Arjantinli tecrübeli oyuncu topu 6pastaki Milito'yla buluşturdu.Önünde sadece Tolga vardı Milito'nun.Golcü oyuncu topa vurdu ancak Tolga muhteşem bir kurtarışla golü önledi.Gerçekten müthiş bir kurtarıştı ve harika bir refleksti.Aynı Milito biraz sonra da bir kafa vuruşundan yararlanamadı.O müthiş kurtarışın verdiği güven ve Alanzinho'nun yerine giren Sapara'nın da hücumda daha etkili bir görüntü çizmesiyle Trabzon ataklara başladı.Gelen ortaya harika bir vole çaktı Halil ama top üst direkte patladı.Daha sonra topu önünde bulan Celutska dışarı doğru açıldı.Kayarak zor pozisyonda topa vurdu ve o tarihi gole imzasını attı.Müthiş bir sevinç vardı gerçekten.Bu golden sonra Inter'in de gardı düştü.Nagatomo'nun şutunu günün yıldızı Tolga köşeden kornere çeldi ve Trabzonspor tarih yazarak tam 28 yıl sonra Inter'i tekrar mağlup etti.

Maçın değerlendirmesine gelecek olursak Tolga müthişti Trabzon adına.Harika kurtarışlar yaptı güven verdi kalesinde.Hele o Milito'nun pozisyonunda yaptığı kurtarış uzun süre akıllardan çıkmaz sanırım.Defansta Giray çok heyecanlıydı.Golün sahibi Celutska ve diğer bek Cech güven verdi.Kontrollü oynadılar riske gelmediler hücuma da destek verdiler.Maçın yıldızlarından Colman ve Zokora da harikaydı.Zokora büyük tecrübe gerçekten.Alanı çok iyi paylaştılar ve çok iyi baskı yaptılar.Kazandıkları topları çok olumlu kullandılar.Takımı ayakta tuttular.Kusursuz oynadı ikiside.Alanzinho çok etkisizdi.Çok top ezdi ve Inter'in kalıplı oyuncuları arasında ezildi.Serkan da çabaladı ama vasattı.Henrique de çok etkisizdi.Halil'se mücadele etti koştu çabaladı pozisyon yaratmaya çalıştı olumluydu.Inter'e gelecek olursak çok kötüler gerçekten.Bazı bölümlerde hele ne yaptıklarını kendileri de bilmiyorlar gibiydi.Eto'o'yu çok arıyorlar.Sneijder'in ayağına bakan bir takım.Onu kitledikten sonra Inter de kitleniyor.
Trabzonspor doğruları yaptı bu maçta.İlk maçın verdiği heyecan yüzünden bazı hataları oldu ama olur o kadar.Hücumda biraz kötülerdi.Eksikleri de olsalardı daha da iyi olurlardı.Çok iyi mücadele ettiler.28 yıl sonra yine tarih yazdılar.Çok iyi başladılar ve grubun en zor maçından galibiyetle döndüler.Helal olsun hepsine.Yolları açık olsun.
16 Eylül 2011 Cuma
Artest Resmen World Peace Oldu

Los Angeles Lakers'ın çılgın forveti Ron Artest'in adını değiştirmek için başvurduğunu duymuşsunuzdur.Artest mahkemeye giderek adını "Metta World Peace" yapmak için başvurdu.Biraz önce gelen haberlere göre Artest onayı almış ve artık resmen World Peace olmuş.
Artest bu ne yapsa yeridir mantığıyla birçok çılgınlığına şahit olduk ama bu yani çok acaip bir çılgınlık.Yani adını değiştiriyorsun madem de Metta World Peace ne?Valla bence Ron Artest daha güzel.Nereden esti de böyle birşey yaptı bilmiyorum.Okudğum haberler göre kızı da soyadını World Peace yapıcakmış.Yani tam babasının kızı geliyor galiba.Artest yani World Peace için bu son çılgınlık olmaz tabiki.
İşlemlerin neden uzadığını da söyliyeyim ilginç bir sebebi var.Artest'in normalde bu işi daha önce bitirmiş olması lazımdı ama o kadar çok ödenmemiş park cezası varmışki mahkemede bunları ödemeden işlem yapmamış.Yani milyon dolarlar kazanıyorsun hala park cezasını ödemiyorsun.Ne diyelim sana Artest aman World Peace?
Kobe Bryant İstanbul'a Geliyor
Kobe Bryant bu sezon ülke gündemimizi çokça meşgul etti.Beşiktaş'la adı ciddi bir biçimde anılan Kobe'nin Beşiktaş'la anlaşığ İstanbul'a gelmesi bekleniyordu.Ancak olmadı ve anlaşma sağlanılamadı.Ama yine de yıldız basketbolcu İstanbul'a geliyor.
Kobe Bryant ülkemize gelecek ve çeşitli etkinliklere katılacak.Kobe Bryant 25 Eylül pazar günü gelecek İstanbul'a.Nike sponsorluğunda düzenlenen "Sahayı Ele Geçir" turnuvasında galip gelen 2 takıma koçluk yapacak ayrıca sokak basketbol sahalarının açılışını gerçekleştirecek.Ayrıca basketbolseverlerle de bir araya gelip sohbet edicek süper yıldız.
