20 Kasım 2011 Pazar

Yediği Önünde Yemediği Yanında



Michael Jordan kazanma hırsı gelmiş geçmiş en yüksek olan oyunculardan birisi.Kazanmak vazgeçilemez bir tutku onun için.Bu açıdan bakıldığında kumara olan bir bağımlılığı da söz konusu.Daha önce çok kez  yazıldı çizildi.Ama geçen gün de Jordan'ın poker masasında bir fotoğrafı basına yansıdı.Hakikaten yediği önünde yemediği yanında.Yemediği de baya maşallahı var.Biraz kazansın da şu sert tutumunu değiştirsin lokavt görüşmelerindeki.Yoksa tüm sezonun gitmesine az kaldı.

Geri Dönüş

2 haftadır malumunuz vize haftaları yüzünden hiçbir yazı giremedim.Bu dönemde blogun eksikliğini hissettim.Güzel bir şey gündeme dair fikir belirtmek yazılar yazmak.Neyse ben vizelere girerken(onlar da bana girmiş olabilir) ülke gündemi de hiç boş durmadı.Hepsine yavaştan değinicem gündemi geriden takip eden adam köşesiyle.Takipte kalın efendim.

8 Kasım 2011 Salı

Call of Dwight

Call of Duty'nin yeni oyunu Modern Warfare 3'ün reklamı çıktı.Daha önce Black Ops'ın reklamında Kobe Bryant'ı görmüştü Call of Duty'nin.Bu sefer de Dwight Howard rol almış.Herkesin içinde bir asker vardır sloganıyla güzel reklam olmuş bakalım oyun ne kadar güzel?

İşte Dwight'lı reklam.

7 Kasım 2011 Pazartesi

Kavurma Yememiş Heralde?



Kişisel olarak dünyada en uyuz olduğum insanlardan biri olan Justin Bieber kendisine kavurma yiyip yemediğini soran Türklere kızmış biraz twitter'dan.Yemedim dese yeterdi neye kızdı acaba?(!)Şimdi merak edilen diğer soru acaba büyüklerinin elini öptü mü?

20 Yıl Olmuş



Nba tarihinin en iyi oyuncularından Magic Johnson HIV virüsü taşıdığını ve bu yüzden basketbolu bıraktığını açıklamıştı bundan tam 20 yıl önde.Tüm dünyayı şoke etmiş Johnson zamanında bu açıklamasıyla.Ayrıca formunun zirvesindeyken de basketbolu bırakmak zorunda kaldı.

Kişisel olarak Nba efsaneleri arasında en sevdiğim oyuncuydu Erwin "Magic" Johnson.Yetişemedik tabi onun zamanına ama daha sonra indirip izlemiştim birçok maçını.Müthiş bir oyuncu ve yetenekti.O kocaman gülümsemesiyle Showtime Lakers'ını yaratan ve direksiyon koltuğunda oturmuştu Magic.Bu açıklamayı yapalı tam 20 yıl olmuş.O günden bu yana AIDS hastalığı taşıyanların umudu oluyor Magic Johnson.20 yıldır bu hastalıkla yaşıyor ve umut aşılıyor herkese.Aman nazar değmesin.

6 Kasım 2011 Pazar

Bayramınız Mübarek Olsun



Tüm ülkemizin ve İslam aleminin Kurban Bayramı'nı buradan da kutluyorum.İnşallah hayırlara vesile olur.Kendini kesenler,sahibinin elinden kaçanlar ve trafik kazaları zamanı da geldi böylece.

4 Kasım 2011 Cuma

Etten Duvar

Dün gece Beşiktaş Avrupa Ligi'nde çok çok önemli bir maçta evinde son yıllardaki belalımız Dinamo Kiev'i ağırladı.Maça çok girmeyeceğim çünkü maç yazısını akşamüstü giricem de yani şu son dakikada hatta son saniyede olanları girmezsem olmaz.

Yıllarca bu tip son anda gelen gollerle üzüldük ama bu sefer şans bizim yanımızdaydı.İnanılmaz olaylar oldu 7 tane net pozisyon verdik 1 dakikada.Az kalsın yine gidiyordu puanlar.Ama etten bir duvar örüldü oraya.Şansımızın yardımıyla da gol yemeden savuşturduk.Futbol sahalarında ender görülebilecek bir pozisyondu.İzlerken naptım ne dedim hatırlamıyorum.Sadece oradan gol yemeden çıktığımıza inanamadım uzun süre.

İşte o pozisyon.

3 Kasım 2011 Perşembe

Shaq'ın Kitabı Çıktı



Nba tarihinin en dominant oyuncularından biri.Shaquille O'Neal.Dev pivot 19 yıllık kariyeri boyunca bolca başarıya imza attı.Ama kendisi için Nba'in Sergen Yalçın'ı dersek yanılmış olmayız.Shaq yeteneklerini bir türlü çalışmayla birleştiremedi.Ancak buna rağmen 4kez Nba şampiyonluğu 3kez Finaller Mvp'si,1kez normal sezon Mvp'si,15 kez All-Star,8 kez "En İyi Beş"'e seçildi.İnanılmaz bir kariyeri geride bıraktı her şeye rağmen.

Shaq başarılarının yanında renkli kişiliğiyle de Nba'in en çok konuşulan isimlerinden birisi oldu.Yaptıkları saymakla bitmez.Ayakkabı telefondan her All-Star giydiği renkli kostümlerine,maskeyle yaptığı danstan yaptığı şakalara kadar birçok kez hepimizi güldürdü.Dev pivot bu yaz ise emekliliğini açıkladı.Espn'de bir zamanlar yumruk yumruğa girdiği Charles Barkley'nin de olduğu programın kadrosuna katılan Shaq bunun yanında boş durmadı ve biyografisini yazdığı "Shaq Uncut, My Story"'i de yayınladı.Shaq'ın kitabı olay çıkartacaktır muhtemelen çünkü Kobe'yle arasında geçenlerden Lebron'un koç Mike Brown'u takmaması gibi birbirinden ilginç hikayeleri var.

Türkiye'ye ne zaman gelir bilinmez gelirse de çevirisi düzgün yapılır mı o da soru işareti ancak basketbolseverlerin mutlaka okuması gereken bir kitap bence.Yeter ki Kobe'ye bulaşmamış olsun Shaq.Aman diyim. 

