Şampiyonlar Ligi dün gece oynanan maçlarla resmen başladı.Başlar başlamaz da süper goller atılmaya başlandı.
Shaktar Donetsk karşısında kendi evinde 1-0 yenik duruma düşen Porto'da Hulk frikikten insanüstü bir vuruşla çok uzaklardan golü attı.Kalecinin barajı kurması durduğu yerin doğru olması kullanılan yerin çok uzak olması dahi bu golün olmasını engelliyemedi.Dediğim gibi insanüstü vurdu Hulk.
Bir diğer süper gole gelirsek Arsenal karşısında son anlara kendi evinde 1-0 geride giren Borrusia Dortmund'ta kornerden sonra dışarıya doğru açılan topa Perisic muhteşem bir vole vurdu ve harika bir gole imza atıp takımına 1 puan kazandırdı.Gerçekten top ayağına tam oturmuş Perisic'in ve kalecinin yapabilecek hiç bir şeyi yok.Çok klas bir gol.
İşte Hulk'un frikiği:
Bu da Perisic'in muhteşem volesi:
14 Eylül 2011 Çarşamba
13 Eylül 2011 Salı
Taçsız Kralı Saygıyla Anıyoruz

Metin Oktay.Sadece Galatasaray'ın değil tüm klüplerin taraftarlarının gönlünde yere sahip olan efsane bir futbolcuydu.Ne yazıkki bu yıl aramızdan ayrılışının 20.yıl dönümü.
Metin Oktay dediğim gibi tüm herkesin gönlünde taht kurmuştu.Sporcu kimliğinin yanında beyefendiliği,centilmenliği,duruşuyla herkesin sevgisini kazanmıştı.Türk futbol tarihinin yetiştirdiği en önemli yeteneklerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.Yıllarca onun gol rekorlarını kırmaya çalışıtılar.Ama onun rekoru tüm futbolseverlerin gözünde kırılamaz seviyede.Galatasaray'dan gittikten sonra geri dönmek istediğinde taraftar yardım kampanyaları düzenleyip onun geri gelmesini sağladılar.Ben de bir Beşiktaşlı olarak hakkında çokça araştırma yaptım ve gerçekten büyük saygı duyduğum bir isim.
Ne yazıkki 91 yılında geçirdiği trafik kazası sonrası hayatını kaybetmesiyle herkesi yasa boğdu.Taraflı tarafsız herkes çok üzüldü.Şimdi biz de onu saygı ve sevgiyle anıyoruz.Unutulmayacaksın Taçsız Kral.Senin gibi sporcular çok az artık.
Sen Nereden Çıktın?

Kaya Çilingiroğlu'nu Hülya Avşar'la yaşadıkları olaylardan tanıyoruz.Spor olarak ta golf yapan bir isim.Ama her ne hikmetse bugünlerde Beşiktaş yorumculuğunu üstlendi.
Kaya Çilingiroğlu'nun futbolla hiç bir alakası yok.Futbol bilgisinin de ne seviyede olduğunu ilk katıldığı programda gördük.Telegol programında Beşiktaş yorumculuğunu üstelenen Kaya Çilingiroğlu önce Galatasaray'ın Arsenal'den transfer ettiği Eboue'ye kimsenin tanımadığı bir adam dedi ayrıca "Drogba"'ya da sürekli "Drobga" diyip durdu.Taktiksel açıdan hiçbir yorum yapmadı öylesine konuşup durdu ve futboldan baya bir uzak olduğunu bizlere gösterdi.
İşin acı tarafı Çilingiroğlu'nun Beşiktaş yorumculuğu yapması.Yani ne diyeceğimi bilemiyorum.Bir Beşiktaşlı olarak canımı çok sıktı bu iş.Kaya Çilingiroğlu ne yapmış futbol adına da onu orada yorumcu koltuğuna koyabiliyorlar?Koskoca Beşiktaş kulübünü yorumlayacak başka kimse kalmadı mı?
Hey gidi Kazım Kanat hey gidi Vedat Okyar...Çok erken ayrıldınız aramızdan.Bakın meydan kimlere kaldı...
Artest Yine İş Başında
Los Angeles Lakers'ın çılgın forveti Ron "Metta WorldPeace" Artest yine ilginç işlere imza atıyor.Artest bu sefer kameralar önünde müthiş portakal yeme yeteneğini gözler önüne seriyor daha doğrusu kendi tabiriyle "Kahramanca portakal yeme taktiği." Portakal biraz daha az sulu olsa daha güzel olacakmış sanki yine de afiyet olsun.
12 Eylül 2011 Pazartesi
Fifa 12 Kapağı Yayınlandı
Ea Sports çok iddalı hazırlandığı Fifa 12'nin kapağını basına tanıttı.Kapakta yine geçen seneki gibi Rooney ve Kaka var.Rooney'i anlıyorumda 2 senedir kayıp olan Kaka'ya yer vermek ilginç olmuş kapakta.
Oyunla ilgili tek açıklanan bu değil tabiki.Geçtiğimiz senelerde oyunun konsol versiyonuyla pc versiyonu arasında büyük farklar vardı ve özellikle Fifa 11 oyun tarihinin bana göre en iyi futbol oyunuydu ps'de.Ea Sports yetkilileri bu sene pc'de oynayanlar için müjdeyi verdi ve konsolla pc arasında oyun için bir fark olmayacağını açıkladı.Yeni oyunda Impact Engine, Precision Dribbling gibi yeni özellikler tamamıyla yer alacak ve tabii ki PC versiyonunun grafikleri çok daha iyi olacak.Böylece hem konsol hem de pc versiyonları aynı olacak Fifa 12'nin.30 Eylül'de Avrupa'da satışı başlayacakmış.
Yani kısacası Fifa 12 gümbür gümbür geliyor.Özellikle de geçen sene Pes'ten bana göre çok daha iyilerdi.Bakalım Pes ne gibi hamleler yapacak?
Gene Vettel İnadına Vettel

Birinci belli de ikinci hocam sen onu söyle bize. Formula 1'de Vettel işin keyfini kaçırdı cidden. Bu kadar bariz bi şekilde önde olmak rekabeti aynı anda seyir zevkini kaçırdı. Vettel'i neredeyse sadece start anında pit-stoplarda ve finish'te görür olduk. Geriye kalan kısımda pek göremez olduk.
Monza GP'si, takvimdeki yarışların en hızlı geçilen ve en az viraja sahip pisti. Neredeyse pistin tamamı tam gaz geçilecek şekilde dizayn edilmiş. E tam gaz geçiliyorsa burada ki en önemli hızlı araca sahip olmak ve zaten az hata yapma şansı varken hataya karışmamak. Yani sezona ambargo koyan Vettel'in birincilik koltuğundan inebilirdi en azından bu yarışlık. Yarışa Alonso'nun üstün kalkış performansı ile başladık. 3. başladığı yarışta ilk viraja lider olarak döndü ve çokta hızlı gidiyordu. Farkı açıp gitmesi olası gözüküyordu. Ta ki daha ilk viraja gelmeden arabasının kontrolünü elinden kaçıran Luizzi'nin öndeki Petrov ve Rosberg'i yarış dışı edene kadar. Bu dakikadan sonra güvenlik aracı içeri girdi ve araçların arka arkaya sıralanmasına olanak doğdu. Vettel'in elinde iyi bir araç ve Drs avantajı vardı. Fakat Vettel Alonso'yu fazla uzun sürmeden virajda geçmeyi başardı. Drs yardımı da olmadan hatta. Ve birdaha yarış sonuna kadar liderliği bırakmadan devam etti. Arkasına bakmadan hemde. Birdaha ki yarışta şampiyonluğunu ilan edebilir (Teorik olarak olsada uzak bir ihtimal. En azından bir yarışa daha ihtiyacı var. )