Güzel etkinlikler olacak.Kobe Bryant gibi bir dünya yıldızının ülkemize gelmesi çok güzel.Katılımın çok yüksek olmasını bekliyorum o yüzden organizasyonun kusursuz olması lazım.Gerçekten heyecan verici bir olay.THY ile de anlaşan Kobe'nin ülkemize daha çok geleceğini tahmin ediyorum.İstanbul'dan etkileneceğini tahmin ediyorum Kobe'nin.Kendisine gösterilecek ilgide çok güzel olacaktır.Hem belki gelmişken Beşiktaş'a da imza atar?
15 Eylül 2011 Perşembe
Heykeli Dikilecek Adam

Makedonya Eurobasket'e katıldığında kimse onları ciddiye almıyordu.Ben de pek şans vermiyordum ileriye gidebileceklerine dair.Ancak benim ve diğer herkesin göz ardı ettiği birşey vardıki o da ülkemizde de forma giymiş olan ABD asıllı oyuncu Bo McCalebb'ti.
Ülkemizde daha önce Mersin de forma giyen 26 yaşındaki oyun kurucu kuşkusuz şu ana kadar Eurobasket'in en iyi oyuncularından birisi.McCalebb bu sezon Siena forması giyecek.Makedonya zayıf bir kadroyla Eurobasket'e geldi.Dediğim gibi pek ilerlemeleri beklenmiyordu.Ancak McCalebb öyle bir yürek koyduki ortaya saygı duymamak elde değil.Makedonya turnuvaya önce Karadağ yenilgisiyle başladı.Ancak daha sonra McCalebb önderliğinde yükselişe başladılar.Hırvatistan gibi önemli bir takımı yendikten sonra kendileri için büyük önem taşıyan Yunanistan maçına çıktılar.Siyasi olarak Makedonya'yı tanımayan Yunanistan'a karşı yine McCalebb önderliğinde çok önemli bir galibiyet alarak ders verdiler.Sonra da Finlandiya ve Bosna Hersek'i yenip şaşırtıcı şekilde 2.tura çıktılar.
Asıl şaşırtıcı olaylar ise bundan sonra yaşanmaya başladı.Makedonya Slovenya ve Gürcistan gibi takımları yenip Rusya ve Yunanistan'la birlikte çeyrek finale yükeldi.Tabiki yine McCalebb takımını sırtlıyordu.Asıl şaşırtıcı olansa dün gerçekleşti.Bu yazıyı yazmayı planlıyordum ama daha erkene almamı sağlayan maç dün akşam oynandı.Makedonya ev sahibi Litvanya'yı müthiş bir maç sonra eleyerek yarı finale yükseldi.

McCalebb'in istatistiklerini vereyim önce.20.9 sayı 3 ribaunt. 3.7 asist 2 top çalma...Gerçekten çok iyi istatistikler.Tabiki onun oyununu istatistiklerle anlatmaya çalışırsak ona haksızlık etmiş oluruz.McCaleb öncelikle çok büyük bir yüreğe sahip.Hem o Makedonya'yı hem de Makedonya onu çok benimsemiş durumda.Herşeyini veriyor oynarken.Zaten iyi bir oyuncuydu ama bu turnuvada bir adım daha yukarıya taşıdı oyununu.Tam bir lider gibi oynuyor.En kritik anlarda üstünde kim olursa olsun sayı buldu bu turnuvada.Potaya gidiyor,şut atıyor olmadı asist yapıyor bir şekilde katkı veriyor.
Dünkü Litvanya maçı dediğim gibi bu yazıyı yazmamda büyük sebep.Trabzon maçına baktığım için maçın son anlarına yetiştim sonra ise tamamını izleme şansım oldu.Maç başından itibaren Litvanya kendisi üzerinde büyük bir baskı kurdu ama o yılmadı.Büyük sorun yaşattı Litvanya savunmasına.Stojanovski'nin 5'te5 üçlük atmasının da önemli sebeplerinden birisi.Üstüne üstlük Litvanya ev sahibi olduğu için müthiş bir taraftar desteğine de sahipti.Ama McCalebb ve arkadaşları yılmadı.Son anlarda McCalebb müthiş turnikeler atıp takımını maçta tuttu.Maçı kazandıran üçlüğünde asistini yaptı.Maçı kazandıktan sonra onun ve Makedonya'lı basketbolcuların Litvanya taraftarının yanında duran az sayıda Makedon taraftarla galibiyeti kutlaması süper görüntülerdi.

McCalebb gerçekten şu anda Makedonya'da halk kahramanı durumda.İyi bir oyuncuydu dediğim gibi ama bu turnuvada üstüne çok koydu.Çok iyi bir oyuncuyla birlikte harika bir lidere dönüştü.Çok takdir edilesi bir performans sergiledi zaten.Dediğim gibi McCalebb'in bir heykeli dikilirse Makedonya'ya hiç te süpriz sayılmaz bizim için.Bundan sonra işleri çok daha zor.Turnuvanın en büyük şampiyonluk adayı İspanya'yla oynayacaklar.Bakalım McCalebb ve arkadaşları bir büyük süprize daha imza atabilecekler mi?
Şarap Gibi
Dün akşam deplasmanda oynanan Benfica-Manchester United maçında da süper bir gole imza atıp takımmına bir puan getirdi.Ceza sahasına girmeden o müthiş sol ayağıyla topa harika vurdu ve kalecinin ulaşması imkansız yere yolladı.Ne diyelim şarap gibi adam yıllar geçse de hala tat veriyor.