1 Kasım 2011 Salı

Rüzgar Gibi Geçti


Kim Kardashian'la New Jersey Nets'in oyuncusu Kris Humpries bir kaç ay önce birlikte görülmeye başlamışlardı.Daha sonra ikilinin bir ilişkisi olduğu doğrulanmıştı.Kim ve Humpries bundan 72 gün önce ise dillere destan bir düğünle evlenmişti.Ancak çoğu kişi bunun bir reklam evliliği olduğunu düşünüyordu.Nitekim de öyle oldu diyebiliriz çünkü çift boşanma kararı almış.

Yazık oldu Humpries'e.Kendi halinde yaşarken bir anda magazin dünyasının en çok konuştuğu isimlerden birisi oldu.Özel hayat denen bir şeyi kalmadı.Üstüne lokavt yüzünden işsiz olduğu şu dönemde paraları sokağa saçtı.Zaten Kardashian çanta gibi davranıyordu adama.Koluna takıp gezdiriyordu magazinin ortasına atıyordu.

Düğünleri dediğim gibi baya görkemliydi.Ama bunun bile tv programında yayınlanması ve üstüne çok ses getirmesi reklam olduğunu düşündürüyordu.Humpries'in bu kadar gündemde olmaktan rahatsız olduğu dedikoduları geriyordu.Daha sonra dedikodular iyice arttı ve Kardashian'ın bu evliliği reklam için yaptığı hatta ilk tercihinin Humpries değil Danilo Gallinari olduğunu söylediler.Ancak İtalyan oyuncunun bu teklifi reddettiği sadece arkadaş olmak istediğini söylendi.Derken Humpries'in parasını dolandırıcıya kaptırdığı ve Kardashian'ların onu kapı dışarı ettiği söylendi.En sonunda da boşanma olayı oldu.Daha doğrusu başvurular yapılıyormuş.

Humpries bir anda nasıl bir yerde kaldı gerçekten.Sonuç olarak bir reklam olayına meze oldu diyebiliriz.Allah Lamar Odom'a sabır versin ne diyelim.

Carlos Carvalhal


Carlos Carvalhal.Dünyada gördüğüm en pozitif adamlardan birisi.Yüzü hep gülüyor çok sempatik.Beşiktaş belki de hiç aklında yoktu ama şike soruşturması patlak verilip teknik direktör Tayfur Havutçu Metris yolunu tutunca apar topar Beşiktaş'ın başına geldi.

Öyle ahım şahım bir teknik direktör değil kabul ediyorum ama çok çok iyi bir insan.Her açıklamasından her davranışından bu seziliyor.Cesur da bir teknik direktör diyebiliriz.Bazen oyuncu değişikliklerinde çok geç kalıyor hatta yapmıyor.Nihayet kesinlikle forma giymesini istediğim Ernst'i oynatmaya başladı sonra sene başından beri en çok savunduğum oynamasını istediğim diğer isim Hilbert'i de.Böyle olunca takımın oyununda da gelişme oldu.Henüz istenilen seviyede değiliz o ayrı.Ama yine de apar topar geldiğin ve egosu yüksek olan oyuncuların olduğu bir kadroyla son 3 senedeki öyle ya da böyle en iyi başarıyı yakalamış olması da önemli.Ama bu yazı da insanlığıyla ilgili şeyler söyleyeceğim.

Son Sivas maçında bazı zeki insanlar Tayfur Hoca'nın maketini koymuşlar yedek kulübesine.Tayfur Hoca'ya bir jest gibi gözüken bu hareket Carvalhal'e de büyük bir saygısızlıktır.Tayfur Hoca'ya inancım sonsuz bu ülkedeki en dürüst adamlardan birisidir.İçeriden çıkacağına da tüm kalbimle inanıyorum.Ancak her ne olursa olsun şu anlık takımın teknik direktörü Carlos Carvalhal'dır.Bu da ona yapılmış bir saygısızlıktır.Ancak yine de bu iyi niyetli adam gülümseyerek Tayfur Hoca'nın maketiyle poz veriyor basın mensuplarına.Çok büyük adam gerçekten.Yüzü gülüyor her şeye rağmen.



Evet ya her şeye rağmen.Çünkü Carvalhal 2 oğlunu kaybetmiş buraya gelmeden 2 ay önce.2 evladını yitirmiş bir baba ayrıca."Ölmenin kolay olduğu zamanda ben yeniden doğmayı seçtim.Ben buraya ölmeyi reddederek geldim." dedi Carvalhal.Ne kadar zor bir durum.Çoğu insan bu baskıyı bu acıyı bu üzüntüyü kaldıramaz ama o gerçekten ölümü reddedip gelmiş buralara.Allah sabır versin bu iyi niyetli adama.İşte tüm bunlara rağmen gülüyor Carvalhal.Boşuna demiyorum dünyanın en pozitif insanlarından diye.

İşte o yüzden bu adamı üzmeye hakkı yok o dahice(!) fikri yapanların.Sonuçta Metris'e gidip Tayfur Hoca'ya "Başarılı olursak bu senin takımın ama olamazsak bütün sorumluluk benim." diyen bir insan.O maketin oraya koyulması Carvalhal'i hiçe saymak demektir.Hiç hoş olmadı gerçekten.Affettirmek lazım.Carvalhal belki biraz yetersiz hoca olarak ama insanlığıyla kalbimizi fethetti.Mutlaka affettirmek lazım Carvalhal'e.

30 Ekim 2011 Pazar

Nba'de Şok


Nba'de lokavt görüşmelerinde uzun süre sonra olumlu gelişmeler olduğunu yazmıştım.Dün gerçekleşen toplantıda çoğu kişi lokavtın sonlanabileceğini yazıyordu.2 tarafın da anlaşmaya istekli olduğu ve kaybettiklerini fark ettikleri konuşuluyordu.Ancak hiç beklenmedik bir gelişme oldu ve toplantı da anlaşma sağlanamadı üstüne Kasım ayındaki tüm maçlar iptal edildi.