Biz gelelim çekişmenin daha çok olduğu yere orta kısımlara. İkinci sıra çekişmesi Alonso ve Button arasında gerçekleşti. Alonso bi ara liderliğe yükselsede bu liderliğini pek sürdüremedi, Vettel liderliği pek kimseye vermek istemiyor. Neyse Alonso ikinci decam ederken yarışı gerilerden önce Hamilton ve Schumacher'i geçen Button geldi ve Alonso'yu alt etmeyi başardı. En büyük çekişmeyi Hamilton ve Schumacher arasında gerçekleşti. Bazı arkadaşlar Schumacher'in Hamilton'un yarışını katlettiğini hem de ceza alması gereken hareketlerle bunu gerçekleştirdiğini söylesekte pek kimse Schumacher'in savunma dersi verdiğini inkar edemez. Drs gibi bi avantajı olmasına rağmen pek başarılı olamadı Hamilton. Aslına bakarsanız arabası pek fazla müsade etmedi. Drs gibi bi avantajı olmasına rağmen Schumacher'i düzlükte yakalayamadı. Hemde o uzuuuun start-finish düzlüğünde. Formula 1 yönetiminin de ona sunduğu 1 kez çizgini değiştirme hakkını çok iyi kullandı. Sadece 1 yerde 2 kez yer değiştirdiğini gördüm. Bu arada başta demem gerekeni yazının ortasında diyorum, yarışın tamamını çalıştığım için tam izleyemedim hatam varsa affola.
Velhasıl Hamilton Schumacher'in biten lastikleri sayesinde geçebildi ve bir üst sırada finish görebildi. Yarışın bir önemli notu ise Webber'in Massa ile yaşadığı kaza. Tamamen Webber'in hatası yüzünden sezonu pekte iyi gitmeyen Massa'nın yarışıda önemli ölçüde yara aldı. Webber, Massa'ya vurduktan sonra ön kanadını kaybetti fakat adeta kanadı varmış gibi gaza basmaya devam etmesi sonucu arabanın kontrolünü sağlayamadı. Pek bir şampiyonluk yarışı içerisinde olmasada ikincilik adına önemli puanlar kaybetti bu hafta sonu Webber. Massa bu mini kazadan sonra yarışı 6. sırada bitirebildi.

