27 Ocak 2011 Perşembe

Durantula Şov


Oklahoma City Thunder dün gece Minnesota Timberwolves'la deplasmanda karşılaştı.Beklenildiğinden çok daha çekişmeli bir maç oldu gerçekten.Uzatmaya giden maçı zor da olsa 118-117 kazandı Thunder.Tabi bu galibiyette en büyük pay sahibi kariyer rekorunu kıran Thunder'ın süperyıldızı Kevin Durant'ti.

Durant biraz tutuk başlasa da sonradan müthiş toparlandı.28 şut kullandı ve bu şutlarda 15 isabet bulup iyi bir yüzde yakaladı genç yıldız ve tam 47 sayı atarak kariyer rekorunu kırdı.Durant'in oyuna katkısı tek sayı olarak değildi.Nam-ı diyar Durantula 18 ribaunt aldı ve bu alanda da müthiş bir performans sergiledi.Ayrıca 2'şer blok,asist ve top çalmayla da diğer alanlarda da takımına katkı verdi ve günün performansı bölümüne girmeyi fazlasıyla haketti.Takımını müthiş sırtladı ve dediğim gibi galip gelmesindeki en büyük etken Durant'ti.

Lig tarihinin en genç sayı kralı bu sezon da ligin bu konuda lideri ve böyle etkileyici performanslar göstererek bu ligin elit oyuncuları arasına adını yazdırdı hakkıyla.

Batı'nın Koçu Popovich


All-Star haftasına artık çok az vakit kaldı.Yavaş yavaş kadrolar,koçlar şekillenmeye başlıyor.İlk olarak Batı Karması'nın koçu belli oldu.

Lige fırtına gibi girip lig liderliğini elinde tutan San Antonio Spurs'un deneyimli hocası Greg Popovich bu sene Batı Karması'na koçluk edecek.Popovich şu ligde başarılı diyebileceğimiz 4-5 koçtan birisi.Zaten yılalrdır üst seviyede takımı.O da parçaları çok iyi birleştiriyor ve takımını çok iyi oynatıyor.Takım içindeki kimyanın bu kadar iyi olmasında da en büyük pay ona ait..Spurs'ün bu sezonki çıkışı sayesinde bu seçim pek te şarşıtmamıştır kimseyi.Popovich te haketti zaten.Ben de katılıyorum doğru bir seçim olmuş.

Ancak yine de son sezonunda olan Phil Jackson'a Los Angeles'ta yapılacak olan bu organizasyonda koçluk vererek bir nebze de olsa teşekkür etmek çok güzel bir jest olurdu diye düşündüm kendi çapımda.Ama tabiki daha çok hakeden Greg Popovich'ti nitekim ödülünü de almış oldu böylece.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Yok Artık Lamar Odom

Dün gece Los Angeles Lakers evinde Utah Jazz'ı ağırladı.Baştan sona kadar Lakers'ın domine ettiği bir maç oldu ve Lakers farklı bir şekilde kazandı.Skoru da 4 oyuncu arasında paylaştırdılar.(Odom-Gasol-Bynum-Bryant)Maç boyu çok iyi bir oyun sergiledi son şampiyon.Şans ta biraz yanındaydı tabiki.

Keza Lamar Odom 4.çeyrekte sağdan içeriye doğru yüklenirken Elson'un darbesiyle dengesi bozuldu ve saha dışına doğru uçtu.Uçarkende elindeki topu potaya doğru çok yüksekten fırlattı ve top ta çemberin tam içine düştü.Şans faktörünün öne çıktığı bir şuttu ama zorluk derecesi son derece yüksek olan bir şuttu.Dengesi yoktu bir kere Odom'un ve çok kötü bir yere sürüklendi.Top elinden çıkarken panyanın arkasına doğru geçmişti bile.Bunlara rağmen Odom basketi buldu.Buyrun efendim...

25 Ocak 2011 Salı

Emanuel Adebayor Real Madrid'te



Real Madrid'te Gonzalo Higuain'in uzun sürecek bir sakatlık geçirmesinden sonra Madrid ekibi forvet hattında sıkıntıya düşmüştü.Üstüne üstlük tek forvet olan Karim Benzema'nın formsuzluğu üzerine bu sıkıntı daha da artmıştı.Dolayısıyla Jose Mourinho'da bu bölgeye takviye istedi.

Önce Mourinho'nun vatandaşı Hugo Almeida gündeme geldi.Ancak bu arada geç kalındı ve Beşiktaş yönetimi devreye girerek Portekizli yıldızı kadrosuna kattı.Bundan sonra geç kalındığı için Mourinho ve sportif direktör Jorge Valdano'nun arasının açıldığı ve hatta Mourinho'nun sene sonu takımdan ayrılabileceği bile konuşuldu.Sonra Real'in eski göz ağrısı Ruud Van Nistelrooy gündeme geldi.Hollandalının takıma katılmak için can attığı söylendi.Ancak Hamburg yönetimi buna izin vermedi.En son olarak ta Manchester City'de istediğini bulamayan Emanuel Adebayor gündeme geldi.Bu sefer Real yönetimi işi bitirdi ve Adebayor sezon  sonuna kadar Real Madrid'e kiralandı.Ayrıca Adebayor'un satın alma opsiyonu da Madrid ekibine geçti.

Adebayor dediğim gibi City'de istediğini bulamadı.Zaten kalabalık City forvet hattına bir de Dzeko eklendiğinde Adebayor'un şansı iyice azalmıştı.O da mutsuz olduğunu ve ayrılmayı düşündüğünü söylemişti.Madrid'te bu açığı doldurmak için Togolu golcüyü aldı.Adebayor Real'in tek forvetli sistemine uyabilecek bir oyuncu.Hem fiziği hem de yeteneği sayesinde Real'in aradığı transfer olabilir.Arsenal'deyken de takımını sırtlamıştı tek forvet olarak.Burada da takımı sırtlamasını beklemiyor kimse çünkü Ronaldo var ama yine de önemli bir golcü olarak en büyük yardımcılarından olabilir Ronaldo'nun.Takıma ne kadar çabuk uyum sağlarsa Real için o kadar iyi olacaktır.