İşte o gol.
Real Madrid'in Kırmızı Forması
Dün akşamki Dinamo Zagreb maçında görme fırsatı bulduk Real Madrid'in kırmızı fomasıyla.İlginç oldu gerçekten ama güzel bir forma olmuş.Düz kırmızı da yakışmış şık bir forma olmuş.Ama dediğim gibi Real Madrid olarak benimsemek biraz zaman alacaktır.
İşte dünkü maçtan birkaç fotoğraf.
14 Eylül 2011 Çarşamba
Lokavt Görüşmeleri Yine Çıkmaza Girdi
Dün gece saatlerinde Nba ile Nbpa arasında lokavt adına çok kritik bir görüşme yapıldı.Ancak görüşmelerde aşama kaydedilemedi ve ciddi bir çıkmaza girdi.Böylece sezonun neredeyse en az yarısının kaçması çok çok yüksek bir ihtimal.
Lokavt görüşmelerinde takım sahipleri salary cap'e düzen gelmesini ve bu işin esnek olmaması konusunda çok ısrarcı.Oyuncular ise bu ücret konusunda esneklik istiyorlar.Böyle olunca da takım sahiplerinin istediği salary cap konusundaki sertlikten eser kalmıyor.Dün geceki görüşme öncesi ılımlı haberler vardı.Hatta oyuncular birliği başkanı Derek Fisher'ın oyunculara sezonun başlangıcına hazır olun diye mesaj attığı idda edilmişti.Fisher bunu daha sonra yalanladı gerçi.Ama şu görüşmenin olumsuz geçmesi işleri biraz şekillendirmeye başladı.Bu görüşmede sonuç alınamamasıyla lokavt yüzünden sezonun en az yarısının kaçması büyük ihtimal.
Bu görüşmenin doğruduğu diğer sonuçlara değinecek olursak menajerler Avrupa ve Çin piyasasına açıldı artık.Oyuncuları için görüşmelere başladıklarını da saklamıyorlar.Çin'e gitmesi beklenen oyuncu sayısı da hiç az değil.Wilson Chandler'dan sonra Jr Smith te Çin'e gitti.Bunlar dışında Thaddeus Young,Kenyon MartinÇin'e gidecek oyuncular kurallar gereği tüm yılı orada geçirmek zorunda.Lakers'ın yıldızı Odom da twitter'dan takım arkadaşı Gasol'a "Seninle konuşmam lazım Avrupa'da oynamak istiyorum" diye mesaj attı.Birçok ismin Avrupa'ya gitmesi de bekleniyor.
Evet dünkü görüşmeden sonra Nba de bu sezon ciddi sıkıntıya girdi.İki taraf ta anlaşamadığı konularda çok inatçı ve esneklik yapmıyorlar.Çok ta zıtlar.Eğer anlaşmak istiyorlarsa mutlaka esneklik yapmaları lazım.Ama şu şartlarda yakın zamanda bir anlaşma çok zor gözüküyor.
Şampiyonlar Ligi Süper Gollerle Başladı
Shaktar Donetsk karşısında kendi evinde 1-0 yenik duruma düşen Porto'da Hulk frikikten insanüstü bir vuruşla çok uzaklardan golü attı.Kalecinin barajı kurması durduğu yerin doğru olması kullanılan yerin çok uzak olması dahi bu golün olmasını engelliyemedi.Dediğim gibi insanüstü vurdu Hulk.
Bir diğer süper gole gelirsek Arsenal karşısında son anlara kendi evinde 1-0 geride giren Borrusia Dortmund'ta kornerden sonra dışarıya doğru açılan topa Perisic muhteşem bir vole vurdu ve harika bir gole imza atıp takımına 1 puan kazandırdı.Gerçekten top ayağına tam oturmuş Perisic'in ve kalecinin yapabilecek hiç bir şeyi yok.Çok klas bir gol.
İşte Hulk'un frikiği:
Bu da Perisic'in muhteşem volesi:
13 Eylül 2011 Salı
Taçsız Kralı Saygıyla Anıyoruz

Metin Oktay.Sadece Galatasaray'ın değil tüm klüplerin taraftarlarının gönlünde yere sahip olan efsane bir futbolcuydu.Ne yazıkki bu yıl aramızdan ayrılışının 20.yıl dönümü.
Metin Oktay dediğim gibi tüm herkesin gönlünde taht kurmuştu.Sporcu kimliğinin yanında beyefendiliği,centilmenliği,duruşuyla herkesin sevgisini kazanmıştı.Türk futbol tarihinin yetiştirdiği en önemli yeteneklerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.Yıllarca onun gol rekorlarını kırmaya çalışıtılar.Ama onun rekoru tüm futbolseverlerin gözünde kırılamaz seviyede.Galatasaray'dan gittikten sonra geri dönmek istediğinde taraftar yardım kampanyaları düzenleyip onun geri gelmesini sağladılar.Ben de bir Beşiktaşlı olarak hakkında çokça araştırma yaptım ve gerçekten büyük saygı duyduğum bir isim.
Ne yazıkki 91 yılında geçirdiği trafik kazası sonrası hayatını kaybetmesiyle herkesi yasa boğdu.Taraflı tarafsız herkes çok üzüldü.Şimdi biz de onu saygı ve sevgiyle anıyoruz.Unutulmayacaksın Taçsız Kral.Senin gibi sporcular çok az artık.