Dünkü toplantı öncesi 2 taraf ta anlaşma olabileceğini belirtmişti.Nba'e yakın kesimlerden de anlaşma olacağı ve lokavtın sonlanacağı söyleniyordu.Ancak toplantıdan sonra açıklama yapan David Stern Kasım ayındaki tüm maçların iptal edildiğini açıkladı.Ayrıca artık hiçbir takımın 82 maçlık bir sezon oynayamayacağını açıkladı.Hepimiz için şok edici bir gelişme oldu.Açıkçası içten içe lokavtın tam sezon oynanmasına engel olacağını düşünmüyordum.

Oyuncular son toplantı öncesi ortak gelirden alacakları payları %57'den %52'ye kadar çekmişti.Takım sahipleri de 50-50'de diretiyordu.Toplantıda sinirlerin gerildiğini ve Billy Hunter'ın %52'den aşağı çekmeyiz diyerek toplantıyı terk ettiğini de söyledi Stern.Stern'e yakın kaynaklar ise bu toplantıda da anlaşma sağlanamayınca çok kızdığını ve teklifi daha da aşağı çekeceğini söyleyeceğini iddia etti.Bu da lokavtın uzamasını sağlayacak gibi duruyor.

Toplantıdan sonra oyuncular da yeterince taviz verdiklerini söyledi ve takım sahipleriyle NBA yetkililerini suçladı.Ana konuda anlaşamadılar daha bu konunun sözleşme süreleri,lüks vergileri verilen ücretler diye dallanıp budaklandığını düşünürsek bu iş daha çok uzun sürebilir ne yazık ki.Bu süreden sonra Nba'den Avrupa'ya geçişlerin daha da artacağını düşünüyorum.Yeni yıla Nba'siz girecek olmamız da neredeyse kesin gibi malesef.

Bobiler de konuyu es geçmemiş birkaç monte yapmışlar.Onları da koyayım dedim.Güzel çalışmalar olmuş gerçekten.

Derbide Eşitlik

 

Derbi yazısı biraz geçe kaldı ama olsun.Yoğunluktandır mazur görün.Sezonun ilk derbisi Tff'nin saçma kararlarına yenisini eklediği bir kararla Perşembe günü oynandı.İnanılmaz bir karar.Yani bu gibi maçların günü Pazar'dır.Resmen futbol zevkimizin içine etmek için elinden geleni yapıyor Tff ve şu ana kadar da başardılar.Tadı tuzu yok şu ligin.

Neyse biz maça geçecek olursak önemli bir maçtı her 2 takım adına da.Rakiplerin tamamı puan kaybetmişti ve bu derbide alınacak 3 puan 3puandan çok daha fazlaydı.Üstüne kazanılacak moral de çok önemliydi.2 takım da doğal olarak fazlasıyla önem veriyordu maça.Beşiktaş düzlüğe çıkmak için Fenerbahçe de seriye devam etmek için bir nevi galibiyete ihtiyaç duyuyordu.

Ben de Beşiktaş'a gittim maçı izlemeye.Atmosfer her zamanki gibi çok güzeldi.Her baktığım yerde siyah beyaz görmek beni ekstra mutlu ediyor.Tezahuratlar,marşlar derken stada giden gitti bizim gibi öğrenciler de arkalarından bakıp cafelere doğru dağıldık.Maç öncesi kadrolara baktığımda aslında şaşırdım.Fernandes'in bildiğim bir sakatlığı olmamasına rağmen kadroya alınmaması şaşırtıcıydı.Mersin deplasmanında iyi oynayan kadrodan sadece Necip-Aurelio değişikliği vardı ki bu da defans güvenliğini düşünerek yapılmış bir hamleydi.Fenerbahçe cephesinde ise kanatlar Caner-Mehmet Topuz ikilisine emanet edilmiş forvette ise Bienvenu'ya yer verilmişti.Beşiktaş'ın beklerinde sıkıntı varken ben Stoch'un oynamasını bekliyordum her ne kadar biraz savruk olsa da.Yetenekli bir oyuncu olarak sıkıntı yaratabilirdi Beşiktaş'a.
Maça her 2 takım da birbirini tartarak başlamıştı ki Fenerbahçe taraftarı müze kapısını kırıp stada daldı.Bu sırada bulunduğum mekanda ben de dahil herkes ayaktaydı stattaki küfüre eşlik ediyorduk.O sırada tok sesli bir abi çıkıp durumu özetledi."Bu bize değil federasyona yapılmış bir hamledir protestodur.Sakin olun maçı izleyin zaten bilenler vardı bunu."Öyle bir dediki kalkıp kimse ama filan diyemedi.Gerginliği emdi ses tonuyla.Maça dönersek 2 takım da kontrollü oynarken bir anda gelişen Beşiktaş atağında sezonun kayıp ismi Simao Sabrosa topa öyle bir vurdu ki son yılların en güzel gollerinden birine imza attı.Çok uzaklardan kusursuz bir vuruş çıkardı ve golü bulup Beşiktaş'ı öne geçirdi.

Gole kadar Fenerbahçe bir türlü organize atak yapamıyordu.Beşiktaş daha gayretliydi ama golden sonra klasik Beşiktaş hastalığı gerçekleşti ve geriye çekildi Beşiktaş.Ondan sonra da Fenerbahçe de Alex te orta sahaya gelip top almaya başlayınca oyunun kontrolü Fenerbahçe'ye geçti.Quaresma'nın kötü gününde olması Beşiktaş kontraataklarının olgunlaşmasını engelledi.Beşiktaş savunmasını geride kurdukça Alex gibi muhteşem bir beyine sahip olması Fenerbahçe'ye pozisyonlar getirdi.Önce Caner'in sert şutunu muhteşem çıkardı Cenk daha sonra da Alex'in zor pozisyonda pek kullanmadığı sağ ayağıyla verdiği müthiş pasta Bienvenu'nun şutunda muhteşem refleks sergiledi ve 2 net pozisyonu önledi.Daha sonra da Gökhan Gönül'ün vuruşunu Egemen çizgiden çıkardı.Son olarak ta Alex'in altı pastan vuruşunda Hilbert araya girdi ve devre 1-0 bitti.