Sonuç olarak bence Real iyi iş yaptı.Adebayor kendini biraz toparlarsa Real'e büyük güç katar.

Peja Dallas'ta


Dallas Mavericks Caron Butler'ın sakatlanıp sezonu kapatmasından sonra 3 numara bölgesi için oyuncu arayışına başlamıştı.Dallas'ın takasta sakat Butler'ın biten kontratını kullanmayı planlıyordu.Ancak Butler'dan gelen play-off'lara yakın dönebilir haberlerinden sonra buraya geçici takviyeler düşünmeye başladılar.

Önce Sasha Pavlovic'e 10 günlük kontrat verdiler.Daha sonra da Toronto Raptors'a takas olduktan sonra takımının kontratını satın alıp serbest bıraktığı Peja'ya yöneldiler.Bu transferin olmasına yer açmak için de Alex Ajinca'yı Raptors'a yolladılar.

Peja bir döneme damga vurmuş kusursuz bir şutördü.All-Star olmuştu.Ama ondan sonra sakatlıkların da etkisiyle serbest düşüşe geçti.Nba'in en sağlam overrated'larından biri oldu aldığı dev kontratla.Büyük umutlarla gittiği Hornets'ta tutunamadı Raptors'ta hiç yapamadı zaten.En son da buy out la serbest kaldı.Dallas dediğim gibi forvet pozisyonuna takviye arıyordu.Bu açıda şu anki piyasaya göre takassız yapabilecekleri en iyi hamleyi yaptılar diyebiliriz.

Bu konuda biten ve düşüşteki kariyerleri yeniden canlandırma uzmanı Jason Kidd'in olması büyük bir şans.Stojakovic her ne kadar 2 aydır oynamasa da keskin bir şutör.Dallas'ın oyun sisteminde de şutu olan oyuncuların başarılı olması,kendilerine yer bulması kolay.Peja da ilk beş çıkıcaktır bence.Eski günlerine tabiki dönemez ama yine de iyi bir performans verecektir.Dediğim gibi Kidd'in olması büyük şans.Kesin bir değerlendirme yapmamız şu an için zor.İzledikçe ne kadar doğru olup olmadığını bu hamlenin anlayacağız.

NBA Takımlarının Türk Forum Sayfaları


Açıkcası bu işi başaran kişilere ve sayfalarına hayranıyım.NBA Takım Forumlarının en büyük Türk oluşumu şüphesiz Lakers taraftarlarının kurduğu Lakerstr.Gerek buluşmalar olsun gerek üye sayısı gerek atılan post...Her şeyde bu alanda şüphesiz liderler,ki takımlarının payı da bana kalırsa hayli büyük.Lakerstr'ye ulaşmak için buradan.

Bi aralar açılan Celticstr sitesi çok uzun ömürlü olmayıp,kısa süre içinde kapanmıştı.Duydum ki yeniden açılmış,bu foruma ulaşmak için buradan

Houston Rockets'ın taraftar grubu olan Roxturk'de epeydir yayın hayatını sürdürmekte.Tabii dediğimiz gibi takım başarısı oldukça önemli bu işte,bu da Roxturk için biraz olsun dezavantaj.Roxturk sayfasına ulaşmak için buradan..

Tek bir takımın forumu olmak işi cidden zor ve zahmetli.Şöyle diyim,Boston Celtics'te Big Three'nin kurulduğu sezon açılan celticstr bile kapanmıştı-sebeplerin ne olduğunu tam bilmesemde-.

Nuggetstr'ye de değinelim,şu an sitede notlar cirit atıp,in cin top oynasa bile onlarda bir aralar takımlarının sayfasını açıp,en azından bu uğurda ellerini taşın altına soktular.Görmek için buradan.

Son olarak,Heat'in yazın yaptığı işlerden sonra Heat Fan açılmasını bekliyorum.Ayrıca ülkemizde 1970-85 arasında doğmuş birçok Bulls taraftarı abi ve ablamızın olduğunu biliyorum,Bulls'un çıkışı sonrasında bu oluşum beklenebilir,bir Bulls taraftarı olarak her türlü güç dayanışmasının içinde olabileceğimi de buradan belirteyim..

23 Ocak 2011 Pazar

MVP Yarışı

Her zaman olduğu gibi ligin ikinci yarısına geçtiğimiz şu günlerde sezon ödülleri için herkesin kendi adayları oluşmaya başladı.Sezon ödüllerinin ise kuşkusuz en önemlisi olan MVP yani en değerli oyuncu ödülü için adı geçen isimlere,yaptıklarına ve ödülü alma olasılıklarına değinelim.

MVP ödülünün herkes tarafından saygı gördüğüne şüphe yok.Ancak bu ödülü kazanmak kişisel bir başarının yanında takım başarısı sayesinde gerçekleşip,takımın bir başarı kazandığının -çoğu zaman- bir göstergesi değil.Anlatmak istediğim şu:

Son 10 yılda şampiyon olan takımlardan sadece iki tanesinin oyuncusu o yıl Sezon MVP'si olmayı başardı.00'de Shaq,03'de Duncan.

Kişisel saygınlık bakımından ise elbette çok büyük ödül.Elde etmekse bir o kadar zor.Örnek vermek gerekirse 86-87 sezonunda Michael Jordan 37.1 sayı 5 ribaund 5 asist 3 top çalma istatistikleriyle MVP ödülünü kazanamamıştı.Bulls playoff'a da kalmıştı o sezon.