Sen Nereden Çıktın?

Kaya Çilingiroğlu'nu Hülya Avşar'la yaşadıkları olaylardan tanıyoruz.Spor olarak ta golf yapan bir isim.Ama her ne hikmetse bugünlerde Beşiktaş yorumculuğunu üstlendi.
Kaya Çilingiroğlu'nun futbolla hiç bir alakası yok.Futbol bilgisinin de ne seviyede olduğunu ilk katıldığı programda gördük.Telegol programında Beşiktaş yorumculuğunu üstelenen Kaya Çilingiroğlu önce Galatasaray'ın Arsenal'den transfer ettiği Eboue'ye kimsenin tanımadığı bir adam dedi ayrıca "Drogba"'ya da sürekli "Drobga" diyip durdu.Taktiksel açıdan hiçbir yorum yapmadı öylesine konuşup durdu ve futboldan baya bir uzak olduğunu bizlere gösterdi.
İşin acı tarafı Çilingiroğlu'nun Beşiktaş yorumculuğu yapması.Yani ne diyeceğimi bilemiyorum.Bir Beşiktaşlı olarak canımı çok sıktı bu iş.Kaya Çilingiroğlu ne yapmış futbol adına da onu orada yorumcu koltuğuna koyabiliyorlar?Koskoca Beşiktaş kulübünü yorumlayacak başka kimse kalmadı mı?
Hey gidi Kazım Kanat hey gidi Vedat Okyar...Çok erken ayrıldınız aramızdan.Bakın meydan kimlere kaldı...
Artest Yine İş Başında
12 Eylül 2011 Pazartesi
Fifa 12 Kapağı Yayınlandı
Ea Sports çok iddalı hazırlandığı Fifa 12'nin kapağını basına tanıttı.Kapakta yine geçen seneki gibi Rooney ve Kaka var.Rooney'i anlıyorumda 2 senedir kayıp olan Kaka'ya yer vermek ilginç olmuş kapakta.
Oyunla ilgili tek açıklanan bu değil tabiki.Geçtiğimiz senelerde oyunun konsol versiyonuyla pc versiyonu arasında büyük farklar vardı ve özellikle Fifa 11 oyun tarihinin bana göre en iyi futbol oyunuydu ps'de.Ea Sports yetkilileri bu sene pc'de oynayanlar için müjdeyi verdi ve konsolla pc arasında oyun için bir fark olmayacağını açıkladı.Yeni oyunda Impact Engine, Precision Dribbling gibi yeni özellikler tamamıyla yer alacak ve tabii ki PC versiyonunun grafikleri çok daha iyi olacak.Böylece hem konsol hem de pc versiyonları aynı olacak Fifa 12'nin.30 Eylül'de Avrupa'da satışı başlayacakmış.
Yani kısacası Fifa 12 gümbür gümbür geliyor.Özellikle de geçen sene Pes'ten bana göre çok daha iyilerdi.Bakalım Pes ne gibi hamleler yapacak?
Gene Vettel İnadına Vettel

Birinci belli de ikinci hocam sen onu söyle bize. Formula 1'de Vettel işin keyfini kaçırdı cidden. Bu kadar bariz bi şekilde önde olmak rekabeti aynı anda seyir zevkini kaçırdı. Vettel'i neredeyse sadece start anında pit-stoplarda ve finish'te görür olduk. Geriye kalan kısımda pek göremez olduk.
Monza GP'si, takvimdeki yarışların en hızlı geçilen ve en az viraja sahip pisti. Neredeyse pistin tamamı tam gaz geçilecek şekilde dizayn edilmiş. E tam gaz geçiliyorsa burada ki en önemli hızlı araca sahip olmak ve zaten az hata yapma şansı varken hataya karışmamak. Yani sezona ambargo koyan Vettel'in birincilik koltuğundan inebilirdi en azından bu yarışlık. Yarışa Alonso'nun üstün kalkış performansı ile başladık. 3. başladığı yarışta ilk viraja lider olarak döndü ve çokta hızlı gidiyordu. Farkı açıp gitmesi olası gözüküyordu. Ta ki daha ilk viraja gelmeden arabasının kontrolünü elinden kaçıran Luizzi'nin öndeki Petrov ve Rosberg'i yarış dışı edene kadar. Bu dakikadan sonra güvenlik aracı içeri girdi ve araçların arka arkaya sıralanmasına olanak doğdu. Vettel'in elinde iyi bir araç ve Drs avantajı vardı. Fakat Vettel Alonso'yu fazla uzun sürmeden virajda geçmeyi başardı. Drs yardımı da olmadan hatta. Ve birdaha yarış sonuna kadar liderliği bırakmadan devam etti. Arkasına bakmadan hemde. Birdaha ki yarışta şampiyonluğunu ilan edebilir (Teorik olarak olsada uzak bir ihtimal. En azından bir yarışa daha ihtiyacı var. )

Biz gelelim çekişmenin daha çok olduğu yere orta kısımlara. İkinci sıra çekişmesi Alonso ve Button arasında gerçekleşti. Alonso bi ara liderliğe yükselsede bu liderliğini pek sürdüremedi, Vettel liderliği pek kimseye vermek istemiyor. Neyse Alonso ikinci decam ederken yarışı gerilerden önce Hamilton ve Schumacher'i geçen Button geldi ve Alonso'yu alt etmeyi başardı. En büyük çekişmeyi Hamilton ve Schumacher arasında gerçekleşti. Bazı arkadaşlar Schumacher'in Hamilton'un yarışını katlettiğini hem de ceza alması gereken hareketlerle bunu gerçekleştirdiğini söylesekte pek kimse Schumacher'in savunma dersi verdiğini inkar edemez. Drs gibi bi avantajı olmasına rağmen pek başarılı olamadı Hamilton. Aslına bakarsanız arabası pek fazla müsade etmedi. Drs gibi bi avantajı olmasına rağmen Schumacher'i düzlükte yakalayamadı. Hemde o uzuuuun start-finish düzlüğünde. Formula 1 yönetiminin de ona sunduğu 1 kez çizgini değiştirme hakkını çok iyi kullandı. Sadece 1 yerde 2 kez yer değiştirdiğini gördüm. Bu arada başta demem gerekeni yazının ortasında diyorum, yarışın tamamını çalıştığım için tam izleyemedim hatam varsa affola.