Ancak tabiki bu arada biz ekran başında boğazlarımızı patlattık desem yeridir.Çünkü gereksiz yere fazlasıyla geriye yaslandı Beşiktaş.Savunmasını ceza sahasında kuruyor üstüne Aurelio'yu da oraya çekiyor Ernst te oraya geliyordu.Bu kadar çekildikten sonra gol gelmesi normaldi.Çok sinir olduk gerçekten.Yakışmıyan bir oyundu.Fenerbahçe organize olamazken zorla dizginleri verdi Beşiktaş.Fenerbahçe net pozisyonlar buldu ama Cenk çok başarılıydı.Özellikle Bienvenu'nun şutunda müthiş bir refleks sergiledi.


2.yarıyaysa Beşiktaş daha hızlı başladı.O ilk yarıdaki geri çekilmeyi atlattı Beşiktaş.Quaresma'nın getirdiği topta en son Mustafa Pektemek'in önünde kalan topta onun vuruşu direkten geri geldi.Dönen topta da Simao'nun golü haklı ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayıldı.Ardından bir kez daha Simao uzaktan şanısnı denedi ama Volkan direk dibinde çok iyi kurtardı topu..Daha sonraysa Fenerbahçe adına maçın etkili ismi Caner Beşiktaş savunmasının arasından vurdu direkten top bomboş pozisyondaki Alex'e geldi o da kolaylıkla eşitliği sağladı.O topa ordan vurduran Beşiktaş savunması yine klasik hastalık haline gelen gollerden birini yedi.Alex te yine bizi boş geçmedi.

Golden sonra da değişiklikler gelmeye başladı.Beşiktaş'ın mumla aradığı Almeida nihayet sakatlıktan döndü ve oyuna girdi.Oyuna girer girmez de etkisini belli etti.Fenerbahçe'de ise bana göre süpriz bir şekilde ilk11 başlamayan Stoch süpriz bir şekilde harika oynayan Caner'in yerine süpriz bir şekilde oyuna girdi.Ayrıca Mehmet Topuz da Özer'le yer değiştirdi.Bu hamleyle Aykut Kocaman Beşiktaş beklerini iyice zorlamayı hedefliyordu.Ancak bence muhteşem oynayan Caner'i çıkartması yanlıştı.

Golden sonra Beşiktaş tekrar ileriye çıkmaya başladı.Maçın kötülerinden Quaresma sol kanatta topu aldı.Bekir'i geçti ve Almeida'ya yolladı topu.Almeida da güzel bir kafa vuruşuyla hem topu hem de Ziegler'le Volkan'ı kaleye soktu ve tekrar Beşiktaş'ı öne geçirdi.Quaresma maç boyunca çalım denedi ancak çoğunda başarısız oldu bizlere saç baş yoldurdu bazen desem yeridir.Ama bir anda öyle patlayıp öylesine net bir pozisyon hazırladıki alkışlamamak elde değildi.Almeida da kendisini çok özleyen Beşiktaş taraftarına "kalp" le döndü.Çok özlemişiz gerçekten.

Golden sonra Veli yerine Necip girdi.Çok doğru buldum açıkçası.Necip orta sahanın direncini arttırabilir.Ayrıca Ernst'le oynayınca bir başka oynuyor.Beşiktaş golden sonra güzel kontra atak şansları bulsa da kötü gününde olan Quaresma yüzünden bunları harcadı.Gözler Holosko'yu aradı tam bu zamanda.Fenerbahçe'de ise günün silik ismi Bienvenu yerine Semih girdi.Carvalhal de son olarak 86'da aldı Holosko'yu ama bana göre geç kalınmış bir hamleydi.

                             

Tam maç böyle bitecek derken günün başarılı isimlerinden Cenk dahil kimsenin vurmasını beklemediği bir yerden Cristian topu tam köşeye yolladı ve hepimizde soğuk duş etkisi yarattı.Cenk'in hatası büyük bu pozisyonda.Çok yanlış baraj kurduruyor.Zaten 2 kişi koyuyor baraja üstüne baraj da kalenin dışına doğru.Herkes gibi o da Alex'in içeri doğru kesmesini bekliyordu topu.Alex'in de açıkladığı gibi Baroni müthiş bir özgüvenle vurdu topa.Tam köşeye yolladı Cenk'in oraya giden topu çıkarması imkansızdı.

Maçın son anlarında ceza sahasında müsait pozisyonda Özer kötü vururken Beşiktaş adına Aurelio'nun vuruşunu Volkan çok iyi kurtardı ve 2 takım da galibiyete yaklaştı ancak puanlar paylaşıldı.Tabi şunu da belirtmeden geçemem Beşiktaş taraftarının atkılarını sahaya atması çok harika bir davranıştı.Sosyal sorumluluk konusunda zaten çok duyarlı bir taraftar Beşiktaş taraftarı.Bu açıdan da çok güzel bir ders verdiler bazı ayrımcılara.Orada üşüyen vatandaşlarımıza çok güzel bir destekte bulundular.Binlerce atkı sahaya yağdı.Çok güzel ve anlamlı görüntülerdi.

Sonuç olarak 2 takımın da belirli bölümlerde kazanmayı hak ettiği maçta puanlar paylaşıldı.Ama Beşiktaş'ın geriye çekilmesi ya da Caner'in çıkması gibi hatalar gözüme çarptı.Fenerbahçe'de bir forvet sıkıntısı var Bienvenu aranılan isim değil Semih te çok formsuz.Bu konu herkesin dikkatini çekmiştir elbet.Beşiktaş adına daha fazla takım oyunu oynamaya başlanmış.Ayrıca Almeida'nın dönüşü çok önemli katkı yapacaktır.Quaresma'nın biraz kontrol altına alınması lazım.

Maçın yıldızı Beşiktaş adına bence Fabian Ernst'ti.Ernst müthiş oynadı.Çok iyi savaştı ayrıca üstüne hücumda da çok önemli katkı yaptı.Atakları oluşturan pasları attı.Zaten onun gibi bir oyuncuyu oynatmayan teknik direktör eleştiriyi de alır haklı olarak.Fenerbahçe adına oyundan alınana kadar Caner çok iyi bir maç çıkardı.Sol kanattan Fenerbahçe adına birçok pozisyon yarattı,adam eksiltti beklenmedik derece de iyi oynadı.