Bu sezon ise MVP ödülü için adı geçen isimler geçtiğimiz sezonlara nazaran biraz farklı ve fazla.Tabii ki aynı isimler mevcut ama Derrick Rose,Amare Stoudemire,Manu Ginobili gibi isimlere biraz yabancıyız bu ödülün sahibi olma açısından.

Dediğimiz gibi bu sene oldukça fazla aday var.Aday fazlalığı sezonun sonlarına doğru azalacaktır elbet,ancak sezonun ortasını bitirdiğimiz şu günlere kadar istikrarlı bir şekilde iyi performans sergilemekte hayli zor.

Sıralama yapmaksızın MVP adaylarına şöyle bir göz atalım.



Amare Stoudemire:Phoenix'den ayrıldığını öğrendiğim gün aklımdan ilk geçen şey,artık Nash'e sahip olmamasıydı.Açık açık söylüyorum ki,beni ve benim gibi düşünen birçok insanı yanılttı.Orta mesafe şutunun belli bir çizginin üzerinde olması sebebiyle New York sisteminde tıkır tıkır işliyor,atletizmi ve gücünden söz etmiyorum bile.D'Antoni gibi tanıdık bir yüzle çalışmak ise onun için büyük şans.Bu sezon 26 sayı 9 ribaund 2.3 asist 2.5 blok 3.6 top kaybıyla oynuyor.Her şey iyi hoşta,top kaybı sayısı cidden dikkat çekici.Hele sezonun başında ilk 3 maçta tutturduğu 7 top kaybı ortalamasından sonra bu alanda da biraz toparlandığını söyleyebiliriz,ancak yine de çok.Ödülü kazanmak için takım başarısının önemli olduğundan söz ettim.Bu noktada hanesine eksi yazılıyor Amare'nin.22-21 lik bir oranı var New York'un,ayrıca son 6 maçı kaybediyorlar.Takım içi sıkıntılar oldu ancak sezon sonunda hangi sıkıntıların yaşandığı değil,galibiyet oranı konuşulur.Epeydir New York semaalarından bir MVP adayı çıkmadığını ve takımın formasını giyerken MVP olan tek oyuncunun 1970 yılında efsane Willis Reed olduğunu hatırlatalım.



Kobe Bryant:Bu ödülü yalnızca bir kez kazanmış olması şaşırtıcı,35 sayı ortalaması yakaladığı 05-06 sezonunda takımının 45-37'lik galibiyet yüzdesi yeterli olmamıştı.Son yıllarda Bryant'ın ismi adaylar arasında hep var,ki normal.Bu sezon ilk iki sezonu dışında ilk kez maç başına bu kadar az süre alıyor,ancak ortalamaları 25 sayı 5.1 ribaund 4.7 asist 1.3 top çalma 2.9 top kaybı.Maç başına 33 dakika süre aldığını hatırlatalım,yaşınında 32,5 olduğunu.Nedendir bilmiyorum ama bu sezon adı pek geçmiyor bu ödül için.Daha doğrusu eskisi kadar.Dinlenircesine oynadığı ve oynatıldığından kaynaklanabilir bu.Takım başarısına bakarsak,Lakers 32-13'lük oranla Batı Konferansında Spurs'ün ardından 2. sırada.Aralık ayında aldıkları şok mağlubiyetlerden sonra,Ocak ayında ciddi anlamda toparlandı takım.2 yıl üste üste şampiyon olmuş bir organizasyonun tekrar motive olması oldukça zor.İstatistikleri önceki sezonlara göre azalmış olsa bile,takımınında payıyla Kobe Bryant ismini rahatça yazıyorum.



Derrick Rose:Michael Jordan'dan gittiğinden beri bu topraklar-bu topraklar Illinois,bu topraklar Chicago-kimseye MVP demedi,böyle bağrına basmadı.Derrick Rose şüphesiz ligin en heyecan verici üç beş oyuncusundan biri.Şutunu da belli bir seviyeye getirerek tam teçhizatlı saldırı makinesi konumuna geldi.Derrick Rose'un oyun anlamında çeşitli sorunlarının mevcut olduğunu düşünüyorum,asist ortalaması biraz yanıltıcı gibi.Bulls maçını izlediğinizde "Diğer kırmızı formalılar fasulye mi" dedirtiyor insana.Ancak kim ne derse desin,Bulls Doğu Konferansında 3.sıradaysa bunun tek sebebi Derrick Rose'dur.İstatistiklerine bakarsak,24.7 sayı 4.7 ribaund 8 asist 3.5 top kaybı.3.5 top kaybı topu ne kadar elinde tuttuğunun bir göstergesi aslında,genel anlamda bakınca,takımın bir numaralı skor opsiyonuna -topu çok fazla elinde tutuyor- demek biraz absürt kaçıyor olabilir.Sonuç olarak MVP ödülü için en kuvvetli adaylardan biri.



Dwight Howard::Orlando'nun süpermeni Howard sayı ortalamasını geçen sezona nazaran 4 sayı arttırdı.Hidayet'in takıma gelişinin etkisi midir bilinmez ancak Ocay ayında istatistikleri iyice tavan yaptı,25 sayı 14 ribaund.Yaklaşık 3 sezondur onunda adı çok kuvvetli olmasa bile adaylar arasında hep geçiyor.Ancak şu zamana kadar eli bu kadar kuvvetli olmamıştı Howard'ın.Fakat bu seferde oldukça fazla aday var.22 sayı 13.3 ribaund 2.2 blok 3.3 top kaybı istatistikleriyle oynuyor.Ancak pivot pozisyonundaki oyuncuların bu ödülü kazanması-çok özel oyuncu olmadıkça-daha zor gibi.2000 yılında Shaq'ın kazandığı günden beri Center pozisyonundaki hiçbir oyuncu bu ödülü kazanamadı.Takımı Orlando Magic 29-15'lik oranla Doğu Konferansında 4.sırada yer alıyor.Chicago'nun sadece 1 maç gerisindeler.Dwight Howard'ın dezavantajı ise,sayı ortalamasını yükseltti desek bile,bu performansa yakın performansları 3-4 yıldır gerçekleştirdiği için insanların gözünde farklı durmuyor.