Velhasıl Hamilton Schumacher'in biten lastikleri sayesinde geçebildi ve bir üst sırada finish görebildi. Yarışın bir önemli notu ise Webber'in Massa ile yaşadığı kaza. Tamamen Webber'in hatası yüzünden sezonu pekte iyi gitmeyen Massa'nın yarışıda önemli ölçüde yara aldı. Webber, Massa'ya vurduktan sonra ön kanadını kaybetti fakat adeta kanadı varmış gibi gaza basmaya devam etmesi sonucu arabanın kontrolünü sağlayamadı. Pek bir şampiyonluk yarışı içerisinde olmasada ikincilik adına önemli puanlar kaybetti bu hafta sonu Webber. Massa bu mini kazadan sonra yarışı 6. sırada bitirebildi.

Massa'dan sonra Alguersuari 18. başladığı yarışı 7. bitirerek takımına ve kendi adına önemli puanlar topladı. Paul di Resta 11. başladığı yarışı 8. bitirerek 3 sıra yukarı çıktı ve puan barajının içinde kaldı. Son iki puanıda B. Senna ve Buemi alarak yarışı bitirerek takımları ve kendileri adına olumlu sonuçla bitirdiler. Önemli bir kaza olmadığı sürece zor puan alırlar bu düzeydeki pilotlar. Webber,Petrov ve Rosberg gibi isimlerin yarış dışı kalması bu düzeydeki pilotların puan alabilme ihtimallini artıyor.
Son olarak Vettel'in puanından bahsedip konuyu kapatıyorum daha bu gece Manisa'ya yolculuğum var :) Şuanda 109 puanlık bir fark yakalıdı ki bu 4 tam yarış demek oluyor. İdarelik bir performans onu şampiyon yapacaktır. Bir Alman daha Formula 1'e ambargo koymaya başladı daha Schumacher'in etkisi geçmeden halbuki.Hadi hayırlısı.Esen kalın efendim...
not: Yazımın geç geldiği için herkesten özür diliyorum. Üniversite kayıt işleri ile uğraştığım için yeterli vakti bulup yazı yazamadım.
Boz Baykuşlar da Sezonu Açtı
Bu seneye de süper girdi Boz Baykuşlar.Dün akşam İ.B.B'nin Galatasaray'ı 2-0 mağlup ettiği karşılaşmada yine sayıları fazla olmasa da destekliyorlardı takımlarını.Maç içerisinde de çok güzel 2 pankart açarak ta bu sezonu açtılar.İşte o 2 pankart.Helal olsun yine çok güzel ve komik ikiside.
The End
Maçı 2 bölüm halinde değerlendirip geçicem çok konuşulacak şeyler yok.Diğer maçlarımızın aynısı bir maç oldu.Teodosic maça müthiş girdi.Biz de şok olduk savunma direncimiz düştü ribauntları da toplayınca Sırbistan farkı açtı hemen oyunun başında.Bir ara Teodosic'in 5 ribauntu varken bizim takımca 7 ribauntumuz vardı.Teodosic tek başına sürükledi takımı.Biz ise hücumda getirip boş paslar yaptıktan sonra el üstü üçlükler attık.Başarılı olamayınca da tıkandık.Neyseki Enes ve Emir girince açıldık ve farkı kapattık.2.çeyreğe iyi girip ivme yakaladıktan sonra yine el üstü üçlüklere yöneldik ve yine Sırbistan farkı açtı.Son anlarda biraz kıpırdandık ve 8 sayı geride gittik soyunma odasına.
2.yarıya Enes'i 4numaraya monte ederek başladık ve Enes'in de post oyunlarıyla farkı indirmeye başladık.Ancak Savanovic ve Teodosic yine farkı arttırdı bizim savunmamız düşünce.Çeyreğin son anlarına doğru Ömer Onan da devreye girince farkı 3'e kadar indirdik.Son çeyrek savunmamızı yine sertleştirdik ve Sırbistan'a kolay sayı şansı vermedik.Ancak hücumda etkili olamadık yine de farkı erittik ve son bölümlere kafa kafaya girdik.Ender'in basketiyle 1'e indi fark.Teodosic'i durdurduk.Son hücumda önce Ömer blok yedi daha sonra da moladan sonra yine topu oyuna sokmakta zorlandık.Ersan da turnuva performansımızı özetlercesine fade away bir şutla isabet bulamadı ve maçı kaybettik.Böylece herşey bitti ve Dünya 2.si apoletiyle geldiğimiz turnuvadan çeyrek final bile görmeden elendik 2012 Olimpiyatlarının da dışında kaldık..Peki neden?