Massa'dan sonra Alguersuari 18. başladığı yarışı 7. bitirerek takımına ve kendi adına önemli puanlar topladı. Paul di Resta 11. başladığı yarışı 8. bitirerek 3 sıra yukarı çıktı ve puan barajının içinde kaldı. Son iki puanıda B. Senna ve Buemi alarak yarışı bitirerek takımları ve kendileri adına olumlu sonuçla bitirdiler. Önemli bir kaza olmadığı sürece zor puan alırlar bu düzeydeki pilotlar. Webber,Petrov ve Rosberg gibi isimlerin yarış dışı kalması bu düzeydeki pilotların puan alabilme ihtimallini artıyor.
Son olarak Vettel'in puanından bahsedip konuyu kapatıyorum daha bu gece Manisa'ya yolculuğum var :) Şuanda 109 puanlık bir fark yakalıdı ki bu 4 tam yarış demek oluyor. İdarelik bir performans onu şampiyon yapacaktır. Bir Alman daha Formula 1'e ambargo koymaya başladı daha Schumacher'in etkisi geçmeden halbuki.Hadi hayırlısı.Esen kalın efendim...
not: Yazımın geç geldiği için herkesten özür diliyorum. Üniversite kayıt işleri ile uğraştığım için yeterli vakti bulup yazı yazamadım.
Boz Baykuşlar da Sezonu Açtı
Geçen sene İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin taraftarlığını üstlendi İnci Sözlük yazarları.Adlarını da Boz Baykuşlar koydular.O günden bugüne futbola renk katan müthiş yaratıcılıklar yapıyorlar.Geçen sene neredeyse her maç çok ince düşünülmüş çok yaratıcı ve bir o kadar da komik pankartlar açmışlardı.
Bu seneye de süper girdi Boz Baykuşlar.Dün akşam İ.B.B'nin Galatasaray'ı 2-0 mağlup ettiği karşılaşmada yine sayıları fazla olmasa da destekliyorlardı takımlarını.Maç içerisinde de çok güzel 2 pankart açarak ta bu sezonu açtılar.İşte o 2 pankart.Helal olsun yine çok güzel ve komik ikiside.
Bu seneye de süper girdi Boz Baykuşlar.Dün akşam İ.B.B'nin Galatasaray'ı 2-0 mağlup ettiği karşılaşmada yine sayıları fazla olmasa da destekliyorlardı takımlarını.Maç içerisinde de çok güzel 2 pankart açarak ta bu sezonu açtılar.İşte o 2 pankart.Helal olsun yine çok güzel ve komik ikiside.
The End
Eurobasket'te tamam devam maçına çıktık bugün.Rakibimiz geçen sene tam da bugün yendiğimiz Sırbistan'dı.Galibiyeti alıp Litvanya galibiyetini bekliyecektik.Olmadı ilk yarı kötü 2.yarıysa iyi oynadığımız maçta son topu değerlendiremedik ve 68-67 yenilip eve dönüş biletini almış aldık.
Maçı 2 bölüm halinde değerlendirip geçicem çok konuşulacak şeyler yok.Diğer maçlarımızın aynısı bir maç oldu.Teodosic maça müthiş girdi.Biz de şok olduk savunma direncimiz düştü ribauntları da toplayınca Sırbistan farkı açtı hemen oyunun başında.Bir ara Teodosic'in 5 ribauntu varken bizim takımca 7 ribauntumuz vardı.Teodosic tek başına sürükledi takımı.Biz ise hücumda getirip boş paslar yaptıktan sonra el üstü üçlükler attık.Başarılı olamayınca da tıkandık.Neyseki Enes ve Emir girince açıldık ve farkı kapattık.2.çeyreğe iyi girip ivme yakaladıktan sonra yine el üstü üçlüklere yöneldik ve yine Sırbistan farkı açtı.Son anlarda biraz kıpırdandık ve 8 sayı geride gittik soyunma odasına.
Maçı 2 bölüm halinde değerlendirip geçicem çok konuşulacak şeyler yok.Diğer maçlarımızın aynısı bir maç oldu.Teodosic maça müthiş girdi.Biz de şok olduk savunma direncimiz düştü ribauntları da toplayınca Sırbistan farkı açtı hemen oyunun başında.Bir ara Teodosic'in 5 ribauntu varken bizim takımca 7 ribauntumuz vardı.Teodosic tek başına sürükledi takımı.Biz ise hücumda getirip boş paslar yaptıktan sonra el üstü üçlükler attık.Başarılı olamayınca da tıkandık.Neyseki Enes ve Emir girince açıldık ve farkı kapattık.2.çeyreğe iyi girip ivme yakaladıktan sonra yine el üstü üçlüklere yöneldik ve yine Sırbistan farkı açtı.Son anlarda biraz kıpırdandık ve 8 sayı geride gittik soyunma odasına.
2.yarıya Enes'i 4numaraya monte ederek başladık ve Enes'in de post oyunlarıyla farkı indirmeye başladık.Ancak Savanovic ve Teodosic yine farkı arttırdı bizim savunmamız düşünce.Çeyreğin son anlarına doğru Ömer Onan da devreye girince farkı 3'e kadar indirdik.Son çeyrek savunmamızı yine sertleştirdik ve Sırbistan'a kolay sayı şansı vermedik.Ancak hücumda etkili olamadık yine de farkı erittik ve son bölümlere kafa kafaya girdik.Ender'in basketiyle 1'e indi fark.Teodosic'i durdurduk.Son hücumda önce Ömer blok yedi daha sonra da moladan sonra yine topu oyuna sokmakta zorlandık.Ersan da turnuva performansımızı özetlercesine fade away bir şutla isabet bulamadı ve maçı kaybettik.Böylece herşey bitti ve Dünya 2.si apoletiyle geldiğimiz turnuvadan çeyrek final bile görmeden elendik 2012 Olimpiyatlarının da dışında kaldık..Peki neden?
Aslında o kadar çok neden var ki nereden başlayayım bilemedim.İbrahim Kutluay'ın maç sonu yorumlarından başlayacak olursak İbo takımdaki Nba oyuncularımızı hatta kesin olarak Ersan özellikle de Hido'yu çok ağır eleştirdi.Ben de kesinlikle katılıyorum.İkisi de turnuva boyunca vasatı aşamadı ve asıl önemlisi hep kaçak güreştiler.Hido 24 saniyenin tamamında topun elinde olduğu ve fade away el üstü şutla biten onlarca hücum izlettirdi bize.O fizikli bir oyuncunun neredeyse hiç içeri girmeyip bu kadar fade away şut atması kabul edilemez.Ayrıca hiçbir zaman bizi sürükleyemedi,sorumluluk almadı.Zaten son yıllarda Hido büyük bir düşüşte ama Milli Takım da daha da düşüşte.Tercihleri öylesine yanlıştıki ekran başında eminim benim gibi bir çok kişi sinir olmuştur.
Ersan'a geçecek olursak Dünya Şampiyonası'nın yıldızıydı.Ancak bu turnuvada tanınmayacak haldeydi.Fake atmayı yeni öğrenmiş gibi bomboş kaldığı anlarda bile fake veriyordu.Neredeyse her hareketinden önce bir kere fake verdi.Potaya bakmaya korkar gibiydi.Zaten çok düşük yüzdeyle oynadı.Fake'lerle zora soktuğu şutlar yanı sıra o da Hido gibi fade away sevdasından kurtaramadı kendini.2'sini de taze taze diye bu maçtan birer örnekle geçiyim.Hido topu alıyor arkasında Teodosic var hem de faul problemi girmeye yakın bir Teodosic.Yeterli süre var Hido'nun elinde.Potaya uzak olan Hidayet tüm turnuva da yaptığını yapıyor ve inanılmaz fizik avantajına rağmen potaya gitmek şöyle dursun potadan uzaklaşarak şut atıyor.Tabiki kaçırıyor.Maçın son hücumu.Ersan adamın arkasından el kaldırıyor pas istiyor sözde.Zorla topu alınca da direk geriye çekilerek şut atıyor.Oysaki turnuva boyunca attığı fake'lerden bir tanesini atsa savunmacısı pazara doğru uçucaktı.Olmadı.2 oyuncumuz da çok kötü bir turnuva geçirdiler.Sorumluluk alması gerek en önemli 2 oyuncumuz sorumluluktan hep kaçtılar çok yanlış oynadılar.
Bir diğer konu ise basketbolda takımın en can alıcı noktalarından biri olan guard pozisyonu.Turnuvada üst turlara giden takımların guardlarına bakarsak bile bunu anlayabiliriz.Teodosic,Calderon,Jasikevicius,Parker..Bizde ise Kerem Tunçeri ve Ender Arslan çok kötü turnuva geçirdiler.Son maçlarda biraz Ender toparlandı ama Kerem son maç hariç inanılmaz kötüydü.Ne attığı şutlar girdi ne savunmada ayakta durabildi.Turnuvanın en verimsiz oyuncusuydu.Takımı da yönlendiremedi.Ender Arslan çok istekli ama kendi isteğinin kurbanı olan bir oyuncu.Mesela çok güzel bir şekilde içeri giriyor ama daha sonra bomboş turnikeyi kaçırıyor.Uzun süre iyi savunma yapıp bir anda saçma sapan fauller alabiliyor.Bu turnuva da öyle oldu.Bazen kenardan hareket getirdi bazen de ritmimizi bozdu.Basketbolda bir laf vardır:"Guardın kadar konuş derler."İşte biz bu turnuvada sus pus oturduk bu yüzden.Elenmemizin en büyük sebeplerinden biri buydu.
Gelelim turnuva boyunca birçok insanı sinir hastası eden olaya.Serbest atışlar.Bu seviyede bu oyuncuların bu kadar kötü faul atması beklenilemez kabul edilemez.İnanılmaz bir olaydı bu.Geçen turnuvada da kaçırıyorduk.Bu turnuvada da bu olay artarak devam etti.Turnuvanın tamamında %64 gibi kötü bir yüzdeyle attık.Yani bu seviyedeki oyuncuların bu kadar üst düzeyde başarılar kazanmış oyuncuların hepsinin kötü faul atması kabul edilebilir değil.Bu konuya hiç mi çalışmıyorlar kaç turnuvadır bu durumdalar.Kader maçlarımızdan birisi olan Almanya maçında rakibimiz 13 serbest atıştan 12 sini çevirirken biz 22 serbest atışın sadece 10 tanesinden isabet bulduk.Maçı 7 sayıyla kaybettik.%45 gibi berbat ve kabul edilemez bir yüzdeyle atmasaydık maçı kazanırdık.Yine kader maçımız olan mutlaka kazanmak zorunda olduğumuz maçta Sırbistan' maçında rakibimiz 16'da 13 atarken biz yine 29'da 16 atıp cömertçe harcadık.Maçı sadece 1 sayı farkla kaybettiğimizi hatırlatmanın bile alemi yok.Bu beni çileden çıkartan bir durum.Serbest atış bu oyunun turnike atmaktan sonraki en kolay işi.Yani bu kadar basit ve basketbolun temel bir olayını bizim oyuncularımızn yapamaması çok üzücü.Malesef bu bizim çok çok çok acı verici oldu.Bu olayı daha nasıl anlatırım bilemiyorum.
Gelelim 3lük yüzdemize...%27.5'lik üçlük yüzdesine sahiptik turnuvada.Çok çok düşük.Bunun en önemli sebebi de çoğu üçlüğümüzün yanlış tercih oluşu.Ya 24 saniyenin tamamında durgun olarak yaptığımız hücumların ardından gelen el üstü üçlükler attık ya da getirip kaldırıp üçlük attık.Tabi doğal olarak bu yüzdeye sahip olduk.Ceza şutör görevini iyi yapan Kerem Tunçeri'nin de bu kadar kötü atması da yüzdemizi etkiledi.Ama yine de biz yanlış üçlükler denedik,girmedikçe inat ettik daha da denedik daha da kaçırdık.Doğru şutu aramadık ya da içeriye girmedik.Üçlüklere takılıp kaldık ve o kadar yanlış tercihler kullandık ki başta Hidayet olmak üzere.Bu yüzdeyi yakalamamız çok doğal.
Koç olayına da ufakça bir değineyim.Orhun Ene iyi bir koç ama bu takım için yeterli olan isim değildi.Ne yazık ki de bunu gördük.Son toplarda bir türlü set çizemedi.Mola dönüşü topu oyuna bile sokamadık en kritik anda.Bu konuda verilebilecek en uç örnek budur.Yanlış tercihlerimize müdahele edemedi.Bu tercihleri yapan oyuncuların kulaklarını bir türlü çekemedi.Enes'i çok verimli olduğu 4 numaradan kritik anlarda pivot pozisyonuna çekti veya kenara aldı.Taze diye Sırbistan'dan gidiyorum Enes'in post uplarından çok ekmek yediğimiz anlarda Ömer'i kenara alıp Enes'i kendinden çok uzun Kristic'in karşısına koydu Enes te hem hücumda hem savunmada geri kaldı.Orhun Ene'ye bir gömlek büyük geldi bu görev ve ben başarılı olduğunu düşünmüyorum.
Kadro seçimleri de çok enteresan oldu gerçekten.İzzet ve Cenk yerine hatta Oğuz yerine takıma katkı verebilecek oyuncular neden seçilmedi çok ilginç.Bu oyunculardan hiç katkı gelmedi özellikle İzzet ve Cenk bench ısıttı.Sinan da sakatlanınca iyice daraldı kadromuz.
Tüm bu kötü olayların yanında tabiki iyi olaylarda vardı.Emir Preldzic,Ömer Aşık ve Enes Kanter'den bahsedicem yazımın sonunda.3'ü de çok iyi performans sergilediler.Gelecek için bize çok olumlu sinyaller verdiler.Emir ve Enes ilk kez oynadıkları Milli takımda hiç te ilkmiş gibi oynamadılar ve genç yaşlarına rağmen korkusuzca sorumluluk alıp takımı sürüklediler.Enes çok iyi bir ribauntçu gerçekten.Çok güçlü sezgileri var ve ribauntlarıda çok güçlü ve kararlı çekiyor.Post oyununu da inanılmaz geliştirmiş.Ona ne zaman top indirsek olumlu işler yaptı.İleride çok önemli bir oyuncu olacak Enes inşallah sakatlık yaşamazsa.Emir'e gelirsek o da çok olumlu ve olgun oynadı.Potaya hücum eden neredeyse tek oyuncumuzdu kısalardan.Takımı yönlendirdi,sıkıştığımızda kritik sayılar attı.O da uyum sürecini tamamen atlatınca çok daha iyi olacak.Çok umut verici oynadı.Ömer'e gelirsek son olarak o da çok gayretli çok iyi oynadı.Hücum ribauntlarıyla takımımızı ayakta tuttu,savunmada ortayı çok iyi kapattı,çok önemli oyunculara karşı çok iyi oynadı.Ama mutlaka post oyununu geliştirmesi lazım Ömer'in.Bu üçlü üzerine kurulacak takım ileride çok çok önemli başarılar elde edicektir bu görüntüyü verdiler bize.Turnuva adına tek olumlu olay bizim adımıza bu üçlünün performansıydı.
Hedeflerimzden çok uzak kaldığımız kötü bir turnuvayı geride bıraktık.Çok hatalar yaptık ve çok formsuzduk.Belki de bu bazı oyuncularımızın Milli takımla oynadıkları son turnuvaydı.Evimizde olmayan turnuvalarda kayda değer bir başarımız olmaması büyük handikapımız.Ne diyelim bu sefer bizi üzdü 12 Dev Adam.
R.I.P Andy