LeBron James:Bu ödülü son iki yılda kazanan ve bu senede gayet normal bir şekilde en güçlü adaylardan olan kişi.Yazın olaylı bir şekilde ayrıldığı takımdan ve şehirden sonra Florida Sahillerine oldukça uyum sağladı.İstatistiklerinin düşeceği yadsınamaz bir gerçekti,öyle de oldu.Ancak herkes bu düşüşün sezon başında yakalanan ortalamalardaki gibi olacağını umuyordu.Sezonun ilk dört maçında yakaladığı gibi,20 sayı 5.8 asist 5.8 ribaund şeklinde.Ancak LeBron tam anlamıyla yeni alınan arabanın motoru misali ,performansını her geçen gün arttırdı.Ocak ayında yakaladığı performansla "Yine MVP olmak için kasıyor" dedirtti.Ocak ayında 32 sayı 7.8 ribaund 9.2 asist.LeBron'un üstün bir çaba ortaya koyduğu ve karşılığını aldığı açık.Bu ödülü kazanmak içinde gerekiyor bunlar.Bu sezon yakaladığı istatistik ise 25.9 sayı 6.3 ribaund 7.2 asist 3.7 top kaybı.Son iki sezonun MVP'si olması,onun bu ödülü tekrar alması için dezavantaj..Takım başarısına bakacak olursak,31-13'le Doğu Konferansında 2.sırada Heat.LeBron eli yine çok kuvvetli,dediğimiz gibi tek dezavantajı şu:

3.kez verilir mi?




Kevin Durant:Geçen sezon sayı kralı olurken bu ödül için yine adı geçmişti,ki normal.Durant bu sezon sayı krallığında açık ara lider,kendisine en yakın oyuncu 2.5 sayı geride.Ülkemizde yapılan Dünya Şampiyonasının yorgunluğundan mıdır bilinmez,sezona kendi standartlarına göre tutuk başlamış,Russell Westbrook'un gölgesinde kalmış gibiydi.Fakat sezon ilerledikçe,maçlar oynandıkça lider görüntüsünü herkese gösterdi.Durant'in maç başına 40 dakika süre aldığını düşünürsek,2.9 asist ortalamasıyla oynuyor olması dikkat çekici.Sezon istatistikleri ise 28.3 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 3.2 top kaybı.Takımı ise hiç olmadığı kadar başarılı,28-15'lik dereceyle Batı Konferansında 3.sırada.Durant ve takımı bu performansla devam ederse,bu ödül için eli en kuvvetli adaylar arasında yer alacaktır.





Manu Ginobili:34'üne gelen,57.sırada draft edilen bir oyuncudan söz ediyoruz.Öyle bir oyuncu ki,şarap misali yıllandıkça değerleniyor.Açıkcası seçileceğini düşünmüyorum,keşke seçilse.Ne olursa olsun ismi burada geçmeli diye düşündüm.Spurs'ün etkileyici performansının bir numaralı sebebi.18.4 sayı 3.8 ribaund 4.8 asist 1.8 top çalma 2.5 top kaybı istatistikleriyle oynuyor,31 dakikalık ortalamasıyla.Spurs'ün 37-7'lik bir oran yakalaması Manu'nun bu ödül için adının geçmesinin bir numaralı sebebi.Chicago Bulls'un rekoruna erişebilecekleri konuşulsa da,bunu çok uzak ihtimal olarak görüyorum.67 galibiyetin üstüne çıkacaklarını pek düşünmüyorum,Popovich'in de bunu sıkıntı yapmayacağı açık.Eğer 70 galibiyet ve üzeri bir şey yakalanırsa,işte o zaman tango.




Dirk Nowitzki:Galiba adını buraya yazmakta en zorlandığım kişi.2007'de MVP olurken Dallas Mavericks ligi zirvede bitirmiş,o da sakatlıklardan uzak bir sezon geçirip yüksek sayı ortalamalarıyla oynamıştı.Aslında istatistik bakımından gayet iyi durumda.23.4 sayı 7.1 ribaund 2.5 asist 2.1 top kaybı.Dallas Mavericks'de 28-15'le Batı Konferansında 4.sırada.Geliyorum Nowitzki'yi buraya yazmamın bir numaralı ve gayet önemi sebebine:

Nowitzki yokken Mavericks'in NBDL takımlarından hiçbir farkı yok.
Ancak gerek sakatlıklar gerekse daha kuvvetli adayların olması sebebiyle pek şansı olmadığını düşünüyorum.

Belki sizin adayınıza değinemedim,fakat benim bu ödül için aday gördüğüm isimler bunlar.Yukarıdaki sekiz isimden son 4 çıkaralım:

1-LeBron James(25.9 sayı 6.3 ribaund 7.2 asist 3.7 top kaybı/31-13)
2-Derrick Rose(24.7 sayı 4.7 ribaund 8 asist 3.5 top kaybı/30-14)
3-Kobe Bryant(25 sayı 5.1 ribaund 4.7 asist 2.9 top kaybı/32-13)
4-Kevin Durant(28.3 sayı 6.2 ribaund 2.9 asist 3.2 top kaybı/28-15)

Spartacus Geldi



Spartacus dizisine olan hayranlığımı az çok biliyosunuzdur nitekim daha önce de bahsettim.İlk sezonu 1 hafta da bitirdikten sonra yeni sezonu da heyecanla beklemeye başladım.Dün itibariyle de Spartacus Gods Of The Arena başladı ve yayımlandı.