Aslında o kadar çok neden var ki nereden başlayayım bilemedim.İbrahim Kutluay'ın maç sonu yorumlarından başlayacak olursak İbo takımdaki Nba oyuncularımızı hatta kesin olarak Ersan özellikle de Hido'yu çok ağır eleştirdi.Ben de kesinlikle katılıyorum.İkisi de turnuva boyunca vasatı aşamadı ve asıl önemlisi hep kaçak güreştiler.Hido 24 saniyenin tamamında topun elinde olduğu ve fade away el üstü şutla biten onlarca hücum izlettirdi bize.O fizikli bir oyuncunun neredeyse hiç içeri girmeyip bu kadar fade away şut atması kabul edilemez.Ayrıca hiçbir zaman bizi sürükleyemedi,sorumluluk almadı.Zaten son yıllarda Hido büyük bir düşüşte ama Milli Takım da daha da düşüşte.Tercihleri öylesine yanlıştıki ekran başında eminim benim gibi bir çok kişi sinir olmuştur.
Ersan'a geçecek olursak Dünya Şampiyonası'nın yıldızıydı.Ancak bu turnuvada tanınmayacak haldeydi.Fake atmayı yeni öğrenmiş gibi bomboş kaldığı anlarda bile fake veriyordu.Neredeyse her hareketinden önce bir kere fake verdi.Potaya bakmaya korkar gibiydi.Zaten çok düşük yüzdeyle oynadı.Fake'lerle zora soktuğu şutlar yanı sıra o da Hido gibi fade away sevdasından kurtaramadı kendini.2'sini de taze taze diye bu maçtan birer örnekle geçiyim.Hido topu alıyor arkasında Teodosic var hem de faul problemi girmeye yakın bir Teodosic.Yeterli süre var Hido'nun elinde.Potaya uzak olan Hidayet tüm turnuva da yaptığını yapıyor ve inanılmaz fizik avantajına rağmen potaya gitmek şöyle dursun potadan uzaklaşarak şut atıyor.Tabiki kaçırıyor.Maçın son hücumu.Ersan adamın arkasından el kaldırıyor pas istiyor sözde.Zorla topu alınca da direk geriye çekilerek şut atıyor.Oysaki turnuva boyunca attığı fake'lerden bir tanesini atsa savunmacısı pazara doğru uçucaktı.Olmadı.2 oyuncumuz da çok kötü bir turnuva geçirdiler.Sorumluluk alması gerek en önemli 2 oyuncumuz sorumluluktan hep kaçtılar çok yanlış oynadılar.
Bir diğer konu ise basketbolda takımın en can alıcı noktalarından biri olan guard pozisyonu.Turnuvada üst turlara giden takımların guardlarına bakarsak bile bunu anlayabiliriz.Teodosic,Calderon,Jasikevicius,Parker..Bizde ise Kerem Tunçeri ve Ender Arslan çok kötü turnuva geçirdiler.Son maçlarda biraz Ender toparlandı ama Kerem son maç hariç inanılmaz kötüydü.Ne attığı şutlar girdi ne savunmada ayakta durabildi.Turnuvanın en verimsiz oyuncusuydu.Takımı da yönlendiremedi.Ender Arslan çok istekli ama kendi isteğinin kurbanı olan bir oyuncu.Mesela çok güzel bir şekilde içeri giriyor ama daha sonra bomboş turnikeyi kaçırıyor.Uzun süre iyi savunma yapıp bir anda saçma sapan fauller alabiliyor.Bu turnuva da öyle oldu.Bazen kenardan hareket getirdi bazen de ritmimizi bozdu.Basketbolda bir laf vardır:"Guardın kadar konuş derler."İşte biz bu turnuvada sus pus oturduk bu yüzden.Elenmemizin en büyük sebeplerinden biri buydu.
Gelelim turnuva boyunca birçok insanı sinir hastası eden olaya.Serbest atışlar.Bu seviyede bu oyuncuların bu kadar kötü faul atması beklenilemez kabul edilemez.İnanılmaz bir olaydı bu.Geçen turnuvada da kaçırıyorduk.Bu turnuvada da bu olay artarak devam etti.Turnuvanın tamamında %64 gibi kötü bir yüzdeyle attık.Yani bu seviyedeki oyuncuların bu kadar üst düzeyde başarılar kazanmış oyuncuların hepsinin kötü faul atması kabul edilebilir değil.Bu konuya hiç mi çalışmıyorlar kaç turnuvadır bu durumdalar.Kader maçlarımızdan birisi olan Almanya maçında rakibimiz 13 serbest atıştan 12 sini çevirirken biz 22 serbest atışın sadece 10 tanesinden isabet bulduk.Maçı 7 sayıyla kaybettik.%45 gibi berbat ve kabul edilemez bir yüzdeyle atmasaydık maçı kazanırdık.Yine kader maçımız olan mutlaka kazanmak zorunda olduğumuz maçta Sırbistan' maçında rakibimiz 16'da 13 atarken biz yine 29'da 16 atıp cömertçe harcadık.Maçı sadece 1 sayı farkla kaybettiğimizi hatırlatmanın bile alemi yok.Bu beni çileden çıkartan bir durum.Serbest atış bu oyunun turnike atmaktan sonraki en kolay işi.Yani bu kadar basit ve basketbolun temel bir olayını bizim oyuncularımızn yapamaması çok üzücü.Malesef bu bizim çok çok çok acı verici oldu.Bu olayı daha nasıl anlatırım bilemiyorum.