Tabiki o son dakikada yenilen gol bizim üzüntülü olarak dağılmamızı sağladı.Tff'nin hafta içine koymaya devam ettiği derbilerde (Galatasaray-Fenerbahçe maçı da Çarşamba gününe koyulmuş.)görüşmek üzere diyelim ne diyelim.

29 Ekim 2011 Cumartesi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun


Bugün 29 Ekim..Cumhuriyetimizin kuruluşunun 88.yılı.Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.Birlik ve beraberliğe çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde bizim için çok önemli bir gün çok önemli bir bayram.

Ama hükümetimiz bu mutlu günde törenleri iptal etti.Bu kadar emek verilen,uğruna kan dökülen ve tüm zorluklara rağmen Atatürk'ümüz önderliğinde kurulan cumhuriyetimizi kutlayamıyoruz.Ama ne yapılırsa yapılsın bizim şu anda en çok ihtiyacımız olan şey Atatürk'ümüzün açtığı yolda ilerleyip cumhuriyete sahip çıkmak.Bizi aydınlık günlere başka bir yol götürmez.O yüzden de biz elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.Atatürk'ümüzün dediği şu cümle bile özetliyor her şeyi."Cumhuriyeti biz kurduk onu ilelebet yaşatacak olan sizlersiniz."

Törenlerin iptalini de hiç doğru bulmuyorum.Bu acıların yaşanmasına izin verenler üstüne kalkıp bu önemli bayramımızı kutlamaya izin vermiyorlar.1937 yılında doktorların tüm uyarılarına hatta ölüm riski olduğunu söylemelerine rağmen sırf halkın morali bozulmasın diye hasta yatağından Ankara'ya giden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün törenlere katıldığını söyleyip yazımı bitiriyorum.Herkesin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.Cumhuriyete sahip çıkalım.

28 Ekim 2011 Cuma

Sonunda Lokavt Görüşmelerinden Olumlu Haber


Nba'de süren lokavtı bitirmek için taraflar haftalardır bir araya gelip saatlerce toplantı yaptı.Ancak ne yazık ki gelen haberler hep kötüydü.Taraflar anlaşmaktan uzaktı ve birçok kişi sezonun tamamen iptal edileceği yönündeydi.Fakat dün gece toplanan taraflar ilk kez anlaşmaya çok yaklaştı.

Federal arabulucunun bile katıldığı saatler süren toplantıdan bile sonuç çıkmamıştı.Her ne olduysa dün akşam toplanan ve 7 saat boyunca görüşen taraflardan bu sefer olumlu mesaj geldi.Oyuncuların gelirden istediği %57'lik payı %52.5'a kadar çektiği ancak buna rağmen takım sahiplerinin %50'de direttiği gelen haberler arasında.Ancak Billy Hunter ve David Stern'den gelen açıklamalar lokavtın kısa süre içerisinde bitebileceği sinyallerini verdi.Hunter"Anlaşmaktan uzak değiliz." derken Stern de "Önemli ilerleme kaydettiğimizi düşünüyorum." dedi.

Sevindirici bir gelişme gerçekten.Bu kadar uzun süre direttikten sonra her 2 taraf ta neler kaybettiklerinin farkına vardı sanırım.Anlaşma geciktikçe kayıp daha da büyütüyor.Henüz sezonun kurtarılma ihtimali var.Biraz yaza sarkar ama en azından 82 maç olur.Bakalım ne zaman son verecekler bu işe.

25 Ekim 2011 Salı

Şampiyonun Yüreğini Küçümseme

Serie A'da haftasonu çok ilginç bir maç yaşandı.Son şampiyon Milan deplasmanda Lecce'yle karşı karşıya geldi.Maça çok kötü başlayan Milan 3-0 geriye düştüğü maçın 2.yarısında müthiş bir geri dönüşle maçı 4-3 kazandı.

Henüz 4.dakikada sol kanattan kullanılan serbest vuruşta Giacomazzi iyi yükselerek Lecce'yi 1-0 öne geçirdi.Daha sonra 30.dakikada daha önce Milan'da da oynamış Massimo Oddo penaltıdan golü buldu ve durumu 2-0'a getirdi.37.dakikada ise Milan savunması ofsayt diye duraklayınca Grassmuller karşı karşıya kaldığı pozisyonda soğukkanlı bir vuruşla durumu 3-0'a getirdi.Lecce'liler galibiyet kutlamasına çok erken başlamıştı.

2.yarıya Milan Robinho'nun yerine Boateng'le başladı.Nitekim maçın kaderini de bu değişiklik belirledi.Oyuna giren Boateng Milan'ın ihtiyacı olduğu kıvılcım oldu.Hatta direk yangın oldu desek yeridir.Takımı toparladı Boateng üstüne 49.dakika da ceza sahasının çaprazına doğru seken topa gelişine muhteşem bulup topu 90'a astı.Ardından 55.dakikada Cassano'nun çıkardığı topa gelişine ayağının dışıyla muhteşem vurdu ve yine 90'a yolladı topu.2 golde de kaleci yerinden bile kıpırdayamadı.Ardından da 64.dakikada Lecce savunmasının ofsayt diye beklediği pozisyonda Boateng kalecinin tüm çabalarına rağmen ağlara yolladı ve bu inanılmaz geri dönüşe imza attı tek başına.Muhteşem bir performans sergiledi genç oyuncu.Milan için geri dönüş daha bitmemişti.83.dakikada Cassano'nun ortasına çok iyi yükselen Yepes durumu 4-3'e getirip uzun süre unutulmayacak bu geri dönüşe imza attı.

Nba'in efsane koçlarından Rudy Tomjanovich bundan yıllar önce efsane bir söz söylemişti."Asla bir şampiyonun yüreğini küçümseme."İşte burada tam bahsettiğimiz şey bu.Erken kutlama yapan Lecce'liler karşılarında bir şampiyon olduğunu unutmuş gibiydi.Bunun da bedelini çok fena ödediler.Milan müthiş bir güven kazanmıştır bu galibiyetle ve Serie A'da bu sezon da şampiyonluğun en güçlü adayı onlar.

Bir kanalda sanırım canlı anlatım yapılırken Milan taraftarı olduğu açıkça belli olan bir spiker de tam bu anlarda kendinden geçti.Boateng için müthiş(!) bir de tezahurat buldu bu spiker.Müthiş bir heyecan yaşamış ve buna da hiç hakim olmamış.O görüntüleri de koyuyorum gerçekten çok komik görüntüler olmuş.