İzledim tabiki bende çıkar çıkmaz.Sizlere de dizinin 2.sezonunun ilk bölümü hakkında ufak bir değerlendirme yapayım dedim.Altyazı bulamadım başta.Sonra altyazısız izliyim dedim onu da pek beceremedim en sonunda altyazısı da çıktı ben de izledim.Çok sağlam olmuş.Yeni bir hikaye var.Spartacus gelmeden önce Ludus'ta neler olduğu anlatılıyor.


Hikayenin baş elemanı olmasını beklediğim  Garnicus hafiften Spartacus'u andırıyor.Omzuna taktığı şey ve 2 kılıçla dövüşmesi falan.Ama eleman doğuştan yetenekli.Doctore'yi başkasının oynamasına baştan çok şaşırdım da sonradan anladımki Oenemaus olarak dizide varmış bizim Peter Mensah.Yani daha Ludus'ta Doctore olamamış Thekoles dövüşünden sonra formunu yeni kazanan bir gladyatör.Ayrıca karısı da var Oenemaus'un Ludus'ta.

Blood and Sand'te düşman olan Solonius ve Batiatus'un burada aralarından su sızmaması da beni şaşırtan başka bir özellik oldu.Crixus ta saçlar uzun,sakallı filan daha değişik ve iyi olmuş.Tecrübesiz bir köle olarak Ludus'a katıldı o da.Onun da eğitilip gladyatör oluşunu izleyeceğiz.

İlk bölüm çok güzel olmuş.İlerleyen bölümlerde sağlam olaylar olacak besbelli.Gözler tabiki Spartacus'ü arıyor arada ama bu hikaye de güzel ve sürükleyici olacağa benziyor.En azından ilk bölümden bu kadarını anladım.Ben çok beğendim ilk bölümü.+18 sahneler var tabi.Artık Spartacus izleyenler alışmıştır izlemeyenleri uyarayım şimdiden ona göre izlesinler.



Spoiler vermeden değerlendirmeye çalıştım ilk bölümü.Spartacus hayranları beklemeye değmiş diyebilirim.Eminim Spartacus severler çoktan izlemiş ya da en yakın zamanda izleyeceklerdir.Benden tam not.


3,2,1 Durant!!!

Dün gece çekişmeli geçmesini beklediğim bir maç vardı.New York Knicks-Oklahoma City Thunder maçı...Nitekim gerçekten de çok çekişmeli geçti maç.Thunder 101-98 kazandı.Ama nasıl kazandığı işte bu yazımın konusu.

Oklahoma'nın süperyıldızı Kevin Durant son saniyelerine 98-98 eşitlikle girilen maçta son hücum için topu eline aldı.Gallinari karşısındaydı.Sağ çapraza doğru hareketlendi.Ufak bir ayak oyunuyla Gallinari'nin dengesini bozdu ve maçın son düdüğü çaldığında Durant takımına maçı kazandıran üçlüğü yollamıştı.İşte o buzzer..

Blake Griffin Şov Devam Ediyor


Blake Griffin hakkında ne yazacağım artık bilmiyorum zaten yeterince yazdım.Süper oyuyor hiç te  bir çaylak gibi oynamıyor ve Clippers'ın bu seneki süpriz başarısında en büyük etken.Müthiş bir atlet ve harika oynuyor.

Dün gece Clippers'ın Warriors önünde galip gelmesinde de tabiki en büyük etken Griffin'di.Kullandığı 16 şutta 10 isabet bulan genç oyuncu 30 sayı attı.Griffin ayrıca 18 ribaunt alarak double double serisini devam ettirdi.Buna da ek olarak tam 8 asist yaptı Griffin ve triple double'ın kapısından döndü.Süper bir performans gerçekten.Dominant bir oyun sergiledi Warriors'a karşı ve takımını sırtladı.Dolayısıyla haklı olarak günün performansı onun oldu.

Tabi Griffin varsa o maçta müthiş hareket görme olasılığımız çok fazla.Keza bu sabahta şu inanılmaz aley-oop'u yaptı Griffin.Nasıl bir zıplamaysa artık..Süper bir hareket..


22 Ocak 2011 Cumartesi

Göt Kurtarma Transferleri..


Galatasaray bildiğiniz gibi tarihinin en kötü yıllarından birini geçiriyor. Yeni staddaki olaylar falan onlara girmiyorum bile, rezillik. Neyse, yönetim beklenen hamleyi yaptı ve paraları dağıta dağıta bir sürü adam aldı. Culio, Yekta, Zapata, Stancu.. Hiç öyle adamları falan tanıtma işine girmeyi düşünmüyorum. Yekta parası çok olsa da müthiş transfer, diğerleri Hagi'nin Romanya manyaklığından geldi. Sezon sonu Hagi gidince onlar da gider büyük ihtimal. Anlayacağınız Galatasaray'da değişen bir şey yok.

Kobe'den Bir İlk Daha



Hollywood'ta ünlülerin el ve ayaklarının kalıplarının olduğu yeri duymuşsunuzdur.Grauman's Chinese Theater'ın önünde burası.Bunun konumuzla ne alaksı var diyebilirsiniz o yüzden fazla uzatmadan durumu açıklayayım.

Nba'de Los Angeles Lakers'ın süperyıldızı Kobe Bryant'ın bu sene Los Angeles'ta düzenlenecek olan All-Star haftasonunda buraya imzasını bırakacağı açıklandı.Bu da bir ilk çünkü buraya daha önce herhangi bir sporcunun imzası bırakılmadı.Böyle bir onur da Nba'de kime yakışır derseniz tabiki de Kobe Bryant'tır.Birçoklarına -ki buna ben de dahil- Kobe Nba'deki en iyi oyuncu.Bunu da hakeden bir isim varsa şüphesiz Kobe'dir.