Andy Whitfield birçoğumuzun hayatına Spartacus'le girdi.Müthiş bir oyunculuk performansıyla canlandırdığı karakterin de etkisiyle milyonlarca kişinin gönlünde taht kurdu.Benim ve diğer site yazarlarımızın da çok sevdiği bir isimdi.Ancak dün gece itibariyle malesef lenf kanseri yüzünden hayatını kaybetti 39 yaşındaki oyuncu.
Andy'nin lenf kanseri olduğunda çok üzülmüştüm.Tedavisi için diziden de ayrılmıştı Andy.Çeşitli söylentiler vardı durumuyla ilgili.İyiye gittiğine dair haberler çoktu ne yazıkki durum öyle değilmiş ki Andy hayata gözlerini yumdu.Ölümün ne kadar acı olabileceğinin göstergesi belki de.Geç gelen şöhrette doyamadı.Ama asıl acı olan onun o kadar hayat dolu o kadar yıkılmaz görüntüsünden sonra ölümüne inanamamak.Andy göz önünde olduğu için bu kadar acı oldu kanser her yıl Andy gibi bir çok kişiyi hayattan kopartıyor.Çok üzdü beni gerçekten çook sevdiğim bir oyuncuydu.Huzur içinde yatsın.
11 Eylül 2011 Pazar
Neden Olmasın?
Bundan tam bir yıl önce yine bugün yine çok çok önemli bir maçta yine Sırbistan'la karşılaşmıştık.Yarı Final mücadelesinde müthiş heyecanlı bir maç olmuştu.Son anlarda Kerem Tunçeri'nin o unutulmaz basketi Murat Murathanoğlu'nun "Kerem Tunçeri!" diye haykırışları,İhsan Bayülgen'in "Kazandık!" diye bağırması harikaydı unutulmazdı gerçekten.
Bugün yine Sırbistan'la kader maçlarımızdan birine çıkacağız yaklaşık yarım saat sonra.Haydi 12 Dev Adam kazanalım ve gerisine bakalım.Kalplerimiz dualarımız sizinle.Bugün yine tarihi tekrar ettirelim.
İşte o unutulmaz anlar.
Bugün yine Sırbistan'la kader maçlarımızdan birine çıkacağız yaklaşık yarım saat sonra.Haydi 12 Dev Adam kazanalım ve gerisine bakalım.Kalplerimiz dualarımız sizinle.Bugün yine tarihi tekrar ettirelim.
İşte o unutulmaz anlar.
10 Eylül 2011 Cumartesi
İsteksiz 12 Dev Adam ve Almanya Mağlubiyeti
Milli takımımız Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda 2.turda 2.maçında Almanya'yla karşılaştı.Maça iyi başlayan Milli takım daha sonra etkisizleşti ve maçı da 73-67 kaybederek gruptan çıkma umudunu yine başka takımlara bıraktı.
Maça 2 Ömer'le iyi başladık ve öne geçtik.Savunmamızı da sert bir şekilde yapınca Almanya sayı bulmakta çok zorlandı.Biz de belirli bölümlerde düzgün hücum edemedik bu yüzden farkı açamadık çok ama yine de ilk çeyrekte sadece 6 sayı yedik ve 13-6 önde geçtik.
2.çeyrekte ise Enes Kanter post oyununu ne kadar geliştirdiğini gösterdi bizlere.Özellikle Nowitzki'ye karşı üstünlük sağladı.Savunmamızın sertliğini geçemeyen Almanlar sayı bulmakta zorlanmaya devam edince farkı 12 sayıya kadar çıkardık.Tam bu anda Dirk Nowitzki art arda 2 tane çok zor şut soktu ancak hemen ardından da 3.faulünü alıp kenara geldi.İşler tam istediğimiz kıvama gelmişti.Burada darbeyi vurabilirdik Almanya'ya olmadı.Kaman'ı durduramayınca ve hücumda da sayı bulamayınca Almanya farkı kapattı.Son anlarda da karşılıklı basketler olunca ilk yarı 26-23 üstünlüğümüzle kapandı.

3.çeyreğe 2 NBA yıldızı Kaman ve Nowitzki'yle iyi giren Almanya 7-0lık bir seriyle öne geçti ancak daha sonra çok kötü bir turnuva geçiren Kerem Tunçeri'nn üçlüğü nefes aldırdı bize.Heiko Schaffartzik te kritik anlarda bomboş kaldığı üçlüklerde cezayı kesti.Kaman'ı da pota altında durduramayınca Almanya öne geçti ancak Nowitzki'nin 4.faulünü almasıyla düzenleri bozuldu.Karşılıklı basketlerle geçti çeyreğin geri kalanı ve kötü savunma yaptığımız bu çeyreği 48-46 geride kapattık.
Son çeyreğe Nowitzki ve Schwethelm'in sayılarıyla başlayan Almanya farkı açtı.Ersan ve Ender'in üçlükleriyle oyunda kalmaya çalıştık.Kaman da pota altında destek olunca fark 9'a çıktı.Ancak bu andan itibaren Ömer Aşık müthiş bir performans sergiledi.Pota altında top gelince bitirdi top gelmeyince hücum ribauntlarını toplayıp bitirdi ve farkı 1 dakika kala 1'e kadar indirdik.Schwethelm yine bomboş kalıp üçlüğü soktu.Yine de Ender ve Emir'le farkı indirdik ama Almanya faullerde hata yapmazken biz sürekli çizgiden hata yaptık ve Almanya maçı 73-67 kazandı.