Gelelim 3lük yüzdemize...%27.5'lik üçlük yüzdesine sahiptik turnuvada.Çok çok düşük.Bunun en önemli sebebi de çoğu üçlüğümüzün yanlış tercih oluşu.Ya 24 saniyenin tamamında durgun olarak yaptığımız hücumların ardından gelen el üstü üçlükler attık ya da getirip kaldırıp üçlük attık.Tabi doğal olarak bu yüzdeye sahip olduk.Ceza şutör görevini iyi yapan Kerem Tunçeri'nin de bu kadar kötü atması da yüzdemizi etkiledi.Ama yine de biz yanlış üçlükler denedik,girmedikçe inat ettik daha da denedik daha da kaçırdık.Doğru şutu aramadık ya da içeriye girmedik.Üçlüklere takılıp kaldık ve o kadar yanlış tercihler kullandık ki başta Hidayet olmak üzere.Bu yüzdeyi yakalamamız çok doğal.
Koç olayına da ufakça bir değineyim.Orhun Ene iyi bir koç ama bu takım için yeterli olan isim değildi.Ne yazık ki de bunu gördük.Son toplarda bir türlü set çizemedi.Mola dönüşü topu oyuna bile sokamadık en kritik anda.Bu konuda verilebilecek en uç örnek budur.Yanlış tercihlerimize müdahele edemedi.Bu tercihleri yapan oyuncuların kulaklarını bir türlü çekemedi.Enes'i çok verimli olduğu 4 numaradan kritik anlarda pivot pozisyonuna çekti veya kenara aldı.Taze diye Sırbistan'dan gidiyorum Enes'in post uplarından çok ekmek yediğimiz anlarda Ömer'i kenara alıp Enes'i kendinden çok uzun Kristic'in karşısına koydu Enes te hem hücumda hem savunmada geri kaldı.Orhun Ene'ye bir gömlek büyük geldi bu görev ve ben başarılı olduğunu düşünmüyorum.
Kadro seçimleri de çok enteresan oldu gerçekten.İzzet ve Cenk yerine hatta Oğuz yerine takıma katkı verebilecek oyuncular neden seçilmedi çok ilginç.Bu oyunculardan hiç katkı gelmedi özellikle İzzet ve Cenk bench ısıttı.Sinan da sakatlanınca iyice daraldı kadromuz.
Tüm bu kötü olayların yanında tabiki iyi olaylarda vardı.Emir Preldzic,Ömer Aşık ve Enes Kanter'den bahsedicem yazımın sonunda.3'ü de çok iyi performans sergilediler.Gelecek için bize çok olumlu sinyaller verdiler.Emir ve Enes ilk kez oynadıkları Milli takımda hiç te ilkmiş gibi oynamadılar ve genç yaşlarına rağmen korkusuzca sorumluluk alıp takımı sürüklediler.Enes çok iyi bir ribauntçu gerçekten.Çok güçlü sezgileri var ve ribauntlarıda çok güçlü ve kararlı çekiyor.Post oyununu da inanılmaz geliştirmiş.Ona ne zaman top indirsek olumlu işler yaptı.İleride çok önemli bir oyuncu olacak Enes inşallah sakatlık yaşamazsa.Emir'e gelirsek o da çok olumlu ve olgun oynadı.Potaya hücum eden neredeyse tek oyuncumuzdu kısalardan.Takımı yönlendirdi,sıkıştığımızda kritik sayılar attı.O da uyum sürecini tamamen atlatınca çok daha iyi olacak.Çok umut verici oynadı.Ömer'e gelirsek son olarak o da çok gayretli çok iyi oynadı.Hücum ribauntlarıyla takımımızı ayakta tuttu,savunmada ortayı çok iyi kapattı,çok önemli oyunculara karşı çok iyi oynadı.Ama mutlaka post oyununu geliştirmesi lazım Ömer'in.Bu üçlü üzerine kurulacak takım ileride çok çok önemli başarılar elde edicektir bu görüntüyü verdiler bize.Turnuva adına tek olumlu olay bizim adımıza bu üçlünün performansıydı.
Hedeflerimzden çok uzak kaldığımız kötü bir turnuvayı geride bıraktık.Çok hatalar yaptık ve çok formsuzduk.Belki de bu bazı oyuncularımızın Milli takımla oynadıkları son turnuvaydı.Evimizde olmayan turnuvalarda kayda değer bir başarımız olmaması büyük handikapımız.Ne diyelim bu sefer bizi üzdü 12 Dev Adam.
R.I.P Andy

Andy Whitfield birçoğumuzun hayatına Spartacus'le girdi.Müthiş bir oyunculuk performansıyla canlandırdığı karakterin de etkisiyle milyonlarca kişinin gönlünde taht kurdu.Benim ve diğer site yazarlarımızın da çok sevdiği bir isimdi.Ancak dün gece itibariyle malesef lenf kanseri yüzünden hayatını kaybetti 39 yaşındaki oyuncu.