Kobe Bryant böylece Samuel Jackson,Kevin Costner,Brad Pitt,Morgan Freeman,Michael Douglas,Al Pacino,Mel Gibson,Jack Nicholson ve bunun gibi hepsi birinden ünlü birçok aktör ve aktristin yanında yer alıcak.Hep te basketbol sahasında ilkleri yapacak hali yok Kobe'nin tebrikler Mamba..

Anime Lebron



Miami'nin süperstarı Lebron James'in çocuklar için yapılacak olan bir animasyon serisinde yer alıcakmış.Spring Hill Productions'la yaptığı anlaşma çerçevesinde bu animasyon serisinde yer alacak ve çekimleri ilkbahara doğru başlayacak.

10 bölümlük bu seri internette yayınlanaca büyük ihtimalde Youtue'ta yayınlanacakmış.Dediğim gibi çocuklar için yapılacakmış bu animasyonlar ve Lebron'da böyle bir işte yer alacağı için çok mutlu ve heyecanlıymış.Ne diyelim hayırlısı olsun.Merak ettim valla nasıl bir iş çıkacak.

Se Se Semih Erden



Temsilcilerimiz bu sene sakatlıklardan çok kazanıyor.Evet evet kazanıyor.Hem Ömer hem de Semih ilk yıllarında kimsenin beklemediği süreler alıyorlar.Dün akşam da Semih açısından olumlu Boston açısından olumsuz bir gelişme oldu ve takımın tek pivotu Shaquille O'Neal sakatlandı.

Semih'e de böylece şans doğdu.Perkins ve Jermaine zaten sakattı Shaq ta sakatlanınca pivot olarak tek alternatif Semih oldu.Dün geceki Utah maçında Shaq sakatlanınca oyuna girdi Semih ve kısa kariyerinin en iyi maçını sergiledi.

Faul problemine girse de tam 30 dakika sahada kaldı Semih.5'te 5 isabetle oynadı saha içinden ve 14 sayı atarak kariyer rekorunu kırdı.Semih ayrıca 7 ribaunt çekti 3 top çaldı ve 1 de blok yaptı.5 faul de yaptı.Çok iyi bir performans.Bu şansı çok iyi kullandı Semih ve önümüzdeki birkaç maçta da Shaq'ın olmayacağını düşünürsek Semih'e büyük bir şans doğdu.Aynen bu maçtaki gibi oynarsa ve Rivers'ın gözüne girerse süper olur kariyeri adına.Savunmada vereceği katkı çok önemli Semih'in.Bu maç hücumsal olarak ta çok iyiydi.Biraz torpille Duncan'dan sonra günün performansı bölümüne onu da koyuyorum.Tebrikler Semih aynen devam.

Eski Günlerdeki Gibi


Tim Duncan şüphesiz Nba tarihinin en iyi uzunlarından biri.Artık kariyerinin son dönemlerini yaşıyor diyebiliriz onun için.Ama üstün basketbol bilgisi yaşlanmasına rağmen etkileyici performanslar vermesini sağlıyor Duncan'ın.Kişisel olarak ta en sevdiğim basketbolculardan biridir Duncan.

Spurs bu sezona bomba gibi girdi ve lig liderliğini elinde tutuyorlar.Duncan da bu takımın lideri.Dün gece Spurs ligin formda ekiplerinden New York Knicks'i 101-92 yenerken Tim Duncan 15 te 8 isabetle 21 sayı 16 ribaunt ve 8 asistle neredeyse triple double yaptı.Gerçekten saygı duyulası bir performans Duncan'dan.Ligin en formda uzunlarından Amar'e Stoudamire karşısında pota altını domine etti ve takımının galibiyetinde baş rol oynadı.Çok yönlü bir oyun sergiledi Duncan.Ayrıca bu müthiş istatistiklerine de tam 5 blok ekleyerek savunmada da takımını ayakta tuttu.Tebrikler Duncan.Onu izlemek hala büyük bir keyif.

Türküz,Hayvanız(+18)



Bu videoyu öğlen gördüm,şimdi paylaşacak kıvama geldim.Yorumumu youtube sayfasında magicmert nicki altında okuyabilirsiniz,aynı şeyleri buraya yazmak istemiyorum.Adam sanki müthiş bir şey yaptı,gidip upload etmiş.Neyse anasını saygıyla andım bugun bayağı,üç beş kere değil.Burada konu Deloris'se gerisi teferruattır beyler,Deloris Jordan,Michael'ın değil tüm basketbolseverlerin anasıdır.Haha neyse işin şakası Jordan hayranı olmamdan falan değil,cidden uyuz oldum.Bu kadar ahmak duruma düşülür mü bilemem.Stada gidersin,Şenol senin anneni bilmem neresinden bilmem ne yapabilirsin ama tek kişi değilsindir orda,bu herifin yaptığı ise büyük hıyarlık kanımca.

21 Ocak 2011 Cuma

Renault Yeni Sezona İddalı Giriyor



Singapur'da yarışa hile katarak elde ettikleri birincilik ortaya çıktıktan sonra ciddi sponsorluk kaybı yaşıyan ve kan kaybeden Renault o sıkıntılı günleri yavaş yavaş geride bırakıp tekrar 1.Alonso dönemlerinde ki gibi üst sıraları hedefliyor.Ciddi sponsor kayıpları yaşadıktan sonra Rusya'dan sponsor bulabilen Renault bunun karşılığında ilk Rus pilot Petrov'uda bünyesine katma mecburiyeti hissetti.Aslında yetenekli bir pilot hakkını da yememek lazım.O sıkıntılı günleri biraz daha geride bırakan Fransız devi Renault bu sezon Lotus'unda isim sponsorluğunu da almış bulunmakta.Bu sezon geçen sezona göre daha rekabetçi olacaklarını söyleyen Renault Teknik Direktör'ü James Allison,bu sezon 3. sırayı hedeflediklerini basın mensublarına iletti.