Milli takımımızda Ömer Aşık 19 sayı 11 ribauntla çok güzel bir performans sergilerken Almanya'da Kaman 20 sayı 7 ribaunt,Nowitzki 19 sayı 7 ribaunt,Schwethelm de çok kritik 14 sayıyla katkı verdi.
Maçın özellikle 2.yarısında çok kötü bir Milli takım izledik.Ömer Aşık dışında kafası maçta olan bir oyuncumuz yoktu biraz da Enes belki.4.çeyrekte 4 faullü Nowitzki'nin üstüne gidip faul aldıramadık.Ya da Schwethelm'in bu kadar etkili olduğu bir günde şutlarına el bile gösteremedik.Faul atışlarına ise girmek bile istemiyorum.Bu seviyede bir takımın %45 le faul atması kabul edilemez bir olay.Şimdi yine başkalarına bıraktık gruptan çıkma şansımızı.Sırbistan'ı yenmemiz Litvanya'nın da Almanya'yı yenmesi lazım.Kendimizi mutlaka toplamamız lazım.Hadi hayırlısı.
9 Eylül 2011 Cuma
Shaquille O'Neal'ın Heykeli Dikildi
Nba tarihinin en önemli oyuncularındanve bu yaz basketbol kariyerine nokta koyan Shaquille O'Neal'e büyük bir onur da 20 yıl önce mezun olduğu Louisiana Üniversitesi'nden geldi.Üniversite bahçesine O'Neal'in 400 kiloluk dev heykelini dikti.
Açılışa katılan O'Neal duygu dolu anlar yaşadığı konuşmasında "Beni savunmasız yakaladınız. Heykelin ne kadar büyük olduğunu gördüğümde neredeyse ağlayacaktım. Birçok kez şampiyon oldum, birçok ödül aldım ama bu deneyimlerin hiçbiri bugün yaşadıklarımla kıyaslanamaz" dedi.
Dev pivot için gerçekten güzel bir hediye olmuş.Biraz da vahşi bir heykel olmuş.Shaq'ın oyunculuk dönemindeki smaçları gibi.O'Neal'ın büyük ihtimalle de daha formalası da emekli edilecektir.Ne diyelim hak ediyor...
Juventus Yeni Stadına Kavuştu
İtalya Serie A'nın dev kulüplerinden Juventus dün gece itibariyle yeni stadının açılışını yaptı.Juventus'un yeni evi adıyla anılan stadın yapımına 2006'da başlandı ve tam 120 milyon euro'ya mal oldu.
41.000 kişilik oturma kapasitesi olan stadyumun içinde ayrıca 8 restoran ve 21 bar da bulunuyor.Stat açılışında müthiş havai fişek gösterileri yapılırken ayrıca Juventus tarihinden başarılar seyirciye gösterildi.Juventus başkanı Andrea Agnelli stat içinde hazırlanan dev kurdeleyi Torino belediye başkanıyla kesti.
Juventus'un yeni stadında tribünlerle saha arası İngiltere'deki stadyumlara göre yapılmış.Bu da genelde tribünle saha arasında mesafeler olan İtalya için yeni bir deneyim olacak.Juventus bakalım yeni stadıyla özlediği şampiyonluklara geri dönebilecek mi?
İşte Juventus'un yeni stat açılışından kareler...
41.000 kişilik oturma kapasitesi olan stadyumun içinde ayrıca 8 restoran ve 21 bar da bulunuyor.Stat açılışında müthiş havai fişek gösterileri yapılırken ayrıca Juventus tarihinden başarılar seyirciye gösterildi.Juventus başkanı Andrea Agnelli stat içinde hazırlanan dev kurdeleyi Torino belediye başkanıyla kesti.
Juventus'un yeni stadında tribünlerle saha arası İngiltere'deki stadyumlara göre yapılmış.Bu da genelde tribünle saha arasında mesafeler olan İtalya için yeni bir deneyim olacak.Juventus bakalım yeni stadıyla özlediği şampiyonluklara geri dönebilecek mi?
İşte Juventus'un yeni stat açılışından kareler...
8 Eylül 2011 Perşembe
Ömer Aşık ve Makas Olayı
Birkaç gündür evde pek vakit geçiremediğimden bu olay gözümden kaçmış.Şans eseri gördüm dünkü Türkiye-Fransa maçının öncesinde ısınma anında Ömer Aşık smaç basarken potadan makas düşmüş.
Çok tehlikeli ve inanılmaz bir olay.Allah'tan makas kimseye gelmemiş.Milli Takım menajeri Harun Erdenay da olayı doğrulamış.Makası yetkililerin unuttuğu ve kendilerinden özür dilediğini makasın potanın arka kısmına düştüğünü söylemiş.Böyle bir ihmalkarlık olacak şey değil.Allah korusun makas birine gelseydi çok ciddi sonuçlar çıkabilirdi.O yüzden bu konuda zaten organizasyonda sıkıntılar yaşayan Litvanya'ya ceza gelmesi gerekli.Gerçekten Allah korumuş Ömer'i.
Beşiktaş Deron Williams'a Kavuştu
Beşiktaş Nba'den transfer ettiği süperyıldızı Deron Williams'a kavuştu.Dün gelmesi beklenen Williams'ın pasaportta yaşanan aksaklıklardan dolayı gelişinin ertelendiği ve bugün geleceği açıklanmıştı.Williams ve ailesi Atatürk Havalimanı'na indi.
Williams'ın oldukça mutlu olduğu gözüküyordu.O da yaptığı açıklamada ''İstanbul'a ilk defa geliyorum. Türk basketbolu hakkında biraz bilgim var. NBA'de oynayan Mehmet Okur'u 6 yıldan beri tanıyorum. O bana Türkiye, İstanbul, Beşiktaş ve Türk basketbolu hakkında çeşitli bilgiler verdi. Umarım geniş ailemle beraber iyi vakit geçiririm. NBA'de lokavt olduğu için geldim, sonra yine geri döneceğim'' diye konuştu.
Williams'ın oldukça mutlu olduğu gözüküyordu.O da yaptığı açıklamada ''İstanbul'a ilk defa geliyorum. Türk basketbolu hakkında biraz bilgim var. NBA'de oynayan Mehmet Okur'u 6 yıldan beri tanıyorum. O bana Türkiye, İstanbul, Beşiktaş ve Türk basketbolu hakkında çeşitli bilgiler verdi. Umarım geniş ailemle beraber iyi vakit geçiririm. NBA'de lokavt olduğu için geldim, sonra yine geri döneceğim'' diye konuştu.
Deron Williams gibi bir yeteneği lokavt süresince de olsa canlı izlemek büyük şans olacak.İşte Williams'ın İstanbul'daki ilk kareleri.
Dirk Nowitzki Tarihe Geçti

Almanya'nın süperyıldız Dirk Nowitzki Nba'de rüya gibi bir sezon geçirdi.Dallas Mavericks'le müthiş bir sezon geçirip üstüne daha da müthiş bir play-off dönemi yaşayıp ilk şampiyonluğunu kazandı.Nowitzki Avrupa'da da milli formayla başarılara imza atıyor.
Nowitzki Almanya'nın 2.tura geçmesinde en büyük pay sahibi olan süperyıldız dün oynanan İspanya maçında önemli bir başarıya daha imza attı.Nowitzki dün attığı 19 sayıyla Avrupa Basketbol Şampiyonası' nın en skorer oyuncusu oldu.Nowitzki'nin 1.sıraya yerleşip efsane Yunan basketbolcu Gallis'i geçmesi için 56 sayıya ihtiyacı var.Bir sakatlık yaşanmazsa da Nowitzki büyük ihtimal bu turda ilk sıraya yerleşir.
Nowitzki'nin çok iyi bir oyuncu olduğunu biliyorduk ancak bu sene özellikle iyive geliştirdi kendini.Yıllardır zaten Almanya'yı sırtında taşıyan bir oyuncu.Müthiş bir yıldan sonra Milli Takımda da çok iyi bir yıl geçiriyor.Büyük ihtimal 2 veya 3. maçında geçecektir ve bu alanda da rekoru kıracaktır.
Kobe Bryant Twitter'a Göz Kırptı

Los Angeles Lakers'ın süperyıldızı Kobe Bryant dün gece itibariyle kısa süreliğine twitter hesabı açtı.Ancak Kobe daha hazır olmadığı gerekçesiyle 2 saat sonra hesabını kapattı.
@KobeBryant hesabıyla twitter'a gelen Bryant'ın kısa sürede tam 35 bin takipçisi oldu.Kobe Bryant ilk ve tek tweet'inde de "Can you hear me now?" (beni duyuyormusunuz?) yazdı.Kobe Bryant'ın daha sonra hesabını kapattığı bilgisi geldi.Kobe'nin twitter'ı tam olarak öğrenmeden buraya katılmaak istemediği durumu değerlendirip artılarını eksilerini iyice öğrendikten sonra twitter hesabı açabileceği söylendi.
Kobe Bryant'ın bu işte tek olmayacağı bir ekiple bu işi yürüteceği bilgisi de var.Baya önem veriyor gibi bu işe Bryant.Gasol,Artest(Metta World Peace),Andrew Bynum gibi takım arkadaşlarının da twitter hesabı var.Twitter hesabı açar mı bilinmez Kobe ama açarsa rekor sayıda follower'ı olabilir süperyıldızın.Bekleyip göreceğiz.
Alan Mathison Turing ve Apple'ın Isırılmış Elması Üzerine