11 Eylül 2011 Pazar
Neden Olmasın?
Bugün yine Sırbistan'la kader maçlarımızdan birine çıkacağız yaklaşık yarım saat sonra.Haydi 12 Dev Adam kazanalım ve gerisine bakalım.Kalplerimiz dualarımız sizinle.Bugün yine tarihi tekrar ettirelim.
İşte o unutulmaz anlar.
10 Eylül 2011 Cumartesi
İsteksiz 12 Dev Adam ve Almanya Mağlubiyeti
Milli takımımız Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda 2.turda 2.maçında Almanya'yla karşılaştı.Maça iyi başlayan Milli takım daha sonra etkisizleşti ve maçı da 73-67 kaybederek gruptan çıkma umudunu yine başka takımlara bıraktı.
Maça 2 Ömer'le iyi başladık ve öne geçtik.Savunmamızı da sert bir şekilde yapınca Almanya sayı bulmakta çok zorlandı.Biz de belirli bölümlerde düzgün hücum edemedik bu yüzden farkı açamadık çok ama yine de ilk çeyrekte sadece 6 sayı yedik ve 13-6 önde geçtik.
2.çeyrekte ise Enes Kanter post oyununu ne kadar geliştirdiğini gösterdi bizlere.Özellikle Nowitzki'ye karşı üstünlük sağladı.Savunmamızın sertliğini geçemeyen Almanlar sayı bulmakta zorlanmaya devam edince farkı 12 sayıya kadar çıkardık.Tam bu anda Dirk Nowitzki art arda 2 tane çok zor şut soktu ancak hemen ardından da 3.faulünü alıp kenara geldi.İşler tam istediğimiz kıvama gelmişti.Burada darbeyi vurabilirdik Almanya'ya olmadı.Kaman'ı durduramayınca ve hücumda da sayı bulamayınca Almanya farkı kapattı.Son anlarda da karşılıklı basketler olunca ilk yarı 26-23 üstünlüğümüzle kapandı.

3.çeyreğe 2 NBA yıldızı Kaman ve Nowitzki'yle iyi giren Almanya 7-0lık bir seriyle öne geçti ancak daha sonra çok kötü bir turnuva geçiren Kerem Tunçeri'nn üçlüğü nefes aldırdı bize.Heiko Schaffartzik te kritik anlarda bomboş kaldığı üçlüklerde cezayı kesti.Kaman'ı da pota altında durduramayınca Almanya öne geçti ancak Nowitzki'nin 4.faulünü almasıyla düzenleri bozuldu.Karşılıklı basketlerle geçti çeyreğin geri kalanı ve kötü savunma yaptığımız bu çeyreği 48-46 geride kapattık.
Son çeyreğe Nowitzki ve Schwethelm'in sayılarıyla başlayan Almanya farkı açtı.Ersan ve Ender'in üçlükleriyle oyunda kalmaya çalıştık.Kaman da pota altında destek olunca fark 9'a çıktı.Ancak bu andan itibaren Ömer Aşık müthiş bir performans sergiledi.Pota altında top gelince bitirdi top gelmeyince hücum ribauntlarını toplayıp bitirdi ve farkı 1 dakika kala 1'e kadar indirdik.Schwethelm yine bomboş kalıp üçlüğü soktu.Yine de Ender ve Emir'le farkı indirdik ama Almanya faullerde hata yapmazken biz sürekli çizgiden hata yaptık ve Almanya maçı 73-67 kazandı.

Milli takımımızda Ömer Aşık 19 sayı 11 ribauntla çok güzel bir performans sergilerken Almanya'da Kaman 20 sayı 7 ribaunt,Nowitzki 19 sayı 7 ribaunt,Schwethelm de çok kritik 14 sayıyla katkı verdi.
Maçın özellikle 2.yarısında çok kötü bir Milli takım izledik.Ömer Aşık dışında kafası maçta olan bir oyuncumuz yoktu biraz da Enes belki.4.çeyrekte 4 faullü Nowitzki'nin üstüne gidip faul aldıramadık.Ya da Schwethelm'in bu kadar etkili olduğu bir günde şutlarına el bile gösteremedik.Faul atışlarına ise girmek bile istemiyorum.Bu seviyede bir takımın %45 le faul atması kabul edilemez bir olay.Şimdi yine başkalarına bıraktık gruptan çıkma şansımızı.Sırbistan'ı yenmemiz Litvanya'nın da Almanya'yı yenmesi lazım.Kendimizi mutlaka toplamamız lazım.Hadi hayırlısı.
9 Eylül 2011 Cuma
Shaquille O'Neal'ın Heykeli Dikildi
Nba tarihinin en önemli oyuncularındanve bu yaz basketbol kariyerine nokta koyan Shaquille O'Neal'e büyük bir onur da 20 yıl önce mezun olduğu Louisiana Üniversitesi'nden geldi.Üniversite bahçesine O'Neal'in 400 kiloluk dev heykelini dikti.
Açılışa katılan O'Neal duygu dolu anlar yaşadığı konuşmasında "Beni savunmasız yakaladınız. Heykelin ne kadar büyük olduğunu gördüğümde neredeyse ağlayacaktım. Birçok kez şampiyon oldum, birçok ödül aldım ama bu deneyimlerin hiçbiri bugün yaşadıklarımla kıyaslanamaz" dedi.



