Pilot konusunda geçen seneki pilotlarına koltukları emanet eden takım Petrov konusunda oldukça düşünceli davrandı.Bu konuda Rusya'dan aldığı sponsorlukların olaya katkısı nekadardır bilinmez ama doğru bir iş yapmış olduklarını düşünüyorum.Petrov'da çaylaklık sezonunun ardından iddaalı açıklamalarda bulundu.Formula1'de çaylaklığın nekadar zor olduğunun altını çizen Petrov 2011 sezonundan çok umutlu olduğunu ve iyi bir araçla başarılı olacağından bahsetti.Umuyoruz bu genç pilotun umutları yerine gelirde başarılı olur.Bizde her nekadar şike işlerine karışsalarda F1 devlerinden Renault'u bu arenadan kaybetmeyiz.

20 Ocak 2011 Perşembe

Serkan Erdoğan Beşiktaş'la Anlaştı


Ergin Ataman'ın gelişiyle transferde hareketlenen Beşiktaş Cola Turka Iverson'un sakatlığı nedeniyle sıkıntı çektiği şutör guard pozisyonuna tecrübeli oyuncu Serkan Erdoğan'ı getiriyor.

Serkan Erdoğan twitter'dan yaptığı açıklamada Beşiktaş'la anlaştığı ve kulübüyle pürüzler giderilirse Türk Telekom maçında Beşiktaş forması giymeye başlayacağını söyledi.

Beşiktaş'ın bu bölgede bir eksiği oluştu Iverson'un gidişiyle.Lofton düşünülmüş hatta imza aşamasına gelinmişti ancak Iverson'un 1 ay kadar uzak kalacak olmasıyla transferde yabancı değil yerli oyuncuya yöneldi Beşiktaş.

Serkan Erdoğan çok tecrübeli ve iyi bir oyuncu.Beşiktaş'ın ihtiyacı olan skorer guard pozisyonunda yerli olarak daha iyisi şu an için bulunamazdı.Böylece Beşiktaş'ın kısa rotasyonu da güçlenmiş oldu.Serkan Erdoğan'ın nasıl bir oyuncu olduğunu anlatmaya gerek yok zaten yıllardır formasını giydiği her takımda başarılı performanslar sergiledi.Kuşkusuz Beşiktaş'a da çok şey katacaktır.Iverson gelene kadar da gayet iyi idare edicektir.Iverson'un da dönüşüyle yine takımda önemli bir parça olacaktır mutlaka.Bekir ve Mustafa Abi yerli kısa olarak tecrübeli oyuncular ama yeterli değillerdi bu açıdan da Serkan Erdoğan'ın transferi önemli.

Hido vs Allen


MLK günündeki maçtan bir kare.Cem Pekdoğru'nun twitter'ından aldım.Ray Allen somurtkan kız çocuğu taklidiyle Hido'yu güldürüyor sanırım.Pek bir anlam veremedim neden böyle olduğuna.Sanırım dediğim gibidir.Aralarındaki muhabbet üzerine.Ama komik ya.Heheheh.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Penny Taylor Olayı



Sene başı Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı'na 2 çok önemli Wnba oyuncusu transfer etmişti.Wnba'in en iyi oyuncusu olarak gösterilen Taurasi ve onun en yakın arkadaşlarından yine çok önemli bir yıldız Penny Taylor transfer edilmişti.Fenerbahçe bu 2 süperyıldızı getirdiğinde hedefler ve beklentiler çok yüksekti.Ancak ne yazıkki 2 oyuncu da daha yarım sezonu dolduramadan takımdan ayrıldılar.

Bilindiği gibi Diana Taurasi'den alınan örneklerin hem A hem de B numunesi pozitif çıkmış böylece süperyıldızın doping yaptığı kesinleşmişti.Taurasi'nin aldığı ceza sonrası yönetim yolları ayırmıştı.Bundan sonra Beşiktaş maçında kendisinden doping testi için numune alınması gereken Taylor sorun çıkartmış,hatta Taurasi'ye haksızlık yapıldığını düşündüğü için numunesinin Türkiye'de değil Köln'de incelenmesi koşuluyla bunu kabul etmişti.

Sorunlar bununla kalmadı.Taurasi'nin gidişinden sonra Taylor'un huzursuzluğu iyice arttı.Kadroya girmek istemedi ve yönetimi çok uğraştırdı.En son olarak ta hafta başı habersiz olarak ülkesine gitmiş.Kötü oldu tabiki.2 süperyıldızın böyle ayrılması.Fenerbahçe'de ciddi kan kaybetti bu 2 oyuncunun gidişiyle mutlaka bir veya birkaç takviye gelecektir.

Kulüpten de Taylor'un gidişine dair açıklama geldi bugün.Taylor'un doping testi sorununu anlatmışlar.Devamında da "Bu durum Türkiye Basketbol Federasyonu ile paylaşılmış, oyuncunun kendi isteğiyle alınan numuneler, Köln'deki laboratuvara gönderilmiştir. WNBA'de Phoneix Mercury forması altında uzun yıllar takım arkadaşı olan Diana Taurasi'nin haksızlığa uğradığı inancını taşıyan, kendisinin de bu tür bir haksızlıkla karşılaşacağını düşünen Taylor, basketbol kariyerine Türkiye'de devam etmeme kararı alarak deplasmandaki BOTAŞ maçı kafilesine katılmak istememiştir. Yöneticilerimizin ve idarecilerimizin yoğun ikna çalışmaları sonucunda BOTAŞ kafilesine maç günü dahil olan Avustralyalı oyuncu, 13 Ocak 2011 Perşembe günü Lotos Gdynia maçında forma giymiş, buna karşın 17 Ocak 2011 Pazartesi günkü antrenmana hiçbir gerekçe göstermeksizin katılmayarak Amerika'ya gitmiştir." açıklaması gelmiş.Bu açıklamalara göre Taylor'a ceza da gelicektir.