Bu maçın özet görüntüleri:



Bu da bahsettiğim spiker:

Ibaka Real Madrid'te


Lokavt süresince Avrupa'ya geçen oyuncuların hızı kesilmiyor.Oklahoma City Thunder'ın yıldız forveti Serge Ibaka İspanya'nın güçlü ekiplerinden Real Madrid'le lokavt sonuna kadar sözleşme imzaladı.

İspanya Milli Takımı'nda da oynayan Ibaka'nın Anadolu Efes'in de yer aldığı Real Madrid'e gelmesi bizim açımızdan kötü oldu.Ibaka her ne kadar Eurobasket'te ilk başta pasif kalsa da sonradan çok önemli katkı vermişti.Müthiş atlet bir oyuncu Ibaka.Buna bağlı olarak ta çok yüksek blok tehtidi var.Hiç beklenmedik bir anda çok yüksekteki topları bile bloklayabiliyor.Ayrıca belli bir mesafeye kadar şutu da var.Tabiki o müthiş atletik yetenekleri sonucu müthiş smaçlar yapıp takımını ateşleyebiliyor.Takımın ihtiyacı olan patlayıcı gücü çok rahat sağlayabiliyor.Hücum ribauntlarında da çok etkili "Air Congo" lakaplı oyuncu.Takip smaçları meşhurdur.Ancak blok yapma sevdasına bazen pozisyonunu bırakıyor ki bu da savunmanın dengesinin bozulmasını sağlıyor.Post oyunu da henüz çok zayıf.Ancak yaşının 22 olduğunu göz önünde bulundurursak bu konuyu da mutlaka geliştirecektir.

Euroleague'te şampiyonluk hedefleyen Real Madrid daha önce de Rudy Fernandez'i kadrosuna katmıştı.Ibaka'nın gelişiyle çok önemli bir takviye daha yaptılar.Lokavt süresince en iyi takımlardan biri olabilir Avrupa'daki.

24 Ekim 2011 Pazartesi

Önce Evini Sonra Manchester United'ı Yaktı


Yine normal şartlarda dün girmeyi planladığım bir yazı.Ancak Van depremi moralimizi çok bozdu.Ulus olarak felaketler üst üste geldi.Allah yardımcımız olsun diyorum.Çok vahim olaylar yaşıyoruz ne yazık ki.

Yazıma geçecek olursak Mario Balotelli çok yetenekli ancak bir o kadar da sorunlu bir oyuncu.Daha önce birçok kez yaptığı cins cins hareketlerle gündeme gelmişti.Bugün oynanan ve sezonun en kritik maçlarından biri olan Manchester derbisi öncesi yine gündemde Balotelli vardı.

Mario Balotelli evinde banyosunda arkadaşlarıyla birlikte havai fişekle oynarken(!) evini yaktı.Geceyi otelde geçirip ertesi günde maç öncesi yapılan antremana katılmış Balotelli.Ayrıca olay basına yansıyınca da yangıknı çıkartanın kendisi değil arkadaşları olduğunu söylemiş.Her ne olursa olsun evde oynayacak başka bir şey kalmadı mı da havai fişeklere sarmışlar.Hiç olmadı gitsin Fifa12 oynasın kendiyle gol atsın ne biliyim.Küçük çocuk gibi hakikaten Balotelli.Daha önce de antreman yeleğini giyememişti görevli yardımı olmadan.

Ama bu önemli maçta ise kendisinden beklenileni yapan ve sahip olduğu yetenekleri sergileyen bir Balotelli vardı.Maç öncesinden bahsedelim birazcık.2 takım da sezona müthiş girmişti ve ilk 2 sırayı paylaşıyorlardı.Bu maç öncesinde 2puan farkla City liderdi ve bu maç daha şimdiden şampiyonluk yolunda önemli bir maç gibi gözüküyordu.Son zamanlarda toparlanan Chelsea dışında bu 2 Manchester ekibini durdurabilecek bir takım gözükmüyordu.Bu dev derbi maçta alınacak 3 puan her iki takım içinde önemliydi.

Maça Manchester United daha hızlı girdi.İlk 10 dakikada topun hakimiyeti Kırmızı Şeytanlar'daydı.Ancak daha sonra oyunda önce dengeyi kurdu sonra da üstünlüğü ele geçirdi Manchester City.Pozisyonlar da gelmeye başladı.Nitekim 22.dakikada James Milner'ın ortaya çevirdiği topta Balotelli çok klas bir tek vuruşla tam köşeden ağlara yolladı.Balotelli golü attıktan sonra da formasının altındaki "Why Always Me?"(Neden hep ben?) yazan t-shirtünü göstererek belki de başına gelen bu olaylardan kendisinin de bıktığını anlatmaya çalışıyordu.Golden sonra her 2 takım da tehlikeli pozisyonlar yaratmaya yakınlaştı ancak son vuruşlarda istenilen gelmedi ve devre 1-0'lık City üstünlüğüyle bitti.

2.yarıyaysa Manchester City çok daha hızlı başladı.Agüero'nun ara pasında bir anda kaleciyle karşı karşıya kalan Balotelli ceza sahasına girmek üzereyken Johnny Evans rakibini arkadan çekerek indirdi.Hakem de tereddütsüz kırmızı kartını gösterdi.Kesinlikle doğru karar.Balotelli kaleciyle karşı karşıyaydı ve Evans ta son adamdı.10 kişi kalınca United ekibi City baskıyı iyice arttırdı.Silva-Milner ikilisinin şık paslaşmaları sonucunda Milner'ın ortaya çevirdiği topta Balotelli'ye adece boş kaleye dokunup farkı 2'ye çıkartmak kalmıştı.


2.golün gelişi rakibin de 10 kişi kalmasıyla City iyice oyuna hükmetmeye başladı.Orta sahayı tamamen ele geçiren City çok şık paslaşmalar sonrasında Richards'ın ortaya çevirip Agüero'nun vurduğu topla farkı 3'e çıkartıp iyice rahatladı.Bu dakikadan sonra Manchester United biraz daha hücum etmeye çalıştı.Rooney'in orta sahaya gelip top almasıyla pozisyon yaratmaya çalıştılar.Fletcher'ın muhteşem plase golüyle de farkı 2'ye indirdiler.Enfes bir goldü.Tek bir plase vuruşla çok uzaktan Joe Hart'ı mağlup etti Fletcher.Gol sevinci ise onun da vuruşuna çok şaşırdığını gösterir cinstendi.