Her sabah çalıştığım markette yaptığım ilk iş bilgisayarı açmak oluyor. Artık bilgisayar o kadar hayatımızın içine girdi ki, dükkanın mallarını dışarı çıkarmadan kepenkleri açmadan önce bilgisayarın açma tuşuna basıyorum ta ki çalışma saatim dolup eve gidene kadar. Fakat bunun için kime borçluyum bilmiyorum. Bilgisayarın ne tarihinden haberim var ne de çalışma mekanizmasından. Açma tuşu, siteleri gir-çık, oyun oyna ve başlat tuşundan bilgisayarı kapat. Bu belirttiğim konunun aksini yaptım dün ve bugün. Gene dükkanın kepenklerinden önce bilgisayarı açtım ama bu sefer teknolojinin tarihini de incelemeye karar verdim. Ve bu kararımda bilgisayar biliminin kurucusu sayılan Alan Turing ve Apple firması ile olan bağlantısını araştırmaya karar verdim.
Kimdir bu Turing denen adam, nerede yaşamıştır, ne işler çevirmiştir de bilgisayar biliminin kurucusu sayılır ? sorularını az biraz yanıtlamaya çalışıcağız. Alan Turing İngiliz ülkesi vatandaşıdır. Babasının işi gereği annesi ve babası Hindistan'da yaşamaktadırlar. Fakat annesi doğumu sırasında İngiltere gidip Alan'ı Londra'da 23 Haziran 1912'de dünyaya getirmiştir. Annesi doğumun sonrasında tekrar Hindistan'a gitmek durumundan kalmıştır. Fakat Alan ve abisi John çocukluk yıllarında İngiltere'de bir arkadaşlarında kalmışlar, yani çocukluk yıllarını ailesinden uzak kendi memleketlerinde geçirmişlerdir. Çocukluk yılları sona erdiği gün 6 yaşına basan Alan, ilkokul deneyimini yaşamıştır. Öğretmenleri daha ilk günden itibaren Alan'da ki farklılıkları gözlemlediler ve aynı yaşta olan arkadaşlarından daha zekalı olduğunu gördüler. Başarısı her gün kat be kat ilerliyor öğrenim durumu normal düzeydeki okullarda Alan'a yetersiz geliyordu. Daha pahalı olan okullarda daha iyi eğitimler almak istiyordu. Yaşadığı bölgenin en önemli ve en pahalı okuluna gitmek istedi. Fakat oraya gitmesi için 60 millik bir yolu gitmesi gerekiyordu. Yaklaşık 95 km yapıyor. Ve oraya gitmek için elindeki tek imkan kendi bisikletidir. Alan'ının okuma aşkını 95 km engelleyemiyor ve o yolu bisikleti ile gidiyordur. Matematik üzerine eğilimi olan Alan Einstain ve Newton'un ortaya attığı savları buluşları kitaplar yardımı olmadan anlayabiliyor kavrayabiliyordu. Okul yıllarında Christopher Morcom adlı kişi ile arkadaşlık kurmaya başladı. Fakat arkadaşı tüberküloz hastalığı yüzünden hayata gözlerini yumdu. Bu acı Alan'ının Allah'a olan inancını kaybettirdi ve ateist olamaya karar verdi. Artık dini bir inancı yoktu kendisini sadece bilime adamıştı.
Kendisini matematik bilimine adayan Alan Turing, Cambridge Trinity Koleji'nden burs hakkı elde edemedi. İkinci tercihi olan Cambridge Kings Kolej’ine gitmeye karar verdi. Bu kolejde üstün sınav notları ile bitirdi ve seçkin bir diplomayla okulunu bitirebildi. Ve öğretiminden sonra yazdığı tez ile kolejde akademik üye seçildi. Akademik yılıda geçmişini takip edercesine başarılarla dolu geçmeye devam etti. Birkaç farklı okulda çalıştıktan sonra Cambridge Üniversitesi'nde Ludwig Wittgenstein’ in matematik temelleriyle ilgili derslerine katıldı. Fakat derste sürekli bir zıtlaşma oldu ve tartışmalar eksik olmadı. Turing Cambridge'de ders almanın yanında devlet adına çalışmaya başladı. Tam olarak çalıştığı yer Hükümet Kod ve Şifre Okulu (GCCS). Fakat burada part-time olarak işte bulundu.

İkinci Dünya Savaşı başladığı zaman part-time işi tam zamanlı bir işe dönüştü ve savaş sırasında önemli kıdemlere yükseldi. Ortalığı savaş sırasında kasıp kavuran Alman birliklerinin şifrelerini kırma peşinde olan takımın liderleri oldu. Marian Rejeski, Jerzy Rozycki ve Henryk Zygalski tarafından geliştirilen şifre kırıcı kriptanaliz'in üstüne eklemelerde bulundu ve bunları savaş sırasında kullandı. Alman Enigma makinesi problemi üzerinde çalıştı ve GCCS’de kıdemli kod kırıcı Dilly Knox’la işbirliği yapmıştır. Bu bu işbirlikleri savaş sırasında da kullanılmıştır. Şifre kırıcılar işlerini yerine getiriyordu fakat Turing, yine birşeyler üretme peşine düştü ve şifre kırıcıların hızlarını etki edecek icatlar ortaya çıkartmaya başladı. Bu makineye Bombe adını verdi. Ve Bombe'yi üretmeye koyuldu.
Savaş bittikten sonra eski işine geri dönmeye karar verdi ve durağı Cambridge Üniversitesi oldu. Fakat Alan'ın yokluğunda onun yeri doldurulmuştu. Alan Turing de başka bir adrese gitmeye karar verdi ve yeni adresi Manchester Üniversitesi'ndeki bilgisayar laboratuvarında vekil yöneticiliğiydi. Ve burada istediğimiz konumuzun asıl anlatılmak istediğimiz yere geldi ve ilk bilgisayar yazılımını yazmaya odaklandı. Adı Manchester Mark 1 idi. Artık hayalini kurduklarını soyutluğa geçirmek istiyordu ve bunu da başarmak üzereydi. Yazılımlar yazmaya başladı. İlk yazılımlarından bir tanesi de satranç yazılımı idi. Fakat ortada bu yazılım için bilgisayar yoktu. Ve takvimler 1950 yılını gösteriyorken Turing yapay zeka fikrini ortaya attı. Bilgisayarın insanın sorularına cevap verebileceğini onları anlayabileceğini düşündü. Kendi tabiri ile insanla konuşmaya, diyalog kurmaya bilgisayarı kandıracaktı.

Alan Turing işlerinde çok iyi ilerliyordu. Bir devrim peşindeydi, devrimini yapmıştı ama daha da ilerletebilirdi. Fakat 1952 yılında Alan Murray adlı bir adam ile tanıştı. Birkaç gece bu arkadaşında kaldı. Fakat arkadaşı Alan Murray bir tanıdığını alarak Alan Turing'in evini soymaya karar verdi ve soygunu gerçekleştirdi. Bu soygun üzeri Turing polise şikayette bulundu ve suçlu olarak alan Murray yakalandı. Yakalanmadan sonra yapılan sorguda Alan Murray ile Alan Turing arasında ki ilişkinin sevgili boyutunda olduğu öğrenildi. O zamanlarda homoseksüel ilişki Birleşik Krallıkta suç sayılıyordu. Alan Turing suçunu itiraf etti, aslında düzeltmek gerekirse bunun bir suç olduğunu inkar ediyordu. İlişkisini gizlemekten çekinmedi. Mahkeme Turing'e teklifini sundu. Teklif psikolojik tedaviydi. Bu homoseksüel ilişkiden vazgeçirmesini sağlayacak bi tedaviyi yerine getirecekti. Ta ki bu ilişkiden soğuyana kadar. Hapishanede geçen günlerinden sonra hadım ettirilmeyi kabul etti ve hapishaneden çıktı. Fakat bütün edindiği rütbelerden ve kıdemlerinden oldu. İngiliz Hükümeti iş vermeyi kesti. Ayrıca Turing, Sovyet ajanları ile olan sorunları ile uğraşmaktaydı.
Takvimler 8 Haziran 1954'ü gösterirken hizmetçisi ne yazık ki Turing'i evinde ölü olarak buldu. Yatağının kenarında yarısı yenilmiş elma ile bulundu. Elmanın siyanüre batırıldığı iddia edilenler arasındaydı. Ve bu iddia kanıtlanmıştır. Fakat siyanürlü elmayı Turing kendi isteği ile mi yedi yoksa ona zorla mı yedirilmişti... Bilinmezlikler vardı ve bu bilinmezlikler o zamanlarda çözülemedi. Annesi bir deney sırasında kendisini yanlışlıkla öldürdüğünü iddia etmişti ama bu pek kimseye inandırıcı gelmemişti.
Ölümünden yaklaşık 55 yıl sonda İngiliz Krallık Başbakanı Gordon Brown, Alan Turing'ten özür diledi ve özür kampanyaları başlattı. Niye mi, çünkü dedeleri sadece homoseksüel bir ilişkisi olduğu için bir efsane adamı öldürmüşlerdi, o adam sayesinde bilgisayarı buldular ve o adam sayesinde İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'ya karşı önemli bir zafer elde ettiler. Hep merak etmişimdir o koca süper güç Almanya nasıl yenildi diye. En azından lise de anlatılsaydılar bize Turing'in o Almanya'nın süper gücünü nasıl alt ettiğini, şifrelerini nasıl kırıp ordularını güçsüz ve savunmasız bıraktıklarını. Yaptığı işler belki yarım kaldı Turing'in ama yaptıkları ile efsane olmaya devam edilecek ve Allah'sız homoseksüel olarak değil, bilgisayar mucidi olarak hatırda kalması ümidiyle.