Ama zaten en yakın arkadaşı ve kendisinin buraya gelmesini sağlayan Taurasi'nin gidişiyle Taylor'un da bu sorunları yaşayıp gitmesi pek süpriz olmadı.Dediğim gibi Fenerbahçe adına kötü oldu.Wnba'den transfer(ler) görebiliriz.

Al Eve Git?

Dün geceki Bulls-Bobcats maçında Bobcats guardı Stephen Jackson topu çaldı 2. çeyrekte bir pozisyonda.Hemen önündeki diğer guard Dj Agustin'e attı.O da bomboş turnikeyi 4 adımda attı.Her şey normal gözükebilir ama tek sorun Dj Agustin bu 4 adımı top elindeyken ve hiç sektirmeden atınca işler bozuluyor işte.Hakemin de görüş açısı çok müsait.Yani tamam ufak stepsler gözden kaçabilir de bu kadar barizi nasıl ıskaladılar çok enteresan yani.Sokakta oynarken "E al eve götür" derler resmen.Agustin de alıp götürmüş gerçekten.

New Jersey'den Aliağa'ya


Allen Iverson'un gelişiyle kuşkusuz Amerika'da ligimiz daha çok konuşulmaya ve göz önüne gelmeye başladı.Ligimizdeki takımlar da Nba'den isimleri duyulmuş oyuncuları transfer etmeye başladılar.Sean May Fenerbahçe'ye,Flip Murray Efes'e ve Mardy Collins Mersin'e geldi.Ama Aliağa bu 3 isimden daha önemli bir oyuncuyu kadrosuna kattı.Jarvis Hayes'le anlaştı İzmir ekibi.

Hayes Nba'de rahatlıkla yer bulabilecek bir oyuncu.Çok iyi bir görev adamı Hayes çok iyi bir savunmacı ve hücumda da orta seviyede bir oyuncu pek yaratıcı değil ama ceza şutlarını iyi kesiyor.Sert bir oyuncu o yüzden de savunmasını çok güçlendirecektir Aliağa'nın.Direnç katıcaktır.

Son olarak New Jersey de oynuyordu Hayes ve Cuma günü İzmir'e gelip sözleşme imzalayacakmış.Aliağa'da son transferlerle iyice güçlendi gerçekten.Hayes transferi dediğim gibi bu 3 isimden daha iyi bence.Gelmesine de şaşırdım açıkçası Aliağa'ya.Çok faydalı bir transfer oldu gerçekten.Yararlı olacaktır Aliağa'ya dolayısıyla da çok iyi not veriyorum tabiki bu transfere.

18 Ocak 2011 Salı

Ruhunu Arayan Takım



Phil Jackson'a ve felsefesine büyük saygı duyuyorum.Elimden geldiğince de araştırıyorum.İlk kitabı "Kutsal Çemberler"'i de okudum.Bunun da çıkmasını bir Lakers'lı olarak ta ekstra heyecanla bekliyordum.Kitap çıkalı baya oldu ben çıktığı gün almıştım.Ama çeviri berbattı.Kobe'nin Kob diye okunmadığını,free agent'ın serbest ajan demek olmadığını ve bunun gibi inanılmaz hatalarla okumaktan soğuttu kitap ve play-off'ların anlatıldığı kısımdan sonrasını oku(ya)madım berbat çeviri yüzünden.

Bunu neden anlattı şimdi bu diye sorabilirsiniz haklı olarak.Geçtiğimiz haftalarda bir kitapçı da düzeltilmiş versiyon diye gördüm bunu ve aldım tekrar başladım okumaya.En azından birkaç hatayı düzeltmişler.Kitabın başında hala Kob diyolar ama ilerleyen kısımda doğru telafuzunu yapmışlar.Diğer oyuncuların da tabi.Düzeltilmiş versiyonuyla sonuna kadar okuyabileceğimi düşünüyorum bir aksilik olmazsa.

Yanlız Phil Jackson'un olaylara karşı sakinliğini koruyup onun düşünce yollarını görmek dediğim gibi ona olan saygımı iyice arttırdı.Kutsal Çemberler daha çok ruhani değişimlerini anlatıyor ki bu da beni etkiledi.Bazı olaylara bu şekilde yaklaşmayı deniyorum elimden geldiğince.Phil Jackson'a bu kitapları okudukça saygım daha da artıyor.

2 kitabı da tüm basketbolseverlere tavsiye ederim mutlaka okusunlar.Ama Ruhunu Arayan Takım'ı kesinlikle gözden geçirilmiş versiyonda okusunlar.Yoksa bitmiyor kitap hakikaten.Dediğim gibi berbat bir çeviri var.

Son olarak Ruhunu Arayan Takım'ı okurken de şu kadronun heyecanını tekrar yaşadım yani biraz olsun.İnsan sormadan edemiyor,Kobe-Shaq kavgası olmasaydı, Malone sakatlanmasaydı bu takım neler yapardı.En azından ben çok merak ediyorum.Şu resmi görünce bile bir burukluk kaplıyor içimi yine de çok koyasım geldi ondan yazdım bu yazıyı da.Başınızı şişirdiysem affola...