Ancak 80.dakikada gelen bu gol United yerine City'i ateşledi.Oyuna sonradan giren Dzeko önce net bir pozisyonu harcadı sonra da Silva'nın müsait pozisyonda kötü vuruşu geldi.Ancak kornerden gelen topu Lescott Dzeko'nun dizine çarptırdı ve 4.gol geldi ama yine de City'nin hızı kesilmedi.Dzeko'nun şık pasında kaleciyle karşı karşıya kalan günün yıldızlarından David Silva kalecinin bacak arasından 5.golü buldu.Ardı arkası kesilmeyen City ataklarından birinde Silva'nın muhteşem pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Dzeko'nun vuruşunda De Gea'nın müdahelesi yetersiz kaldı ve City 6.golü bularak rakibine tarihinin en ağır yenilgilerinden birini yaşattı.



Maçın yıldızını seçmekte çok zorlanıyorum açıkçası.Tüm City takımı çok iyi oynadı.Ama Milner ve Silva'nın üstün performansını takdir etmeden olmaz.2'si de muhteşem futbol oynadılar.Perişan ettiler Manchester United beklerini.Balotelli de o kadar sorunla çıktığı maçta 2 gol atarak en önemli paylardan birinin sahibi oldu.Micah Richards ta müthiş bir performans sergiledi.Maç boyunca hücuma destek verip sağ kanattan geçit vermedi.Ama yine de Evans'ın kırmızı kartı dengeleri çok değiştirdi ve dizginleri tamamen City'e geçirdi.

Manchester United tarihinin en acı yenilgisinden birini aldı.Üstüne üstlük böylesine önemli bir derbide alınan bu mağlubiyet moralleri bozmuştur mutlaka.Artık United simgesi haline gelen menajer Sir Alex Ferguson'un hayatında aldığı en farklı yenilgi.City cephesinde ise haklı sevinç hakim.Klüp Araplar tarafından satın alındığından beri belki de ilk kez bu kadar kararlı ve iddalı olduklarını gösterdiler.Şu durumda da geniş ve kaliteli kadrolarıyla şampiyon olacaklardır.

23 Ekim 2011 Pazar

R.I.P Simoncelli

Moto GP'yi izlemem pek te ilgim yoktur.Nedense bu sabah Ntvspor'da görünce biraz izliyeyim dedim.Ne yazık ki çok talihsiz bir olaya tanık oldum.Honda adına yarışan genç pilot Marco Simoncelli henüz 2.turda yaşanan korkunç kazada malesef hayatını kaybetti.

2.turda viraj dönerken Colin Edwards ve Valentino Rossi'yle kazaya karışan Simoncelli motorundan savruldu ve kaskı çıkan 24 yaşındaki pilot malesef tüm müdahelelere rağmen kurtarılamadı.Gördüğüm en feci kazalardan biriydi.Virajı dönerken fazla savruldu arkadan gelen Edwards'ta motoruyla ona çarptı.Kaskı fırladıktan sonra pist ortasında yattığını görünce zaten eminim herkes anlamıştı acı sonu.

Çok genç bir pilottu.Dediğim gibi izlememiştim Moto GP hiç ama hakkında araştırma yaptım.Yetenekli bir piltomuş.Yaşı da çok gençmiş.Kötü bir hafta geçiyor zaten.Bu da acı bir olay olarak eklendi.Huzur içinde uyusun.

Not:Kaza görüntüleri internette var.Ben kötü bir olay olduğu için paylaşmak istemedim merak edenler oralardan izleyebilir.Ama uyarıyım tekrar gerçekten kötü bir kaza.

Lokavtta Sıkıntı Büyük


Nba'de lokavt adına belki de en önemli görüşmeler geçtiğimiz 3 gün içerisinde tam 30 saat süren görüşmelerde yine bir olumlu gelişme ne yazık ki olmadı.Böylece sezonun oynanması ciddi olarak tehlikeye girdi.

Çok önemli bir görüşmeydi.Nba'e yakın kaynaklar bugünkü görüşmeden sonuç çıkmaması halinde sezonun yarısının kesinlikle oynanmayacağını söylüyordu.İlk gün 16 saatlik bir görüşmede toplantı odasına yemekler bile söylendi.Ancak yine de orta yol bulunamadığı açıklandı ne yazık ki.En ciddi anlaşmazlık gelir dağılımı konusundaydı.%57 olan oyuncu gelirlerini takım sahipleri çok buluyordu.Bunu %50 ye indirmeyi teklif ettiler ancak oyuncular en fazla %52.5'e kadar indiler.Buna bağlı olarak ta salary cap ve sözleşme uzunlukları gibi konularda da sıkıntı yaşandı ve 30 saatlik görüşmenin sonucu biz basketbolseverler için Nba'siz geçen zamanın çok daha fazla uzadığıydı.

Görüşmelere grip olduğu için David Stern katılamamıştı o yüzden sezonun bir kısmının daha iptal edilmesi biraz daha sarktı ancak kesinleşti diyebiliriz.Toplantıdan sonra oyuncular birliği kısmı çok kızgındı.Avukat Billy Hunter ve başkan Fisher karşı tarafıı anlaşmaya uzak olmakla suçladı.Yapılan teklifin yetersiz olduğunu söyleyen ikili takım sahiplerinin anlaşmak istemez tavırlarından rahatsız olmuş.Ayrıca kesin çizilen çizgilerin bir türlü aşılamaması yüzünden anlaşılamadığını söylediler.Stern'in olmamasından dolayı olsa gerek takım sahiplerinden bir açıklama gelmedi henüz net olarak.

Kesin olan bir şey var ki o da Nba'de sezonun ciddi olarak tehlikeye girdiği.İşin içine federal arabulucunun girdiği 30 saatlik bir görüşmede bile anlaşılamıyorsa daha ne zaman anlaşılır bilmiyorum.30 saat ne yapıyorlar onu da merak ediyorum kaldı ki bu kaçıncı toplantı..Dileğimiz en kısa zamada lokavtın bitmesi.