Başlıkta da sözünü ettim, konusu en sona kaldı. Evet Apple'ın yarım ısırılmış elma logosunu nereden geldiğini hiç merak etmemiştim. Diğer markaların amblemleri gibi. Fakat yaptığım bu mini araştırmada gördüm ki bu elma Turing'in yediği son lokma olan zehirli elmadan başkası değil. Isırılmış kısmı Turing ile gitti. Bize bıraktığı geri kalan elma ile onu anmak gerekiyor. Teşekkürler Turing her gün açtığım ve güzel vakit geçirdiğim bilgisayarı bulduğun için...Esen kalın efendim.
7 Eylül 2011 Çarşamba
Ron Artest Bu Kez Dans Pistinde
Nba'de lokavt sebebiyle birçok oyuncu basketbol oynamak için Avrupa'ya gidip veya basketbol oynayacağı aktivitelerde bulunurken bazı oyuncular da kafalarını basketboldan soyutlayıp başka şeylerle meşgul oluyor.Los Angeles Lakers'ın çılgın forveti Ron Artest gibi.
Artest "Dancing with the Stars" adlı televizyon programının yeni sezonunda yarışmacılardan birisi olacak.Ayrıca adını "Metta World Peace" yapmak için de başvuran Artest bu yarışma için çok iddalı.Artest'in çok yoğun ve hırsla çalıştığı söyleniyor.O da bu yarışmanın kendisine büyük fayda katacağı düşüncesinde.Yoğun çalışma dönemlerine basketboldan alışık olduğunu söyleyen Artest ayrıca dans etmenin de tıpkı basketbol gibi esneklik ve hız gerektirdiğini söyledi.
Artest gibi bir isimden beklenicek hareketler bunlar.Daha önce de bu yarışmayı spordan gelen isimlerin kazandığı biliniyor.Bakalım Artest ne gibi bir derece alacak.Ama şimdiden ilgi çekici bir yarışma olacağa benziyor.
Kaçan Fırsatlar ve Fransa Mağlubiyeti

Eurobasket'te 2.turun ilk gününde turnuvada yenilgisi bulunmayan Fransa'yla karşılaştık.Dün akşam futboldaki kötü oyundan sonra basketbol maçını daha da bir hevesle bekler oldum kendi adıma.2.tura çıkmayı garantiledikten sonra güzel oyunla gelen İspanya galibiyeti beklentileri yükseltmişti.Ne yazık ki öyle olmadı.Maçı kazanmak için birçok fırsatı cömertçe harcadık ve 68-64 mağlup olduk Fransa'ya.
Maça Ömer Onan ve Hidayet Türkoğlu'nun basketleriyle girdik ve bir anda farkı arttırdık ancak daha sonra Fransa'nın süperyıldızı Tony Parker devreye girdi.Parker hem asist hemde sayılarıyla Fransa'yı geri getirdi.Biz hücum ribauntlarında çok etkili olsak ta atletik Fransa karşısında uzun yan paslar yapınca onlar da top çalmalarıyla ribauntlardaki üstünlüğümüzü nötrledi.İlk çeyrek tam 7 top kaybı yaptı milli takımımız buna karşın ribauntlarda da 14-5 öndeydik.Çeyreği 14-12 önde geçtik.
2.çeyreğe iyi girdik ancak daha sonra Fransa'nın bir başka Nba oyuncusu Nicolas Batum devreye girdi.Savunmada top çalmalarıyla hızlı hücumlar yaratıp kolay sayılar buldu Batum ve Fransa kontrolü ele aldı.Ömer Aşık'ın kenara gelmesiyle ribauntlardaki üstünlüğümüzü de kaybedince skor bulmakta zorlandık.Böylece üstünlüğü ele alan Fransa Parker önderliğinde ilk yarıyı 31-27 önde geçti.

2.yarıya pota altından Noah'la sayılar bularak başlayan Fransa'ya Noah'ın Chicago'dan yedeği Ömer Aşık'la cevap verdik.Ersan da Ömer'e yardımcı olunca farkı 2'ye kadar indirdik.Ancak daha sonra savunmada gardımız düştü.Bunu da çok iyi değerlendiren Tony Parker önce sayılarıyla sonra da asistleriyle farkı açmasını sağladı Fransa'nın.Kahudi ve Gelabale'nin art arda üçlükleriyle fark çift hanelere çıktı ve son çeyreğe 57-44 Fransa üstünlüğüyle girildi.
Son çeyreğe de Fransa iyi başladı ancak ondan sonra nihayet hücumda top kaybı yapmayı bırakınca etkili olmaya başladık.Savunmada da alan savunmasına dönüp Fransa'yı şaşırtınca farkı azaltmaya başladık.Ancak bir türlü o kıvılcımı ateş haline dönüştüremedik.Çokça fırsat geldi halbuki elimize.Mesela savunmada top çalıp eksik yakaladığımız bir pozisyonun dönüşünde bomboş üçlükleri değerlendiremedik birçok kez veya Tony Parker'ın göz yaşı damlası denemesine müthiş bir blok koyan Ömer Aşık'tan gelen topta hızlı hücumda topu kaybettik.Buna rağmen Fransa öyle şaşırmıştı ki bir türlü o şoktan çıkamadılar.Tam bu anda da Ersan İlyasova devreye girdi.Önce müthiş bir blok yaptı Ersan daha sonra da basket faul yaptı.Üstüne bir muhteşem blok daha yaptı.Daha sonra Fransa topu oyuna sokarken hata yapınca 35 saniye kala 2 sayı gerideyken top bize geçti.Ancak ne yazık ki Orhun Ene bence çok hatalı bir şekilde o topu köşede Kerem Tunçeri'yle buluşturacak set çizdi.Kerem tüm turnuva boyunca şutlarda çok büyük sıkıntı çekti keza bu maçta da çok kötü oynuyordu.O köşede Kerem Tunçeri yerine mutlaka başka biri olmalıydı.Kerem de son topta köşeden bomboş üçlüğü kaçırınca umutlarımız tükendi.Bu maçta kaçırdığımız benim saydığım 6.bomboş üçlüktü.Parker'ın 2 de 2 attığı serbest atışlardan sonra Ender'le bomboş turnikeyi kaçırdık ancak hücum ribauntunu alan Emir çok zor pozisyonda üçlüğü yolladı ve farkı 7saniye kala 1'e indirdi.Parker bir kez daha 2'de 2 attı.Ancak biz mola dönüşü topu kenardan 5 saniyede sokamayınca maçı 68-64 kaybettik.

Çok üzücü bir mağlubiyet oldu.Maçı o kadar çok kazanma fırsatı elimize geçti ki bunları nasıl değerlendirmedik çok şaşırıyorum.Koçsal hatalar da oldu.Özellikle o topu Kerem'le buluşturmak ya da çok sıcakken o son topta topu Emir'e çıkartmak gibi ya da Ömer kenardayken Enes Kanter'in oyuna girmemesi gibi.Tabi mola dönüşü 5 saniyede topu oyuna sokamamak felaket.Ancak yine de hiç inanamadığım şaka gibi bir mağlubiyet oldu bu.Umarım bu mağlubiyetin altından çabuk kalkarız.
Türkiye Kupası Kuraları Çekildi
Basketbolda Spor Toto Türkiye Kupası kuraları çekildi buna göre gruplar aşağıdaki gibi oluştu.
A Grubu (Eskişehir) 9-10-11 Ekim Anadolu Üni. Spor Salonu
Banvit
Beşiktaş
Hacettepe Üniversitesi
Trabzonspor
Bu grupta bu sezon flaş isimlerle anlaşan Beşiktaş'ı favori olarak görüyorum.Ama son yılların başarılı ekiplerinden Banvit te grup 1.si olma şansına sahip.Hacettepe ve bu sezon kapanma noktasına kadar gelen Trabzonspor da grubun zayıf halkaları olarak gözüküyor.Beşiktaş-Banvit maçını alan grubu 1. bitirir.Tahminim Beşiktaş.
B Grubu (Erzurum) 6-7-8 Ekim Cemal Gürsel Spor Salonu
Fenerbahçe Ülker
Mersin BŞB
Olin Edirne
Tofaş
Son şampiyon kolay bir gruba düştü diyebiliriz.Pek zorlayacak bir takım çıkmaz.Olin Edirne seyircisiyle lige tat katan bir ekip ancak yine de Fenerbahçe Ülker kadro kalitesiyle bu grubu rahat bitirecektir.2.lik mücadelesi de Mersin'le Olin Edirne arasında geçer.Tahminim:Fenerbahçe.
C Grubu (İzmir) 9-10-11 Ekim Aliağa Enka Spor Salonu
Aliağa Petkim
Anadolu Efes
Pınar Karşıyaka
Türk Telekom
Kupanın açık ara en zorlu grubu.Anadolu Efes bu sezon için çok önemli yatırımlar yaptı çok önemli oyuncularla anlaştı.Takım kimyasını oturtabilecekler mi merak ediyorum.Buna uygun oyuncular aldılar.Ersan ve Vujacic gibi Nba'den isimler kattılar kadrolarına.Ancak Türk Telekom da bu sene basketbola büyük yatırımlar yaptı.Son olarak Mehmet Okur'u da transfer ettiler.Aldıkları yabancılarsa ligimizi iyi tanıyan ve çok önemli oyuncular.Ali Karadeniz nam-ı diyar Michael Wright'ta bu ligde sayı krallıkları olan bir oyuncu.Efes'i çok zorlayacaklardır.Karşıyaka da Chatman gibi çok önemli bir oyuncuyu kadrosuna kattı ama Furkan'ı kaybetmeleri kötü oldu.Aliağa da grubun zayıf halkası ama yine de galibiyet alabilirler..Tahminim:Anadolu Efes
D Grubu (Samsun) 6-7-8 Ekim Yaşar Doğu Spor Salonu
Antalya BŞB
Bandırma Kırmızı
Erdemir
Galatasaray
Son grupta ise çok dişli takımlar var.Heyecanlı maçlar izleyeceğiz.Son finalistlerden Galatasaray kadrosuna önemli oyuncularla güçlendirdi.Erdemir ve Antalya da iyi hamleler yaptı.Banvit Kırmızı'ysa grubun en zayıf halkası.Galatasaray iyi ve derin kadrosuyla grubu 1.bitirir ama Erdemir ve Antalya'da Sarı-kırmızılıları çok zorlayacaktır.Tahminim:Galatasaray
Mehmet Okur Türk Telekom'da
Beko Basketbol Ligi'nin iddalı ekiplerinden Türk Telekom Nba'de Utah Jazz forması giyen milli oyuncumuz Mehmet Okur'la lokavt bitene kadar anlaşma sağladı.
Çok önemli bir transfer gerçekten Ersan'dan sonra Memo da ligimize döndü.Türk Telekom bu sene çok önemli transferler yapmıştı gerçekten.Hidayet Türkoğlu ve Semih Erden'le de ilgilendiklerine dair dedikodular var.Memo transferi de bu sezon için ne kadar iddalı olduklarının göstergesi.Yanlız Mehmet Okur yaşadığı sakatlık problemlerini ne kadar atlattı basketbola ne kadar hazır orası soru işareti.Bileğinden ciddi bir sakatlık geçirmişti Memo daha sonra erken döndüğü için bir sakatlık daha geçirdi.Tam olarak hazır mı bilmiyorum ama elbet bu konuda testler yapılıcaktır kendisine.
Memo'nun nasıl bir oyuncu olduğunu anlatmaya gerek yok tabiki.Uzun yıllardır Nba'de oynayan All-Star bile olmuş önemli bir oyuncu.Telekom'un kadrosu çok zenginleşti gerçekten.Kambala-Wright-Memo gibi çok üst düzey ve farklı uzunlara sahipler.Memo da şutu olan dış oyuncu olarak çok iş yapar tabiki ligimizde.
Bu Sefer Tutmadı.. 0-0
2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinde A Milli Futbol Takımımız gruptan çıkma yolunda önemli bir maçta deplasmanda Avusturya'yla geldi.Pek te etkili bir oyun oynayamadık buna rağmen 90.dakikada penaltı kazandık ancak Arda bunu değerlendiremedi.
Maçın genel bir özetinden ziyade kısa kısa notlar şeklinde maçı değerlendireceğim.Öncelikle tabiki seçimlerden başlamak istiyorum.Türkiye'de orta sahada Selçuk ve Yekta'dan başka oynayacak oyuncu yok mu merak ediyorum.Bu oyuncuların kadroda olmasına anlam veremezken ilk 11 oynayınca bir de otomatikman orta sahamız düşüyor.Hücuma destek gelmedi bu yüzden de etkili olamadık.Tabi Emre'nin Nuri'nin sakatlıkları Selçuk İnan'ın cezası da etkiledi bu tercihleri.Yine de en basitinden kadroda bile olmayan Necip Uysal'ın bu mevkide çok daha başarılı olabilceğini düşünüyorum.
Diğer bir konuysa savunmamızdaki müdahelelerdi.Egemen-Servet ikilisi iyi bir uyum yakalamış.Bu maçta kritik müdaheleler yaptılar.Ancak yine de araya atılan toplarda sorun yaşayabiliriz.Bu konuya mutlaka dikkat etmemiz lazım.
Bir başka konuysa henüz sistemi tam oturtamadık gibi.Bloklar arası boşluklar ve etkileşim çok fazla.Bu maçta da çok net gözüktü bunlar.Forvet hattını fazlasıyla yanlız bıraktık.Hele ki Arda'nın ilk yarı sağ taraftan güzel bir şekilde girdiğinde ceza sahasında ortaya çevirebileceği hiç kimsenin olmaması çok ilginçti.
Organize olmakta büyük sıkıntılarımız var.Bu maçta da rakibi bunaltacak bir baskı yapamadık.Paslaşmalarımız etkili değildi.Uzun zamandır ne yazıkki hiç iyi futbol oynadığımızı düşünmüyorum istisnalar hariç.Bu maçta da çok uzun bir süre kaleye şut atamadık isabetli.En organize atağımızda Sabri'nin ortasında Burak'ın kafasının direkten dönmesiydi.Sabri'nin de öyle kaç kez orta yapabileceğini düşünürsek sıkıntı verici bir durum.Özellikle ilk yarı hiçbir şekilde organize olamadık istediğimiz pasları yapamadık.

Beni çok rahatsız eden bir başka konuysa takım bu kadar dökülürken üstüne bir de yorgunluk geldiği halde Guus Hiddink'in tek oyuncu değişikliğini maçın bitimine 10 saniye kala yapması.Yani neden böyle bir şey yaptı,yedek oyuncularımız da bir sıkıntı mı var dı,sürenin ve skorun farkında değil miydi yoksa başka bir maç mı izliyordu?Yani şu takımı canlandırmak için mutlaka bir hamle yapması lazımdı.Özellikle Gökhan Töre'yi hiç kullanmaması çok enteresan ve bir o kadar da kötü bir düşünce.Zaten maçtan sonra da kendisini istifaya davet edenlerin sayısı arttı.
Yine Hiddink'ten devam edelim.Maçtan sonra "1puandan memnunum." dedi.Yani tamam çok yüksekten uçtuğumuz oluyor beklenti olarak ama şu Avusturya maçına da 1puan için çıkıyorsak sıkıntı büyük.Hiddink hedefleri baya bir küçük tutmuş anlaşılan.Böylesi önemli bir maçta 3 puanı alıp iyice rahatlıyıp işi bitirecektik.Şimdi açık kapıyı bıraktık Belçika'ya.
Son olarak bugün hem şanslıydık ama hem de daha fazla şanssızdık diyebilirim.Öncelikle hiçbir şey oynamadığımız halde 2 topumuz direkten döndü.Bir şans anında ise bir anda Burak'la buluşturduk topu.O da kaleciden sıyrılırken yapılan hamleyle yerde kaldı ve hakem çok doğru bir kararla penaltıyı verdi 90.dakikada.Kötü bir günümüzde olmamıza rağmen yine de maç ayağımıza kadar gelmişti.Olmadı malesef..Arda'nın vuruşu kaleci Grünwald'ın ayaklarından döndü ve böylece 1puan aldık.
Aslında maçın hakkı beraberlikti.Çok kötü bir maç çıkardık ve son anda da belki de futbol tanrıları golü bulmamıza izin vermedi.Milli takımımız iyi top oynamıyor,pozisyona zor giriyor özellikle de deplasmanda.Pas yüzdemizin düşüklüğü de cabası.Hiddink'te bizler gibi izliyor bunu ne yazıkki.Kadro seçimlerinden itibaren bir revizyon şart elemeler bittikten sonra.İnşallah Avrupa Şampiyonası'na katılırız da bu kadar yaklaştıktan sonra bir büyük turnuvaya daha gitmemezlik yapmayız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