21 Ekim 2011 Cuma

Hakeme Krampona Kırmızı Kart

Dün gece Avrupa Ligi'nde heyecan tekrar başladı.Beşiktaş'ın grubunda yer alan 2 takımı karşı karşıya getiren Stoke City-Maccabi Tel-Aviv maçında çok enteresan bir olay yaşandı.

Stoke City'nin ilk yarıda bulduu gollerle 3-0 öne geçip kazandığı maçın 2. yarısında taç çizgisine yakın bir yerde Maccabi'li Yoav Ziv kendisine faul yapıldığını düşündü ancak yardımcı hakem bayrağını kaldırmayınca iyice sinrilendi ve ayağından çıkan kramponunu hakeme doğru tekmeledi.Krampon da hakeme geldi.Yardımcı hakem hemen olayı orta hakeme bildirdi ve Ziv direk kırmızı kartla atıldı.

Kendisi de krampon hakem gelince ne yaptığını anlayıp pişman oldu ama iş işten geçmişti.Bir anlık öfkesinin kurbanı oldu ama bugüne kadar gördüğüm en ilginç şekilde kırmızı kart gördü Ziv.

İşte o anlar.

20 Ekim 2011 Perşembe

Geri Dönüşümlü Tevez

Carlos Tevez Manchester şehrinde bir türlü dikiş tutturamadı.Daha önce Manchester United formasını giyen ancak taraftarlarla da sorun yaşayan Tevez şehrin diğer takımı Manchester City'e gidince taraftarların daha da çok tepkisini çekmişti.Tevez burada iyi sezonlar geçirdi ancak son zamanlarda ciddi sorunlar yaşıyor takımla.Mancini'yle arası iyice açılan Tevez'in takımdan ayrılması neredeyse kesin.

Tabi bu durum City taraftarının da tepkisini çekmiş durumda.Bu amaçla 2takım taraftarları da bir araya gelerek çok ilginç bir olaya imza attılar.Manchester United stadı yakınlarında bir tarafı United'ı temsilen kırmızı diğer tarafı da City'i temsilen mavi bir çöp kamyonu koydular.Üstünde ise Tevez'den geri dönüşüm yazıyordu.Bu kampanya çerçevesinde her 2 takım taraftarları da aldıkları Tevez formalarını bu kamyona atarak en azından ziyan olmasını önlüyor ve çevreye dönüşümle katkıda bulunuyor.

Çok ilginç bir protesto.Esprili de olsa Manchester taraftarları artık Tevez'in şehirden gitmesini istiyor.Bir türlü uyum sağlayamadılar Tevez'le her 2 takım taraftarı da.İşte o protestodan kareler..

 



Ronny Turiaf Asvel'de


Normal şartlarda bu yazıyı dün yayınlayacaktım ancak o üzücü günde herhangi bir yazı paylaşmak içimden gelmedi.O yüzden bugün paylaşıyorum.

Nba'de lokavt sürerken oyuncular kendilerine takım bulmaya devam ediyor.Avrupalı oyuncuların çoğu dönmüş durumda.Son olarak Ronny Turiaf ta Fransa'nın Asvel takımıyla anlaşma sağladı ve lokavt bittiğinde Turiaf'a kalmış Nba'e dönüp dönmemek ilk açıklanan bilgilere göre..

Tony Parker'ın asbaşkanı olduğu Asvel'e yakın arkadaşı Turiaf'ı getirtmek istediği ve aynı takımda oynamak istediği konuşuluyordu son günlerde.Anlaşılan Parker'ın lobisi işe yaramış ve Turiaf takıma katılacak.Böylece önemli bir kadro kurmuş oldu Asvel.Parker önderliğinde çok güçlü bir kadroya sahipler.Turiaf gibi sahaya yüreğini koyan ve tabiri caizse %150'yle oynayan bir oyuncuyu Nba'deki takımlar da dahil kadrosunda görmek ister.Ortayı iyi kapatır Turiaf,savunmada isteklidir,belli bir mesafeden şutu da vardır ve en önemlisi takımı çok iyi ateşler.Kenar danslarını da unutmamak lazım.Tek sıkıntısı çabuk faul alması..

Turiaf demişken kenarda yaptığı ilginç dansları göstermeden olmaz.


19 Ekim 2011 Çarşamba

Lanetliyoruz!


Terör laneti yine can yaktı.Tam 26 şehit haberiyle uyandık güne.Hakkari'de yapılan hain saldırı da tam 26 askerimiz şehit oldu 22 askerimiz ise yaralandı.Söylenicek söz yazılacak yazı yok.Tarif edilemez bir acı gerçekten.Böyle bir günde ne spor ne başka bir şey konuşulmaz.

Neredeyse her gün yok yere şehit veriyoruz hain pusulara kurban veriyoruz vatan evlatlarını.Ocaklar sönüyor,anaların ailelerin gözü yaşlı kalıyor.Bunun gibi hain saldırıların ardı arkası kesilmezken devleti yönetsin diye yetki verdiklerimiz dalga geçer gibi açıklamalar yapıyor.Hepsine yazıklar olsun.Hele hala acımızı gömüp anayasa yapacağız diyen Cemil Çiçek gibilerini de Allah'a havale ediyorum.Çok üzücü bir gün gerçekten.Ne diyeceğimi ne yazacağımı bilmiyorum.Bıçak kemiğe dayandı lafını daha ne kadar duyacağız.Ateş gerçekten düştüğü yeri yakıyor.Biz üzülüp sinirlenip canımız yandığıyla kalıyoruz.Bir hareket görmek için daha kaç tane evladımızın böyle hain ve şerefsizce saldırılarda hayatını kaybetmesi lazım?Yetmedi mi bu kana susamış canilerin yaptıkları?Yok yere daha kaç tane ocak sönmeli?Boş dağları tepeleri bombalamakla olmuyor bu işler.Somut adım atmanın zamanı geçeli yıllar oldu.

Terörü lanetliyoruz.Bizlere bu acıları yaşatanların Allah belalarını versin.Şehitlerimize de Allah'tan rahmet diliyorum.Geride kalanlara da Allah sabırlar versin.